gözlerimi açtığımda beyaz bir oda içindeydim. kafamı çevirdiğimde diğerlerininde oda da olduğunu gördüm. duvar dibine çökmüş Alice bana baktı.
******************
Alice: uyanmış uyuyan güzel! günaydın!!
Lydia: senin sıfatınla ne kadar ayarsa işte!
Alice: Tam bir aptalsın!
Lydia: sende çok gevezesin
Alice:" parmaklıklara yapıştı" istediğin oldu mu?!
Lydia: kes çeneni başım ağrıyor.
Alice: ne duygusuz ne umursamazsın?!
Lydia: " ayağa kalktım parmaklıkların arasından yakasını çektim" bana bak ukala yaşıyorsun buna dua et. Chars'a kalsa hepimizin birer ceset olmasını sağlar.
Chars: ah küçük köpek." koridordan yankılanarak gelen sesine doğru kafamı çevirdim sırıtarak içer girdi" ben o kadar acımasız değilim!. işime yaratacaksınız.
Alice'i ittirip Chars'a döndüm.
Lydia: derdin ne!
Chars: Sadık ve eğitimli askerler.
Alice: yada acımasız köpekler.
Chars: nasıl tabir ederseniz. 5 kişi demiştim ama 6 kişi hayatta kaldı.
Lydia: Cömert günündeymişsin.
Chars: güzel bir ekip oldunuz bozmak istemedim.
Alice: " bir anda korku ile parmaklıklara yapıştı." Gerhard yaşıyor mu?!
Chars: Alice tatlı kızım, dinlen yarın her şeyi göreceksin?!
Alice: " parmaklıkları sallamaya başladı." yaşıyor mu dedim!!!
Chars: bekle ve gör "dedikten sonra odadan çıktı"
Alice: "öfke ile ardından bağırmaya başladı" Chars, Chars hadi ama tek kelime sadece!!
Geriye gidip duvar dibine çöktü başını dizlerinin üstüne koydu boş boş yere bakmaya başladı nefesleri hızlanmıştı. korku ,endişe bir o kadar da öfke vardı içinde elleri titriyordu. gözleri dolmaya başladı.
Lydia: hadi ama abartma!
Alice: ne anlarsın sen hayatın boyunca bu lağım çukurundaydın önceki hayatına dair bir şeyin mi var?!!
söyledikleri kırıcıydı. içime de dokunmuştu ama umursamadım öfkeyle söylenmiş sözlerin umursayacak bir tarafı yoktur kısa süre sonra pişmanlık ile kurulan cümlelere dönüşürler. geri dönüp duvar dibine çöktüm bacaklarımı uzattım. kısa bir süre tavanı izledikten sonra yerdeki fayansın kırık yüzeyine dış cephenin şeklini çizmeye başladım. ben çizim yaparken Alice beni izliyordu.
Alice: tırnakların acımıyor mu?
Lydia: hayır.
Alice: bahçenin krokisi mi o?
Lydia: evet.
Alice: sohbetinde çok sarıyor bir ömür çekilmez.
Lydia: " çizimi bırakıp Alice'e baktım" ne istiyorsun?
Alice: "tekrar büzüştü" hiç bir şey.
Lydia: "çizime tekrar başlayacakken durdum yüzüne bakmadan yerdeki çizime bakarak" o ölmedi. aşağıda yaşıyor. Raino, Geko, Nick Öldü!
Alice: nerden biliyorsun?
Lydia: yaşaması gerken 6 kişi belliydi zaten ben sadece bir kişi daha ekledim listeye.
Alice:" heyecanla konuşmaya başladı" sarı çocuğu demi elektrik saçan!
Lydia: nereden bildin.
Alice: zeki çünkü ilgini çekti.
Lydia: alakası yok!
Alice: ovv bizim soğuk nevale de aşık olabiliyormuş?
Aslında olamıyordum sadece zeki biriyle konuşmak bu aptal havuzunda güzeldi. belli bir süre daha dalga geçtikten sonra askerler ikimizi de alıp benim odama götürdü. her şeyden ikişer tane vardı.
Alice: oda arkadaşı olduk.
Lydia: istenmeyen ot dibinde biter " diyerek yatağıma geçtim "
Alice:" tam konuşacaktı ki koridordan gelen ses ile irkildi" Gerhard. "parmaklıklara koştu apıştı kanatları kaburgası sarılmış halde toplayarak karşı hücreye girdi." iyi misin?
Gerhard: iyiyim" gülümsedi."
Gerhar'ın içeri girmesiyle derin bir nefes aldı duvar dibine çöktü.
Lydia: ben aşık olmuşsam sen bitmişsin.
Alice: hayır ben ruh değilim sadece.
Lydia: asıl ruhlar duygusaldır. Beden boş bir kalıba dönüşmüş ise insan duygusuz olur.
Alice: cümleye biraz daha çalışsan edebi olabilir.
alaycı bir sırıtış attım. sonra yerdeki çizime geri döndüm. Alice yanıma gelip yerdeki çizime baktı.
Alice: YA kaçmaya kararlısın ya ölmeye.
Lydia: ölmek buradan daha iyi .
Alice: tek başına ölme o zaman.
Dediğine şaşırmamıştım aslında ama söyleyiş biçimi hoşuma gitmişti. yanıma oturdu o andan sonra Alice ile eğitim sırasında, odaya dönerken, odadan çıkarken her gün koridorlarda en küçük çıkıntılarda girintilere bakıyorduk. Eğitim için bahçeye çıktığımız sırada duvarın üzerindeki panelleri artırıldığını gördük.
Lydia: duvarların üstünü gördün mü.
Alice: evet görüyorum panel sayısı artmış.
Lydia: sadece önemli olan artması değil. sadece bir tane yok etsek bile tekrar birleşir
Alice: eee ne yapacağız o zaman.
Lydia: ya ara bağlamış keseceğiz bir sinyal bozucu yapacağız yada 4 paneli aynı anda yok edeceğiz.
Alice: tamam , odada konuşalım Chars bizi dikizliyor
Lydia: tamam, en iyi hamlenin yap.
Alice: peki ama ölme dikkat et
birbirimize küçümser sırıtış atıp antrenman boyu birbirimizi duvardan duvara fırlattık. Odaya döndüğümüzde odada 1 yatak daha vardı.
Alice: kafamı çok mu sert vurdum yatakları çift görüyorum.
Lydia: yok bende görüyorum.
Dedikten sonra arkamızdan iki asker Numa'yı odamıza bıraktı.
Alice: vay ateşli ile sende hoş geldin
onlar konuşurken aklıma yatağın altına çizdiğimiz planlar geldi .Koşup yatağımın eski durduğu yerdeki planları çizdiğim yere baktım.
Lydia: görmeyip üstüne basmışlar.
Alice: tekrar çizebilir misin?.
Lydia: Yemekten sonra hallederim.
Askerlerden yemekleri alıp masaya oturduk. ben boş boş tabakta ki şeyleri dürtüklerken Alice'de yeni kızla muhabbet ediyordu
Alice: eee ateşli ne zamandır buradasın.
Numa: 2 yıldır peki siz.
Alice: 5
Numa: baya kötüymüş.
Alice: Ben gene iyim köpekcik 10 yıldır burada.
Numa: 10 yıldır mı var burası.
Lydia: buranın önceside vardı ben ilk deneğim
Yemekler bittikten sonra boş tabakları verip sohbet etmeye devam ettik. Uyumak için yatağa geçtim fakat gecenin ortasında koridordan gelen çığlık sesleri ile irkildim yerimden kalktım, parmaklıklar gittim. Fakat birşey göremedim alt katları dinlemek için odaklandım.
Fred: kontrolsüzler, 2 saat sonra burada koridoru boşaltın, 10 altı olanları imha edin.
Koridordan gelen çığlık seslerinin artması ile Numa'da uyanıp yanıma geldi.
Numa: alt katı mı boşaltıyorlar.
Lydia: kontrolsüzler dedi.
Numa: Chars'ın yeni oyuncakları. A sınıfı tayfa.
Lydia: A sınıfı da ne.
Numa:Chars'ın bile hükmedemedikleri.
Bir kaç dakika sonra Numa yatağına geçip devam etti. Bende sandalyeden birini alıp kapı kenarına çektim fakat koridor o kadar uzun Du ki ucu pek belli değildi. Parmaklıklardan göremiyorum.
Gözüm bir anlık aynaya kaydı. Pançemi çıkartıp aynadan bir parça kestim. Koridora uzattım. Adam ellerinde beyaz metal kapsülleri götürüyordu. Son kapsül dikkatimi çekti. Cam bölümünden sarı ışıklar saçılıyor ve sallanıyordu. Kapsülü üzerine kırmızı şerit çekilmişti. Sesler taşımaları bitene kadar sabah olmuş Alice uyanıp bana bakıyordu.
Alice: düşünmekten uyku girmedi demi gözüne.
Lydia: sesler.
Alice:fazla zekanın zararları, insan deliririyor.
Numa: bir şeyler oldu mu?
Lydia: oldu.
Numa: nasıldı?
Lydia: tehlikeli.
Alice: tek tük konuştuğuna göre bir planı var.
Lydia: var ama hoşunuza gitmemesi muhtemel...
.........