İçeriğe geç

Akıl ve kalp - Tom Riddle fanfic

Bölüm 55 · 8 dk okuma

Akıl ve kalp - Tom Riddle fanfic

Bölüm 55

Oyun Başlıyor

İyi Okumalar

Freya acıyan karnını ve bulanıklaşan gözlerini umursamamaya çalışarak kafasını kaldırdı ve ayağa kalkan kabarık saçlı kadının ne yapmaya çalıştığını izledi.

Alice büyük memnuniyetle kendisine zar zor bakmaya çalışan kıza gözlerine bakarken tatmin duygularla seneler önce sihri ile ele geçirdiği çocuğa baktı.

Evet . Alice her zaman önlemini alan ve her dağim yedek planları olan bir kadındı. Çok sevdikleri çocukları için bile her zaman hazırda önlemleri olurdu. Ciel ise kocasının gözdesi olduğundan beri zayıf noktasından yararlanmak için baş hedefi olmuştu ama şimdi gözüne o kadar da önemli gelmiyordu. Şu anda , elinde bir hazine bulmuştu. Yıllarca üzerinde durduğu kendi planını hayata geçirebilirdi.

Her zaman ailenin fazla ... üretken olmasından dolayı kardeşlerin en düşüklerinden olmasının verdiği bir dezavantaj vardı. İlgisizlik , ayrımcılık... Alice hep bundan nefret etmişti. Ailesinden ilgi göremediği gibi sevdiği eşinden de tam sevgi görmemiş hayatı düşüşlerle geçmişti.

Zeki bir kadındı ve şimdi bu küçük velet yardımı ile herkesi diz çöktüren gelmiş geçmiş en korkulan kara cadısı olabilirdi. Aslında Alice , herkesin lideri olmak istiyor kafasına göre istediğini hayata geçirmek kimsenin ağzını açtırmamak tüm arzusuydu.

Yoluna çıkan tüm engelleri kaldırmakta da çok kararlıydı. Bunun için en sevdiği oğlunu , arkadaşlarını , karısını hatta torununu bile öldürmüştü. Aslında ... teknik olarak torununu öldürememişti yine de artık onlara engel olmayacaklarını bildiğinden memnundu.

Alice , kabarık kıvırcık saçlarını eliyle kirlerden temizlerken suratındaki ve kıyafetindeki tozları ve kiri asasıyla temizledi. Ardından Ciele dönerek silinmiş kırmızı dudaklarını emir vermek için kaldırdı.

-------------------------------------------------

Tom Riddle , her zaman duyguları ile savaşmış ve istediğine göre bastırabilmişti. Planları ve gücü onun için önemliyken şimdi gözleri açılmış beyni engel olan duvarlar yıkılmış gibi hissetse de duygularını bastırmakta çok zorlanıyordu.

İçinde büyüyen bir his vardı. Bu anlayabileceğiniz veya sizi iyi hissettiren bir his değildi. Tam tersine içinizde o kadar büyüyor ve yavaş yavaş işliyordu ki sanki size gelecekte olacaklara karşı uyarı sinyali veriyor gibiydi.

Tom Riddle , ortak salondaki Malfoyu almış babası ile birlikte oturuyordu. Hogwarts başladığından beri babası ile arasındaki temel birkaç sorunları halletseler de hala onu baba olarak benimseyemiyordu ama varlığından da rahatsız değildi. Sadece , Tom aralarındaki ilişkiyi akışına bırakmış unuttuğu anıları geri getirmede yardım ediyordu . Ama tam olarak başarılı olduğu söylenemezdi . Bunun yerine Malfoy devreye girmiş Muggle babasına yardım ediyordu. Tom Riddle içinden ." Safkan ailesinin tüm soyundaki anlayışı reddediyor ." diye düşündü. Bundan da rahatsız olmadığını gördüğünde içindeki hep ' Yaptığı işin yanlış olduğu' söyleyen ses ortaya çıkıyor Tom'a meydan okuyordu ama Tom şu anda kafasında başka şeylerle meşguldü .

Aslında bir şey değil kafası uzun süredir gelmeyen ve ona geleceğine dair söz veren Freya'ya takılmıştı. Freya. Okula geldiğinden beri onu kışkırtıp delirten sonra da ona yoldaş olup duygularını tümden değiştiren tuhaf cadı.

Tom Riddle onu ilk gördüğünde kızın gerçek olup olmadığından emin olamadı . Tavırları ve davranışları her ne kadar zamanına ait olsa da sanki bu zamana aitmiş gibi hissettirmiyordu. Ayrıca kızın kendisi hakkında bilmediği şeyleri de bilmediğinden emindi.

Tom , baş parmağını dişlerinin arasına aldı. Eliyle açtığı kitabı sertçe kapattı. Onun uzun süredir değişik ruh halini hisseden Malfoy ve Bay Riddle endişeyle Toma çevirdiler kafalarını.

Tom gözlerini kırpıştırarak arkasına dönmeden sordu.

" Freya nerede ?"

Malfoy." Onu en son yatakhanesine çıkarken görmüştüm. Bell ise onu elinde bir kutuyla dışarıya çıktığını söylüyordu." - Bell Malfoy'un nişanlısının ismiydi.-

Tom dişlediği baş parmağını çekti ve oturduğu sandalyeden geriye yaslandı.

" İçimde kötü bir his var Malfoy. Bana söz verdi ve gelmedi. Hiçbir zaman onunla tanıştığımdan beri sözümü tutmadığı olmadı. Acaba... şu değişik kadın. Yeni profesörümüz ona bir şey yapmış olabilir mi? Diye düşünüyordum."

Malfoy düşünürmüş gibi platin sarısı kaşlarını çattı.

" Freya bize o kadının bir iş karıştırdığını ve bize düşman besleyen bir rakip olduğunu söylemişti.... Her an atak yapabilirmiş. Ayrıca Ciel ile aralarında bir bağ var gibi görünüyordu. Derslerde ona olan bakışlarını görmedin mi?"

Tom kafasını çatık kaşlarla Malfoya çevirdi. O sırada bay Riddle söze karıştı.

" Çocuklar , Bence Freya'yı arasanız iyi olacak. Size o kadın hakkında ne kadar tehlikeli olduğunu başıma gelenlerden söylüyorum . Karıma başına geldiyse arkadaşım da dahil bir şey o kadın çekiyor. Arkadaşınız yalnız gezmemeli sizin gibi."

Malfoy " O zaman ben ölüm yiyenleri topluyorum Riddle ..." Tom Malfoyun sözünü kesti.

" Lastrange , Black ve Rosier. Sadece Malfoy ve senin kuzenin. Ayrıca hangilerinin geleceğini çok iyi biliyorsun. Bazıları ile başımız belaya girmişti. Güvenilir olanları seç ayrıca ...." Tom tereddütle durdu ve sonra devam etti.

" ... Barış anlaşması yatığımız Gryffindor başkanı Potter ile de konuş . Ne diyeceğini biliyorsun . Geleceğinden ve hiçbir şey bahsetmeyeceğinden eminim . Freya'ya tapıyor gibi zaten..." Son cümleyi söylerken suratını buruşturdu.

Malfoy kafasını sallayarak Tom'un dediğini yapmak için ayağa kalkarken Tom çantasını alıyordu. Son kez Malfoya emir verdi.

" Topladıktan sonra yasak ormanın önündeki kulübe de buluşalım."

--------------------------------------------------

Malfoy hızla Tom'un dediği ölüm yiyenlere haber verirken bir yandan da Potter'ın yanına gidiyordu.

Potter Malfoy geldiğinde Qudditch hakkında weasley hakkında söylenmekle meşguldü.

Malfoy hızla konuşmalarını kesti.

" Acilen senin grubuna ihtiyacımız var Potter ."

Pottar şaşkınca gözlerini açtı sonra şüpheli ela gözlerini kıstı.

"Nedenmiş o Malfoy ?" diye sordu. Artık bakışları sesine de yansımıştı.

Malfoy gözlerini devirmemek için kendini tutarak cevap verdi.

" Freya'nın tehlikede olduğunu düşünüyoruz . Yardımınıza ihtiyacımız var . Grubunuzdan birisinin Dumbledore haber vermesi lazım. Ve sen ve ekibine ihtiyacımız var."

Pottar'ın şaşkın bakışları büyürken arkadan gelen Hagrid endişeyle fısıldadı.

" Freya tehlikede mi?"

Hagrid Freya geldiğinden beri onunla konuşan ve arkadaş olan başka binadan arkadaşlarından biriydi ve şu anda çok endişeleniyordu.

Malfoy arkasına dönerek cevap verdi.

" Öyle olduğunu düşünüyoruz . Uzun zamandır ortalarda yok onu bulmamız lazım."

Pottar artık yüzündeki şaşkınlığını dağıtmış ciddi ifadeyle Weasley ile ayağa kalktı .

" Sana yardım edeceğim Malfoy. Sonuçta sizinle aramızdaki buzları eritmeye karar vermiştik."

-----------------------------------

Freya , art arda gelen acıtıcı büyüye karşın savunmaya geçmekten yorulmuştu. Kıyafetleri ve okul cüppesi yırtılmış vücudunun ve yüzünün bir çok yerinde yaralar açılmaya başlarken arkasında korkudan bakan öğrencileri mağaradan kaçmasını sağladığı için en azından mutluydu.

Evet , beklenmedik büyü ile kendisinden geçecek gibi olmuş imdadına kendi büyüleri yetişmişti. Tom Riddle için verdiği tüm çabaların karşılığını başkasından görse de çalıştığı için kendisine şükrediyordu.

Ama ona büyüyü kimin yaptığını gördüğünde kalbi sarsılmış büyü etkisinde olduğunu anladığında daha da kötü olmuştu. Şimdi de ikisi büyük yıkıcı ve ölümcül bir düelloya girişmiş Alice Freya'nın duyamadığı bir emir vermişti Ciele . Ardından ortadan kaybolmuştu. Freya içinden bir ton küfür etti kadına . Her zamanki gibi kaçması onu sinir etmişti. Şimdi onu birçok tehlikeli durumun içinde bırakmıştı.

Eğer Freya Ciele karşı çok yıpratıcı olursa arkadaşı - kuzeni , yaralanır ve bütün suç ona atılarak okuldan atılabilirdi. Az önlem alıp bütün savunmaya geçtiğinde kendisi hırpalanırsa Ciel atılabilir ve o kadının kölesi olarak hala büyünün etkisinde devam edebilirdi.

Freya Ciel'in başına bir şey gelmesini istemiyor ve esir altında olan Cieli kurtarmak istiyordu. Her ne kadar emin olmasa da bir çeşit bağ vardı aralarında .

" CİEL KENDİNE GELİR MİSİN ARTIK?" Diye cırladı Freya Ciel'in kendisine gelmesini sağlayan büyülerden yollarken.

Ciel , közleri kan bürümüş gibi koyu kıpkırmızı gözlerle hiç kırmadan kıza bakıyor ve en sert büyülerini göndermeye devam ediyordu. Tiz kötücül bir sesle konuşmaya başladı.

" Emirler her zaman itaat etmelisin... Seni yok edinceye kadar durmayacağım."

Freya , Ciel'in durmayacağını anladığında kendini taşın arkasına atarak en büyük büyülerini yapmak için enerji topladı ardından hızla yerinden çıkarak Ciele yolladı büyüyü. Ciel beklenmedik büyü karşısında yerden çıkan sarmaşıkların etrafına sarması için asası ile ateş büyüsü yapıyordu.

Freya bu fırsattan yararlanarak hızla mağaranın gördüğü karanlıktan derinliklere doğru koşmaya başladı. Arkasından duyduğu ayak sesleri ile de Ciel'in kurtulduğunu anladı. Hızla ilk gördüğü aralığa saklandı.

Ardından hızla ayağa kalkarak bir büyü attı ama güçlü büyüyle sarsılarak sırtı mağaranın sert duvarına çarptı.

"Sana bunu kaç kere söyledim. Önüme çıkmamalıydın. Seni uyardım. Ama sen hayat kurtarmaya bayılan küçük bir budala gibi hareket etmekten çekinmedin. Şimdi ise bunun cezasını çekeceksin." dedi genç oğlan.

Yüzü , ceset kadar soluk ve beyazdı . Saçları ise kirden yağlı ve yapış yapıştı , koyu esmerdi. Ela gözleri kıpkırmızı olmuştu . Göz çanakları ise mosmordu . Sanki hiç uyumamış gibiydi . Ama yine de güçlü ve yakışıklı duruyordu. Bakışları ise güzelliğini unutturacak korkunçluğa sahipti . Onu öldürecek , işkence edecek gibi bakıyordu. Bakışları bir seri katilin gözleriydi. Geri dönüşü olmayan kötücül bir ruha aitti sanki.

Freya ağzından gelen metalik tatla yüzünü buruşturdu. Ayağa kalkmaya çalışırken Ciel öfkeyle dolu bakıyordu.

" EVLATLIK OLAN AİLEMİN EVİNİ ATEŞE VERDİM !! HEPSİNİ ÖLDÜRDÜM! HİÇBİRİ CANLI KALAMADI! ATEŞİN İÇİNDE YANARAK KÜLE DÖNÜŞTÜLER!!" Freyaya ayağa kalkarken attığı büyü ile sırt üstü yere kapaklandı. Freya içinden vücudunun her santiminin zarar gördüğünden emindi. Sinirle oğlanın dediğine güldü ama Ciel kızın gülmesinden memnun kalmamışa benziyordu.

" Ciel ..."dedi fısıldayarak.

" Alice'in etki altındasın. Bu dediklerinin hiçbirini yapmadın. Bana her şeyi anlattın . Kafana bunun yapmışsın gibi Alice yerleştirdi. Sen kimseyi öldürmedin." Freya öksürerek güldü . Öksürmesinden dolayı eline gelen kanla daha da çok güldü.

" Görünüşe göre ben ilk kurbanın olacağım."

Ciel kafası karışık kıza bakarken kafasının içindeki ses kızla konuşmamasını ona yalan söylediğini söylüyordu. O sesi de dinledi ve asasını son bir kez kaldırdı. Freya bu sefer ikisinin de kendinden geçmenin okulda kalmalarının bileti olduğunu düşünerek bu sefer saldırı büyüsünü kullandı. Aynı anda birbirlerine büyü fırlatırken Freya büyü etkisiyle yere kalkmamak üzere yerde bayıldı. Ciel ise Freya'nın gönderdiği büyü ile uçmuş kafasını çarpmıştı.

İki baygın genç yerde kanlar içinde yatarken karanlık mağaranın içini sarı bir ışık aydınlattı.

Uzun süre yazmadığım için üzgünüm ama bu kitap bayağı uzun metrajlı dizi olacak gibi sdfdfsdf İlk kitaplarımdan olduğu için beni bağışlayın daha yeni profesyönele geçmeye başladım . Artık daha açık alanlarda kitaplar yazıyorum ve onları da güncellemem gerekiyor. Bir sürü taslak hazırladım onlar için bu yüzden bu bölüm gelmedi. Ha bu arada yazmadığım diğer kitapları taslağa aldım böylece vakti geldiğinde tekrardan gelecek hem de daha iyi . Bu yüzden kitaplar nereye gitti derseniz silmedim ama çeviri kitaplarım şikayet edildi umarım mutlusunuzdur her kimsen . Neyse yorumlarınız altın değerinde lütfen yazarsanız sevinirim görüşmek üzere aşklar. Ha bu arada dfgdfgfgdf Ciel'in büyü etkisinde olması ve Alice hedefleri hakkında teorileriniz varsa duymak isterim. Aşağıya yazdım dfdsdsf

Günlük soru;

Ciel büyü etkisinde olması ve söylediği üvey ailesini yakarak öldürmesi sizce gerçek mi yoksa siz başka bir şey mi düşünüyorsunuz ?

Alice sadece torunları ve arkadaşlarını mı yok etmek istiyor yada onları kullanıp amaçları farklı mı ?

Teorileriniz.:

Bölüm sonu

1 yorum