İçeriğe geç

Aklımdan Çıkmıyorsun

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Aklımdan Çıkmıyorsun

Bölüm 6

6. BÖLÜM

Başım dönüyor. Hemen uyumalıyım. Uyursam biraz olsun baş dönmem geçebilirdi. Uyku ilaçlarımı alıp uykuya daldım. O geceden, o nottan, o mesajlardan bu yana 5 gün geçmişti. Kanıta ihtiyacım yoktu. Onun Davut olduğunu biliyordum. Şikayet ettim. Zorla haneye tecavüz. Polis oraya dahil oldu ama somut hiçbir iz bulamadılar. Mesajın geldiği numara da yıllar önce kaybolmuş bir kadın üzerine kayıtlıydı. Davut ortadan kaybolmuştu. Artık kafeye de uğramıyordu. Ne bir mesaj, ne bir iz, hiçbir şey sanki şehrin içinde eriyip gitmişti. Serra da bir daha geri dönmedi. Ne bir veda ne bir açıklama. Hasta olduğunu varsaydım. Belki de biraz zamana ihtiyacı vardı ama o gün bana mesaj atıp işi bıraktığını söyledi. Sonra o öğleden sonra tam sessizliğin yerleştiğini hissetmeye başlamıştım ki kapım çalmaya başladı.

‘’Umarım rahatsız etmiyorumdur tatlım.’’

‘’Hayır. Sadece kimseyi beklemiyordum Jale teyze.’’

‘’Birkaç günlüğüne şehir dışına çıkıyorum. Oğluma bir şey oldu ve orada olmam lazım.’’

‘’Ne oldu ona?’’

‘’Birkaç gün önce saldırıya uğradı. Bir adam onu evine kadar takip edip ansızın saldırmış. Bir şeyini de

çalmamış. Tek laf etmemiş. Sadece dövüp gitmiş.’’

‘’Nereye gidiyorsun Jale teyze’’

‘’Antalya’ya. Neden?’’

‘’Sebebi yok. Sadece olanlara üzüldüm.’’

‘’Onun için orada olmam gerekiyor. Ne zaman döneceğimi bilmiyorum ama dikkatli ol. Tamam mı? Kapılarını kitle. Bu mahalledeki insanlar...’’

Yüzümde rahatsız edici bir ifade gördüğünü anlayabiliyordum.

‘’Güvenli bir yolculuk dilerim Jale teyze. Umarım oğlunuz iyileşir ve siz de yakında geri dönersiniz.’’

Sarıldık ve vedalaştık. O gittiğinde telefonuma mesajlar geldi.

‘’Hey Emel. Sessiz kaldığım için üzgünüm. Resmi olarak işten ayrıldım. Kocam artık çalışmamı istemiyor. Kafe sahibi işleri ne kadar çabuk öğrendiğini gerçekten takdir etti. Bu yüzden sabah açılışını sana emanet ediyorlar.''

Bundan sonra sabah akşam çalışacaktım. Kafeyi açtım. Yine her zaman ki gibi gelen müşterilerle ilgilendim. Akşam olunca kafeyi kapattım. O günü hatırlıyorum. Geç vakitti ve yalnızdım. Şiddetli dayanılmaz bir baş ağrım vardı. Kapanış alışılmıştan da uzun sürmüştü. Belki sadece bitkin düşmüştüm ya da belki bir şeyler ters gidiyordu. Annem ertesi gün geliyordu. Yalnız kalmak istemiyordum. Jale teyze de kazık kadar oğlunun yanına gitmişti. Şu an da tek istediğim apartmana dönüp uyumaktı. Apartman kapısını açmam ile arkamdan birisi koşuyormuş gibi ayak sesleri gelmeye başlamıştı. Arkama bile bakmaya korkuyordum. Hızla merdivenlerden çıktım ve daireme girdim. Amına kodumun çocuğu ne kadar hızlı koşuyor.

‘’Emel aç kapıyı. Emel!’’

‘’Siktir lan oradan it.’’

‘’Aç ulan kapıyı aptal karı. Öldüreceğim seni!!!!’’

‘’Polisi arıyorum Davut. Beni rahat bırak!’’

Bir an önce saklanmam ve polisi aramam gerekiyor. Odanın ışıklarını açmadan yatak odamdaki gardırobun içine saklanmıştım. Polisi aradım ama onlar gelene kadar beklemem gerekiyordu. Kapıyı resmen kırarak açmıştı. Bağırmamaya çalışıyordum. Adımları yaklaşıyordu. Duyabiliyordum. Korkudan midem bulanıyordu. Aniden dolabın kapağını açtı;

‘’İşte buradasın Emel. Mesajlarıma cevap vermiyorsun. Kaçıyorsun benden. Saklanıyorsun. Sanki yabancıymışım gibi’’

Titriyordum. Davut’un arkasına biri geldi. Çok şükür bu iti bayılttı. Eğer o anda ortaya çıkmasaydı ne olacağını bilmiyordum. O gün yüzümde bir tuhaflık fark ettiğini söylemiş Jale teyze. Yaşlı komşuya beni gözetlemesini söylemiş. Ne olur ne olmaz diye. Boşuna demiyorlar ev alma yaşlı komşu al diye. O komşu içten içe rahatsız olduğum adamdı. Hep koridorda oyalanırdı. Her zaman fazla meraklıydı. Beni kurtaranın o olacağını asla hayal etmezdim. Çığlık atamadım, kımıldayamadım. Sadece o gardırobun içinde donup kalmıştım ve kapağı açtığında da sonumun geldiğini düşündüm ama o oradaydı. O yaşlı adam. Öyle derinden vurdu ki Davut sert bir şekilde yere yığıldı ve işte böyle her şey bitmişti. Jale teyzenin oğluna da bu it zarar vermiş. Serra’nın kocasına yalanlar söylemiş. Ta ki Serra’ nın gitmekten başka çaresi kalmayana kadar. Birer birer çevremdeki insanlar kayboldu. Sadece o ve ben kalana dek herkesi şehirden uzaklaşmaya zorlamış piç. Her şeyi planlamış. Keşke şimdi iyi olduğumu söyleyebilseydim. Hala taşıdığım izleri bırakamadım. Ama iyileşiyorum yavaş yavaş. Yüce Rabbim hepinizi Davut gibi piçlerden korusun.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.