SAHNE 1
Mekân: Ekip Güvenli Üssü – Yemek Salonu.
Karakterler: Zeng, Emilia, Jack, Max, Alya, Yamal, Cyborg, William, Psycho, Evil Psycho.
(Geniş ahşap masanın üzeri taze pişmiş yemekler, içecekler ve meyvelerle donatılmıştır. Geçirilen çetin savaşların, kırılan kemiklerin ve fabrikatör Mac Joe’nun klon tuzağının ardından ekip, yaralarını sarmak ve dinlenmek üzere masanın etrafında toplanmıştır.)
(Yamal’ın her iki kolu da kalın sargılarla göğsüne askılanmıştır. Jack, çorbasından bir kaşık almaya çalışırken Yamal’a doğru bakıp sırıtır.)
Jack: "Kanka iki kolun da sargıda, kaşığı burnuna sokacaksın şimdi! Bırak da ben yedireyim sana."
Yamal: (Aksanlı sesiyle, huysuzca kafasını sallar) "İstemez kanka! Benim kollar kırık olabilir ama gururum hâlâ sağlam, kafa ata ata yerim ben bu yemeği!"
(Masa büyük bir kahkahayla çınlar. Alya, burkulan bileğindeki sargıyı düzelterek gülümsellerken; Zeng kılıcını masanın kenarına yaslamış, sakince çayını yudumlamaktadır. Emilia ve Max strateji haritasını incelerken, Cyborg ve William yan yana oturmuş güç hücrelerini şarj etmektedir. Psycho ise masanın en ucunda, her zamanki sessiz ve gizemli tavrıyla yemeğine dokunmadan durmaktadır.)
Zeng: (Çay bardağını masaya koyar) "Mac Joe’nun bir klon olduğunu öğrenmemiz iyi oldu. Gerçek olanı bulduğumuzda bu kadar şanslı olamayacak."
Emilia: "Aynen öyle. Dışarıdaki robotları temizlemiş olsak da Sıfırıncı Bölge hâlâ büyük bir bilmece—"
(Emilia sözünü tamamlayamadan, yemek salonunun tam ortasında atmosfer aniden çatırdamaya başlar! Havada mor ve siyah şimşekler çakar: "CZZZZZZT-KRRRRÇ!")
(Uzay-zaman dokusu yırtılır ve masanın hemen yanında, etrafa mor radyasyon dalgaları yayan devasa bir zaman portalı açılır: "VZZZZZT-BOOOOM!")
(Salon fırtına gibi esen rüzgârla altüst olur, tabaklar ve bardaklar yere saçılır. Herkes kılıçlarına ve silahlarına sarılmaya çalışırken, portalın içinden ağır, karanlık adımlarla bir siluet çıkar.)
(Gelen kişi, Psycho’nun tıpatıp aynısı olan Evil Psycho’dur! Ancak görünüşü çok daha tekinsizdir: Üzerinde siyah üzerine koyu mavi şeritleri olan bir tracksuit vardır. Yüzü derin dikiş izleri, çizikler ve eski savaş yaralarıyla kaplıdır. Gözlerinde ise başka bir zamandan gelen saf bir kıyım hırsı okunmaktadır.)
(Evil Psycho, portalın dumanı arasından süzülür süzülmez hiç vakit kaybetmez. Belindeki futuristik, çift namlulu ağır lazer tabancasını şimşek hızıyla kılıfından çeker ve doğrudan masanın ucunda oturan bizim zaman çizgimizdeki Psycho’ya doğrultur!)
Evil Psycho: (Bozuk, mekanik bir yankıyla) "Senin zamanın doldu!"
(Evil Psycho tetiği çeker: "PEEEEV-BOOOOM!" Devasa bir mor lazer hüzmesi Psycho’nun göğsünü delip geçer. Lazerin şiddetiyle Psycho masadan geriye doğru fırlayarak duvara çakılır!)
Jack: "PSYCHO! Kanka ne oluyor lan?!"
SAHNE 2
Mekân: Ekip Güvenli Üssü – Yemek Salonu.
Karakterler: Zeng, Emilia, Jack, Max, Alya, Yamal, Cyborg, William, Psycho, Evil Psycho.
(Lazer patlamasının yarattığı şok dalgası salonda yankılanırken, duvara çakılan Psycho kanlar içinde yere yığılır. Siyah-mavi tracksuit'li Evil Psycho, salondakilerin şaşkınlığından faydalanıp saniyeler içinde şimşek hızıyla Psycho’nun yanına varır.)
(Cebinden çıkardığı özel bir biyolojik tüpü Psycho’nun yarasına bastırarak fışkıran kanından hızlıca bir örnek alır: "ŞLAK-CZZZZZT!")
Jack: (Yerinden fırlamaya çalışarak) "Ulan dur! Kanka ne yapıyorsun sen?!"
(Evil Psycho kan örneğini cebine attığı an gözleri masada duran William’a kilitlenir. Hiç tereddüt etmeden, çift namlulu lazer tabancasını doğrudan William’ın göğsüne doğrultur ve gözünü bile kırpmadan tetiğe basar: "PEEEEV-BOOOOM!")
(Lazer hüzmesi William’ın kalbini tam ortasından delip geçer. William soluğu kesilerek gözleri açık bir şekilde masaya devrilir ve anında can verir.)
Cyborg: (Sistemleri dehşetle sarsılarak bağırır) "WİLLİAM! HAYIR!"
(Evil Psycho, arkasında bıraktığı yıkıma bakıp çarpık bir gülümsemeyle belinden avuç içi büyüklüğünde, mavi ışıklar saçan küre şeklinde bir Nano Bomba çıkarır. Bombayı yemek masasının tam ortasına gaddarca fırlatır: "TİK-TİK-TİK-BİİİİP!")
Evil Psycho: "Zaman kırıldı... Bu evrenin sonu geldi!"
(Evil Psycho, arkasındaki mor zaman portalının içine doğru geriye doğru sıçrayarak gözden kaybolur. Portal arkasından devasa bir gürültüyle kapanır: "FIIIİŞŞŞ-ÇAT!")
(Masaya düşen Nano Bomba, saniyeler içinde tüm salonu yutacak yıkıcı bir nano-reaksiyon başlatmak üzere geri saymaya başlar: 00:03... 00:02...)
Zeng: (Kılıcını çekip öne atılarak bağırır) "BOMBA! HERKES YERE YATSIN!"
SAHNE 3
Mekân: Novaryan Gezegeni – Yıkık Saray Balkonu.
Karakterler: Marcus, Eric (Marcus'un Küçük Oğlu).
(Kamera, güvenli üssün panik dolu atmosferinden uzaklaşıp Novaryan’ın kasvetli, dumanı tüten gökyüzüne çevrilir. Sarayın yıkılmış üst katındaki devasa taş balkonda Marcus durmaktadır. Meydan, geçirilen dehşet verici Arghall savaşının ardından tam bir yıkım alanına dönmüştür.)
(Aşağıda kalan muhafızlar ve iş makineleri, molozların arasında mekik dokumaktadır. İşçiler hem devasa düşman yaratıklarının hem de vahşice katledilen masum siviller ile Novaryan muhafızlarının cesetlerini ağır taşıyıcı pedlere yükleyip meydandan temizlemektedir. Her taraf taze kan, kurumuş kül ve yanık metal kokmaktadır.)
(Marcus, kırık taş trabzanlara tutunarak derin ve ağır bir nefes alır. Yüzündeki yorgunluk ve gözlerindeki soğukluk, yaşanan kıyımın ne kadar ağır olduğunu özetler niteliktedir. Tam o sırada arkasındaki kırık ahşap kapı hafifçe gıcırdar. Marcus’un küçük oğlu Eric, babasının pelerininden tutunacak şekilde adımlarını atarak balkona, Marcus’un yanına sokulur.)
Eric: (Babasına doğru bakıp aşağıda taşınan cesetlere ve iş makinelerine işaret eder, sesi kırılgan ve endişelidir) "Baba... Aşağıdaki o insanlara ne oldu? Neden herkes yerde yatıyor?"
Marcus: (Bakışlarını meydandan ayırıp dizlerinin üzerine çöker, küçük oğlu Eric’in omuzlarını tutarak gözlerinin içine bakar) "Sarayımızı ve halkımızı korumak için savaştılar oğlum... Ama endişelenme, tehlike geçti. Şimdi hepsini dinlenecekleri yere götürüyorlar."
Eric: (Sıkıca babasına sarılır) "Geri gelecekler mi peki? Ben... çok korktum baba."
Marcus: (Oğlunu kucağına alıp saray meydanına doğru bakar, yüzü taş gibi sertleşir) "Korkma Eric. Ben buradayım... Onların bize sunduğu bu bedeli, bunu yapanlara tek tek ödeteceğim."
SAHNE 4
Mekân: Novaryan Gezegeni – Sığınak-Zero / Ana Kontrol Odası.
Karakterler: Mimi, John.
(Marcus’un çocuklarından John ve Mimi, yaralı devlerin tedavi kapsüllerinin hemen yanındaki yüksek teknolojili kontrol masasının önündedir. Yeraltı sığınağının soğuk ışıkları ortamı aydınlatırken, ikili bir yandan tıbbi verileri takip etmekte, bir yandan da atışmaktadır.)
John: (Elindeki cihazın ekranını Mimi’ye doğru uzatıp sırıtır) "Mimi, o tuşlara o kadar sert basmana gerek yok kanka, ekranı kıracaksın. Bırak da işi bilen biri yapsın, yoksa devlerin serumuna yanlışlıkla meyve suyu bağlayacaksın."
Mimi: (Gözlerini ekrandan ayırmadan John’a dirsek atar) "Kapa çeneni John! Kendi yaralı kolunu bağlamayı bile beceremiyorsun, gelmiş bana burada doktorculuk oynuyorsun. Yürü git Eric’in oyuncaklarını topla sen!"
John: (Gülerek geriye çekilir) "Tamam tamam, dokunmuyorum büyük bilgine... Ama bir şey patlarsa babama 'Mimi yaptı' derim, bilesin!"
(Mimi, John’un laflarını duymazdan gelerek Alnomyan Gezegeni’ndeki gizli istihbarat ağından ve uydulardan gelen verileri taramaya devam eder. Parmakları holo-klavyede hızla kayar: "BİİİİP-BİİİİP-TİK!")
(Ekrana Alnomyan ve etrafındaki sektörlerde aktif olan savaşçıların ve ekiplerin detaylı biyometrik dosyaları düşmeye başlar. Mimi, ekranı kaydırırken aniden duraksar. Karşısına Alya’nın yüksek çözünürlüklü vesikalık görüntüsü ve yanındaki istihbarat notları çıkar.)
Mimi: (Kaşlarını çatarak ekrana yaklaşır) "Bu da kim böyle? Alya..."
(Mimi verileri biraz daha derinlemesine inceler ve dosyanın altındaki ilişki/partner analiz kısmını okuduğu an gözleri fal taşı gibi açılır. Dosyada açıkça yazmaktadır: "Savaşçı Zeng'in Yakın Partneri ve Yoldaşı.")
(Mimi’nin yüzündeki o alaycı tebessüm bir anda silinir, yerini saf bir kıskançlık ve öfke krizine bırakır. Bütün vücudu titremeye başlar, parmakları kontrol masasının kenarlarını adeta ezerek sıkar: "KIRRRRÇ!")
Mimi: (Avazı çıktığı kadar bağırarak holo-ekrana sert bir yumruk indirir) "NE?! PARTNERİ Mİ?! Zeng’in yanında bu ezik kızın ne işi var ulan?!"
John: (Mimi’nin birden çıldırmasıyla yerinden sıçrar, şaşkınlıkla geri adımlar) "Oha Mimi! Ne oluyor kanka, yine hangi sigortan attı senin?!"
Mimi: (Gözlerinden kıvılcımlar saçarak ekrandaki Alya’nın fotoğrafına dik dik bakar) "Bu kızı bulacağım... Zeng’in yanına yaklaşmak ne demekmiş ona tek tek öğreteceğim! Onu kendi ellerimle parçalamazsam bana da Mimi demesinler!"
SAHNE 5
Mekân: Novaryan Gezegeni – Yeraltı Gizli Araştırma Laboratuvarı.
Karakterler: Wonjik, Yew.
(Sığınak-Zero’nun alt katlarında, ana kumanda odasının gürültüsünden ve yetkililerin gözünden tamamen uzak, loş ışıklarla aydınlatılmış gizli bir laboratuvarda Wonjik ve Yew sessizce çalışmaktadır. Ortamda sadece soğutucu fanların uğultusu ve klavye tıkırtıları yankılanmaktadır: "TİK-TİK-TİK-BİİİİP!")
(Wonjik, etrafı gözlemledikten sonra kapının kilit sistemini manüel olarak dışarıya kapatır. Yew ise biyolojik analiz tüplerinden ve kuantum veri disklerinden gelen son genetik tarama sonuçlarını devasa şeffaf ekrana aktarır.)
(Ekranın ortasında iki devasa DNA zinciri üst üste biner. Sol tarafta Novaryan Halkı, sağ tarafta ise Alnomyan Irkı’nın gen haritası durmaktadır. Sistem karşılaştırmayı tamamladığı an ekranda kan dondurucu, parlak kırmızı renkte bir uyarı belirir: "GENETİK EŞLEŞME ORANI: %99.8 - BİREBİR AKRABA İZOMORFİZMİ")
(Yew, gördüğü veri karşısında derin bir nefes alarak elini alnına koyar. Sesi neredeyse fısıltı seviyesindedir.)
Yew: (Ekrana bakarak fısıldar) "İmkânsız... Yıllardır bize anlatılan bütün o tarih, iki gezegenin birbirinden tamamen bağımsız olduğu yalanı... Hepsi koca bir kurguymuş Wonjik."
Wonjik: (Parolalı özel veri çipini konsola takıp belgeleri hızla şifreli gizli dosyalara aktarırken) "Sessiz ol Yew. Bu belgeler Marcus’un, John’un ya da saray konseyinin eline geçerse ikimizin de kellesini gözlerini kırpmadan alırlar. Alnomyanlar ve Novaryanlar... Biz aynı kökten geliyoruz. Yüzde doksan dokuzluk bu benzerlik bir rastlantı olamaz."
Yew: "Peki bunu kim sakladı? Alnomyan gezegenini sıfırdan kuran o eski tehlikeli dahi mi... Yoksa bizim kendi geçmişimiz mi?"
Wonjik: (Gizli belgelerin çıktısını alıp çeliğe dayanıklı evrak çantasına kilitler: "ÇAT-TIK!") "Cevabı kimin sakladığı önemli değil. Önemli olan, bu belgelerin gerçek zaman kırılması yaşandığında elimizdeki en büyük koz olması. Bu gizli dosyaları şimdilik hiç kimse görmeyecek... En azından doğru an gelene kadar."
(Wonjik ve Yew, gizlice hazırladıkları %99'luk genetik benzerlik raporlarını saklayarak laboratuvarın karanlık koridorlarında gözden kaybolurlar.)
SAHNE 6
Mekân: Ekip Güvenli Üssü – Yemek Salonu.
Karakterler: Zeng, Emilia, Jack, Max, Alya, Yamal, Cyborg, William (Ölü), Psycho (Ağır Yaralı), Dr. Bob.
(Nano Bombanın kırmızı ışığı son saniyede çıldırmış gibi biplemektedir: "BİİİİP-BİİİİP-BİİİİP!" Masanın ortasındaki atomik reaksiyon patlamak, tüm salonu ve ekibi haritadan silmek üzereyken içeriye aniden Dr. Bob fırlatır!)
(Bob'un elinde dairesel, prototip bir enerji projektörü vardır. Hiç tereddüt etmeden cihazın ana şalterini kökler: "CZZZZZZT-PAT!")
(Cihazın ucundan çıkan turkuaz renkte, kırılmaz bir moleküler kalkan küresi, masanın ortasındaki Nano Bombayı saniyenin binde birinde tamamen hapseder. Bomba kalkanın içinde devasa bir gürültüyle patlar: "BOOOOOOOOOOM!")
(Patlamanın yarattığı muazzam basınç ve kıvılcım fırtınası Dr. Bob'un kalkanının iç çeperlerine çarparak yok olur. Kalkan patlamayı %100 oranında emerken, salondakiler savrulan masaların ve sandalyelerin arkasından toz duman içinde doğrulur.)
Jack: (Toz bulutunun içinden öksürerek çıkar) "Kanka... Hepimiz bacakları yemiştik az kalsın! Bob, o elindeki neydi öyle lan?!"
Yamal: (Sargılı kırık kollarını korumaya çalışarak duvara yaslanır) "Vallah ben öldük sandım kanka... Bu herif nereden çıktı, o adam kimdi?!"
Dr. Bob: (Cihazdan tüten dumanı üfleyerek alnındaki teri siler) "Moleküler izolasyon kalkanı! Yeni geliştirmesem hepimiz moleküllerimize ayrılmıştık. Ama asıl mesele o değil..."
(Herkes şok içinde salonun ortasındaki cesede ve kan gölüne bakar. William kalbinden vurulmuş halde cansız yatmaktadır. Hemen ilerisinde ise bizim Psycho, göğsündeki ağır lazer yarasıyla duvara yaslanmış, kan kaybetmektedir.)
Emilia: (Silahını hâlâ kapının olduğu yere doğrultmuş halde nefes nefesedir) "O gelen adam... Psycho'nun birebir kopyasıydı. Yüzündeki yaralar, üzerindeki o siyah-mavi tracksuit... İmkânsız bir şey bu!"
Max: (Yerdeki Psycho'nun yanına çöküp yarasına bastırır) "Kanka adama bak! Kendi kopyası geldi, herifi vurup kanını aldı, William'ı öldürdü ve bir zamansal portal açıp gitti! Biz neyin içine düştük böyle?!"
Zeng: (Kılıcındaki kanı silip gözlerini karanlığa diker) "Bu adam sadece bir klon veya düşman değildi... Başka bir zaman çizgisinden geldi. Zaman kırıldı baylar... Ve görünüşe göre Psycho'nun peşindeler."
SAHNE 7
Mekân: Zamansız Boyut – Uzay-Zamanın Dışındaki Kahvehane.
Karakterler: Mroa (Dede), Yera (Torun).
(Kamera, evrendeki tüm bu kaosun, Nano Bombaların ve zamansal portalsal çatışmaların tamamen ötesine; varoluşun dışındaki o tuhaf, zamansal kahvehaneye geçer. Ahşap bir masada, ellerinde dumanı tüten kahve fincanlarıyla dede Mroa ve 4. duvarı yıkmasıyla tanınan torunu Yera oturmaktadır.)
(Yera, fincanından küçük bir yudum alıp arkasına yaslanır. Doğrudan izleyiciye/okuyucuya doğru bakarak bacak bacak üstüne atar ve gözlüklerini düzeltir.)
Yera: (Fincanı tabağına koyar, ekrana sırıtarak bakar) "Dedecim, aşağıda işler tam bir sirke döndü farkında mısın? Evil Psycho geldi, William’ı haritadan sildi, Nano Bombayı bıraktı... Dr. Bob ise cebinden küre kalkanı çıkarıp günü kurtardı. Yazar yine aksiyonu kökledi, senaryoda mantık sınırları zorlanıyor!"
Mroa: (Kahvesinden derin bir yudum alıp torununa doğru kafasını sallar, sakallarını kaşır) "Ah be Yera... Sen de her defasında şu 4. duvarı kırmasan olmuyor değil mi? Bırak çocuklar hikayelerini yaşasın. Zaman kırıldı diyoruz, sen gelmiş orada izleyiciyle sohbet ediyorsun."
Yera: (Gülerek dedesinin fincanına kendi fincanıyla vurur: "ÇİNG!") "E ne yapayım dede? Aşağıda Mimi, Zeng’i Alya’dan kıskanıp mekik hazırlığı yapıyor, Wonjik ile Yew %99 genetik benzerlik belgesi saklıyor, Light da Alnomya’da 'Vişne sulu klon mu olur ulan' diye kimyasal patlatıyor! Ben burada iki kelam etmeyeyim de ne yapayım?"
Mroa: (Gözlerini devirip gülümseller) "Haklısın... Hikaye iyice sarpa sardı. Ama dur bakalım, o zaman kırılması daha ne belalar getirecek başımıza. Kahveni bitir de yeni sahneyi izleyelim."
Yera: (Ekranın karşısındakilere bakıp göz kırpar) "Siz de çayınızı kahvenizi tazeleyin gençler, aşağıda ortalık daha yeni kızışıyor!"