(Birkaç aydır düzgünce düzenlemediğim veya okumadığım kısımlar)
Önüme çıkanı kafama takacağım tatlım
Yeteri kadar anlamaya başladığımı düşünmeye başlayana kadar 1984 felsefesi üzerine düşüneceğim.
1984 | George Orwell
Özgürlük köleliktir,
Savaş barıştır,
Cahillik güçtür.
George Orwell'a her zaman hayran olmuşumdur sonuçta.
Özgürlük için çabalarken farkında olmadan sistemin kuklası olmak...klasik Türkmen tiyatrosu. Ya da hayır, öznel bir yaşam formu olarak düşünmemeliyim. Bu gerçeklik tüm dünya ve ırklar için geçerli. İnsanlık ve diğer varlıklar kendilerine iyi bir tiyatro salonu kurmak için çalışırlar, ama sistem ve normlarının tüketici prensipleri var ise bu çalışma 'özgürlüğü' yavaşça varlığa saplanmış, darmadağınık dolanmış keskin ipliklere dönüşür. Böylece o da bir NPC'ye dönüşür. Bilinç ne kadar düşünür ise o kadar üstündür, bu yüzden sistem bu bilinci yavaşça kırmak ister. Gerçek 'özgürlük' düşünmek ve diğer bilinçlilerin normlanmış düşüncelerinden uzak kalarak kendin ile yalnız kalmak ile başlar.
İki tür savaş vardır; Biri içsel, diğeri ise fiziksel idir. Fiziksel ise duygu, öfke ve değişimi arzulayan bir kan akıtma sahnesidir çoğunluk olarak. İçsel ise...insanlar bile birkaç kelime ile bu tarz bir savaşı açıklayamaz. Ama eğer bu savaşlar kazanılır ise, halka ve bilinçli/bilinçsiz varlıklara ne armağan. (Tamamlamayı unutmusum simdi de usendim)
Cehalet aptallık değildir, kesin körlüktür. (En değişken seçenek, cehaletin bir çok dalı vardır.) Belki bu yüzden bizler içim içimizi yerken o toplum o kadar neşeli olabilirler, umursayacak kadar bilinçleri alan tanımaz sonuçta. Cehalet bir kısıtlamadır, zincirdir. Ama "YAŞAM TARZI" da olabilir. Trilyonlarca düşüncenin yapı, ömür taşıdır. Cehaletin bir ortak amacı eğer mümkün ise ve içeride kunduzlar yok ise, cehalet ve soytarılık törpülenmemiş ya da törpülenmiş bir güce dönüşebilir. Bu tamamen duygusallığa ve ruhsal dayanıklılığa bağlıdır.
Herşeyin iki yansıması vardır, düşük ve yüksek. Ortada kalmak dengeyi, çabayı ve huzuru beraberinde getirir. Örneğin; Fakir bir topluluk: Kolayca mutlu olabilir, ama maddi sorunlar onları çökertebilir. Açgözlü olamazlar, onlara dokunulmaz gelen şeyler başkaları tarafından uzatılsa gururları incinir, ne kadar ihtiyacı olsa bile içten içe utanırlar. Yine de bir araya gelebilirler tekrardan, fakiri fakir yapan temel budur.
Zengin bir topluluk: En kralından her şeye kolayca erişebilirler. Ama zenginliğin ayrı bir yapısı vardır, asla doymazlar. Ne kadar yükselebilirlerse o kadar yükselirler, bu da onları her zaman huzursuz ve aç hissettirir. En bilinmedik ve tuhaf şeylere bu tarz insanların elini uzatması yaygın birşeydir. En azından egoları tepede dursun, elimde umursamasam bile kimsede olmayan herhangi bir şey olsun, sadece benim olsun isterler.
Bu bir sınıflandırma değildir. Her insanın bilinci hikayesine göre şekil değiştirebilir, nadiren yaşam tarzlarına göre aşırı raydan çıkmışlara rastlamak mümkündür.
Umursamamak kutsal birşeydir bir nevi. Sonuçta ak saçlara sebep olacak fikirlere yer veremezsin. Stres yapma kabiliyetin körelmiştir, 5 dakika önce ne yediğini unutmadığın sürece umursamamak kutsal bir özelliktir. Yan etkileri ortalama sayılabilir, ama aşırı raydan çıkmış da olabilir. Her şeyin ortalaması mükemmel denilen terime en yakın şeydir...
İki tipleme cehalet vardır, biri hiç düşünmez, düşünmeyi reddeder, yetiştirilme tarzına sadık kalır. Onlara aşırı az seçenek verilmiştir, kapağı kapalı kavanoza konulan bitler ile aynı yaşam biçiminde yetiştirilirler. Dalga geçmek istemiyorum, saygı duyuyorum demek istiyorum ama pazar hayvanları gibiler gözümde. Sürekli gülesimi getiriyorlar, bu yüzden iyi ki varlar.
Şahsi düşüncem; Bilinç gibi bir hazineye sahip çıkmayı bile düşünmeyen insanlar iğrenç buldukları o hamam böceklerinden daha beterler. Şahsen hamam böcekleri de biz insanlardan nefret ediyor, ama fark edemeyecek kadar asalak karbon bazlı yaşam formları o hamam böceklerinden daha uzun yaşıyor maalesef.
Diğer cehaletli zihin ise farkında olmadan döngü ve cehaletin içine kapılır. Düşünme yetisi vardır ama ne olursa olsun tam cevaba kesin olarak erişemez, genellikle elindekileri kaybetmek uğruna korkaktırlar ve sessiz kalırlar. Raydan çıkan bu cehalet türü sınır tanımaktan korkmaz ise kendi sistemini kurabilecek kadar deneyime ve kabiliyete sahip olabilir. (Şuanki sistemin içinde ben de dahilim tabi ki)
Biz "insanlar"; bilinçli karbon bazlı yaşam formları, genellikle cehalet ya da benzer terimlere takılır, ya da o kafesin parmaklıklarını aralamayı başarıp yaşam tarzımızı genişletebilir/ öyle sanabiliriz.
Arap kızı camdan bakıyor...