Yağmur dinmiyordu.
Kasabanın üzerindeki gökyüzü günlerdir aynı renkteydi. Gri, ağır ve kasvetli.
Lara pencerenin önünde durmuş, karşıdaki ormana bakıyordu.
Kael oradaydı.
Bunu hissedebiliyordu.
Ama asıl korkutucu olan Kael değildi.
Kız kardeşleriydi.
Elara masanın üzerine eski, kalın bir kitap bıraktı.
"Artık sana her şeyi anlatmam gerekiyor."
Lara yavaşça ona döndü.
"Başla."
Elara kitabın kapağını açtı.
Sayfalar sararmıştı. İlk sayfada bir mühür vardı.
Bir kurt.
Kurdun göğsünde ise hilal şeklinde bir ay.
"Bu mühür," dedi Elara, "Karanlık Ay'ın ilk kraliçesine ait."
Lara kaşlarını çattı.
"Benim bununla ne ilgim var?"
Elara derin bir nefes aldı.
"Çünkü senin annen..."
Bir an sustu.
"...bir insandı."
Lara rahatlar gibi oldu.
"Babam da insandı."
Elara başını yavaşça salladı.
"Hayır."
O anda dışarıda gök gürledi.
Lara'nın yüzündeki ifade değişti.
"Babam kimdi?"
Elara kitabın bir sayfasını çevirdi.
Sayfada genç bir adamın resmi vardı.
Siyah saçlı.
Altın gözlü.
Lara'nın nefesi kesildi.
Çünkü adamın yüzü...
Kael'e korkutucu derecede benziyordu.
"Bu Kael'in babası," dedi Elara.
Lara geriye doğru bir adım attı.
"Bu imkânsız."
"Değil."
"Kael benim babam olamaz."
"Kael değil."
Elara parmağını resmin altındaki isme götürdü.
Darian.
"Kael'in ağabeyi."
Lara'nın gözleri büyüdü.
"Kael'in ağabeyi olduğunu hiç duymadım."
"Çünkü yıllar önce öldüğü söylendi."
Lara yutkundu.
"Gerçekten öldü mü?"
Elara kitabı kapattı.
"Hayır."
Sessizlik çöktü.
Sonra kapının üç kez çalındığı duyuldu.
Tak. Tak. Tak.
İkisi de dondu.
Elara fısıldadı:
"Kimseye söylemediğimiz bir şeyi biliyorlar."
Kapı yeniden çalındı.
Bu kez daha sert.
Lara pencereden dışarı baktı.
Yağmurun altında siyah pelerinli insanlar vardı.
Kurtadamlar.
Ve onların önünde...
Selin.
SAHTE KRALİÇE
Selin artık eski Selin değildi.
Üzerinde siyah ve gümüş taşlarla süslenmiş uzun bir elbise vardı.
Başında ise Lara'nın eski tacı duruyordu.
Lara'nın midesi düğümlendi.
"Tacımı takmış."
Elara soğukça güldü.
"Fakir kızların da bazen kraliçeleri kıskandıracak kadar güzel taçları oluyor demek."
Lara ona baktı.
"Senin fakir olduğuna hâlâ inanmıyorum."
Elara gülümsedi.
"İnanmaman daha iyi."
Dışarıdan Selin'in sesi duyuldu.
"Lara!"
Lara cevap vermedi.
"Çık dışarı."
Sessizlik.
"Kael artık benim."
Lara'nın kalbi sıkıştı.
Selin devam etti:
"Sen onun yanında bir hiçtin. Seni saraydan attılar. Çünkü gerçek kraliçenin kim olduğunu gördüler."
Lara'nın elleri titredi.
Ama kapıyı açmadı.
Selin son kez konuştu.
"Kael seni arıyor olabilir."
Kısa bir sessizlik oldu.
"Fakat seni kurtarmaya gelmiyor."
Lara'nın gözleri kapıya kilitlendi.
"Çünkü seni öldürmek için geliyor."
Sonra ayak sesleri uzaklaşmaya başladı.
Lara kapıya doğru bir adım attı.
Elara hemen kolundan tuttu.
"Gitme."
"Kael beni öldürmek istiyorsa neden hâlâ onu düşünüyorum?"
Elara sessiz kaldı.
Lara gözlerini kapattı.
Çünkü cevabı kendisi de biliyordu.
Çünkü ona hâlâ güveniyordu.
KAEL
Gece yarısına doğru Lara dışarı çıktı.
Orman sessizdi.
Yağmur hâlâ yağıyordu.
Ağaçların yapraklarından damlayan sular dışında hiçbir ses yoktu.
Lara karanlığa baktı.
"Kael."
Cevap gelmedi.
"Burada olduğunu biliyorum."
Ağaçların arasından bir gölge çıktı.
Kael.
Üzerinde uzun siyah bir ceket vardı. Saçlarından yağmur damlıyordu.
Lara ona baktı.
"Benim için mi geldin?"
Kael sustu.
"Yoksa beni öldürmek için mi?"
Kael'in çenesi gerildi.
"Kim sana bunu söyledi?"
"Selin."
Kael'in gözleri karardı.
"Selin sana dokundu mu?"
"Hayır."
"Yalan söyleme."
Lara ona doğru bir adım attı.
"Sen beni neden korumadın?"
Kael'in yüzündeki sertlik bir anda kırıldı.
"Çünkü seni korusaydım savaş çıkacaktı."
"Zaten savaş çıktı."
Kael başını eğdi.
"Ben seni saraydan sürmedim."
"Fakat durdurmadın."
Bu söz Kael'i susturdu.
Lara'nın gözleri doldu.
"Ben senin için neydim?"
Kael birkaç saniye boyunca ona baktı.
Sonra çok alçak bir sesle konuştu:
"Benim zayıflığım."
Lara'nın nefesi kesildi.
Kael ona yaklaştı.
"Ve krallığımın en büyük tehlikesi."
"Ben mi?"
"Hayır."
Kael gözlerini ormana çevirdi.
"Senin kim olduğunu bilenler."
Lara'nın yüzü değişti.
"Kim biliyor?"
Kael cevap vermedi.
"Kael."
"Henüz zamanı değil."
"Benim hayatım hakkında konuşuyoruz."
"Tam olarak bu yüzden."
Kael ona yaklaştı.
"Gerçeği öğrendiğinde geri dönüşün olmayacak."
Lara gözlerini ondan ayırmadı.
"Ben zaten geri dönebileceğim bir hayatı kaybettim."
Kael sustu.
Lara devam etti:
"Artık gerçeği bilmek istiyorum."
GERÇEK
Kael elini Lara'nın bileğine uzattı.
Lara geri çekilmedi.
Kael parmaklarını onun bileğine koyduğu anda...
Mühür parladı.
Gümüş bir ışık ikisinin arasında yayıldı.
Kael'in gözleri büyüdü.
"Hayır..."
Lara şaşkınlıkla sordu:
"Ne oldu?"
Kael onun bileğindeki sembole baktı.
"Bu mühür..."
Elara'nın anlattığı şey aklına geldi.
Lara fısıldadı:
"Ne?"
Kael başını kaldırdı.
"Sen benim eşim değilsin."
Lara'nın kalbi duracak gibi oldu.
Kael devam etti:
"Sen..."
Bir adım geri çekildi.
"...kraliçelerin soyundan gelen son kişisin."
Lara hiçbir şey söyleyemedi.
Kael'in yüzünde ilk kez gerçek bir korku vardı.
"Bu yüzden tören sırasında kan çıkmadı."
Lara anlamaya çalışıyordu.
"Ne demek istiyorsun?"
Kael'in sesi titredi.
"Senin kraliçeliğini o tören belirleyemez."
"Nasıl yani?"
Kael gözlerini onun gözlerinden ayırmadı.
"Sen zaten kraliçesin."
Uzakta bir uluma duyuldu.
Ardından bir başka uluma...
Sonra bir başkası.
Ormanın dört bir yanından sesler yükselmeye başladı.
Kael arkasına döndü.
Ağaçların arasından binlerce göz parlıyordu.
Kurtadamlar tek tek diz çökmeye başladı.
Lara şaşkınlıkla etrafına baktı.
Yaşlı bir kurtadam öne çıktı.
Başını yere eğdi.
"Kraliçemiz geri döndü."
Lara'nın gözleri doldu.
Daha birkaç hafta önce köyünde değersiz görülen bir kızdı.
Şimdi önünde bütün bir kurtadam ordusu diz çökmüştü.
Ama Lara'nın aklında tek bir şey vardı.
Kael.
Ona döndü.
"Sen bunu biliyor muydun?"
Kael başını salladı.
"Hayır."
"Babamı biliyor muydun?"
Kael sustu.
Lara'nın bakışları sertleşti.
"Kael."
"Onun adını biliyordum."
"Kimdi?"
Kael cevap vermeden önce yaşlı kurtadam konuştu.
"Kraliçem..."
Sonra gökyüzüne baktı.
"Saraydan siyah duman yükseliyor."
Kael'in yüzü bir anda değişti.
Lara arkasına döndü.
Uzakta, dağın üzerinde yükselen Karanlık Ay Sarayı görünüyordu.
Sarayın en yüksek kulesinden siyah alevler yükseliyordu.
Kael'in sesi buz gibiydi.
"Selin sarayı ele geçirdi."
Lara başını kaldırdı.
"Öyleyse geri dönüyoruz."
Kael ona baktı.
"Bu kez seni sürgün edemeyecekler."
Lara gözlerini saraya çevirdi.
"Bu kez sürgün edilmeyeceğim."
Bir adım attı.
"Bu kez..."
Elini tacının eskiden durduğu yere götürdü.
"...tahtımı geri almaya gidiyorum."
Ve yağmurun altında, yıllardır gizlenen kraliçe ilk kez kendi ordusunun önünde yürümeye başladı.