
Gecenin karanlığının en yoğun saatlerinde; dolunayın aydınlattığı penceresinin önünde oturuyordu Austin. Düşünceliydi; çünkü birkaç gündür çok garip şeyler yaşıyor ve hissediyordu. Sanki eski Austin gitmiş yerine başka bir Austin gelmişti.
'Dışarı çık'
Aniden duyduğu sesle yerinden sıçradı.
'Dışarı çık'
Kimdi bu?
"Sende kimsin?"
'DIŞARI ÇIK'
O sesin sahibi her kimse ondan ne istiyordu? Acaba dediğini yapmalı mıydı? Ama yapmak istiyordu dışarı çıkmak, havanın tadını çıkarmak istiyordu.
Ayakları kendinden bağımsız hareketlendi ve kapıya doğru ilerlemeye başladı. Durmaya çalıştı ama olmadı. Vücudunun kontrolü onda değildi!
"Sen kimsin?" Diye sordu tekrardan
O kimse sanırım gitmişti. Ya da Austin öyle sanıyordu.
Tekrardan sordu ve tekrar... Ama ses yoktu.
"Ben neden ayaklarımı kontrol edemiyorum!"
Bu sefer bir kıkırdama sesi duydu.
"Hey!"
'Şu an benim kim olduğum önemli değil sadece senden dışarı çıkmanı istiyorum'
"Ayaklarımı kontrol edemiyorum ki!"
'Çünkü ben kontrol ediyorum seni aptal!'
"Hey benimle düzgün konuş" kahkaha atmaya başladı.
'Daha göremediğin birine en fazla ne yapabilirsin?' o haklıydı! Daha onu göremiyordu ki tehdit etmeye çalışıyordu. 'Çok aptalım!' diye geçirdi içinden.
'Evet'
"Ne?"
'Hani çok aptalım dedin ya ona dedim'
"Sen!Sen düşüncelerimi okuyabiliyor musun?"
'Ne sandın!' Artık düşünceleri de ona özel değildi! Ne güzel!
'Sende yapabilirsin' Duyduğu sesle sanki karşısındaymış gibi boş alana baktı.
"Neyi bende yapabilirim?" Cevap vermek yerine sustu ses. Austin'de fazla üstelemedi; içten içe cevap vermeyeceğinin farkındaydı.
...
Uzun süredir bacakları Austin'den bağımsız hareket ediyordu. Yorulmuştu artık! Onunla konuşmak istedi.
"Nereye götürüyorsun beni?" cevap vermedi yine.
"Hey! Buradasın biliyorum!Artık duralım çok yoruldum"
'Austin Beyler çok mu yorulmuş?' Alayla verdiği cevap sinirlerini bozmuştu.
'Çen sinirlendin mi çen'
"Yeter arık!"
'Oy,kıyamam sinirlenmiş!'
"Benimle dalga geçmeyi kes artık!" yine cevap vermemişti ama bu seferki susmasında bir şey yatıyordu sanki. Austin bunu hissetmiş ve tüyleri diken diken olmuştu.
Bir anda sırtı yerdeki karla buluşmuştu. Üstünde insan vardı ama normal bir insana göre çok kuvvetliydi.
Bağırmak istiyordu ama sanki tüm gücü çekilmiş gibiydi. Neler oluyordu?!
Tek hatırladığı şey uykusunun olduğuydu
...
"Sence ne zaman uyanır?"
"Bilmiyorum"
"Sana söylemem gereken bir şey var"
"Ne oldu yine?"
"Dün bu şahısı ormandan alırken kurt ayak izleri gördüm"
"Farkında mısın bilmiyorum ama ormandan bahsediyoruz"
"Ama izler normal bir kurt izinden daha farklı "
"Nasıl yani?"
"Bir Alfa Kurt izi ama Alfa'dan daha güçlü "
Austin hala bir şeyler anlamamıştı. Neler dönüyordu? Alfa kimdi; bu insanlar kimdi?
"Uyandığının farkındayız"
Kalın bir erkek sesiyle sıçradı.
"Sakin ol"
İnce bir sesti bu sefer. Kadın sesiydi
"Ne zaman gözlerini açmayı planlıyorsun?"
Biraz alayla söylenmişti bu cümle ama gözlerini açmasını sağlamıştı.
"Drake!"
"Ne var ya Amber. Azıcık takılıyorum işte"
"Onu korkutuyor ve incitiyorsun"
Drake, Amber'in sözlerine gözlerini devirdi. Austin ise onları korkulu gözlerle izliyordu. Amber derin bir nefes alıp ona baktı.
"Ben Amber, bu da Drake"
"Benim burada ne işim var?" Sesinden ve gözlerinden korktuğu anlaşılıyordu.
"Ee şey sana en iyisi liderimiz Valentino anlatsın" Anlamsız bakışlarla onlara bakıyordu Austin.
Kapıdan gelen sesle hepsi başını kapıya doğru çevirdi. Vampirlerin Lideri Valentino Clarke girmişti.
Valentino; 1.97 boyunda, geniş ve biçimli omuzları, siyah saçları ve gözleriyle her zaman kızları kendine hayran ediyordu ama onun umrunda değildi. Hiçbir zaman da olmayacaktı.
"Liderim, o Austin Brown." Diyerek konuşmaya başladı Amber. Gözleriyle Valentino'dan izin aldıktan sonra konuşmaya devam etti.
"Drake ile ormanda gece yürüyüşüne çıkmıştık. Sonra çok güçlü bir enerji hissettik ikimizde ve hızla oraya doğru ilerledik. Orada da Austin'i gördük ."
Başıyla onayladı Valentino.
"Liderim; bilmeniz gereken bir şey daha var." Bu sefer konuşan Drake idi. Valentino onay verince Amber'i dürttü konuşması için.
"Liderim, ben orada kurt ayak izleri gördüm. Normal kurt izleri değil; Alfa Kurt izi. Ama Alfa Kurt'tan daha farklı ayak izleri."
Valentino tepki vermemişti. Bir süre öylece durdular. Sonra Valentino Drake ve Amber'e çıkmaları için işaret verdi. İkili çıktıktan sonra Valentino ve Austin yalnız kalmıştı. Valentino'nun aksine Austin yalnız kalmaktan epey rahatsız olmuştu. Çünkü Valentino onu öldürecekmiş gibi bakıyordu. İlk konuşan Valentino oldu.
"Kim olduğunu biliyor musun Austin?" Austin boş bir ifadeyle yüzüne baktı. Belli ki anlamamıştı.
"Şöyle söyleyeyim. Bir vampir olduğunu biliyor muydun?" Austin şimdi ise şok içerisinde yüzüne bakıyordu. Tepkisinden bilmediğini anlamıştı.
"B-ben vampir miyim?" Daha çok kendine sorar gibi konuşmuştu.
"Evet, sen bir vampirsin; yani bizdensin" Austin vampir olduğunu kendine yediremeden Valentino odadan çıktı.
O asla vampirlere, kurt adamlara, cinlere, iblislere, büyücülere vb. doğaüstü canlılara inanmazdı. Hepsinin birer uydurmadan ibaret olduğunu savunurdu. Yanıldığını da düşünmüyordu.
...
Boris tepeye çıkmış ve açık havanın tadını çıkarıyordu. Esen meltem siyah tüylerini okşuyordu sanki.
Huzur buluyordu: Gökyüzünde dolunay, hafif esen rüzgar ve sessizlik...
Her üzüldüğünde veya mutsuz olduğunda tepeye çıkar saatlerce orada sessizce otururdu.
"Noldu?" duyduğu sesle başını hafifçe sağa çevirdi. İç çekerek konuştu Boris.
"Benden nefret ediyor."
"Bir insana aşık ol
arak hata yaptın Alfa"
"Biliyorum..."
...
Selam! İlk bölümle karşınızdayım. Medyadaki kişi Austin.
"Bir insan kıza aşık olmak..."
Diğer bölümde görüşürüz!
:)