100 Asır Önce
Evde oturup camdan gökyüzünü izliyordum. Bugün Orion takım yıldızını görmüştüm. Hep böyle şeyler ilgimi çekerdi. Orion takım yıldızının diğer anlamı avcı’dır. Ben hep avcı kısım olur avımı arardım. Yıldızını arayan bir avcı. Evet o bendim.
Ay Dede’ye inanır mısınız? Ben inanırım küçüklüğümden beri geceleri hep dışarı bakar Ay ile konuşurdum. Onunla sohbet ederdim. O benimle konuşmasa bile sanki hep benim yanımdaymış gibi sanki bana nasihat ediyormuş, derdime ortak oluyormuş gibi hissederdim.
Bugün ay dolunay evresindeydi. Orion takım yıldızı ise hemen ayın yanındaydı. Ben yine ay ile dertleşiyordum. Yanında Orion’un bulunması beni daha da motive ediyor. Kulaklığımda ki müziğim beni düşünceden düşünceye atlatırken Ay’a hala dertlerimi anlatıyordum. Ay’ın sanki yaklaştığını hissettim. Kulaklığımı çıkardım.
“ Sana yıldızını getirdim.” Dedi bana.
“ Yıldızım mı?”
“ Evet, yıldızın.”
“ Nerede bulabilirim onu Ay Dede.”
“ Yıllardır arıyorsun güzel kız bulacaksın.”
“ Nerede Ay Dede nerede bulabilirim onu ?”
“ Derinliğe gömüleceğin kadar derin. Gözlerini saflığa, berraklığa daldıracaksın. “
“ Ay Dede ne demek istiyorsun?”
“ Yapabileceğim bu kadar tatlı kız. Yıldızını bul. Görüşürüz.”
Dediği an gözümün önünde ayın kaybolması beni şoka uğratmıştı. Ne yapacağımı bilemeden sadece boş boş aşağıya bakıyordum.
“Derinliğe gömüleceğin kadar derin. Gözlerini saflığa, berraklığa daldıracaksın. “
Ne demek istemişti? Derin bir yer. Ve berrak, saf. Öyle bir yer mi var ki?
“ Mavi.” Gelen ses ile kafamı kaldırdım kim konuşmuştu çözemedim. Ama bu bir ipucu olsa gerek.
Mavi, saf, berrak, derin bu ne olabilir?
“Okyanus.”
Cevap okyanustu. Üzerime bir hırka geçirerek Okyanus’a koştum. Koşarken hem heyecan hem korku hemde mutluluğun verdiği his ile gözyaşlarımı tutamadım. Okyanus’a geldim.
“ Yıldızım neredesin geldim buldum seni göster kendini bana neredesin?” diyerek bağırmaya başladım. Sonunda yıllardır beklediğim an gelmişti. Bulacaktım onu. Nerede olduğunu bulacaktım.
Koştuğum için nefes nefese kalmıştım. Ayaklarım çok yorulmuştu. Aynı zamanda ağladığım için kendimi kumların üstüne bıraktım. Dizlerimin üstüne oturmuştum.
Etraftan gelen sesler beni duraksattı. Bir adam yaklaşıyordu yanıma doğru. Uzun boylu hafif kahve tonlu saçları ve kehribar gözleri ile yanıma yaklaştı.
“ Hanımefendi iyi misiniz?”
“ Yıldızımı gördünüz mü? Onu arıyorum bulamadım. Yardım eder misiniz lütfen yıllardır onu arıyorum.”
“ Hanımefendi isterseniz biraz dinlenin. Arkadaşlarımla hep buraya geliriz. Hiç kimseyi görmedik burada. İsterseniz bize katılın hemde dinlenmiş olursunuz.”
Elini beni kaldırmak için uzattı. Elini tutmakta tereddüt etmiştim. Ama güven verici bir bakış atınca yine tereddüt etsemde elini tuttum.
Beni biraz daha öte bir yere götürdü. Elleri çok sıcaktı benim aksime. Beni kayalıkların bulunduğu bir yere getirdi. 4 tane kız vardı orada. Oturmuş beni ve yanımdaki adamı izliyorlardı. Kızıl saçları olan kız bizi görünce ayağa kalktı ve sinirli bir şekilde yanımıza geldi.
“ Barona bu kim?”
Kızın bu sinirli ifadesi elimi onun elinden çekme isteğimi uyandırmıştı. Ama beni durduran adama baktım. Adı Baronaymış.
“ Narya, kızı korkutma.”
“ Barona, bu kız kim? Neden bu kızın elini tuttun?”
“ Narya, bir otursan da anlatsak ha ne dersin?”
Hala oturan üç kızdan birisi konuştu. Konuşan kız altın sarısı parlayan saçlara sahipti.
“ Kusura bakmayın biraz sinirli birisidir. Gelin oturun.”
Hala elimi tutan adama baktım. Elimi bırakıp oturmamı işaret etti. Bende az önce konuşan sarışın kızın yanına oturdum. Adı Barona olan adamda yanıma oturdu.
“ Ee Barona seni dinliyoruz.”
“ Sen anlatmak ister misin? Hem de kendinden bahsedersin seni tanımış oluruz.” Dedi adı Barona olan kişi.
Ben cevap vermeyince gerildiğimi anlamış olacak ki o konuşmaya başladı.
“ Ağlarken gördüm onu. Bende gecenin bu vakti yalnız kalmasını istemedim. O da sağolsun kırmadı.”
“ Adım nedir senin?” diye sordu anladığım kadarıyla adı Narya olan kız .
“ Adım yok Orion derler.”
“ Neden adın yoktur senin?” dedi turuncu saçlı kız.
“ Ailem beni bırakıp gitmiş. Bende kendi başıma büyüdüm. Kendi kendimi büyüttüm. Çok iyi bir avcıyım. Çevremdeki kişilerde bana o yüzden Orion derler.”
“ Anladım. Neden ağlıyordun peki?”
“ Yıldızımı arıyordum.”
“ Yıldızını mı?”
Başımı onaylar bir biçimde salladım.
Sarışın olan kız Barona adlı kişiye kaş göz hareketi yaptı. Anlamıştım.
“ Hangi kabiledensin sen?”dedi sarışın kız.
“ Bilmiyorum. Ailemin kabilesini bilmiyorum çünkü.”
“ Anladım.”
Bir kadının ortada belirmesi ile ürktüm.
“ Kızlar, Barona bu o onu hemen yanıma getirin.”
Ellerini hemen benim üstüme atamalarından korkmuştum.
“ Bırakın beni, kimsiniz siz? Bırakın.” İsyanlarım hiçbir işe yaramıyordu. Ne yaptıysam bırakmamışlardı. Korktum. Çok çok korktum. Kalbimin korkudan nasıl attığını asla anlatamam.
Beni bir eve getirdiler ve beni bıraktılar. Beni bulan adamın suratına olduğu gibi tokatı geçirdim.
“ Hani yardımcı olmak istemiştin. Bu muydu yardımın senin? Kimsiniz ne istiyorsunuz?”
“ Sakin ol kötü elfler değiliz biz. Dinle bizi.”
“ Dinleyemem bırakın beni.”
“ Çıkta senin anında alnının çatından vursunlar.” Dedi Barona.
Dediği gibi duraksadım.
“ Neden beni vursunlar?”
“ İşte bizi bir dinle. Otur istersen.” Dedi sarışın kız. Bu kız çık garipti.
Oturdum ve karşıma dizildi hepsi.
“ Dinliyorum.”
“ Biz 4 Elementin Elfiyiz.”
Ayağa kalktım. Çok şaşırmıştım.
“ Ne!” odayı bağırışım ile dolmuştu.
“ Bağırma, bir otur.” Diye devam etti kız.
“ Siz neden beni getirdiniz. Benimle ne alakası var?”
“ Direk konuya giriyorum.”
“ Gir artık.”
“ Ben Vilya, Hava Elfi. Tanıştığıma memnun oldum Almitharam.”
Ne yüzyıllardır aranan Almithara ben miyim?
“Ne diyorsunuz siz? Kamera şakası mı? Hani nerede bir selam veriyim?”
“ Bir dinle Almithara kim biliyor musun?”
“ Evet, 4 Elementin Birleşimine sahip Elf.”
“ Harika, hikayesi?”
“ Hayır.”
“ O zaman dinle.”
“ Almithara Elflerin Kraliçesi olarak bilinir. Efsaneye göre evli olduğu kralın onu terk ederek yok olduğu bilinir. Almithara 4 Elementin Birleşimine sahip olduğu bilinir. Eşinin yani kralın kendisini terk edip yok olması ile kahrolmuştur. Ve Orklar bunu fırsat bilip ona savaş açmıştır. O da hazırlıksız yakalanmıştı. İlk defa. Bunun verdiği stres ile halkına bir mektup bıraktı.”
“ Ne mektubu.”
“Ben 4 Elementin Birleşimine sahip kişi. Ben Almithara. Bu savaşta yalnız değilsiniz halkım. Sizi yalnız bırakmayacağım bundan şüpheniz olmasın. Ama gideceğim. Arkamda 4 Elf bırakıyorum. Bu elfler size kim olduklarını söylemeden size yardım edecek. Ateş, Su , Hava ve Toprak elfleri size hep yardım edecek. Geri döneceğim. Sadece bekleyin ve sabredin.”
“ Siz o elfler misiniz?”
“ Evet siz bizi oluşturduktan sonra gittiniz. Ve biz savaşı kazandık. Şimdi geri döndünüz.”
“ Evet, doğru Almithara’nın geri döndüğü ile ilgili söylentiler vardı. Ama ama ben olamam bu imkansız.”
“ Sizsiniz.” Dedi Barona.
“ Nereden biliyorsun? Sence Almithara’ya mı benziyorum?”
“ Almitharam, ben Elektrik ve Enerji Elfiyim.”
“ Bu benim Almithara olmadığım gerçeğini değiştirmez.”
“ Siz Almitharasınız.”
“ Değilim diyorum size.”
İçeri gelen kadın ile gözlerim ona döndü.
“ Öylesin. Sen Almitharasın.”
“ Kimsin?”
“ Bilge Hanım.”
“ Bilge Hanım Almithara olamam ben bu imkansız.”
“ Öylesin.”
“ Nereden belli?”
“ Adın yok, kimsesizsin. Ve tesadüfen buldun bizi. Sence bu nedenler yetmez mi?”
“ Ben olamam gerçekten.”
Ellerini kaldırdı ve bana doğru tuttu. Kalbimde hissettiğim acı ile elimi kalbime götürmeye çalıştım. Ama olmadı yapamadım. Hava yükseldim. İçimden çıkan ışıklar odayı aydınlatmıştı. Ellerim ve ayaklarımın benden bağımsız hareket etmesi ile kollarım ve bacaklarımın aralanmasıyla kapalı olan gözlerimin aydınlandığını hissettim. Hissettiğim acı gitgide azalıyor, gözlerimin aydınlığı git gide azalıyordu. Bedenimin aşağıya doğru süzüldüğünü hissettim. Gözlerimi tereddüt ile açtım. Bel çukurumun bulunduğu yerde bir ağırlık vardı. Elimi bel çukurumua götürdüm. Bir şey tutmuştum elimi çektim ve arkama doğru baktığım da arkamda kanat vardı. Ürkmüştüm bembeyaz kanatlarım gözlerimi alıyordu. Elbisem değişmişti. Yeşil, mavi, kırmızı ve kahverengiydi. Saçlarım kahverengiden kızıla dönmüştü. Kendime şaşkınlıkla bakıyordum.
Bana bunu yapan kişiye gözlerimi diktim.
Ama kızların üzerime çullanması ile kendimi yerde buldum. Gözlerimi ondan ayırmak zorunda kaldım. Kızlar bana öyle sarılıyuordu resmen nefessizlikten ölecektim. Bilge Hanım konuştu.
“Kızlar durun bir nefes alsın. Şaşırdı zaten aynı zamanda korktu.” Benim üzerimden kalktılar Bilge Hanımın bunu demesi üzerine. Bende ayağa kalktım ama kanatlarımın verdiği ağırlık ile bu biraz zor oldu. Bige Hanım’a doğru yürüdüm. Sinirliydim.
“ Benim iznim olmadan böyle bir şeyi nasıl yaparsınız?”
“Zorundaydım. Yoksa inat edecektiniz.”
Barona önümde belirdi. O kadar masumdu ki sanki Bilge Hanım’a hiç sinirli değildim. Sanki bunlar hiç yaşanmamıştı.
“Hoşgeldiniz.”
Bana tebessüm ettirmeyi başarabilmişti.
“Hoşbuldum.”
Kızlar da Barona’nın yanına dizilmişti.
“Ben Narya, Ateş Elfiyim Almitharam. Sabah ki tavrım için üzgünüm” deyip elini uzattı.
Bana uzattığı eli sıktım.
“ Sıkıntı değil. Tanıştığıma memnun oldum Narya.”
Benim böyle konuşmam garibine gitmiş olacak ki başını kaldırıp şaşkın şaşkın bana baktı. Bende tebessüm etmiştim şaşkın bakışına ithafen. O da bakışımdan ciddi olduğumu anlayınca o da tebessüm etti. Ve elimi bıraktı.
Şimdi ki sıra o sarışın kızdaydı adını söylemişti. Ama unutmuştum.
“ Ben Vilya, Hava Elfiyim Almitharam. Tanıştığıma çok memnun oldum.” Dedi ve Narya gibi elini uzattı. Bende uzattığı eli sıktım.
Bende memnun oldum Vilya, dedim.
Sıradaki kız saçları kahverengi tonlarında gözleri yeşil ve bacaklarında sarmaşıklar bulunduran bir kızdı.
“Ben Silvan, Toprak Elfiyim. Tanıştığıma memnun oldum.” Dedi. Bana karşı biraz soğuktu ama pek kafaya takmadım. Sadece bende deyipo geçiştirdim.
Sıradaki kız parlak mavi saçlı ve gözleri masmavi olan birisiydi. Çok neşeli birisine benziyordu.
“ Ben Aerin Almitharam, Su Elfiyim. Tanıştığıma çok memnun oldum.” Neşeli ve sevecen bir şekilde demesi beni çok mutlu etmişti. Sesi çok huzur vericiydi.
“Bende çok memnun oldum Aerin.” Dedim neşeli bir ses tonu ile.
“Kendimi tanıtmama gerek var mı Almitharam?” diye sordu Barona.
Kızların gülmesi ile güldüm.
“Yok Barona sağ ol seni tanıdım. Ekstra tanıtmana gerek yok.” Dedim.
Kızlar bunu demem ile kahkaha attılar. Kahkaha tufanına ben ve Barona’da katıldı.
“ Her şey bir günde hatta birkaç dakikada gerçekleşmişti.
Almithara olduğumu öğrenmem ve olmam bir olmuştu.
Keşke yıldızımada bu kadar çabuk kavuşabilseydim.
Neden hayat buna izin vermedi?
Hayatım komple değişti sadece birkaç dakikada...
Ama ben birkaç dakikada yıldızımı bulamadım.
Onu birkaç yıldır aramıyordum. Ben onu doğduğum günden beri arıyorum.
Hayatımı adadığım şeye ulaşamadım.
Ama benim hiç ummadığım ama herkesin olmak için can feda ettiği şeye sadece birkaç dakika içinde sahip olmuştum.
Hayat ne kadar acımasız yıllarını verdiğin şeyi sana vermezken.
Hiç ummadığın bir şeyi önüne sunabiliyor.
Ama ben o yıldızı bulacağım.
Şuan Almithara olmam bir şeyi değiştirmez.
Ben avcıyım.
Bu değişmedi ve değişmeyecek.”
Aradan birkaç gün geçmişti ama nasıl geçti orası şüpheli, Mutluydum sağ olsunlar Barona ve kızlar çok yardımcı oluyorlardı.
Kapıya dayanan kişiler çok oluyordu buna alıştığım için artık tepki vermiyordum. Evet doğru kapıya dayananlar dedim. Almithara olduğum günden sonra bu haber orkların kulağına gitmişti. Halkını buraya yönlendirip güya beni alt edecekti ama kızlar ve Barona sağ olsun. Buna izin vermiyorlardı. Birkaç günde onlara çok fazla bağlanmıştım bu iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi emin değildim. Ama hissetiğim duygular bunlardı. Bunu biliyordum. Gerçi tek bildiğim buydu. Bu sefer ki baskın farklıydı. Bu sefer ki baskın elfler tarafındaydı. Kendi halkımız bize saldırı mı düzenlemişti? Bunu bize nasıl yapabililerdi? Bu nasıl bir hainlikti? Neden bize saldırıyorlardı? Barona onları engellemeye çalışırken biz kızlarda içeride bekliyorduk Baron’u. Artık bu kadarı fazlaydı Baron’u tehlikeye atamazdım. Artık görünmem lazımdı.
“Kızlar benim aşağıya inmem lazım.”
Vilya hemen ayaklandı.
“Olmaz seni tehlikeye atamayız.
“Ama Baron’u da tehlikeye atamayız Vilya benim için endişelenmeyin.”
“Almitharam lütfen. Durun.”
“Vilya savaşa gitmiyorum. Hem kendi halkımız onlar sadece beni görmek istiyorlar. Kötü bir niyetleri yok.”
“Bizde geliyoruz o zaman.” Dedi Narya.
“Saçmalamayın oturun siz ben hemen gidip geleceğim söz.”
“Almitharam lütfen.”
“Narya lütfen oturun söz veriyorum hemen geleceğim. Siz oturun aklım sizde kalmasın .”
“ Dikkat edin.
“Tamam söz.”
Kızları sonunda ikna edip odadan çıktım aşağıya hızlı bir şekilde indim Barona’yı görmeye çalıştım tam olarak nerede olduğunu tespit etmeye çalışıyordum. Kapının önüne gelip hafif aralayıp dışarıya bakmayı hedeflemiştim ama bu çok zordu dışarısı çok kalabalıktı. Ve içlerinden Baron’u seçmek en zor olanıydı. Bende aniden gelen bir delilik ile dışarı çıktım. vE DİK DURUŞUMİLE HALKA SESLENDİM.
“Bakın buradayım onu bırakın.”
“Sen gerçekmişsin neden bunca zamandır gelmedin neden şimdi çıktın karşımıza?” dedi bir vatandaş.
“ Evet gerçeğim. Bu zamanda ortaya çıkmam gerektiği için çıktım. Peki ben size bir soru sorayım siz neden bu şekilde ortaya çıktınız?” diye bir soru yönettim halka.
“Bizden bunca yıldır kendini sakladın keyfüsefa içinde yaşadın biz ise burada fakirlik çektik. Şimdi anladın mı neden böyle davranıyoruz?” bunu söyleyen vatandaşı süzdüm. Durumunun gayet iyi olduğu her halinden belliydi.
“ Bunu diyen siz misiniz? Gördüğüm üzere durumu iyi olan birisine benziyorsunuz bunu demeniz ne kadar doğru? Sizden daha kötü durumda olanlar var sizin böyle konuşmamanız gerek. Arkadaşlar ben geri döndüm. Her şeye el atacağım. Bana biraz zaman verin.”
“Almitharam biz sizi çok özledik ama eskisi gibi mi davranacaksınız bize?”diye bir soru yöneltti bir kişi.
“ Eskiden size nasıl davranıyordum?”
“ Gaddar, acımasız, canice ve kibirli.”
Gerçekten böyle mi davranıyordum?
“Hayır ben öyle biri değilim içinizi ferah tutun. Şimdi evlerinize gidin ve merak etmeyin ben her şeyhi halledecğim.”
Halkın tepkisi çok güzeldi. Etraf boşalırken üstümden sanki çok büyük bir yük kalkmış kuş tüyü kadar hafif hissediyordum. Barona’nın yanıma gelmesi ile gözlerim ona döndü. Sinirli bir şekilde bana bakıyordu,
“ Neden böyle yaptın ya sana aldırsalardı?”
“Ama saldırmadılar değil mi?” deyip onu sakinleştirmeye çalıştım.
“Olsun yine de yapmamalıydın. Ben hallederdim.”
“Gerçekten çok güzel hallediyordun. Sen tek kişi koskoca halka karşı gelebilir miydin Barona sen iyi misin?”
“Bunu daha önce yaptım sen bunu gayet iyi biliyorsun.”
“Bu farklı ama bu sefer ki halktı. Emin ol Orklar olsaydı hiçbir şey demezdim. “
Kızların kapıyı açmalarıyla Barona ile bana sarılmaları bir olmuştu. Bize sarıldıkları anda ikimizde onlara aynı hızla karşılık verdik.
“biz gerçekten bir aile olduk değil mi?” dedi vilya
Bende;
“Evet biz gerçekten 6 kişilik kocaman bir aile olduk.” Dedim tebessüm ederek.
38 YIL SONRA
Almitharalık görevim hala dervam ediyordu. Ve halkta görevde olmamdan çok memnundu. Ama orklar tarafından yapılan isyanlar durmak bilmiyordu. Kızlar ve Barona kaç kere ölümden dönmüşlerdi. Hepsi benim suçumdu. Belki ben ben ben olmasaydım bunların hiçbiri yaşanmayacaktı. Gitmeye karar verdim. Evet gidecektim. Hemde hiç vedalaşmadan sessiz sedasız bunların bedeli belki olacaktı ama ne olursa olsun geri dönecektim. Sadece Orkların durması ve ailemin zarar görmemesi için gidiyorum. Sadece arkamda bir mektup bırakacaktım. Sadece bir mektup...
“ Ben ALmithara 4 Elemntin Birleşimine sahip Elf bu bir veda veya hoşçakal mektubu değil çünkü bü kelimeler sonsuza kadar gitmeyi temsil eder. Ama ben gitmiyorum. Sadece bir mola. Ve şunu aklınızdan asla çıkarmayın. Bana, kızlara ve Barona’ya gelen her zarar için hesap soracağım sadece güç toplamam lazım.Şunu kafanıza güzelce kazıyın. Ben
geri döndüğüm zaman bazılarının başlangıcı ve bazılarının sonu olacağım...
Ben ALMİTHARA
Bu mektubu bırakıp gerçekten gittin mi? Diye soracaksınız. Evet, gittim ama sonsuza kadar değil. Sadece bir süreliğine gittim.