Üzerinde rashomonu hissedip hemen kalkarsın
-Ne oluyor be bu şey de n-, daha cümleni bitirmeden karşında dikilen bir akutagawayı görürsün. Her zamanki hali gibiydi, ruhsuz ve ölü. Gözlerini gözlerinden ayırmayarak konuşmaya başlar.
-Kalkmayı düşünüyor musun? İlla gelip biz mi kaldıralım onu mu istiyorsun? Kölen falan değilim kendin kalkacaksın. Rashomonlarını üzerinden çekmeden konuşur, ve sonunda rashomonları farkedip geri çeker.
-Yarım saat içinde hazır olacaksın, olmazdan umurumda olmadan seni sürükleyip görev noktasına götürürüm.
-Alt tarafı 8 de kalktım amma abarttın sende. Akutagawa arkasını dönüp bakış attıktan sonra kapıdan çıkar ve sen de hemen yataktan kalkıp hazırlanmaya başlarsın. Giyeceğin görev kıyafetini hemen seçip üzerine geçirirsin ve gerekli olan eşyaları yanına alıp odadan çıkarsın.
Mori-san'ın odasına doğru yürürsün, kapıyı tıklayarak içeri girersin. Akutagawa iste oradaki koltuklara oturmuş kitabını okuyordu. Mori-san seni görünce hemen kalkar.
-Vay yeni üyemiz hazırmış demekk. Bu ilk görevin değil mi? Hazır mısın y/n?
-Evet hazırım.
-Güzel, harika. Akutagawacığım sana gelirsek eğe-
Akutagawa mori-san'ın cümlesini bitirmesine izin vermeden konuşmaya başlar.
-Ne yapacağımı biliyorum söylememe gerek yok, sadece görev detaylarını anlat.
-içinden* bugün de ters kalktı herhalde* peki akutagawa yapacağın şeyleri biliyorsan sorun yok. yolda giderken bunları y/n 'a da anlat lütfen.
Akutagawa sessiz kalır ve mori-san'ın konuşmasını bekler. Ardan geçen 10 saniyelik sessizlik sonrasında mori-san görevin detaylarını anlatmaya başlar. Mori-san'ı dinledikten sonra akutagawa ile birlikte yola koyuluruz. Görevimiz kısaca şuydu: İki tane yeteneği olan kişi ..... sokağında insanların evlerini yetenekleri ile yıkarak ortamı mahvediyordu. Ama bu iki kişinin işlediği tek suç bunlar değildi daha ağır suçlar da işlemişlerdi fakat polisler bunları hep kaçırdığı için iş bize kalmıştı. Yapmamız gereken tek şey o ikisini ya öldürmek ya da ağır yaralı bir şekilde tenha köşelerde onları bırakmaktı. Akutagawa büyük ihtimalle öldürmeyi seçecek bundan eminim.
-Görev esnasında ben saldırıda olucam, sen ise savunmada kalacaksın. Bana doğru yaklaşan her tehlikeden beni koruyup saldırmama izin vereceksin anlaşıldı mı?
-Tamamdır, anlaşıldı.
*Akutagawanın anlatımıyla
Görevine odaklanmış gibi duruyor umarım görev esnasinda beni korumayı unutmaz yoksa gerçekten onu o iki kişi yerine koyarak öldürebilirim. Fakat öldürmeyeceğimi çok iyi biliyorum. Dur bekle. Ne dedim ben? Öldürememek mi, onu mu? Neden öldüremeyim ki onu! Hah, saçmalık! Neler düşündüm az önce. Neyse şu anda görevime odaklanmalıyım, görev yerine ulaşmamıza çok az kaldı.
-hey akutagawa, iyimisin daldın gittin? beni kendime getiren y/n'ın sesiydi. Bekle ben dalmışmıydım? Neden daldım ki. off
-bana söyleniyordun ama kendini vermeyen sensin.
-Kapa çeneni.
-Tamam, yemedik sakin ol.
Gerçekten sinirlerimi tepeme getirmişti, ama haklıydı.Ben ona söylerken neden bu duruma düştüm şurdan benden bahsediyoruz, AKUTAGAWA RYUNOSUKE 'den bahsediyoruz. Kafamda ne vardı böyle, kimi düşünüyordum, bekle y/n'ı mi düşünüyordum. HAH SAÇMALIK ASLA DÜŞÜNMEM, DÜŞÜNEMEM.
*Y/n'ın anlatımıyla
Akutagawa çok dalgın gözüküyordu bir durum mu oldu acaba? Neyse sorgulamak istemiyorum şu anda önümde olan göreve odaklanmam gerek. Tam bunu düşünürken akutagawanın sesi kulaklarımda çınladı:
-DİKKAT ET, ARKANDA.

