İçeriğe geç

Alnomyan's VS Novaryan's season 5

Bölüm 9 · 15 dk okuma

Alnomyan's VS Novaryan's season 5

Bölüm 9

5. SEZON / 9. BÖLÜM: KLONLARIN GÖLGESİ

SAHNE 1

​Mekân: Mac Joe’nun Gizli Ana Karargâhı – Klon Laboratuvarı.

​Karakterler: Mac Joe (Gerçek), R&T (Küçük Yardımcı Robot).

​(Kamera, güvenli üssün ve zamansal boyutların ötesine, gerçek Mac Joe’nun derin yer altı karargâhına geçer. Ortam koyu gri metaller, sürekli yanan kırmızı ikaz ışıkları ve buram buram benzin ile vişne konsantresi kokusuyla kaplıdır.)

​(Devasa bir hidrolik kapı gürültüyle yukarı doğru kayar: "GÜÜÜÜÜÜÜÜMMMM!" Yıkılan fabrikadan kaçırılan, Zeng ve Emilia tarafından boynu kesilip içindeki benzin ve vişne suyu dışarı akmış olan o meşhur klonun delik deşik bedeni, ameliyat masasına benzer metal bir sedyenin üzerinde yatmaktadır.)

​(Gerçek Mac Joe, ağır adımlarla masanın yanına yaklaşır. Göğsündeki sibernetik ışıklar ritmik bir şekilde yanıp sönmektedir. Hemen arkasından ise onun sadık, kurnaz ve 80 cm boyundaki küçük yardımcı robotu R&T gelir. R&T’nin kafası ve gözleri tamamen dikdörtgen şeklindedir; yürürken küçük metal ayakları zeminde tıkır tıkır sesler çıkarır: "TIK-TIK-TIK-TIK!")

​(R&T, masanın boyunu aşması nedeniyle kafasını gövdesinden aniden ayırır: "ÇAT-ÇİK!" Dikdörtgen kafası havada süzülerek parçalanmış klon bedeninin tam üzerine gelip durur ve içerideki vişne suyu birikintisine, sarkık kablolara bakarak inceleme yapar.)

​R&T: (Dikdörtgen kafası havada süzülürken, kurnaz ve cırtlak sesiyle) "Oooo Mac Joe kanka! Bizim çakma protezi ne hale getirmişler böyle ya! Adamların içine nasıl bir öfke kaçtıysa artık, vişne suyuyla benzini birbirine katmışlar kanka!"

​Mac Joe: (Klonun delik deşik boyun kısmını elindeki mekanik kıskaçla inceler, soğuk ve kibirli bir sesle) "Işıklar ve duman dağılana kadar oyalandılar R&T. Zeng ve o aptal ekibi kendilerini bir şey başardık sanırken biz asıl zaman çizgisindeki boşluğu kullandık."

​R&T: (Kafası gövdesine geri oturur: "TIK-KLİK!", ellerini birbirine sürterek sinsice sırıtır) "Valla haklısın kanka! İçeri giren o kırmızılı Mech’li doktor bob midir nedir, onun kalkanı olmasa bizim bu vişne bombası onları havaya uçuruyordu zaten. Şimdi ne yapıyoruz peki kanka? Yeni bir klon daha mı üretiyoruz, yoksa bu sefer sahaya sen mi ineceksin?"

​Mac Joe: (Klonun göğsündeki çip modülünü söküp cebine atar) "Gerçek şov yeni başlıyor R&T. Sığınak-Zero ve bizim eski dost Light birbirine girmek üzereyken, biz sadece meyveleri toplayacağız..."

SAHNE 2

​Mekân: Alnomyan Gezegeni – Yüksek Konsey Salonu.

​Karakterler: Alnomya Konsey Üyeleri, Konsey Başkanı.

​(Kamera, Mac Joe’nun kasvetli karargâhından ayrılıp Alnomyan Gezegeni’nin görkemli, kristal sütunlarla kaplı Yüksek Konsey Salonu’na geçiş yapar. Salonun ortasındaki devasa yuvarlak masanın etrafında, Alnomya’nın en yetkili liderleri ve konsey üyeleri toplanmıştır. Masanın ortasındaki üç boyutlu holo-haritada Novaryan Sarayı'nın yıkım görüntüleri ve yükselen dumanlar dönmektedir.)

​(Salonda büyük bir uğultu ve tartışma hâkimdir. Üyeler ellerini masaya vurarak haritadaki yıkıma işaret eder.)

​1. Konsey Üyesi: (Sert bir sesle öne atılır) "Novaryan Sarayı’nın yerle bir edilmesi sadece o gezegenin sorunu değildir! Sınırlarımızın hemen yanı başında devasa bir güç dengesi bozuldu. Arghall’ın saldırısı ve Novaryan’ın çöküşü bizi doğrudan tehdit ediyor!"

​2. Konsey Üyesi: (Holo-haritayı yakınlaştırarak) "Marcus ve çocukları Novaryan’ı korumakta yetersiz kaldı. Eğer o kaos Alnomyan sınırlarına sıçrarsa, yarattığımız bu medeniyet bir günde haritadan silinir. Derhal savunma hatlarını çekmeli ve Novaryan ile tüm diplomatik bağları koparmalıyız!"

​Konsey Başkanı: (Ağır adımlarla masanın başındaki tahtından kalkar, ortam aniden sessizleşir) "Sessizlik! Novaryan’da yaşanan yıkım tesadüf değil. Ancak bizi asıl düşündürmesi gereken şey dışarıdaki tehditler değil... Yıllar önce gezegenimizi terk eden ve karanlığa gömülen o kadim tehlikenin, Light’ın hâlâ bu topraklarda bir yerlerde saklanıyor olma ihtimalidir."

​(Konsey üyeleri "Light" ismini duydukları an kendi aralarında huzursuzca fısıldaşmaya başlar. Konsey başkanı bakışlarını Novaryan’ın dumanı tüten görüntüsüne diker.)

​Konsey Başkanı: "Novaryan’daki saldırı sadece bir başlangıçtı. Muhafızları alarma geçirin. Novaryan’ın kaderi bizim de kaderimiz olmadan önce bu savaşa hazır olmalıyız!"

SAHNE 3

​Mekân: Alnomyan Gezegeni – Yüksek Konsey Salonu.

​Karakterler: Konsey Başkanı, Konsey Üyeleri.

​(Konsey Salonu’ndaki Novaryan tartışmasının yarattığı hararetli hava henüz yatışmamışken, Konsey Başkanı elindeki asayı mermer zemine iki kez vurur: "TAK-TAK!" Masanın ortasındaki Novaryan haritası kaybolur ve yerine 70 cm boyunda, üzerlerinde minik pelerinler ile başlıklar taşıyan, gövdeleri tamamen pürüzsüz koyu demirden oluşmuş yaratıkların 3 boyutlu modelleri gelir. Bunlar Demir Miniler'dir.)

​(Konsey üyelerinin yüzündeki ifade bir anda öfkeden derin bir çaresizlik ve endişeye dönüşür. Demir Miniler, yüzyıllardır Alnomyanların en sadık müttefikleri olmuş, savaşlarda gözlerini kırpmadan cephenin en önünde savaşmış küçük metalik canlılardır. Ancak ekranın yanında beliren nüfus grafiği hızla aşağıya düşmektedir.)

​Konsey Başkanı: (Ağır bir sesle masaya yaklaşır, gözlerinde büyük bir kaygı vardır) "Novaryan’daki savaş kapımızda... Ama asıl felaket içimizde yaşanıyor. En büyük müttefikimiz, savaşlarımızda omuz omuza durduğumuz Demir Miniler yok oluşun eşiğinde."

​3. Konsey Üyesi: (Öne doğru eğilerek grafiği inceler) "Biyolojik ve metalik döngüleri tamamen durdu. Son iki yıldır tek bir Demir Mini bile yumurtlayamıyor, yeni bir nesil üretemiyoruz! Yaşlı olanlar ise paslanarak ve enerji çekirdekleri sönerek birer birer ölüyor."

​(Tam o sırada konsey salonunun ağır kapısı hafifçe aralanır. İçeriye pelerinli, başlığı gözlerini kapatan 70 cm’lik bir Demir Mini girer. Konuşamaz; sadece masaya doğru yaklaşarak çaresizce mekanik, hüzünlü sesler çıkarır: "Ciiip-bip-vzzzzt... Bip-ciiip..." Başını öne eğer.)

​Konsey Başkanı: (Elini Demir Mini'nin küçük demir başlığına koyarak hafifçe okşar) "Yumurta koyamıyorlar... Üreyemiyorlar. Onların o eşsiz metalik yumurtalarını tetikleyen kadim geni ve enerjiyi sadece tek bir kişi biliyordu..."

​1. Konsey Üyesi: (Yutkunarak fısıldar) "Light... Onların genetik mimarı da bizzat Light’tı."

​Konsey Başkanı: "Evet. Eğer Light’ın gizli formülünü bulamazsak ya da bu sorunu çözemezsek, Alnomya’nın en sadık koruyucuları birkaç yıl içinde tamamen tarih olacak!"

SAHNE 4

​Mekân: Novaryan Gezegeni – Yıkık Sarayın Dev Kahramanlar Meydanı.

​Karakterler: Marcus, Maria (Karısı), John, Eric, Mimi, Novaryan Generalleri, Saray Muhafızları.

​(Görkemli Novaryan Sarayı’nın devasa tunç kapıları, ağır ve gürültülü bir yankıyla iki yana açılır: "GÜÜÜÜÜÜÜÜMMMM!")

​(Ağır dumanların ve tüten küllerin arasından ilk olarak Marcus adımlarını atar. Yanında, zarif ama gözlerinde katı bir mağrurluk taşıyan eşi Maria vardır. Maria, Marcus’un koluna girmiş olsa da dik duruşundan ödün vermemektedir. Arkalarında ise çocukları John, küçük Eric ve Alya’ya olan öfkesi gözlerinden okunan Mimi gelmektedir.)

​(Yıkık saray merdivenlerinin iki tarafına dizilmiş olan ağır zırhlı Novaryan generalleri ve mızraklarını yere vuran muhafız ordusu, kraliyet ailesini selamlamak için tek bir vücut halinde hazır ola geçer: "ŞLAK-TAK!")

​(Tüm meydan, savaşın yıkımına rağmen ayakta kalan liderlerini görmek üzere toplanmıştır. Zırhları kan ve toz içinde olan kıdemli bir Novaryan Generali öne çıkarak mızrağını göğsüne vurur.)

​Kıdemli General: "Yüce Marcus! Meydan ve yeraltı tünelleri düşman kalıntılarından tamamen temizlendi. Muhafız birliklerimiz saray surlarını yeniden örmek için emrinizi bekliyor!"

​Maria: (Gözlerini saray meydanındaki yıkıntıların üzerinde gezdirir, Marcus’a dönerek kısık ama kararlı bir sesle konuşur) "Sarayımızın taşları yıkılmış olabilir Marcus... Ama halkımız hâlâ bu ailenin gözlerinin içine bakıyor. Zafer bizimdir, fakat bedeli ağır oldu."

​Marcus: (Mermer merdivenlerin en üst basamağında durur, pelerini rüzgârda savrulurken kılıcının kabzasını sıkar ve tüm meydana yankılanan gür sesini yükseltir) "Novaryan halkı! Bugün surlarımız kanla ıylandı, sarayımız lekelendi... Ama biz buradayız! Generallerim, muhafızlarım! Bir an olsun dinlenmek yok. Bu yıkımı yapanlar ve onların arkasındaki gölgeler, Novaryan’ın gazabını iliklerine kadar hissedecek!"

​(Bütün generaller ve muhafızlar kılıçlarını ve mızraklarını havaya kaldırarak gürleyen bir sesle bağırır: "NOVARYAN İÇİN! MARCUS İÇİN!")

​(Mimi ise babasının söylevini dinlerken gözlerini uzaktaki mekiksavarlara dikmiş, aklındaki tek şey olan Alya’ya ulaşmak için sessizce fırsat kollamaktadır.)

SAHNE 5

​Mekân: Novaryan Gezegeni – Yıkık Sarayın Giriş Koridoru.

​Karakterler: Marcus, Maria, General Wrelak, Novaryan Muhafızları.

​(Meydandaki coşkulu bağırtılar ve kılıç sesleri henüz kesilmemişken, saray ana kapısının gölgesinden ağır, aksak adımlarla biri yaklaşır. Muhafızlar refleksle mızraklarını doğrultur ancak gelen kişiyi görünce saygıyla geriye çekilirler: "ŞLAK!")

​(Gelen kişi, Arghall savaşında ön saflarda çarpışan ve ağır yaralanan General Wrelak'tır. Yüzünün sağ tarafı tamamen parçalanmış, etleri yanmış ve dağılmıştır. Çenesi metal teller ve kalın cerrahi dikişlerle zora ki birleştirilip sabitleştirilmiştir. Zırhından hâlâ taze kan sızmaktadır.)

​(Wrelak, dikilmiş çenesi yüzünden konuşmakta zorlanarak, hırıltılı ve boğuk bir sesle Marcus'un önünde diz çökmeye çalışır.)

​General Wrelak: (Hırıltıyla, çenesindeki telleri zorlayarak) "Y-Yüce... Marcus... Ön hatlar... temizlendi..."

​Maria: (Wrelak'ın dağılmış yüzünü görünce hafifçe irkilir ama metanetini koruyarak elini uzatır) "General Wrelak... Bu halde ayağa kalkmaman gerekirdi. Sıhhiye birlikleri nerede?"

​Marcus: (Wrelak'ın omzundan tutarak onu bizzat ayağa kaldırır, gözlerinde derin bir saygı vardır) "Diz çökme Wrelak. Sen Novaryan'ın yıkılmayan tek surusun. O yüzündeki yaralar, bu krallığın şeref madalyasıdır."

​General Wrelak: (Çenesindeki metal parçaları çatırdatarak başını sallar, gözlerinden intikam ateşi saçılmaktadır) "Acı... önemli değil lordum... Bize saldıranların... çenelerini... kendi ellerimle sökeceğim..."

​(Marcus, General Wrelak'ın sağlam omzuna vurur ve onu koridordaki muhafızlara emanet eder.)

SAHNE 6

​Mekân: Novaryan Gezegeni – Yıkık Saray / Taht Odası.

​Karakterler: Marcus, Maria, İki Novaryan Askeri, Ruyew (Bilim Adamı).

​(Marcus, General Wrelak’ı sıhhiye birliğine uğurladıktan sonra saray koridorlarından geçip taht odasına adımlar. Maria da hemen yanındadır. Ancak tam o sırada koridorun sonundan iki zırhlı Novaryan askeri, kolları arkadan kelepçelenmiş, üstü başı hırpalanmış bir bilim adamını sürükleyerek getirir. Bilim adamının adı Ruyew’dir.)

​(Askerler Ruyew’i Marcus’un önünde diz çöktürür: "GÜÜÜÜM!" Ruyew’in nefes nefese kaldığı, gözlerindeki dehşet ve çaresizlikten bellidir.)

​Marcus: (Kaşlarını çatarak askerlere bakar, sesi soğuk ve otoriterdir) "Bu ne demek oluyor? Ruyew’in burada, kelepçeler içinde ne işi var?"

​1. Asker: (Başı önde, saygıyla selam vererek konuşur) "Yüce Marcus... Bu hain, gizli araştırma laboratuvarındaki yasaklı veri arşivlerine sızarken yakalandı. Üstelik halkın ve muhafızların arasında felaket yaratacak, fitne çıkaracak dedikodular yaymaya çalışıyordu!"

​Marcus: "Ne söyleyip duruyor? Açık konuşun!"

​2. Asker: (Yutkunur, bir an duraksadıktan sonra sesi titreyerek devam eder) "Efendim... Bize dedikleri tam olarak şuydu... 'Alnomyan ve Novaryan DNA’sının birbirinin tıpatıp aynısı olduğu, aynı soydan geldiğimiz' gibi deli saçması bir şey söyledi!"

​(Bu cümle taht odasının soğuk duvarlarında yankılandığı an, zaman adeta durur. Marcus’un yüzündeki ifade donup kalır. Gözleri hafifçe büyür, kasları gerilir ve kılıcının kabzasını sıkan eli öyle bir kilitlenir ki eklemleri beyazlar. Maria şok içinde dönüp Marcus’a bakar.)

​(Marcus birkaç saniye boyunca tek bir kelime bile edemez. İçinde sakladığı ya da duymaktan en çok korktuğu o karanlık sır, beklenmedik bir bilim adamının ağzından dökülmüştür.)

​Ruyew: (Dizlerinin üzerinde çırpınarak başını kaldırır) "Bu bir yalan değil Lord Marcus! Testler doğru! Veriler—"

​Marcus: (Sözünü bıçak gibi keserek donuk, ama kan dondurucu bir nefretle haykırır) "KES SESİNİ!"

​(Marcus yavaşça Ruyew’e doğru adım atar. Yüzünde sıfır merhamet vardır. Askerlere bakmadan, tek bir emri soğukça savurur.)

​Marcus: "Bu haini derhal zindanın en alt katına götürün. Yarın gün doğmadan, halkın ve askerlerin gözü önünde İDAM EDİLECEK! Bu yalanı bir daha tek bir kişinin bile ağzından duyarsam, söyleyenin dili sökülür!"

​Ruyew: (Askerler onu yerlerde sürükleyerek götürürken bağırır) "S gerçeği saklayamazsınız Marcus! Gerçekler yok edilemez!"

​(Askerler Ruyew’i sürükleyerek dışarı çıkarırken, Marcus donmuş bir halde sarayın kırık pencerelerinden dışarıya bakmaya devam eder.)

SAHNE 7

​Mekân: Novaryan Gezegeni – Yıkık Saray / Taht Odası Koridoru.

​Karakterler: Marcus, Maria, İki Novaryan Askeri, Ruyew.

​(Muhafızlar, elleri kelepçeli bilim adamı Ruyew’i kollarından tutup zorla geriye doğru sürüklerken koridorda büyük bir arbede yaşanır. Ölüm fermanının verildiğini anlayan Ruyew, gözü dönmüş bir öfkeyle çırpınmaya başlar. Ayaklarını yere sürüyerek muhafızların tutuşundan kurtulmaya çalışır.)

​(Yüzü damar damar şişen Ruyew, başını hırsla geriye fırlatıp bakışlarını donmuş bir halde duran Marcus’a kilitler. Tüm koridoru inletecek kadar gür ve ağza alınmayacak hakaretlerle dolu gaddar bir çığlık patlatır:)

​Ruyew: (Öfkeden köpürerek, avazı çıktığı kadar bağırır) "Yavşak orospu! Seni de yanındaki herkesi de öldüreceğim, KAHPE!"

​(Koridordaki tüm askerler ve muhafızlar duydukları ağır küfürler karşısında dehşete düşerek donakalır. Maria’nın gözleri yuvalarından fırlayacak gibi olurken, askerler panikle Ruyew’in ağzını kapatmaya ve onu yere kapaklamaya çalışır: "ŞLAK-GÜÜÜÜM!")

​1. Asker: (Sertçe Ruyew’in kafasını mermere bastırarak) "Kapa çeneni hain köpek! Yüce Lord’a nasıl konuşursun?!"

​(Marcus ise yerinden bile kıpırdamaz. Yüzündeki o donuk ve kan dondurucu ifade, Ruyew’in bu ağır küfürleriyle birlikte daha da karanlık bir hal alır. Yavaşça başını Ruyew’e doğru çevirir; gözlerinde ne bir öfke kırıntısı ne de bir bağışlama vardır, sadece kapkaranlık bir ölüm sessizliği hâkimdir.)

​Marcus: (Soğukkanlılığını bozmadan, fısıltı kadar kısık ama ürpertici bir sesle) "Ağzını mühürleyin. Yarınki idamına kadar tek bir kelime bile etmesine izin vermeyin."

​(Askerler Ruyew’in ağzını sert bir kumaş parçasıyla kapatıp onu zindanların derinliklerine doğru yaka paça sürükleyerek gözden kaybolurlar.)

SAHNE 8

​Mekân: Novaryan Gezegeni – Maria’nın Strateji ve Plan Odası.

​Karakterler: Mimi, John, Eric.

​(Sarayın üst katındaki yüksek harita masasının etrafında gerilim tavan yapmıştır. Taht odasındaki hengame ve Ruyew’in idam kararı içeride yankılanırken, Maria’nın plan odasında Marcus’un çocukları bir birine girmiştir.)

​(Mimi, elindeki veri tabletini hırsla harita masasına fırlatır: "ÇAT!" Ekranda Alya’nın fotoğrafı ve Zeng ile olan partnerlik dosyası yanıp sönmektedir. John ise kollarını göğsünde kavuşturmuş, Mimi’nin bu öfke krizine alaycı bir gülüşle bakmaktadır.)

​Mimi: (Gözlerinden kıvılcımlar saçarak John’un üzerine yürür) "Gülme diyorum sana John! O salak kızın Zeng’in yanında ne işi var?! Sığınak-Zero’dan mekik çıkarıp gidiyorum diyorum, önüme geçmeye çalışırsan seninkini de kırarım o kafayı!"

​John: (Alaycı tavrını bozmadan sırıtır, adımını geri çekmez) "Yavaş gel Mimi kanka! Sırf Zeng bir kızla devriyeye çıktı diye koskoca Novaryan mekiğini kaçırıp uzayın öbür ucuna mı baskına gideceksin? Babam şu hâldeyken bir de senin bu saçma kıskançlık krizlerinle mi uğraşacağız?"

​Mimi: (John’un göğsüne sertçe bir itik atar: "GÜÜÜM!") "Bana bak John! Kıskançlık krizim değil o benim! O kızın varlığı bile bana hakaret! Yolumdan çekil yoksa o sırıtışını yüzünden kazırım!"

​John: (Ciddileşerek kılıcının kabzasına elini koyar) "Hadi dene de görelim! Mekiklerin anahtarını vermiyorum, git babama ağla!"

​(İkili tam birbirinin boğazına sarılmak üzereyken, masanın yanındaki küçük Eric panikle ikisinin arasına atılır. Küçük elleriyle John ve Mimi’yi iki yana doğru itmeye çalışır.)

​Eric: (Gözleri dolmuş bir halde bağırır) "Yeter artık! Kavga etmeyin! Aşağıda herkes birbirini öldürüyor, Ruyew’i zindana attılar, babam çok kızgın... Bir de siz kavgaya tutuşmayın ne olur!"

​(Eric’in bu çaresiz çığlığıyla odadaki o ağır hava bir anlığına buz keser. Mimi nefes nefese John’a bakmaya devam etse de Eric’in gözyaşlarını görünce yumruklarını sıkarak geriye adımlar.)

​Mimi: (John’a dik dik bakıp kapıya doğru yürür, tıslar gibi) "Bu iş burada bitmedi John... O mekiğe bineceğim ve o Alya denen kızı kendi ellerimle yok edeceğim!"

SAHNE 9

​Mekân: Novaryan Gezegeni – Maria’nın Strateji ve Plan Odası.

​Karakterler: Maria, Mimi, John, Eric.

​(Mimi tam kapıya doğru öfkeyle hamle yaparken, plan odasının ağır çelik kapısı büyük bir gürültüyle iki yana kayar: "ŞLAAAK!")

​(Eşi Marcus’un hemen ardından taht odasındaki o ağır havayı arkasında bırakan Maria, odaya adımlatır. Yüzündeki o soğuk ve asil ifade yerini katı bir nefret ve öfkeye bırakmıştır. Gözleri önce ağlamak üzere olan küçük oğlu Eric’e, ardından birbirinin boğazına sarılacak gibi duran Mimi ile John’a kayar.)

​(Maria’nın odaya girmesiyle ortamdaki tüm bağırış çağırış bıçak gibi kesilir. Maria, topuklarının mermerde çıkardığı sert seslerle masaya doğru yürür: "TAK-TAK-TAK!")

​Maria: (Sesi alçak ama tüm odayı titretecek kadar tehlikelidir) "Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?!"

​(John başını öne eğer, Mimi ise çenesini sıkıp bakışlarını kaçırır.)

​Maria: (Masadaki veri tabletini elinin tersiyle yere fırlatır: "ŞAAT-PAT!") "Aşağıda sarayımız yıkılmış, muhafızlarımız kan gölünün içinde ceset topluyor! Babanız dışarıda hainlerin idamını verirken, halk kapıda Novaryan’ın geleceğini beklerken siz burada neyin kavgasını ediyorsunuz?!"

​Mimi: (Kısık sesle mırıldanır) "Anne, John beni durdurmaya—"

​Maria: (Ağzını açan Mimi’ye doğru parmağını doğrultup bağırır) "KUTSAL AŞKLARINIZ VE ERGEN KISKANÇLIKLARINIZ BİTTİ Mİ?! Savaşın ortasındayız Mimi! Babanın omuzlarındaki yükü görmüyor musunuz?! Bir daha bu odada kardeşlerin birbirine sesini yükselttiğini duyarsam, babanıza gerek kalmadan sizi bu sarayın zindanlarına ben kilitlerim!"

​(Maria hemen yanındaki küçük Eric’i nazikçe yanına çeker, elini omzuna koyar ve John ile Mimi’ye son bir dondurucu bakış atar.)

​Maria: "John, git muhafız birliklerinin başına geç. Mimi... Sen de o odana çekilip kendine geliyorsun. İkinizden de tek bir pürüz duymayacağım. Derhal!"

​(John ve Mimi tek bir kelime bile edemeden, Maria’nın otoritesi karşısında başlarını eğip odadan çıkmak zorunda kalırlar.)

SAHNE 10

​Mekân: Novaryan Gezegeni – Maria’nın Strateji ve Plan Odası.

​Karakterler: Maria, Eric.

​(Mimi ve John başları öne eğik bir şekilde odadan çıkıp gözden kaybolurlar. Maria derin bir nefes alıp masanın üzerindeki haritaları toplamaya koyulur. Yüzündeki o sert, otoriter ifade yerini yorgunluğa bırakmıştır. Tam kapıya doğru yönelip odadan ayrılacakken, arkasından hışırdayan bir pelerin sesi duyulur.)

​(Küçük Eric, gözyaşları içinde koşarak Maria’nın arkasından yetişir ve aniden annesinin bacaklarına, uzun elbisesinin eteklerine sımsıkı sarılır: "ŞLAK!")

​(Maria duraksar. Aşağıya, ayağına yapışmış halde tir tir titreyen küçük oğluna bakar. Eric başını kaldırır; gözleri kıpkırmızı, burnunu çekerek annesinin gözlerinin içine bakar.)

​Eric: (Sesi hıçkırıklarla kesilerek, annesinin eteğini bırakmadan sorar) "Anne... Gitme ne olur. Sana bir şey sormak istiyorum..."

​Maria: (Eğilip Eric’in ellerini yavaşça tutar, sesi bu kez yumuşamıştır) "Eric... Güzel oğlum, babanın yanına gitmem lazım. Çok işimiz var."

​Eric: (Gözyaşlarını koluyla siler, küçük ve çaresiz sesiyle) "Anne... Biz neden Alnomyanlarla savaş yapıyoruz? Onlar bize ne yaptı? Neden herkes ölüyor, neden ağabeylerim ve ablam sürekli kavga ediyor? Biz neden onlarla dost olamıyoruz?"

​(Eric’in bu masum ve doğrudan sorusu karşısında Maria bir anlığına tamamen donuklaşır. Taht odasındaki sır, Wonjik ile Yew'in laboratuvarda sakladığı o %99.8'lik genetik benzerlik belgesi ve az önce zindana atılan Ruyew’in çığlıkları Maria’nın zihninde şimşek gibi çakar.)

​(Maria gözlerini oğlundan kaçırıp loş ışıklı koridora doğru bakar. Yüzünde hem büyük bir sırrın ağırlığı hem de acı bir çaresizlik belirir. Eric’in saçlarını yavaşça okşar, ama vereceği cevap o kadar da kolay değildir...)

SAHNE 11

​Mekân: Novaryan Gezegeni – Maria’nın Strateji ve Plan Odası.

​Karakterler: Maria, Eric.

​(Maria, küçük oğlu Eric’in gözlerindeki o masum çaresizliği görünce derin bir nefes alır. Kapının açık olup olmadığını kontrol etmek için koridora hızlıca bir bakış atar. Odadaki çelik kapının manüel kilit sistemini kapatır: "CZZZZ-TIK!")

​(Tüm ortam loş bir sessizliğe gömülür. Maria, dizlerinin üzerine çökerek Eric’in küçük omuzlarından tutar. Yüzündeki o sert kraliçe maskesi tamamen düşmüş, yerini büyük bir sırrın ve geçmişin yükü almıştır. Sesi titreyerek, sadece Eric’in duyabileceği bir fısıltıyla konuşmaya başlar.)

​Maria: (Eric’in gözlerinin içine bakarak, parmağını dudaklarına götürür) "Şşşt... Eric, beni çok iyi dinle oğlum. Sana şimdi söyleyeceğim şeyleri ablama, ağabeylerine ya da saraydaki muhafızlara bile tek bir kelime etmek yok. Bu, seninle benim aramızda kalacak en ölümcül sır, anladın mı beni?"

​Eric: (Gözyaşlarını silip başını sallar) "Anladım anne... Söz veriyorum, kimseye söylemeyeceğim."

​Maria: (Gözleri buğulanır, derin bir nefes alır) "Bizim Alnomyanlarla neden savaştığımızı sordun ya... Gerçek şu ki Eric... Ben ve baban Marcus... Bizler aslında ilk Alnomyanlarız."

​(Eric’in küçük gözleri şaşkınlıkla büyür, ne diyeceğini bilemez. Maria tuttuğu omuzları biraz daha sıkarak anlatmaya devam eder.)

​Maria: "Yıllar önce... O karanlık müttefikimiz, kadim dahi Light’ın elinden ve deneylerinden kaçmayı başardık. Yanımıza Alnomyan DNA’larını ve gen havuzunu alarak bu uzak, kızıl dünyaya... Ryan gezegenine kaçtık."

​(Maria başını kaldırıp pencereden Novaryan’ın kızıl gökyüzüne bakar, geçmişin acı hatıraları zihninde canlanır.)

​Maria: "O Alnomyan genlerini bu kızıl dünyanın atmosferiyle birleştirdik ve sıfırdan Novaryan ırkını yarattık. Biz Alnomyanız Eric... Novaryan halkı da bizim soyumuzdan, Alnomya’nın bağrından koptu. Bu savaş, aslında iki düşmanın değil... Öz kardeşlerin, aynı kökten gelenlerin savaşıdır."

​(Eric duydukları karşısında tamamen donuklaşır. Yıllardır kendilerine "düşman" diye öğretilen Alnomyanların aslında kendi öz soyları olduğunu öğrenmiştir.)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.