İçeriğe geç

Allah Belanı Versin [Taegi Fanfiction]

Bölüm 16 · 6 dk okuma

Allah Belanı Versin [Taegi Fanfiction]

Bölüm 16

Yoongi arabada ne kadar süre oturdu Taehyung'un mektubunu kaç defa okudu bilmiyordu,tek bildiği okuduğu her kelimeden sonra gözlerinden akan yaşlar yüzünden okumaya uzun bir ara vermek zorunda kaldığıydı son bir kez büyük oranda mürekkepleri dağılmış mektuba baktı onun benim için elleriyle yazdığı güzel yazısını mahvettim evet bunuda mahvettim diyerek tekrar ağlamaya başladı şimdi kendini çok yalnız hissediyordu Taehyung'a ne kadar alıştığını şimdi fark ediyordu o gittikten sonra sanki koca dünyada bir başına kalmış gibi hissetti , bir süre ne yapacağını bilemedi telefonunu eline aldı Taehyung'u aradı telefonu kapalıydı bu durum sürpriz değildi tabii ama Yoongi onun o güzel kadife sesini duymayı çok istemişti telefon açılsaydı Taehyung'a sorardı ben sensiz ne yapacağım derdi o kesinlikle kendisine bir yol gösterirdi ama yok olmadı o lanet telefon açılmadı bir ağlama krizi daha başlamıştı.

Yoongi elinin tersiyle gözlerini silerek arabasını çalıştırdı belkide bir şakaydı olamazmıydı? Taehyung şaka yapmıştı aslında şu anda ofisinde çalışıyordu Yoongi'nin gelmesini bekliyordu olamazmıydı yani , bu fikir şu an Yoongi için dünyanın en mantıklı fikriydi hızla arabasını Taehyung'un şirketine sürmeye başladı bir kaç hız cezası yedikten, birkaç kırmızı ışıkta geçtikten sonra sonunda şirketin kapısındaydı etrafa baktı Taehyung'un arabası yoktu ama umudunu kaybetmedi tabi Taehyung bir işi yapacaksa mükemmel yapardı şaka yapacaksa tabikide arabasını görünmeyecek bir yere belki bir sokak arkaya park ederdi hızla kapıyı açtı Hoseok perişan haldeki Yoongi'yi görünce hızla yerinden fırladı "Bay Min iyimisiniz birşeyiniz yokya " diye sordu.

Yoongi sadece"Taehyung nerde "diyebildi nefes nefeseydi terden saçları alnına yapışmıştı Hoseok size sabahta söylemiştim gitti " dedi ama Yoongi inanmadı ofisinde değilmi dedi koşarak hızla Taehyung'un ofisine girdi ama boştu kimse yoktu Hoseok'a dönüp kollarını tuttu sarsarak " neolur tanrı aşkına söyle nereye gitti onunla konuşmam lazım " dedi.

Hoseok "size söyledim bilmiyorum" dedi Yoongi "peki nasıl iletişim kuruyorsun onunla " dedi sonuçta beraber çalışıyorlardı elbetteki araması sorması gereken bir şey olacaktı.

Hoseok "konuşamıyorum telefonu kapalı mail attım ama dönmedi kusura bakmayın ama size yardımcı olamayacağım Bay Min bence evinize gidin biraz dinlenin çok yorgun görünüyorsunuz " dedi.

Yoongi başını önüne eğdi birşey demeden şirketten çıktı aslında onu orada bulacağından o kadar emindiki şimdi bir kez daha yıkılmıştı sonra tabii ya böyle bir şaka yapacaksa işte ne işi var evindedir kesin dedi içine bir ümüt doğmuştu hızla eve sürmeye başladı bir süre sonra tanıdık evin önündeydi kapının ziline basmadan önce üstünü başını kontrol etti saçlarını elleriyle geriye doğru taradı ve derin bir nefes alıp izle bastı melodik ses kulaklarına doldu ama kapı açılmadı , tekrar bastı tekrar ve tekrar bastı ama sonuç değişmedi kapı açılmamıştı Yoongi dizlerinin üstüne çöktü başını yere eğdi yoksa gerçekten gitti mi dedi

Artık saatlerin günlerin bir önemi yoktu çünkü Taehyung yoktu onun sıcak gülümsemesi olmadan her gün kara kış gibiydi Yoongi'nin içi üşüyordu Taehyung'un güzel gözlerindeki parıltıları görmediği her gece zifiri karanlıktı ne ay ne yıldızlar yoktu sadece sonsuz bir karanlık vardı Yoongi han nehrinin kenarında yürüyüş yapıyordu köprünün üstünde nehri izliyordu hayatının hiç bir anında kendini bu kadar yalnız bu kadar çaresiz hissetmemişti telefonuna baktı bir mesaj bir çağrı görmeyi umdu ama yoktu tekrar aradı yine o tanıdık bant kaydı.

Yoongi derin bir iç geçirdi neden açmıyorsun neden dedi

Sonra karşısındaki N Seul kulesini gördü Taehyung ile yedikleri o güzel romantik yemek geldi aklına sonra yemeğin sonunu nasıl mahvettiğini hatırladı.

Yoongi'nin birkez daha gözleri doldu burnu sızladı bende olsam beni bırakırdım her güzel anımızı bir şekilde mahvetmeyi başarmışım diye söylendi

Yoongi yürüyüştem dönmüş eve gelirken yolun üstündeki o ünlü kafeden en sevdiği kahveyi alımştı sonra Taehyung ile olan sohbeti aklıma gelmişti bir yudum bile alamadan kahveyi çöpe attı artık bende kahve sevmiyorum dedi.

İşte yine o lanet olası inşaatın önündeydi yavaşça arabasından indi inşaat alanına girdi Hoseok, jungkook, şantiye şefi hatta jimin bile oradaydı belli ki geç kalmıştı ama zerre umrunda değildi jungkook onu vururmuydu keşke vursa, vursa da beni bu sefil hayattan beni kurtarsa ne iyi olurdu diye geçirdi içinden bu düşüncelerini jimin dağıtmıştı.

jimin gözündeki pahalı güneş gözlüklerini parmağıyla hafif indirip gözlüklerin üstünden Yoongi'ye baktı "sen ne kadar zayıflamışsın böyle hemen bana sırrını veriyorsun jungkook baksana ne kadar fit görünüyor değilmi" dedi dudaklarını büzerek jungkook sevgilisinin dolgun dudaklarına küçük bir öpücük bıraktı " büzme o dudaklarını dayanamıyorum , hem ben senin bu halini seviyorum bi tanem sakın zayıflama o güzel dolgun kalçaların gider sonra" dedi.

Yoongi göz devirdi yüzünü ekşitti hiçmi utanmaları yoktu bunların Yoongi "neyse başlayalım mı " dedi. artık rutin haline gelen denetleme başlamıştı Hoseok kullanılan yalıtım malzemelerini inceliyordu Yoongi "bu kullanılan bu malzeme yönetmeliğe uygun değil galiba" dedi jungkook sen ne yapmaya çalışıyorsun der gibi dik dik Yoongi'ye baktı Hoseok aslında muadil bir ürün sorun olmaz bence dedi ama Yoongi "sence bence olmaz kesin bilgi verin yada arayın bay Kim'i gelsin" dedi Jungkook sinirden delirmek üzereydi "adam sorun yok diyor işte senin derdin ne " dedi Yoongi'nin üstüne bir iki adım atmıştı jimin hemen koluna girdi kulağına " Taehyung yok ya ondan yapıyor sakin ol ben şu iş bitsin halledeceğim "dedi.

jungkook "bana ne ya onların özel hayatından canımdan bezdim resmen iş durmasın diye sevgili yaptık şimdi de sevgili oldular diye iş duruyor nasıl yapıyorlarsa her şekilde ceremesini ben çekiyorum" dedi

Denetleme olaysız bitmiş Hoseok daha fazla Yoongi ile uğraşmamak için resmen koşar adım uzaklaşmıştı Jimin Yoongi'nin yanına geldi "istersen gel bir yerlerde oturalım bir şeyler içelim yada yiyelim ben çok acıktım" dedi

Jungkook,jimin ve Yoongi inşaata yakın güzel şirin bir restoranda oturmuşlar yemeklerinin gelmesini bekliyorlardı Yoongi bu grubun saçamalığına baktı

Jimin lafa girdi "konuşmak anlatmak istersen seni dinlerim elimden birşey gelirse yardımda ederim bu halin hiç hoşuma gitmiyor bir ayda eridin bittin resmen" dedi.

Yoongi derin bir iç geçirdi aslında konuşmak dertleşmek istiyordu çok yalnızdı zaten çok arkadaşı yoktu ailesi zaten onunla görüşmüyordu bazen delirecek gibi oluyordu ama jimin'de okdar yakını sayılmazdı gerçi Taehyung ile onun sevgili olamsında Jimin'in rolü çok büyüktü bir yerde sorumlu sayılırdı sonuç olarak,Yoongi anlatmak istiyordu

Jimin "ne yani hiç bir şey demeden gitti öylemi kavgada etmediniz öylemi ama bu çok saçma mutlaka birşey olmuştur iyi düşün çünkü böyle olmaz çok saçma" dedi .

Jungkook çorbasından bir kaşık aldı ıyy çok tuzlu bu dedi Jimin benimki iyi bak dedi kaşığına çorba aldı birazını içti kalanını jungkook'a uzattı jungkook jimin'in kaşığından çorbayı içti jungkook kendi çorbasından bir kaşık aldı Jimin'e uzattı jiminde içti hiç tiksinmemişti

Yoongi "siz nasıl böyle birbirinizin kaşığından yiyorsunuz hiçmi rahatsız oluyorsunuz " diye sordu gerçekten şaşırmıştı.

Jimin omuz silkti" ne var bunda biz sevgiliyiz insan sevgilisinden tiksinirmi hiç,biz bazen aynı diş fırçasını bile kullanıyoruz"dedi

Yoongi şimdi anlamıştı ama ona çok saçma gelmişti yoksa şişenin ağzını sildim diyemi ,ondan iğrendiğimi mi düşündü ondanmı gitti yoksa offfff aman tanrım ne yapacağım ben salak kafam dedi kendi kendine

Jimin ailesini aradınmı diye sordu Yoongi hayır dedi hiç aklına gelmemişti aptallağına bir kez daha kızdı "yani ben jungkook le kavg

a etsem hemen annemin kollarına koşardım" dedi

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.