İçeriğe geç

Alnomyan's VS Novaryan's season 5

Bölüm 10 · 16 dk okuma

Alnomyan's VS Novaryan's season 5

Bölüm 10

5. SEZON/ 10. BÖLÜM: BEYAZ PERDENİN ÖTESİNDEKİ PEMBE KAOS

SAHNE 1

​Mekân: Kötüler Birliği Karargâhı – Yeraltı Ayin ve Portal Odası.

​Karakterler: Demon, Killer, Raven, Compress, Trascot, Cehennem İblisleri.

​(Kamera, Novaryan’ın kızıl ve sır dolu kasvetli gökyüzünden uzaklaşıp evrenin en karanlık köşesinde saklanan Kötüler Birliği’nin devasa, simsiyah taşlarla örülü ana karargâhına geçer. Ortam; katran karası meşalelerin alevi, tütsü dumanları ve zeminde kanla çizilmiş antik rünlerle kaplıdır.)

​(Odanın ortasında Kötüler Birliği’nin kurmayları dizilmiştir: Sırtında 5 metrelik devasa kılıcıyla duran gri kedi kafalı Killer, siyah pelerini ve başlığının altından mor gözleri ve mor enerjisi parıldayan gri köpek kafalı Raven, üstünde kırmızı palto, kafasında uzun şapka olan ve siyah maskesinin üzerine siyah-beyaz halkalı ilüzyon maskesini geçirmiş Compress ve bulaşan teknolojik virüs yüzünden simsiyah-mavi teknolojik bir gövdeye bürünmüş, sol gözünde kırmızı vizör parlayan gri kedi kafalı Trascot.)

​(Tam ortalarında ise kırmızı teni ve gri köpek kafasıyla katıksız bir şeytan olan Demon durmaktadır. Demon, kollarını iki yana açarak antik dili fısıldamaya başlar: "RHAZ-GUL-MORA... ZAL-TEX!")

​(Zemindeki yarıklar devasa bir gürültüyle çatlar: "ÇAAAAT-GÜÜÜÜÜMMMM!" Yarıklardan yukarıya, Demon’un cehennem boyutundan bizzat getirdiği boynuzlu iblisler fırlatır! İblisler zemine dairesel rünler çizerek portalı aktif ederler: "CZZZZZZT-BOOOOOM!")

​(Portalın ortasından koyu siyah bir ateş fışkırması beklenirken... Aniden gözleri kör edecek kadar parlak, çiklet pembesi, pembe simler saçan ve arkasından şekerimsi melodiler yükselen tuhaf bir boyut kapısı açılır!)

​Killer: (Sırtındaki 5 metrelik devasa kılıcın kabzasını kavrar, gri kedi kafasını sallayarak tiksintiyle bıyıklarını oynatır) "Oha lan... Demon, bu ne oğlum?! Cehennem diye bizi Pembe Panter'in rüyasına mı bağladın? Burnuma pamuk şekeri kokusu geliyor!"

​Compress: (İlüzyon maskesinin altından uzun şapkasını düzelterek elindeki renkli misketleri parmakları arasında döndürür) "Gözlerim kanadı... Bu kadar pembe bir enerjiyi bünyem kaldırmıyor, içeride ne var böyle?!"

​Trascot: (Teknolojik gövdesinden mavi cızırtılar yükselir, sol gözündeki kırmızı vizör kırmızı ışıklar saçarak portalı tarar) "Kedi hatlarımız bile bu saçma pembe frekanstan rahatsız oldu. Bu portal nereye çıkıyor Demon?"

​Raven: (Siyah pelerinini savurur, mor enerjisi ellerinde dalgalanırken gri köpek kafasını dikleştirir) "Sessiz olun... Bu enerjinin arkasında bizzat tanıdığım bir bozulma var."

​Demon: (Kırmızı şeytan gövdesiyle öne çıkar, gri köpek kafasını havaya kaldırıp sırıtarak haykırır) "Sessiz olun gafil sürüleri! Bu portal, o lanet Glitch’in evrenden ve gözlerden sakladığı gizli, pembe dünyasına açılıyor: 'Freak World'!"

​Demon: (İblislere öne gitmelerini emreder) "Kendi kurduğu o tatlı, pembe fantezi dünyasında saklandığını sanıyordu... Ama cehennemin orduları o pembe rüyayı kabusa çevirecek! Yürüyün, Freak World’ü ateşe veriyoruz!"

SAHNE 2

​Mekân: Kötüler Birliği Karargâhı – Portal Odası.

​Karakterler: Demon, Killer, Raven, Compress, Trascot, Cehennem İblisleri.

​(Pembe simlerin dalgalandığı, şekerimsi melodilerin cızırdayarak yükseldiği portalın önünde taze kükürt kokulu devasa bir cehennem iblisi öne çıkar. İblis, elindeki lavdan mızrağını sıkarak hırlatır ve Demon’un emriyle Freak World portalına doğru bir adım atar.)

​(Aniden pembe portalın tam ortasından, ışık hızında devasa, yapışkan ve pembe renkte bir ejderha ajdalı dokunaç/dil fırlatır: "ŞLAAAP!")

​(Ajda, daha ne olduğunu bile anlayamayan devasa cehennem iblisini belinden yakaladığı gibi jet hızıyla pembe portalın içine çeker: "ZUUUUUM!")

​(Portalın arkasından birkaç saniye boyunca et kemirme, çatırdama ve dehşet verici mekanik-çiklet çiğneme sesleri yankılanır: "ÇITIR-ÇITIR-KÜTÜR-KIRÇ!")

​(Ardından... Portalın içinden büyük bir basınçla, üzerindeki eti ve kanı tamamen sıyrılmış, tertemiz edilmiş beyaz iblis kemikleri gürültüyle dışarı fırlatılır ve ekibin ayaklarının dibine saçılır: "ÇAT-ÇUT-PAT-GÜÜÜM!")

​(Zeminde yuvarlanan iblis kafatası, Killer'ın ayaklarının dibinde durur.)

​Killer: (Gri kedi kafasını geriye çekip 5 metrelik devasa kılıcının kabzasını daha sıkı kavrar, bıyıklarını oynatarak) "Vay anasını... Adamı saniyesinde çiklet gibi çiğneyip kemiklerini kürdan diye geri attılar lan!"

​Compress: (Siyah-beyaz halkalı ilüzyon maskesinin arkasından geri adım atar, elindeki misketleri daha hızlı çevirerek) "Girişteki karşılama komitesi bayağı misafirpervermiş. O içerideki şey her neyse, kükürt kokulu iblis eti seviyor gibi."

​Trascot: (Sol gözündeki kırmızı vizörü fırlatılan kemiklere odaklayarak tarama yapar, siyah-mavi teknolojik vücudundan cızırtılar yükselir) "Kemiğin üzerindeki doku kaybı %100. Asidik ve moleküler seviyede bir çiğneme gücü var. Freak World, Glitch'in pembe fantezisi olmaktan çok bir canavar yuvasına benziyor."

​Raven: (Siyah pelerinini sıktırır, gri köpek kafasını kaldırıp ellerinde mor enerjiyi yoğunlaştırır) "Portalın diğer tarafında sıradan bir engel yok. Glitch, bölgesini korumak için pembe dünyanın içine karanlık mekanizmalar kurmuş."

​Demon: (Kırmızı şeytan vücudu öfkeden alev alır, gri köpek kafasını havaya dikip devasa kükremesini patlatır) "İblisimin kemiklerini bana geri atmak ha?! Yürüyün! O ajdayı da, Glitch’in o pembe dünyasını da cehennem ateşiyle küre çevireceğiz!"

SAHNE 3

​Mekân: Ekip Güvenli Üssü – Ana Laboratuvar ve Komuta Merkezi.

​Karakterler: Zeng, Emilia, Jack, Max, Alya, Yamal, Cyborg, Dr. Bob, Psycho (Ağır Yaralı/Sedye Üstünde).

​(Kamera, Kötüler Birliği’nin dehşet saçan portal odasından ayrılıp bizim ekibin toparlanmaya çalıştığı karargâhına geçer. Ortamda hâlâ sönmekte olan duman kokusu, hafif cızırtılı ekran ışıkları ve Dr. Bob’un tıbbi cihazlarının bip sesleri vardır.)

​(Salonun ortasında, ölümden dönen Psycho sargılar ve hayat destek üniteleri içinde bir ameliyat sedyesinde yatmaktadır. Yanı başında duran Dr. Bob, elindeki tarayıcı cihazla Psycho’nun göğsündeki ağır lazer yarasını ve dokularını incelemektedir.)

​(Masada ise Evil Psycho’nun geride bıraktığı zamansal portal kalıntıları ve defuse edilen Nano Bombanın parçaları durmaktadır. Ekip üyeleri masanın etrafına toplanmış, ne olduğunu anlamaya çalışmaktadır.)

​Cyborg: (Mekanik gözüyle masadaki portal kalıntılarını tarar, cızırtılı bir sesle) "Analiz sonuçlandı. O saldırganın açtığı portal sıradan bir mekân sıçraması değildi. Zamansal boyut kırılması... Bizim zaman çizgimizin dışından, başka bir geleçekten veya alternatif bir boyuttan geldi."

​Max: (Ellerini masaya vurarak öfkeyle öne atılır) "Kanka adam bildiğin bizim Psycho’ydu ama kafayı yemiş hali! Geldi, William’ı tek kalemde sildi, Psycho’yu yaraladı ve sırf kanını alıp kaçtı! Bir insan kendi kopyasının kanını niye çalar kanka?!"

​Jack: (Sigarasından derin bir nefes çekip dumanını üfler) "Kanka kan dedin mi akan sular durur. Eğer o adam Psycho’nun genetik kodunu ve kanını aldıysa, bunun arkasında tek bir şey olabilir: Yeni bir prototip, yeni bir biyolojik silah ya da zaman çizgisini tamamen değiştirecek bir klon ordusu."

​Alya: (Sargılı ellerini masanın üzerine koyarak Zeng’e bakar) "William’ı kaybettik... Ama hedef sadece o değildi. O 'Evil Psycho' dedikleri şey son derece planlı hareket etti. İçeri girmesi, bombayı kurması ve kanı alıp gitmesi tam altı saniye sürdü."

​Zeng: (Kılıcının kabzasını sıkar, gözleri kapıya doğru kilitlenmiştir) "Zaman kırıldıysa, hiçbirimiz güvende değiliz. Dr. Bob, o portalın frekansını takip edebiliyor musun?"

​Dr. Bob: (Cihazın ayarlarını kurcalayarak başını kaldırır) "Portal kapandı ama moleküler kalkanım patlamayı emerken o zamansal enerjinin küçük bir kırıntısını hapsetti. Eğer Cyborg ile sistemleri birleştirirsek o herifin hangi boyuta veya hangi zamana kaçtığını nokta atışı bulabiliriz."

​Yamal: (Sargılı kollarını koruyarak masanın kenarına yanaşır) "Kanka elinizi çabuk tutun... Çünkü içimden bir ses, o herifin topladığı kanla çok daha büyük bir belayı üzerimize salacağını söylüyor."

SAHNE 4

​Mekân: Ekip Güvenli Üssü – Ana Laboratuvar ve Revir.

​Karakterler: Psycho, Dr. Bob, Cyborg, Zeng, Max, Jack, Alya, Emilia, Yamal.

​(Laboratuvardaki tıp cihazlarının ritmik ve kaygılı bip sesleri salonu doldururken, sedyede yatan Psycho’nun göğsündeki yaşam göstergeleri aniden hızlanmaya başlar: "BİP-BİP-BİP-BİP!")

​(Psycho, ağır sargılar içindeki bedenini zorla doğrultmaya çalışarak gözlerini aralar. Gri kedi kafasını sarsarak etrafına bakar; şakaklarından soğuk terler dökülmektedir. Göğsündeki lazer yarasının acısıyla hafifçe inler ve elini yarasına götürür.)

​Psycho: (Hırıltılı ve zayıf bir sesle, gri kedi bıyıklarını oynatarak) "Gı-gırtlağım... Yangın var gibi... Ne... ne oldu bana? Neredeyiz?"

​(Dr. Bob ve Max hemen sedyenin yanına koşar. Dr. Bob elindeki tıbbi tarayıcıyla Psycho'nun durumunu kontrol ederken Max omzundan tutarak onu zora ki geri yatırmaya çalışır.)

​Max: "Kanka sakin ol! Yat aşağı, ciğerini deşiyordu az kalsın herif! Bayağı ağır darbe aldın kanka, Dr. Bob seni zor topladı!"

​Psycho: (Zihni yavaş yavaş yerine gelirken gözleri büyür, kesik kesik hatırlamaya başlar) "O... O maskeli... O saldırgan..."

​(Psycho aniden başını kaldırıp masanın etrafında duran ekibe bakar. Yüzünde büyük bir şok ve kafa karışıklığı vardır.)

​Psycho: "Kanka... O herif kimdi?! Tam karşımda duruyordu... Bana saldıran, o bombaları kuran adam... O da benim gibi gri bir kedi kafasına sahipti! Yüzü, duruşu, bakışları... Tıpkı bendim! Beni vurup göğsümden kanımı çekti!"

​Cyborg: (Mekanik gözüyle Psycho’nun hayati değerlerini tarayarak öne çıkar) "Gördüklerin bir halüsinasyon değildi Psycho. Bize saldıran, William’ı ortadan kaldıran ve senin kanını çalan kişi 'Evil Psycho'ydu."

​Psycho: (Şaşkınlıkla gri kedi kulaklarını geriye dikerek) "Evil Psycho mu? Kanka ne diyorsunuz siz?! Benim bir ikizim ya da klonum yok ki! O adam kim, nereden geldi, benden ne istiyor?!"

​Zeng: (Kollarını göğsünde birleştirip ciddiyetle öne adımlar) "Bizim zaman çizgimizden değil. Zamansal bir portaldan geldi. Birebir senin genetik yapına sahip ama tamamen karanlığa gömülmüş bir versiyonun. Ve asıl soru şu: Senin kanınla ne tür bir felaket hazırlıyor?"

​Psycho: (Elinin tersiyle alnındaki teri silip dişlerini sıkar) "Kendi kanımı, kendi kopyama kaptırdım ha... Kanka beni hemen ayağa kaldırın. O gri kedi kafalı piç her kimse, kendi yüzümle bana racon kesmesinin bedelini ödeteceğim!"

SAHNE 5

​Mekân: Ekip Güvenli Üssü – Ana Laboratuvar ve Komuta Merkezi.

​Karakterler: Dr. Bob, Psycho, Zeng, Cyborg, Max, Jack, Alya, Emilia, Yamal.

​(Psycho’nun öfkeyle yataktan kalkma çabası salondaki gerilimi iyice tırmandırırken, Dr. Bob elindeki holoproyektörü masanın ortasına yerleştirir. Parmağıyla tuşa bastığı an, odanın ortasında binlerce parıldayan çizginin ve kürenin oluşturduğu devasa bir üç boyutlu ağ haritası belirir: "CZZZZ-BOOOM!")

​(Tüm ekip, başlarının üzerinde süzülen bu sonsuz ağaç dallarına benzeyen ışık kürelerine hayranlıkla ve kafa karışıklığıyla bakar.)

​Dr. Bob: (Gözlüğünü burnunun üzerine kaydırıp ışık kürelerini işaret eder) "Sakin ol Psycho. Karşımızdaki durum basit bir kopyalama ya da laboratuvar klonlaması değil. Olay çok daha derin... Ben buna Multiverse (Çoklu Evren) Teorisi diyorum."

​Max: (Işık kürelerinden birine dokunmaya çalışarak) "Kanka ne evreni ne teorisi? Film mi çekiyoruz burada, açık konuş gözünü seveyim!"

​Dr. Bob: (Holo-haritadaki ana çizgiyi işaret eder) "Bakın, bizim yaşadığımız bu gerçeklik, bu zaman çizgisi sadece tek bir dal. Ancak her kırılma anında, her kritik kararda evren sonsuz olasılıklara bölünür. Şu an durduğumuz bu ana evrende Psycho, bizimle omuz omuza savaşan bir kahraman."

​(Dr. Bob parmağıyla sonsuz dallardan birini çeker ve simsiyah, bozulmuş, mızrak gibi sivri başka bir ışık çizgisini öne getirir.)

​Dr. Bob: "Fakat bu gördüğünüz başka bir paralellik... Başka bir evren! O evrende işler farklı gelişti. Oradaki Psycho, yaşadığı bir trajedi, bir ihanet ya da karanlık bir seçim yüzünden tamamen yoldan çıktı ve **'Evil Psycho'**ya dönüştü. O adam başka bir evrenin, başka bir zaman çizgisinin Psycho’su!"

​Jack: (Sigarasının izmaritini yere atıp botuyla ezer) "Yani diyorsun ki bu gri kedi kafalı piç, kendi evrenini mahvetti yetmedi, portal açıp bizim evrenimize mi dadandı?"

​Cyborg: (Mekanik gözü kırmızı ışıklar saçarak verileri doğrular) "Teori %99.8 doğruluk oranına sahip. Evil Psycho’nun taşıdığı zamansal enerji frekansı bizim evrenimizin dokusuna ait değil. O, çoklu evrenler arasında sıçrama yapabilen bir portal teknolojisine sahip."

​Psycho: (Sedyeden bacaklarını sarkıtır, yaralı göğsüne rağmen dişlerini sıkar) "Kendi paralellerim arasında bir canavar var yani... Ve gelip benden kendi öz kanımı çaldı."

​Dr. Bob: "Çünkü başka bir evrenden gelsen bile, bu evrende kalıcı olmak ya da o boyuttaki kendi gücünü katlamak için bu evrendeki öz kopyanın kanına ihtiyaç duyarsın. O kanı kullanarak Çoklu Evren kapılarını ardına kadar açabilir!"

SAHNE 6

​Mekân: Kötüler Birliği Karargâhı – Portal Odası.

​Karakterler: Demon, Killer, Raven, Compress, Trascot, Cehennem İblisleri, Kameralı İblis.

​(İlk iblisin saniyeler içinde çiğnenip kemiklerinin dışarı fırlatılmasından sonra Kötüler Birliği üyeleri portalın önünde temkinli bir şekilde durmaktadır. Yerdeki beyaz iblis kemikleri hâlâ tütsü gibi tütmektedir.)

​(Trascot, siyah-mavi teknolojik gövdesindeki bölmelerden birini açar ve yüksek çözünürlüklü, ağır zırhlı bir keşif kamerasını çıkarır. Sol gözündeki kırmızı vizör parıldarken, kamerayı boynuzlu ve korkudan titreyen başka bir cehennem iblisinin kafasına çelik cıvatalarla monte eder: "CZZZZ-ÇAT!")

​(İblisin kafasındaki kamera yeşil ışık yakarak çalışmaya başlar. Karargâhtaki devasa üç boyutlu ekranlara anında iblisin bakış açısından canlı görüntü aktarılmaya başlar.)

​Trascot: (Gri kedi kafasını ekrana çevirerek, mekanik sesiyle) "Sinyal eşlendi. Görüntü akışı stabil. Ne ile karşı karşıya olduğumuzu görmeden içeri girmek mantıksızdı."

​Demon: (Kırmızı şeytan gövdesiyle öne çıkar, gri köpek kafasını iblise doğru eğer) "Yürü! Portalın içine gir ve ne varsa kaydet. Eğer geri dönmezsen ruhunu cehennemin en derin katına hapsederim!"

​(Kameralı iblis yutkunarak titrek adımlarla çiklet pembesi, simli portala doğru yürür ve içeri adım atar: "ZUUUUUM!")

​(Karargâhtaki devasa ekranda görüntü aniden değişir. İblisin kafasındaki kamera vasıtasıyla Freak World’ün içi görünmeye başlar:)

​(İçerisi tamamen toz pembe bir sisle kaplıdır. Ağaçların gövdeleri pamuk şekerden, yaprakları ise devasa pembe kristallerdendir. Gökyüzünde mor ve pembe bulutlar süzülmekte, etrafta tuhaf, cırtlak ve ürpertici melodiler yankılanmaktadır. Ancak sisin derinliklerinde devasa, gölge gibi beliren canlıların kıpırdadığı görülür.)

​(Ekranın alt köşesindeki zaman sayacı geriye doğru saymaya başlar:)

​1. Saniye: (Pembe sisin arasında adımlayan iblisin nefes sesleri duyulur.)

​2. Saniye: (Görüntüde pembe kristal ağaçlar ve devasa şeker mantarları belirir.)

​3. Saniye: (Sisin arkasından iki devasa, parıldayan sarı göz kameraya kilitlenir!)

​4. Saniye: (Derin bir kükreme ve pembe bir sis dalgası kameranın merceğini kaplar: "GARRRRRRRH!")

​5. Saniye: (Sinyal şiddetle dalgalanmaya başlar, parazitler oluşur: "CZZZZZT-BZZZZT!")

​6. Saniye: (Ekranda sadece devasa bir ajda diş dizilimi ve yapışkan pembe salyalar görünür!)

​7. Saniye: (Kameralı iblisin acı çığlığıyla birlikte ekran tamamen kararır ve karıncalanır: "CZZZZZZT-PAT!")

​(Salondaki ekranlar kapandığında ortamda derin bir sessizlik oluşur.)

​Killer: (Sırtındaki 5 metrelik devasa kılıcı omzunda düzeltip gri kedi kafasını sallar) "7 saniye... Adam rekor kırdı kanka. En azından içeride pembe orman ve şekerden ağaçlar olduğunu öğrendik."

​Compress: (Siyah-white halkalı ilüzyon maskesini düzelterek) "Ve o sisin içinde bizi bekleyen acıkmış bir şeyler olduğunu da..."

​Raven: (Mor enerjisini ellerinde toplayıp gri köpek kafasını kaldırır) "Teknoloji orada işlemiyor. İçeriye körlemesine değil, tam bir yıkım ordusuyla girmeliyiz."

SAHNE 7

​Mekân: Kötüler Birliği Karargâhı – Portal Odası.

​Karakterler: Demon, Killer, Raven, Compress, Trascot, Ölen Pembe İblis.

​(Sinyalin kesilip ekranların karıncalanmasından hemen sonra, çiklet pembesi portalın içinden düzensiz, ağır ve sürünerek gelen ayak sesleri duyulur: "ŞLAK... ŞLAK... ŞLAK...")

​(Kötüler Birliği üyeleri refleksle silahlarını doğrultur. Sisin arasından, kafasındaki kamerası kırılmış, parçalanmış halde o iblis görünür. Ancak iblis artık bildikleri kükürt kokulu, siyah-kırmızı cehennem iblisi değildir. Bedeninin her bir hücresi sentetik, çiklet pembesi cıvık bir dokuya dönüşmüş, gözleri kör edici pembe bir ışıkla parıldamakta ve cildinden kimyasal bir şeker kokusu yükselmektedir.)

​(Pembe mutasyona uğramış iblis, karargâhın kendi gerçekliğindeki soğuk taş zeminine ilk adımını attığı an: "CZZZZZZZZZT!")

​(Kendi evrenlerinin atmosferi ve fiziği ile Freak World'ün mutasyona uğrattığı pembe doku birbirine temas ettiği anda iblisin vücudunda şiddetli bir Reaksiyon patlak verir. İblis acı içinde çığlık atmaya çalışır ama boğazından sadece cızırtılı, pembe bir köpük fışkırır.)

​(Gözlerinin önünde iblisin eti erimeye, kemikleri şeker gibi ufalanmaya başlar. Saniyeler içinde, kendi gerçekliklerinin havasını soluyamadığı için patlayarak zemine yapışkan, pembe bir sıvı olarak yayılır ve tamamen can verir: "PAT-ÇAT!")

​Killer: (Gri kedi kafasını geriye çekip 5 metrelik devasa kılıcını siper ederek) "Oha lan! Adam pembe jöleye döndü kanka! İçerideki hava bile adamı mutasyona uğratıyor, buraya adım atınca da ciğerleri patladı!"

​Trascot: (Sol gözündeki kırmızı vizör ile yerdeki pembe sıvıyı tarar, mavi-siyah teknolojik vücudundaki fanlar hızla dönmeye başlar) "Moleküler bozulma tespit edildi. Freak World'ün atmosferi, hücresel yapıyı saniyeler içinde pembe bir mutasyona zorluyor. Bizim evrenimizin gerçekliği ile o pembe mutasyon çakıştığı an organisme yaşamı sonlandırıyor."

​Compress: (Kırmızı paltosunun yakasını düzeltip siyah-beyaz halkalı ilüzyon maskesinin arkasından bakar) "Yani diyorsun ki, önlem almadan oraya girersek dönüş yolunda hepimiz birer pembe slime'a dönüşürüz?"

​Raven: (Gri köpek kafasını dikleştirir, ellerinde yoğunlaşan mor enerjiyi yerdeki pembe sıvının üzerine püskürterek onu yok eder) "Sıradan bedenler o gezegenin dokusuna dayanamaz. İçeriye girmek istiyorsak, o atmosferin mutasyonuna karşı kendi koruma kalkanlarımızı devreye sokmalıyız."

​Demon: (Kırmızı şeytan vücudundan cehennem alevleri yükseltir, gri köpek kafasını portala çevirir) "Beni o pembe çöp mutasyonu ilgilendirmez! Trascot, kalkanları ayarla. Kötüler Birliği o pembe cehenneme girecek ve Glitch'in dünyasını başından aşağı yıkacak!"

SAHNE 8

​Mekân: Ekip Güvenli Üssü – Çatı Katı (Gece).

​Karakterler: Zeng, Alya.

​(Aşağıda, laboratuvarın derinliklerinde Dr. Bob ve Cyborg Çoklu Evren kalkanları üzerinde çalışırken, üssün çatı katı gecenin karanlığı ve soğuk rüzgârıyla kaplıdır. Gökyüzündeki yıldızlar, aşağıda patlayan dumanların ve krizlerin aksine durgun bir ışık saçmaktadır.)

​(Zeng, çatının kenarındaki beton blokta tek başına oturmaktadır. Kılıcını dizlerinin üzerine koymuş, derin derin uzaktaki şehir ışıklarına bakmaktadır. Rüzgâr siyah saçlarını savururken kendi kendine, kısık bir fısıltıyla konuşur.)

​Zeng: (Kendi kendine, gözlerini uzaktaki ufka dikerek) "Çoklu evrenler... Başka paraleller, başka kıyametler... Bir yandan Novaryan'ın sırları, bir yandan Evil Psycho'nun kaçırdığı kan... Her şey o kadar hızlı dağılıyor ki, ekibi nasıl ayakta tutacağımı bile bilemiyorum artık..."

​(O sırada çatıya açılan ağır demir kapı hafifçe gıcırdar: "GIIIICIRR!")

​(Gelen Alya’dır. Üzerindeki hafif deri ceketi ve sargılı elleriyle kapının eşiğinde duraklar. Zeng’i yalnız görünce adımlarını yavaşlatır. Yanakları belirgin bir şekilde kızarmış, gözlerini utangaçça kaçırmaktadır.)

​Alya: (Sesi hafifçe titreyerek) "Zeng... Müsait miydin? Aşağısı çok gürültülü de... Rahatsız etmiyorum ya?"

​Zeng: (Başını çevirir, Alya’nın kızarmış yüzünü ve mahcubiyetini görünce bakışları yumuşar) "Yok, gel Alya. Ben de tam kafamı toplamaya çalışıyordum. Otur şöyle."

​(Alya, adımlarını hafifçe atarak Zeng’in hemen yanına, beton bloğun üzerine oturur. Aralarında kısa bir mesafe vardır ama gecenin soğuğunda birbirlerinin sıcaklığını hissedebilmektedirler. Alya rüzgârda uçuşan saçlarını kulağının arkasına iter, yüzündeki o tatlı kızarıklık hâlâ geçmemiştir.)

​Alya: (Elleriyle dizlerini sararak, alçak bir sesle) "Aşağıda William’ı kaybettiğimizden beri... Ve o saldırıdan sonra... Sanırım ilk defa nefes aldığımı hissediyorum. Senin yanındayken her şey çok daha... güvenli geliyor."

​Zeng: (Kılıcının kabzasını bırakıp Alya’ya doğru hafifçe döner) "Sen olmasaydın o saldırıda daha ağır kayıplar verebilirdik Alya. Yüzündeki o endişeyi sil... Ben burada olduğum sürece sana ya da ekibe bir şey olmasına izin vermem."

​(Alya, Zeng’in bu sözleri üzerine başını kaldırıp doğrudan Zeng’in gözlerinin içine bakar. Yanakları daha da alarır, hafifçe gülümsayarak başını Zeng’in omzuna doğru yaklaştırır...)

SAHNE 9

​Mekân: Ekip Güvenli Üssü – Çatı Katı (Gece).

​Karakterler: Zeng, Alya.

​(Rüzgâr hafifçe eserken gökyüzündeki yıldızların altında çatıdaki sessizlik derinleşir. Alya’nın yüzündeki o sıcak kızarıklık, gecenin soğuğuna meydan okur gibidir. Kalbinin göğsünü zorlayan ritmik atışlarını bizzat kendisi duymaktadır. Başını Zeng’in omzundan yavaşça kaldırır ve doğrudan onun derin bakışlarına odaklanır.)

​(Alya’nın sargılı elleri hafifçe titrer. Derin bir nefes alır, içindeki tüm korkuları, William’ın kaybını ve evrenin üzerlerine çöken o ağır yükünü bir kenara bırakır.)

​Alya: (Sesi fısıltı kadar yumuşak ama katıksız bir cesaretle) "Zeng... Artık bunu içimde tutamıyorum. Ne zaman başımız belaya girse, ne zaman ölümle burun buruna gelsek... Zihnimde beliren tek şey sensin. Bütün bu kaosun, bu savaşın ortasında benim sığınağım sen oldun..."

​(Zeng şaşırmış bir şekilde Alya’nın gözlerinin içine bakar. Sözünü kesmeden onu dinlemeye devam eder.)

​Alya: (Gözleri hafifçe buğulanarak, yanakları al al) "Ben... Ben sana aşık oldum Zeng. Her şeyimizi kaybetsek bile senin yanında olduğum sürece hiçbir şeyden korkmuyorum."

​(Zeng’in yüzündeki o sert ve ciddi ifade bir anda erir. Kılıcını tutan elini gevsatarak Alya’nın sargılı elini nazikçe kavrar. Parmaklarını Alya'nın parmaklarına kenetler.)

​Zeng: (Alçak ve içten bir sesle) "Alya... Seni korumak benim için sadece bir görev değildi. Sen benim bu dünyada tutunduğum en değerli şeysin."

​(Zeng yavaşça Alya’ya doğru yaklaşır. Alya gözlerini hafifçe kapatır. İkili, gecenin karanlığında ve rüzgârın fısıltıları arasında dudaklarını birleştirir.)

​(Yıldızların altında yaşanan bu duygusal ve tutkulu öpüşme, ikisinin de üzerindeki o ağır savaş stresini ve ölüm korkusunu bir anlığına tamamen yok eder.)

SAHNE 10

​Mekân: Ekip Güvenli Üssü – Çatı Katı (Gece).

​Karakterler: Zeng, Alya.

​(Alya yavaşça geri çekilip gözlerini araladığında, yüzünde tatlı bir tebessüm vardır. Ancak tam karşısındaki Zeng’in hâlini gördüğü an o tebessüm bir anda donup kalır.)

​(Zeng’in yanaklarından boynuna kadar tüm yüzü domates gibi kıpkırmızı olmuştur! Boynundaki damarlar fırlamış, gözleri kocaman açılmış ve vücudu tir tir titremektedir. Kalbinin güm güm vurması dışarıdan bile duyulacak raddeye gelmiştir.)

​Alya: (Panikle ellerini uzatarak) "Z-Zeng?! İyi misin, n'oldu bir anda?!"

​(Zeng, duygusal yükün ve bu beklenmedik yakınlaşmanın beyinde yarattığı aşırı doz patlamasıyla dengesini tamamen kaybeder. Bacaklarının bağı çözülür ve gürültüyle sırtüstü beton zemine kapaklanır: "GÜÜÜÜM!")

​(Gözleri fırfır dönen Zeng, elleriyle kafasını tutarak yerde çırpınmaya başlar. Sert ve duygusuz savaşçı kimliği bir saniyede tuzla buz olmuş, adam kelimenin tam anlamıyla aşırı yüklemeden deliye dönmüştür!)

​Zeng: (Yerde yuvarlanarak, sesi birden incelip çıldırmış gibi bağırarak) "Aaaaaaağğğğh! N-Ne oldu lan az önce?! Ne yaptın sen bana Alya?! Kalbim kaburgalarımı delip fırlayacak şimdi! Beynim eridi, dev devrelerim yandı lan!"

​Alya: (Korkuyla dizlerinin üstüne çöküp Zeng’i omuzlarından tutmaya çalışarak) "Sakin ol Zeng! Sadece öptüm, ölmezsin dur! Yere yatma, kalk yukarı!"

​Zeng: (Alya’nın ellerini fark edince daha da panikleyip geriye doğru solucan gibi kayarak) "Dokunma, valla patlayacağım şimdi! Ben koskoca kılıç ustasıyım, bin tane düşmanın arasına girdim böyle tırsmadım! Bu ne biçim duygu, kafayı yiyorum! Aaaaaaağğğğh!"

​(Zeng hızla ayağa fırlayıp çatı alanında bir o yana bir bu yana deliler gibi koşmaya başlar. Kılıcını çekip havayı kesmeye çalışır, sonra tekrar kafasını tutup çığlık atar. Alya ne yapacağını bilemeyerek şaşkınlık ve utanç karışımı bir ifadeyle kalakalmıştır.)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.