İçeriğe geç

Al menekşenin kokusu

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Al menekşenin kokusu

Bölüm 1

İnsanlar mandalinaya benzer

Hayatınızda hiç birini gökdelenden aşağı atıp "𝐞𝐥𝐢𝐦 𝐤𝐚𝐲𝐝ı" demek istediğiniz oldumu? Benim oldu. (Bir tık piskopatım sanki) Kimi mi? Hani şu hiçbirşeyden memnun olmayan zorba popüler kültür köleleri varya, işte onları.

Lise 3. Sınıfın ilk günü okulun resim kulübünde resim çiziyordum. O sırada en iyi arkadaşlarımdan biri olan Kaito'yu Duru zorbası ve arkadaşlarının Turan taktiğiyle çevrelediklerini gördüm.

Solumdan beni dürten şeytanımda dururmu? "Kaito'yu aparkat ile uzaya fırlat sonrada zorbalarına sharingan açıp ateş nefesi 1. Biçim HİNOKAMİ KAGURA de" dedi. Birkaç saniye düşündükten sonra şeytanımın üstün hayal gücünü tebrik ettim.Oraya doğru yürürken bir yandan neden ağızlarının payını vermiyorsun Kaito! Diye düşünürken bir yandan 𝐢𝐬𝐭𝐞 𝐠𝐞𝐥𝐢𝐲𝐨𝐫 𝐨𝐳𝐞𝐥 𝐡𝐚𝐫𝐞𝐤𝐚𝐭 şarkısını içimden söyledim.

Zorba kızların lideri olan Duru kaitoyla dalga geçerken resmini karalıyordu. Kaitoysa hiç oralı gözükmüyordu. Bunu görünce şalterlerim attı ve 𝐲𝐚 𝐧𝐚𝐩ı𝐲𝐨𝐬𝐮𝐧𝐮𝐳 𝐬𝐢𝐳! 𝐘𝐚𝐬𝐚 𝐡𝐮𝐤𝐦𝐮𝐧 𝐠𝐞𝐫𝐞𝐠𝐢𝐧𝐜𝐞 𝐛𝐮 𝐢𝐧𝐟𝐚𝐳 𝐠𝐚𝐲𝐫𝐢𝐦𝐞𝐬𝐫𝐮 𝐦𝐮𝐝𝐚𝐟𝐚𝐚 𝐯𝐞 𝐡𝐚𝐤𝐤ı 𝐡𝐮𝐝𝐚𝐲𝐮𝐧𝐝𝐮𝐫 𝐲𝐚 kişiliğine büründüm.

Tam kızın kafasına atlıyacakken gökten bir ses duydum. 𝐌𝐞𝐧𝐞𝐤𝐬𝐞! 𝐌𝐞𝐧𝐞𝐤𝐬𝐞! Sonradan farkettimki bu ses gökten değildi. Bu en yakın arkadaşım İrvenaydı.

"Neden bu kadar çok ses var, yine noldu? " dedi şaşkın bir sesle. Bıkkın bir sesle "Durular yine kaiyle uğraşıyorlar. Bende tam onların yanına gidiyordum." dememle kızın yüz ifadesi 𝐬𝐮𝐫𝐞𝐲𝐲𝐚 𝐡𝐚𝐧𝐢𝐦𝐢𝐧 𝐦𝐮𝐡𝐭𝐞𝐬𝐞𝐦 𝐝𝐞𝐠𝐢𝐬𝐢𝐦𝐢 şeklinde değişti.

Şoka girdi kız bende bime (özür dilerim)."Menekşe seni üzmek istemem ama aralarında Kaito dışında bir erkek daha var-" "NE! ". Az önce orda öyle biri yoktu. Duruyla kavga ediyora benzeyen, uzun, açık kumral bir çocuk vardı. Ne olduğunu çok merak ettiğimden İrvena'nın bileğinden kaptığım gibi şimşek mcqueen hızıyla onların yanına gittim.

O çocuk kaito'yu koruyordu. "Resmini çizmeye hakkın olduğunu mu sanıyorsun sen!?" ooo cesaretli çıktı kalbimi kaptı (kafiyeli oldu hee) kızda dururmu? Durmaz! "Evet sanıyorum canım. Ama unuttuğun birşey daha var. Onu koruyacağın zaman bana sorduğunu hatırlamıyorum. " 𝐓𝐚𝐦𝐚𝐦 𝐏𝐫𝐞𝐧𝐬𝐞𝐬 𝐄𝐥𝐢𝐳𝐚𝐛𝐞𝐭𝐡. Kaito çok şükür bin şükür seni bana verene diyerek olayın konusu olduğunu hatırlıyor sevgili seyirciler. Ve şöyle diyor; "Neden resmimi çizdin Duru? Seni müdüre şikayet edersem okuldan atılmaz mısın? Aa pardon son bir tutanak hakkın kalmıştı dimi" dedi Kai. GOOOOI. Duru göz devirerek kızlarıyla birlikte gitti. Bi Kösem Sultan bi Prenses Elizabeth arasında gidip geliyor maalesef tüfeğin içinde fişek duru abla.

Sonra tekrar o çocuğa döndüm "Seni ilk defa görüyorum. Kimsin sen?" çocuk da bunu bekliyormuş gibi bana dönüp "Bu sene bu okula transfer oldum. Adım Liam. Senin adın ne? " dedi. Bu çocukken hep oyun oynadığım o çocuktu.

"Ben menekşe, memnun oldum" dedim. Liamın gözleri fal taşı gibi açıldı. " Yoksa sen... küçükken arkadaşım olan menekşe misin? " oda hatırlamıştı. Ama tartışmayı biraz daha sürdürmek istediğim için "Evet küçükken Liam adında sana benzeyen bir çocuk vardı ama sen olduğundan emin değilim" dedim ama anlamıştı... Bana sımsıkı sarıldı. Neredeyse boğuluyordum."Seni çok özledimm. Sana ulaşmayı denedim ama annem siz taşındıktan birkaç gün sonra telefon değiştirdiği için sana ulaşamadım. "dedi. Bi tatlı mı gözüktü gözüme ne.

Ben Liam'la ilgilenirken İrvena İsami ve Sebastianı getirmişti bile. Canım kankam dedikodu duyunca koştu tabi. İsami "Bu kim? " diye beni ve Liamı şüpheli ifadeleriyle süzdü. Oscar oyunculuğumla korkumu gizlemeye çalıştım çünkü bu bakışı biliyordum. Normalde İsami çok kibar güleryüzlü bir kızdı ama bazenleri. İşte onu ne ben sorayım ne siz söyleyin. Ay yanlış oldu.

"E-e şey çocukken mahalleden arkadaşımdı hep oynardık ama 6. Sınıfta ben taşınınca bidaha konuşmadık" dedim. Liam kafasını sallamakla yetindiİsami tatmin olmuş ifadesini takınınca rahatladım ve tuttuğumu bilmediğim nefesimi verdim. O sırada araya Sebastian girdi "Sen kimsin kardeş yaş kaç? " eveet. 𝐀𝐝ı𝐧ı 𝐬𝐨𝐲𝐥𝐞𝐦𝐞𝐲𝐢 𝐮𝐧𝐮𝐭𝐦𝐮𝐬𝐭𝐮𝐦.

Ben tam adını söylüyecekken Liam konuştu "Ben Liam. 18 yaşındayım. Tuvalet eğitimim va- şaka şaka okadar değil işte bide yeşil gözlüyüm. " sözlü sınavındami bu çocuk? Neyse akıcı konuştu 100 bide tatlı tabi ehehe.

Sebastian ağır ağır kafasını sallayıp " Liam güzel isim bende Sebastian memnun oldum." dedi. Sonra sırayla İsami, Kaito ve İrvenayla tanıştılar ve Liamın çok tatlı dilli bir çocuk olduğunu fark ettim. Eskiden 5 kişiydik ama artık 6 kişiyiz oyüzden mutluyum. Biraz daha konuştuktan sonra zil çaldı ve herkes sınıflarına dağıldı.

Ben ve Kaito aynı sınıftayız ama diğerleri okulumuzun diğer kulüplerindeler. Kaito'ylada resim seviyemiz neredeyse aynı oyüzden birbirimize yardım ediyoruz daha ikimizde beceriksiz olsakta.

Eve geldiğimde kuzenim Ceren'in kucağında kardeşimi gördüm."Ceren ne ara geldin? Söyleseydin evi toplardım" panda gibi morarmış göz torbalarıyla"Annen acilen annemin saçını boyamaya geldi sende okulda olduğun için kardeşine bakmaya beni yolladı"dedi.

Hemen üstümü değiştirip birşeyler hazırlayacakken koridorda onları gördüm. 𝐊𝐚𝐫𝐝𝐞𝐬𝐢𝐦 𝐃𝐞𝐦𝐢𝐫'𝐢𝐧 𝐤𝐢𝐫𝐥𝐢 𝐤ı𝐲𝐚𝐟𝐞𝐭𝐥𝐞𝐫𝐢 𝐯𝐞 𝐞𝐧 𝐬𝐞𝐯𝐝𝐢𝐠𝐢 𝐩𝐨𝐥𝐢𝐬 𝐚𝐫𝐚𝐛𝐚𝐬ı. Böyle bir durumda ne yapmalıyız biliyor musunuz? Arkamıza bakmadan koşarak uzaklaşmalıyız. Bunu yapmadım ve üstümü değiştirdim.

Teşekkürler teşekkürler tebrike gerek yok. Neyse kafama kurbağalı tacımı takıp koyunlu panduflarımı giyip kuşandım. Cepheye gidiyorum! Tabiki birşeyler hazırlamaya giderken Demir'in pis atletine ve yakışıklı güvenlik arabasına basmayı ihmal etmedim.

𓆸

Ben yemek yerken hani ağlıyarak yemek yiyen bir adam vardıda bir sürü kocaman maskeli adamlar onu teselli etmeye çalışıyordu. Bir aralar herkes çok büyük bir gizem olduğunu düşünüp çözmeye çalışmıştı hatta ailesini yiyor falan demişlerdi. Heh, işte o şekilde yemek yiyorum -ama gülerek-Oyüzden kafamı hiç yemekten ayırmam.

Masayı toplamak için kafamı kaldırdığımda Demir adlı kardeşimin tahta çubukla yemeğe çalıştığı, Ceren'inde yemeği yarım bıraktığını gördüm ve anne genlerim hap koydum oynamaya başladı.

"Neden bitirmedin lo? " dedim sinirlenmemeye çalışarak. "Yiyemedim çok geldi" dedi birazdan sofra atışmaları yapıcağımızı bilerek. Vatan savunur gibi noodlemı savundum ve sonunda noldu? 𝐁𝐞𝐧 𝐲𝐞𝐝𝐢𝐦.

Masayı birlikte toplayıp okullarımızdakilerin dedikodusunu yaptık,annem geldi, Ceren gitti, annem Demir'i devraldı. Bende pandalı maskemi yapıp anime izlemeye başladım. Derken kapı çaldı ve kim olsa beğenirsiniz? Liam kanlı gözlerle bana bakıyordu. Çığlığı bastım ve kolbastı oynamaya başladık!

Şaka şaka yok öyle birşey.İrvena yaklaşık 10 dakika önce önemli bir konu konuşmak istediğini ve bizde kalıcağını söylemişti. Ne olduğunu 68 defa sordum,ama cevap vermedi. Kapıyı açtığımda onu ağlamaktan gözleri şişmiş halde bulunca İrvena'yı tutup odama "kaççov" diyerek koştum.

İrvena kapıyı kapatıp "sevgilimden ayrıldım"dedi." Ne? hayır, olamaz! Hayıııııııııır. Neyse neden ayrıldınız? "Diye sordum ve anlatmaya başladı."Biz İsamiyle kafede otururken sevgilimin yanında bir kız vardı. Daha önce Duru'nun yanında görmüştüm. Sevgilime bunu neden yaptığını anlamadım ve ona hesap sordum ama burda haksız olan benmişim gibi bana bağırd-" devamını getiremeden hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

Sakinleşince de şunu ekledi; "Asano yani sevgilim benimle sevgili olmadan önce o kızla sevgiliymiş. Benden saklamış ve şuanda buna karışamayacağımı söylüyor. Dayanamayıp kafeden çıktım sonrasını bilmiyorum. Peşimden de gelmedi zaten".

İrvena'nın aşk hayatı genelde iyi değildir. Ya anlaşamazlar yada karşı taraf aldatır. Ona çok üzülüyorum ama elimden hiçbirşey gelmiyor. En çokta bu morelimi bozuyor. Biraz daha konuştuktan sonra savaş alanına dönmüş odamı toplayıp yan yana uyuduk. İrvenaya söylemedim ama o orman çocuğu bunun bedelini ödeyecekti.

1069 kelime

Bölüm sonu

1 yorum