İçeriğe geç

ALFA ( KIZIL TAŞ LANETI)

Bölüm 1 · 5 dk okuma

ALFA ( KIZIL TAŞ LANETI)

Bölüm 1

ALFA

Hey evet benim adım "ALFA" fazla iddalı değil mi. Adının hakkını veren biri olduğumu anlayacaksınız.

********

Hayatla kavga etmeye nasıl başladınız ondan ölesiye nefret etmeye, ona düşman olmaya 6 yaşında ilk okula Başladığınız mı lise çağında ilk disiplin cezanızda mı? yoksa ilk aşık olduğunuz da mı?

*******

Benim savaşım doğduğumda zaten başlamıştı da 5 yaşımda dibimde patlayan bir tüp ile daha çetrefilli bir hale geldi.

*******

Patlama anı aslında benim için tam bir muamma hatırlamıyorum bile belli bir süresi hafızamdan gitti tek hatırladığım acil serviste açılıp kapanan gözler. Ve babamın haykırışları.

*******

Bir kaç saat sonra bilincim yerine net bir şekilde gelirken yanıma çokmüş bana acır gözlerle bakan babamın yüzümü okşamaaıyla ayıldım halsizdim kolumu kıpırdatıcak halim dahi yoktu nefes alırken zorlamaya göğsümde ağrılara alışık bir bünyem vardır ama bu ağrı başkaydı. Sanki içimi bir ateş sarıyor gibiydi. Yatakta zar zor doğruldum.

******'*****'

Vücudum gücüne kavuştuğunda bedenimde bazı şeylerin yolunda olmadığını fark etmeye başladım bunlardan en neti de benden metrelerce uzaktaki insanların tamamının sesini alğılayabiliyor olmamdı. Sesler o kadar karmaşıktır ki kulaklarım çınlamaya başladı ama belli bir süre sonra kulaklarım babamın doktorla olan konuşmasına odaklandı.

*********

Howard:Neyi olduğunu anlaya bildiniz mi.

Doktor: görünürde hiç bir şeyi yok baya sağlıklı.

Howard: doktor yakınında patlayan ufak bir pil değil ne olduğunu bilmediğimiz içi sıvı ve gaz dolu bir tüptü. Ve o patlama bir insanın hasar alamaması için olanaksız helede 5 yaşında kalp rahatsızlığı olan bir çocuk için.

Doktor: bay Stark dediğim Lydia çok iyi hatta düşündüğünüzden de iyi "kağıt hışırtısı sesleri" bakın raporlarda kalbindeki hasar onarılmış halde.

*******'

Bu cümleye normal bir zaman diliminde sevinirdim çünkü yaşıtlarım parklarda koşup oynayıp eğlenirken benim fazla mutlu olmam dahi yasaktı ama koridordan gelen hemşirelerin bana canavar deyişleri ve hastanenin içindeki kalabalık sesleri çığlık, atan insanları ameliyat hanedeki neşterin insan vücudundaki kesim sesini duymak 5 yaşındaki bir çocuk için pek huzur verici bir şey olmuyor. Bunca kaosun içinde korkmaya ve endişe duymaya başlamıştım bir anda nazım kontrol edemediğim seviyeye geldi yanımdaki makinanında ötüş sesleri sanki beynimin içine siren yerleştirilmiş gibi bir çınlamaya sebep oldu.

*************

Makinanın ötüş seslerini duyan hemşireler koşarak yanıma gelip beni sakinleştirmeye çalışsana nafile. Artık insanların gürültüsünü değil kendi vücut aksamlarımın sesini bile duyuyordum hemşireler yaklaştıkça gerginliğimle beraber nefes almam da zorlamaya başladı. O anın paniği ile "DEFOLUN" diyerek çığlık attım kontrolüm dışında güç göstermiş olacağım ki beni iyileştirmeye çalışan iki hemşire de sinek gibi duvara yapıştı.

************

Gürültüyü duyan babam koşarak bulunduğum odaya gelip yüzüme baktı. çökmüstüm babamın gözlerinin içine baktım korkuyla. Ellerime korku dolu gözlerle baka kaldı ne olduğunu anlamamıştım taki tırnaklarının uzadığını ve keskinleştiğini fark edinceye kadar.

**************

Babam beni hastaneden çıkarıp SHIELD adında bir yere getirdi buradakiler ellerindeki pençeleri bakıyor nabzını ölçüyor ve kan alıp duruyordu.

**********

Howard: Thomas neyi olduğunu bulabilirmisiniz.

Thomas: Howard sana söz veremem fakat elimden geleni yapicagimdan emin ol. bu arada

*************

Babamı çekerek kenara götürdü fısıldamaya başladı duymadığımı sanarak fısıltı ile konuşmaya başladı.

**************

Thomas: onun bu hale geldiğini kaç kişi gördü biliyorsun soğuk savaş dönemindeyiz. Onu eğer fark ederlerse Lydia için hiç fena olmaz

Howard: doktorlar gördü sadece onlarda benim çalışanim birde Chars.

Thomas:Howard Chars'a ne kadar güvene biliriz. Biliyorsun onun böyle şeyler hakkında fikirleri hiç hoş değildir.

Howard: Chars'ın fikirleri delice olabilir ama beni sırtımdan vurmaz.

Thomas: bu arada istersen Maria ve Tony'i buraya getir tedavisi ne kadar sürer bilmiyoruz onları görse belki çocukta rahatlar.

**********

Onlar bunu dedikten sonra heyecanla yerimden zıpladım

*************

Lydia: evet abimi istiyorum.

Thomas:sen bizi duya biliyor musun?

Lydia: evet ama dinlemiyordum ( diyerek küçük bir sırıtış attım)

Thomas:bu inanılmaz.

Lydia: pençem var sizi duymam mi inanılmaz.

Thomas: sivri dilini senden almış

*********

Dedikten sonra odadan çıktılar. Aradan bir kaç saat geçti annem elinde bir çanta ile odaya girdi koşarak gelip bana sarıldı. Fakat abimi getirmemiş gibiydi.

**********

Lydia:abim nerde?

Maria: okulu vardı. Bir tanem gelemedi.

Lydia: yalan söylüyorsun.

Maria:o nerden çıktı balım

Lydia: çünkü saat sabah 5 ayrıca nabzin değişti terliyorsun. Yani ya yalan söyledin bana yada benden korktun.

Maria: prensesim ben senden neden korkuyum sana bisey olucak diye çok korkuyorum sadece biliyorsun kalbin çok küçük.

Lydia: o iyileşti doktor dedi.

Maria: "yalandan bir gülümsemeyle " öylemi çok sevindim babanla küçük BİRŞEY konuşup geliyorum

*********

Babamın yanına gitti kulağına eğildi tam onları dinlemeye çalisicakken hemşire kulağıma kulaklık geçirdi saçma sapan bir müzik kulağımda çalıyordu. Kötü kötü hemşirenin suratına bakıp dişlerimi çıkarttım tabi dişlerimi yeni fark edince dikkatim dağılarak oraya odaklanıp babama seslendim.

**********

Lydia: baba bak dişlerim vaar.

**************

Aradan bir kaç hafta geçti son 3 gündür ne annem nede babam yanıma uğramisti yani sıra abimde çok özlüyordum sıkıldığımda üstün bahçesine çıkıp biraz yürümeye karar verdim. Bahçede bir adam yanıma yaklaştı. Diz çöküp gözlerime baktı..

**************

Lydia: ne var. Korkutma beni ısırırım.

Cody: sakın ol ufaklık beni abin gönderdi seni ona götürucegim.

Lydia: ama seni tanımıyorum annem tanıdığın insanlardan bir şey kabul etme demişti.

Cody: ama ben sana bir şey vermiyorum ki seni abine götürücem

Lydia: seni sevmedim

************'

üste doğru panikle koşmaya başladım. Fakat benden hızlıydı. Beni yakaladı ve ağzımı kapatıp götürmeye çalıştı bende sinirlenip onu ısırıp pençelerim ile yüzünü yırttım yere yığılmıştı üste tekrar koşarken Thomas' a çarptım.

**************

Thomas: Lydia noldu.

Lydia : bahçedeki adam seni abine götürücem dedi. İnanmadım sana geliyordum bana saldırdı .

**************

Beni odama götürüp adamında sorguya aldılar o esnadada beni başka bir üste götürmek için büyük bir araş tahsis ettiler. Arabaya bindiğimde beni kemerlerle yatağa bağladılar. Yanımda Jhon ve bir kaç kaskli adam vardı Biraz yol gittikten sonra ormanlık bir alanda arabanın yolu kesildi. Herkez panik içinde silahlarını eline aldığı sırada kaskli adamlardan birisi Jhon ve diğer askerleri vurdu . Beni bağladıkları sedyeden kalkmaya çalıştım fakat o kadar güçlü değildim adam elindeki silah Benzerindeki şırıngayı boynuma batırdı. Canımın acısıyla beni bağlayan kemerleri söküp yerimden fırladım karşımdaki adama saldırıp arabadan kaçtım fakat. Fazla ileriye gidemeden başım dönmeye başladı yere yığılıp kaldım arabada saldırdığım adam yanımda gelip kaskını çıkardı net göremedim ama yüzü tanıdıktı.

**************

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.