"Her seferinde aynı şey yaşanıyor Alice. Ben gitmek istemiyorum. Benden bu kadar.." dedi Peter yakınarak. Aynı şey defalarca tekrarlanmıştı ve artık gerçekten can sıkıcı bir durum haline gelmişti. "Neden pes ediyorsun?" Dedi Alice. Ağabeyi üzülüyordu, farkındaydı.
Peter gerçekten çok kırılgan ve çabuk pes eden biriydi. Alice ise tam tersi olmuştu her zaman. Zıt insanlardı birbirlerine. "Evet Alice. Benden bir beklentiye kapılmaktan vazgeçmelisin." Dedi Peter ellerini kendine sararak (Bağdaş kurdu), başını pencereye çevirdi ve cam kenarındaki koyu mavi koltuğa oturdu.
"Pes etmemelisin. Hem.. Belki de intikam almalıyız. Ne dersin?" Dedi Alice Peter'ın yanına oturarak.
"İntikam kötü bir şeydir Alice. Bunu kalın kafana sokmalısın artık." Dedi Peter bıkkın bıkkın.
"Onların yaptığı iyi şeyler mıydı peki? Şuan en azından bir ekmek almış, karnımızı doyuruyorduk. Ama ne oldu? Sabahtan beri çalışmamıza rağmen emeğimiz çöp edildi. Sen ister gel ister gelme, ben gidip intikamımı alacağım." Dedi Alice sinirle. Paltosunu, eldivenlerini, şapkasını ve nefesini aldı. "Nereye?!" Dedi Peter şaşkın şaşkın. "Biraz eğlenmek benim de hakkım değil mi sence? Minik bir eğlence yapıp geri döneceğim." Dedi.
"Akşam yemeğinden önce ol küçük hanım." Dedi Peter arkasından bağırarak.
~
Ayağımın ıslandığını farkettim ve eğilip botumu yokladım. Ah! Hayır.. Botum patlak vermişti. Zaten karnımı doyuramazken nasıl bir bot alabilirdim ki? Umursamadım ve yürümeye devam ettim. Zorba çocuklar kardeşti, biliyordum. Yeterince bilgiye sahiptim onlar hakkında. Evleri zemin kat ve minik çatı katından oluşuyordu. Çatı katı genelde yatak odası olarak kullanılırdı 'çoğu evde' ..
Etrafı yokladım; kimseler yoktu. Evin arka tarafındaki odunluğa ilerledim. Elime geçen ilk sopayı aldım. Taş boyutunda, minik bir şeydi zaten. Hizâ aldım ve cama attım. Sonra da hemen kaçmaya başladım. E şimdilik bu kadarı da yeterliydi.
~
Yerdeki yoğun karın üstünde koşmak pek de kolay değildi ama Alice alışıktı. Hızlıca oradan uzaklaştı.
Kış vakti camı kırıp kaçmak da mantıklıydı doğrusu. Kışın hava soğuk olurdu; özellikle de Alaska'da. Kasabadaki evler çok zor ısınırdı. Herkezin evinde şömine tarzı şeyler vardı ve onlarla evi, kendilerini ısıtmaya çalışıyorlardı. E hâliyle camı kırık bir ev ısınmazdı. Bu kötülük onlara bir süre yeterdi. Ama Alice için yeterli değildi. Annesi, babası ve ağabeyi aç kalmıştı onlar yüzünden.
Şimdi biraz da olsa içi rahat etmişti Alice'in. Bu havada ısınmak imkansız gibi bir şeydi. Pencerenin kırığından giren soğuk onları yatağa düşürebilirdi..
Ama bu onları rahat bırakacağı anlamına gelmezdi. Bir kere intikam almak? Yetmezdi kesinlikle. Konu aile olduğunda can bile koyulmalıydı ortaya!