Bugün yalnızdım çünkü İnci Aras’la “takılmaya” gitmişti, bende inanmış gibi davranıp gitmesini izledim. Şimdi ise kütüphanede çürüyene kadar ders çalışıyordum çünkü yalnız yaptığım tek şey buydu. Tabletteki notlarımı açarken bir mesaj bildirmi gelmişti.
İnstagramdan bir mesaj gelmişti.
Atlasdmr: Yalnız takılıyoruz bakıyorum:)
Bu neydi şimdi?
Lalinss: Seni ilgilendiren konu ne tam olarak?
Atlasdmr:Çok yalnız görünüyordun, yazayım dedim.
Atlasdmr:Dün bir bugün iki, ne oluyor kızım?
Lalinss:Yarabbim Sabır.
Lalinss:Ders çalışıyorum, bırak.
Atlasdmr: Tamam
Atlasdmr: Arkana bir dön ama
Ne alaka arkama dönmek ya?
Nedense onun dediği gibi yapıp telefonu kapattıktan sonra arkamı döndüm.Noluyo lan?
Atlas buradaydı. Bu niye gelmişti şimdi?
Onu gördüğümü görünce bana yaklaşıp yanımdaki sandalyeye oturdu.
“hangi konuyu çalışıyosun?”
“Al bak.”
Notlarıma kısa bir süre göz gezdirdi
“Şu kısmı yanlış yazmışsın yalnız”
“Neresi bakayım?”
“Şurası tam”
Notlarımım olduğu tabletin içine girdiği için göremiyordum nereyi gösterdiğini. Hayvan.
“Göreniyorum ki”
“Göremiyor musun? Dur.” Atlas kolunu omzuna atıp beni yakınına getirdi. Fazla yakınına. Yüzlerimizin arasında çok az bir mesafe vardı ve ben nedense heyecanlanmıştım
“..neresiymiş tam olarak?”
“Tam..şurası lalin, görüyor musun?”
“Boşluğu gösteriyorsun Atlas.”
Aramızda çok az bir mesafe varken atlas bir kolu omzundayken diğerini de yanımdaki masaya koydu. Kolu ve masası arasında kalmıştım. Yüzüme yaklaştı.
“Tüh ya, öylemi olmuş?”
“Atlas ne yapıyorsun?”
“Ne yapıyorum Lalin?”
“Onu soruyorum bende.”
“Bende onu soruyorum.”
“Cevap versene, dolandırmayı kes.”
“Ne dolandırması Lalincik?”
Lalincik mi? Hayvan.
“Şerefsiz.”
“Alınıyorum ama”
“Lütfen alın Atlas.”
“Biz böyle anlaşamıyoruz ama Lalincik.”
“Bana şöyle seslenmeyi kes.”
“Nasıl seslenmeyi?”
“Salağa yatma, anladın sen.”
“Yoo, ne seslenmesi söylesene?”
“Şu söylediğin gıcık lakap”
“Ne lakabı”
Allahım sabır ver.
“Lalincik diyorsun ya, o işte”
“Ne olmuş ona?”
“Bana öyle seslenmeyi kes işte”
“Niye utanıyor musun? Tabi buna utanıyor olamazsın çünkü dibine girdiğimden beri kızarıksın.”
Dibime girdiğinide biliyordu şerefsiz.
“Uzaklaş o zaman, sanki senden utanacağım”
“Utandığını söylemiyorum zaten Lalincik, kızardığını söylüyorum. Aynı şey mi?”
“Kes sesini. Git masadan, ders çalışacağım.”
“Bende çalışırım belki”
“Ben kesin çalışacağım. Kalk masadan.”
Atlas aramıza biraz mesafe koydu.
“Tamam, bende burada çalışıyorum şimdi Lalincik.”
“Susta çalış.”
“Emredersiniz.”
Bu çocuk şakamıydı? Resmen benimle dalga geçiyordu. Sırf İnci için katlanıyordum. Umarım buluşması güzel geçmiştir.
Bu bölüm kısa olduu
Yazım hataları olabilir
umarım beğenmişsinizdir🫶