SAHNE 1
Mekân: Alnomyan Gezegeni – Atmosferi hafif sisli, garip bitki örtüsüyle kaplı kayalık bir alan.
Karakterler: James, Light, Anna.
(Ağır bir sessizlik vardır. Portaldan veya uzay gemisinden geçişin yarattığı hafif toz bulutu yavaşça dağılır. İnsan ekibinin üç üyesi ayağa kalkar. Üzerlerindeki keşif üniformalarını düzeltirler. James heyecanla etrafa bakarken, Anna elindeki tarama cihazını kontrol eder. Light ise kollarını göğsünde kavuşturmuş, huysuz ve huzursuz bir ifadeyle etrafı süzmektedir.)
James: (Derin bir nefes alır, yüzünde hayranlık dolu bir gülümsemeyle etrafa bakar) İnanılmaz... Havası bile dünya standartlarından farklı. Başardık dostlarım, gerçekten başka bir gezegendeyiz!
Anna: (Elindeki cihazın ekranına bakarak başını sallar) Atmosferdeki oksijen oranı yaşanabilir seviyede James. Ama radyasyon ve enerji dalgalanmaları çok tuhaf. Cihazlar bile tam veri veremiyor.
Light: (Kaşlarını çatarak tozlu botlarına bakar, sesi soğuk ve gergindir) Neyi başardık James? Bilmediğimiz, ne idüğü belirsiz bir toz yığınına bastık, hepsi bu. Ben bu havayı koklamaktan bile rahatsızım. İçimde hiç iyi bir his yok.
James: (Gülerek Light’ın omzuna vurur) Yapma ama Light! Tarih yazıyoruz. Biraz keşfetme arzusu olsun içinde.
Light: (Omzunu silkerek James'in elini iter) Tarih mi yazıyoruz yoksa kendi mezarımızı mı kazıyoruz, göreceğiz. Buradaki enerji rezonansı normal değil. Şimdiden başımı ağrıtmaya başladı. Hemen verileri toplayıp geri dönme taraftarıyım.
Anna: (Aniden duraksar, cihazından bip sesleri gelmeye başlar) Çocuklar... Bir dakika susun. Cihaz yaklaşan yaşam formları algılıyor. Çok yakınımızdalar.
James: (Ciddileşir, elini belindeki tabancaya doğru götürür) Ne tür bir yaşam formu? Ne kadar uzaktalar?
Anna:(Gözleri büyür, önlerindeki çalıların ve kayalıkların arkasını işaret eder) Çok geç... Zaten oradalar.
(Ekip silahlarına sarılır. Kayalıkların arasından ilk Myanlar görünür. Tamamen mavi tenli, pürüzsüz ve garip bir parlaklığa sahip vücutları vardır. En tuhaf ve ürpertici olanı ise yüzlerinde hiçbir şekilde ağız bulunmamasıdır! Sessizce, hiç ses çıkarmadan ekibin etrafını sarmaya başlarlar.)
Light: (Gözleri dehşetle açılır, geri çekilerek fısıldar) Tanrım... Bunlar da ne böyle? Mavi tenli... Ve ağızları bile yok! Nasıl nefes alıyor ya da konuşuyor bunlar?!
James: (Şaşkınlıktan donakalmıştır, elini dostça kaldırır) Harika... Buranın yerlileri Myanlar olmalı. Sakın ateş etmeyin, ilk hamleyi biz yapmayalım!
Anna: (Silahının emniyetini açar, sesi titrer) James... Ağızları yok ama bize bakışları hiç dost canlısı gelmedi. Zihinle mi iletişim kuruyorlar acaba?
Light: (Dişlerini sıkar) Ben size demiştim! Rahatsız olmakta haklıymışım. Bu konuşamayan mavi yaratıkların bize ne yapacağını bilmiyoruz, hemen portalı geri açalım!