Emir. Lanet olası orospu evladı seni.
Seni duyuyordum lan ben, zihnime hücum etmene gerek yoktu. Kaç yıldır beni deli gibi göstermek zorunda değildin, cidden. Daha önce söyleyemedim ama sen benim her zaman bir parçamdın. Sadece bana olan hislerinin büyümesini istemedim, acıtacağını bildiğim için. Ahmağın tekisin, lanet olası bir insansın. Benden hoşlanmana gerek var mıydı la? Ne güzel kardeşim diyebildiğim bir ucubeydin işte. İkimiz de yalnız olmadığımız sürece hislerin ne önemi olduğunu anlayamıyordum, hala anlayamıyorum. Ne güzel sonunda hislerin ne olduğunu üçümüz beraber çözmeye başlamıştık. Ne güzel sonunda yapmacık değil de cidden gülebiliyorduk. Ne güzel sonunda Erkan abiyle harçlık biriktirip yaşamak uğruna çabalamaya karar verecek kadar olgunlaşmaya başlamıştık. Nasıl öldüğünü bile hatırlamıyorum. O kadar güzeldin ki hayal olup olmadığını bile anlayamıyorum. Sadece bu yüzden değil, her konuda ikimizden de nefret ediyorum. Ama bir şekilde en çok da seni özlüyorum. Tabi ki "insanlık müslümanların o nefret ettiği besleme domuzlardan farksızdır" laflarıyla millete sözde yemek yapıp dibine fare zehri kakaladığını bir gram bile özlemedim soktumun ucubesi. Öf, bütün yazıları geri alasım geldi, ne ucube bi yaratıktın amk sen öyle. Neyseki ne yapmaya kalkışsan seni durdurduk, sonra da akıllandın. Dilerim ki ucubeliğine kapılıp senden beter olmayı başaran ucubeler ya akıllanır ya da senin gibi cezasını çeker. Neyse, senden sapmayalım yoksa bunu bile sonra unutabilirim. Şu hayatımda insanlardan nedensiz aşırı nefret edip her şeye gülen, ama bir şekilde bana değerliymişim gibi davranan bir yaratıktın. Tuhaftın, sinir bozucu ve aşırı ucubeydin. Ama senin gibi birini şu hayatımda ilk defa gördüm. Başka bir Emir olamaz, başka bir ucube dahi olamaz senin gibi. Keşke senin yerine ben ölseydim. Aşırı ahmağım, duygusuzdan farksızım ve de çoğunlukla da bir işe yaramıyorum. Sen örnek almak istediğim bir Dahi'ydin benim için. Erkan abi de öyle, İlayda ile Mert bile. Ah, çok fazla hayran olduğum dahiler var. Onlara ayrı ağır yakmak istiyorum, ama hepinizin yüzünü çoktan unuttum bile. Hepiniz adına özür dilerim, söz veriyorum hafızanın yettiği kadar sizleri ruhuma kazıyacağım. Daha yaşamaya başlamadan ölmeniz ve sadece benim gibi hafızası bozuk bir ucube tarafından bilinmeniz aşırı kırıcı. Hepinizi her şeyden çok seviyordum. Bütün kırıntılarım adına yemin ederim. Ahmaklığımı affedin. Lütfen. Lütfen artık beni kendimle bırakın, bu ağıt ile vedalaşalım.
Emir, mezarını temizlemeye gelemediğim için üzgünüm, ben yokken bozulmak üzere olduğuna eminim. Ama mezarının yerini bile hatırlamıyorum, her şeyini unuttuğum için affet. Yüzünü bile hatırlamıyorum, tek bildiğim güneş gibi gözlerin, taramayı reddettiğin dağınık siyah saçların. Kaç yaşında öldüğünü bile hatırlamıyorum. Benden uzundun? Ya da veletken kavga ettiğimiz zamanlardaki gibi aynı boydaydık? Bilmiyorum, keşke bilsem. Tek bildiğim artık senden büyük olduğum. Sadece söylüyorum, hayatımda daima renkleri olan gökyüzüm sendin her zaman. Gökyüzü artık gri olsa bile.
