İçeriğe geç

Aklımdaki yabancı

Bölüm 21 · 4 dk okuma

Aklımdaki yabancı

Bölüm 21

KENDİ SEÇİMİMİZ

BÖLÜM 20:

~KENDİ SEÇİMİMİZ~

Aradan birkaç hafta geçmişti.

Elara için hayat, uzun zamandır ilk kez sessizdi.

Ama bu sessizlik artık onu korkutmuyordu.

Aksine, hoşuna gidiyordu.

Sabahları uyandığında başka insanların düşünceleri zihnine dolmuyordu. Sokakta yürürken herkesin korkularını, endişelerini ya da sırlarını istemeden hissetmiyordu.

Yeni gücü hâlâ oradaydı.

İnsanların duygularını hissedebiliyordu.

Ama artık onun tarafından yönetilmiyordu.

Elara bunu öğrenmek için çok uğraşmıştı.

Bazen birinin öfkesini kendi öfkesi sanmış, bazen başkasının korkusunu kendi korkusu zannetmişti.

Fakat zamanla bir duygunun kendisine mi ait olduğunu, yoksa başka birinden mi geldiğini ayırt etmeyi öğrenmişti.

Bu onun için yalnızca bir güç değildi.

Kendisini tanımayı öğrenmekti.

---

Bir akşam annesiyle mutfakta oturuyordu.

Evelyn önündeki çay bardağını yavaşça masaya bıraktı.

“Bana hâlâ kızgın mısın?”

Elara bir süre cevap vermedi.

Eskiden bu soruya hiç düşünmeden cevap verebilirdi.

Evet.

Ama artık işler o kadar basit değildi.

“Biraz.”

Evelyn başını salladı.

“Bunu hak ediyorum.”

Elara annesine baktı.

“Beni korumaya çalıştığını biliyorum.”

“Yine de senden gerçeği sakladım.”

“Evet.”

“Bunun için özür dilerim.”

Elara annesinin gözlerine baktı.

Bu kez onun duygularını hissetmeye çalışmadı.

Gerek yoktu.

Annesinin yüzündeki pişmanlığı görmek yeterliydi.

“Biliyor musun?”

Evelyn başını kaldırdı.

“Ben de seni anlamaya çalışıyorum.”

Evelyn'in gözleri doldu.

Elara devam etti.

“Geçmişi değiştiremeyiz.”

“Hayır.”

“Ama bundan sonrasını değiştirebiliriz.”

Evelyn hafifçe gülümsedi.

“Büyüdün.”

Elara da gülümsedi.

“Biraz.”

“Biraz mı?”

“Tamam, çok.”

İkisi de güldü.

Elara o anda geçmişteki bütün kırgınlıkların tamamen yok olmadığını biliyordu.

Ama artık onları taşımak zorunda da değildi.

Bazı yaralar kapanırken iz bırakırdı.

Ve bu kötü bir şey değildi.

İzler bazen insanın nereden geldiğini hatırlatırdı.

---

Ertesi gün okulun bahçesinde Elara, Nora ve Aria ile oturuyordu.

Nora elindeki meyve suyunu masaya bıraktı.

“Sonunda normal bir hayatımız var.”

Aria ona baktı.

“Bunu söylemenle birlikte kesinlikle bir şey olacak.”

Elara güldü.

“Bence de.”

Nora kaşlarını çattı.

“Bir kere de güzel bir şey söyleyeyim.”

“Senin güzel bir şey söylemen zaten şüpheli.”

Nora elini kalbine götürdü.

“Beni kırdın.”

Aria güldü.

Elara bir an etrafına baktı.

Okul aynı okuldu.

Koridorlar aynıydı.

Öğrenciler aynı gürültüyü çıkarıyordu.

Ama Elara artık aynı kişi değildi.

Bir zamanlar herkesin zihninden gelen seslerin arasında kendi sesini bulmaya çalışıyordu.

Şimdi ise kendi sesini duyabiliyordu.

Ve bu ona yetiyordu.

---

Ders çıkışında Adrian okul kapısının önünde onu bekliyordu.

Elara yanına gitti.

“Beni mi bekliyorsun?”

Adrian gülümsedi.

“Evet.”

“Artık buna alıştım.”

“İyi.”

Birlikte yürümeye başladılar.

Bir süre konuşmadılar.

Ama sessizlik rahatsız edici değildi.

Tam tersine, ikisi de sessizliğin içinde rahat hissediyordu.

Bir süre sonra Adrian konuştu.

“Bugün çok güzel görünüyorsun.”

Elara ona baktı.

“Bunu her gün söylemeye devam edeceksin galiba.”

“Muhtemelen.”

“Bir süre sonra etkisini kaybeder.”

“Sanmıyorum.”

Elara güldü.

“Senin özgüvenin gerçekten fazla.”

Adrian omuz silkti.

“Senin yanında olmaya gelince biraz gerekiyor.”

Elara gözlerini kaçırdı.

“Bunu bilerek yapıyorsun.”

“Neyi?”

“Beni utandırmayı.”

Adrian güldü.

“Belki biraz.”

Elara başını iki yana salladı.

Sonra birkaç adım sessizce yürüdüler.

Elara bir anda durdu.

“Adrian.”

“Ne?”

“Bir şey söyleyeceğim.”

Adrian ona döndü.

“Dinliyorum.”

Elara birkaç saniye düşündü.

“Eskiden senin zihnini duyabiliyordum.”

Adrian gülümsedi.

“Hatırlıyorum.”

“Bazen bundan nefret ediyordum.”

“Ben de.”

“Sonra bağlantı koptu.”

Adrian başını salladı.

“Evet.”

Elara ona baktı.

“İlk başta garip geldi.”

“Neden?”

“Çünkü artık seni hissedemiyordum.”

Adrian sessizce onu dinledi.

Elara devam etti.

“Ama sonra bir şey fark ettim.”

“Ne?”

“Artık seni hissetmek zorunda değildim.”

Adrian'ın yüzündeki ifade yumuşadı.

Elara gülümsedi.

“İstersen seni dinleyebilirdim.”

Bir an durdu.

“Ama bunu kendim seçebilirdim.”

Adrian birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.

Sonra hafifçe gülümsedi.

“Ben de seni seçiyorum.”

Elara'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

Bu kez ne geçmiş vardı.

Ne büyü.

Ne gizli bir plan.

Ne de onları zorlayan bir güç.

Sadece ikisi vardı.

Ve ikisi de burada olmak istiyordu.

---

Akşam olduğunda Elara odasına çıktı.

Penceresini açtı.

Dışarıdaki hava serindi.

Gökyüzünde birkaç yıldız görünüyordu.

Masasının üzerinde eski fotoğraf duruyordu.

Çocuk hâlleri.

Elara.

Adrian.

Aria.

Fotoğrafı eline aldı.

Bir zamanlar bu fotoğraf ona cevaplardan çok soru vermişti.

Şimdi ise sadece bir anıydı.

Elara fotoğrafı masaya bıraktı.

Sonra çekmecesini açtı.

İçinde eski siyah taş vardı.

Artık tamamen sıradandı.

Ne parlıyordu.

Ne fısıldıyordu.

Ne de herhangi bir gücü vardı.

Elara taşı avucuna aldı.

Bir süre baktı.

Sonra tekrar çekmeceye koydu.

Çünkü artık geçmişi yanında taşımak zorunda değildi.

Geçmiş onun bir parçasıydı.

Ama geleceği değildi.

Telefonu titreşti.

Adrian'dan mesaj gelmişti.

“Yarın görüşürüz.”

Elara mesajı okudu.

Gülümsedi.

“Yarın görüşürüz.”

Telefonu kapattı.

Yatağına uzandı.

Gözlerini kapattı.

Bir zamanlar böyle bir anda yüzlerce düşünce zihnine dolardı.

Korkular.

Sırlar.

Yalanlar.

Başkalarının sesleri.

Ama şimdi hiçbir şey yoktu.

Sadece sessizlik.

Elara ilk kez bu sessizlikten korkmadı.

Çünkü artık kendi düşüncelerini duyabiliyordu.

Ve kendi hayatını kendi seçebiliyordu.

Belki her şey mükemmel değildi.

Belki geçmişte yaşananları tamamen silemezdi.

Belki bazı anılar her zaman canını acıtacaktı.

Ama artık kaçmıyordu.

Annesini anlamayı seçmişti.

Geçmişini kabul etmeyi seçmişti.

Gücünü kontrol etmeyi seçmişti.

Ve Adrian'ı...

Onu da kendi seçmişti.

Elara gözlerini kapattı.

Yüzünde küçük bir gülümseme vardı.

Çünkü sonunda anlamıştı:

Bazı bağlar insanın zihninde başlardı.

Bazıları geçmişte kurulurdu.

Bazıları ise insanın kalbinde, kimse zorlamadan büyürdü.

Ama en gerçek bağlar...

İnsanın kendi seçimiyle kalırdı.

SON

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.