Herkesin bir öyküsü vardır. Her annenin, her bebeğin. Sokakta koşturan çocuğun, kılıç döven demircinin. Büyüleriyle nam salmış Karmen’in ve köyün en iyi tükürükçüsü Natar’ın. Doğu’yu, Batı’yı ve hatta Güney’i fethetmiş Çekiç Kral’ın, akşam eve ekmek getiren babanın.
Her şeyin bir öyküsü vardır. Yolda yürürken tekmelediğiniz bir taşın yahut domatesin üstündeki yaşın. Ezdiğimiz çimlerin, baktığımız dağın. Hatta aldığımız nefesin, verdiğimiz soluğun.
Öyküler yaşanıyor, anlatılıyor ve unutuluyor.
Bazı öyküler anlatılmamalıdır. Bazı öyküler sonsuza dek hatırlanmalıdır.