Medyaya koyduğum şarkı bu bölüm açısından çok büyük bir önem arz ediyor . Sonlarına doğru yaşanan ve hissedilen duyguları sizlere aktarıyor. Bence çok hoş ve bu bölüme yakışır bir müzik. Bu bölümün uzun olmasının sebebi olayları hızlandırmak istemem. Umarım beğenirsiniz . İyi okumalar.
Kompartımanın içi karamsar ve boğucu bir havaya hakim olsa da Freya ve Tom diğerlerinden daha az yıpranmış koltukları bulmayı başarmışlardı. Yolculuk , kuzeyden güneye doğru iki uç nokta olduğu için bir gün trende yolculuk yapacaktı.
Freya bunu hesapladığı için eşyalarının yanı sıra yiyebileceği birkaç yemek de almıştı armut portresinin arkasından.
Yolculuk boyunca Freya Tom ile konuşmamıştı. Tom'da zaten keyfini bozup Freya ile bir sohbete girmemişti. Bu yüzden sessizce oturdukları koltuklardan birini kendilerine yatak yatıp birkaç saat sonra uykuya dalmışlardı.
Sabah olduğunda , güneş neredeyse tepeye çıkmıştı. Neredeyse on iki saat yolculuk yapıyor olmalılardı. Freya , uzun kirpiklerini yavaşça kırpıştırdı ve etrafına bakındı. Kompartıman oldukça sessizdi ve yan koltukta uyuyan Tom'un nefes alıp vermeleri dışında ses çıkmıyordu. Freya uzunca paslı tavanı izledi. Buranın gerçekten çok sağlıksız ve hijyen yoksunu bir yer olduğunu düşünüyordu . Zaten hayatı boyunca böyle istediği gibi temiz yerlerde kalmamıştı ama dört yıl Beauxbattons'da okumak istemeden güzellik algısı oluşturuyordu beyninde.
Yavaşça ayağa kalkmaya çalıştı ve tutulan belini gevşetmeye çalıştı. Bu koltuklar o kadar rahat değildi. Üzerindeki battaniyeyi çekerek ayağa kalktı ve kafasını cama dayadı.
Dışarısı , kuzeye nazaran daha az karlarla kaplansa da beyaz örtü burayı da ele geçirmişti. Ağaçlar azalmış ve minik köy evleri belirmişti. Birçok köy evlerini ve köyleri ziyaret etmişti ama İngiltere'nin köyüne gittiğini hatırlamıyordu. Buraya ilk defa geldiğine bakılırsa çok normaldi ama kitaplardan da görebilirdi.
Tek tük evler artarak insanlar beliriyordu. Bazıları at çeken arabalarını sürüyorlar bazıları da çocuklarının elinden tutmuş yürüyorlardı. Konuşan iki yaşlı adam vardı ara sokaklarda . Gelmişlerdi. Camdan çekilerek tonmuş elini ovuşturdu ve Tom'a eğilerek yavaşça omzunu dürttü.
"Hmmm"
" Tom , kalk geldik. Uyanman gerekiyor." dedi Freya . Birkaç saniye daha cevap vermeyince Freya şiddetle sarstı oğlanı. Tom , çatık kaşlarla hemen uyandı.
" Tamam tamam uyandım yeter!"
Kızı iterek gözlerini ovuşturdu biraz da esnedi.
" Geldik mi?"
" Hayır , seni zevkine uyandırayım dedim. Elbette geldik eşyalarını topla da dışarı çıkalım . Yürürken bir şeyler yeriz."
Tom gözlerini devirerek battaniyesini toparlayarak el bavulunun içine koydu. Freya'da eşyalarını hemen toparladıktan sonra kompartımandan çıkıp treni terk ettiler.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
" Peki nereden başlıyoruz ?" dedi Freya çantasından birkaç sıcak kahve ve ekmek çıkarırken.
Tom , kızın verdiği ekmeklerden birini ve kahveyi aldı.
" Köyün kuzeyinde kilisenin çaprazında bir patika var . O patikada Gaunt'ların evi varmış. Çalılıkların arasında yıkık dökük bir arazide olduğunu söylüyorlar." dedi ve dumanı tüten kahvesinden bir yudum aldı.
Freya düşünceli biçimde bir elini çenesinin altına koyarken bir yandan ekmeğini yiyordu. " O zaman acele etmemiz lazım. Sonuçta uzak mesafede . Gitmek için ya süpürge kullanmamız lazım ya da bir araba tutacağız . Süpürgeyi bir çok Muggle içinde kullanamayacağımıza göre bir araba tutmamız lazım."
Tom omuz silkti ." Muggle'ların arasında uçmayı bırak süpürgemiz var mı ki ?" Freya , Tom'un alaylı sorusunu görmezden gelerek hazırladığı kahvaltıyı topladı.
Tom , yemeğini bitirdikten sonra Freya ile birlikte eşyalarını toparlayarak köyün kuzeyine gidebileceği bir araba aramaya başladılar. Fazla aramalarına da gerek kalmamıştı çünkü fakir olan köy halkı para kazanmak için her zaman hazırlardı . Zaten uzun zamandır bu köyü avuçlarının içleri gibi biliyorlardı. İki küçük çocuğa yardım etmek onlar için sorun değildi.
Freya , insanlara güvenemese de onları kuzeye götürecek adam iyi niyetli , ailesi için çalışan iyi bir babaydı. Freya , gözlerini ve ruhunu okumuştu. Kendisine ve Tom'a bir zararı yoktu.
On dakikadan fazla süre sonra kuzeye Tom'un tarif ettiği kiliseye varmışlardı. Şimdi yakınlarındaki patikayı bulmaktı. Tom eşyalarını alıp aşağı inerken Freya bavulunu indirmiş kendisine göre yüksek olan yerden inmeye hazırlanıyordu. Tom , iç çekerek büyük ihtimalle kızın yavaşlığından sıkılmıştı , kızın kalçasını kollarıyla sararak kaldırdı ve yere indirdi. Freya şaşkınca gözlerini açtı ama Tom umursamadan eşyalarını alıp Kiliseye doğru yürüyordu.
Kilise , roma zamanından kalma mimariye sahipti. İlahi yapısı ve terk edilmesine rağmen yıkılmamıştı. Tom bu evin akşamı geçirebileceği bir yer olduğunu düşünüyordu. Freya da kalacak başka bir yer olmadıklarını bildiğinden etrafa takip edilmediğini emin olduğu koruma büyülerini çıkarıp kiliseye bir tane koruma büyüsü yaptı. Tom umursamaz görünse de Freya ne zaman büyü veya bir işle meşgul olsa gözleri ayırmadan kızı ve yaptıklarını inceliyordu. Gözleri sanki bu kızda bir farklılık arıyor gibiydi.
Freya koruma büyülerini yaptıktan sonra boş olan ve köşeye üst üste dizilmiş naos'ların ( Kilisede oturulacak yerlere verilen ad ) boş olan köşesini daha da genişletmek için birkaç tanesini de üst üste dizdiler. Sonra Freya hazırlıklı olarak yatakları , yorganları ve yastıkları çıkardı. Birlikte uyuyacak yerlerini hazırladılar. Sonra yatakları üşümesin diye Freya Fransa'dan aldığı ve ısıtıcı işlevi gören iki tane ısıtma parşömenlerini çıkardı. Kız onları yatakların en altına sererken Tom kollarını naos'un üstüne koyup yaslanarak kızı izliyordu.
" Bakanlık yaptıklarını nasıl bilmiyor ?"
Freya omuz silkti. " Çocukken bir yer keşfetmiştim. Bakanlıkta kullanılan sihirleri felan bilmemi sağlamıştı oradan takip edilmeden nasıl büyü yapıldığını biliyorum."
"Yani sen teknik olarak kuralları çiğniyorsun."
Freya ayağa kalkarak hafifçe gerindi.
"Hayır , sadece yasal olan ve takip edilmediği büyüleri kullanıyorum."
------------------------------------------------------------------------------------
Trende uzunca uyuduklarından ve yemek yedikleri için uykuları yoktu. Enerjileri de yerli yerindeydi. Bu yüzden vakit kaybetmeden ailesini keşfetmekte heyecanlı olan Tom ile patikaya çıktılar.
Freya , evin yakınına her yaklaştıklarında Tom'un daha da heyecanlandığını nefes alış verişlerinin hızlandığını fark ediyordu.
Sonunda , Tom'un anlattığına benzeyen patikanın görünen ucunda ölmüş ve birbirine girmiş dikenli çalılıklarla karşılaştılar . Freya buranın lanetli olabileceğine yemin edebilirdi. İçinde huzursuzluk belirdi. Tom , sinirle öğrendiği bilgilerle ilerideki görünen konakta babasını öldürürse ? Freya , kitaplarda Tom'un babasının ne kadar pislik bir adam olduğunun farkındaydı . Ama bu kitapta Freya olmadan önceki yazılanlardı . Şimdi , bambaşkaydı. Son zamanlardaki görüler Tom'un babası ve annesi üzerineydi. Babasının kaçtığını görmüş ama döndüğünü kadının yanına dönüp ona sarıldığını ve öptüğünü görmüştü . Teselli ettiğini görmüştü. Gerçekten aşık bir adam görmüştü o görüsünde. Acaba .... her şey zannettiğinden üstü çamurla mı kaplanmıştı ? Birisi bu evli çifte düşman mı beslemişti ? Yada onun arkadaşlarına . Çünkü Marope'u kızıl bir kadınla kardeş gibi görmüştü . Kaçmalarını görmüştü. Eğer Tom sinirle babasını öldürürse ellerinden her şey kaçardı. Tom onu terk ettiği bir baba yerine onu gerçekten seven bir babaya ihtiyacı vardı . Tom'un babası gerçekten böyle bir insansa bu fırsatı kaçırmamalıydı. Freya , Tom'un ani hareketlerine ve sinir krizlerine karşı kendini hazırladı. Tetikte durmalıydı.
Çalılıkları , Tom çantasından çıkardığı bıçakla kesmeye çalıştı. Freya da sopayla ittiriyor girebilecekleri bir boşluk açmaya çalışıyordu. Ne kadar ilerleyebilseler eve varsalar da dikenler kıyafetlerine zarar vermişti. Ama Tom umursuyor gibi gözükmüyordu. Heyecanla parlayan gözlerle eve bakmaktaydı.
Hızla ilerlerken durarak arkasına baktı. " Acele et." diye kıza seslendi sonra kızında peşinden geldiğini emin olduğundan evin kapısının önünde durdu.
Bu ev inanılmaz berbattı. Ev doğal rengini kaybetmiş yosunlarla ve sarmaşıklarla kaplanmıştı. Yıkılacak gibi yan yatıyordu . Kapının önünde ise iki tane çivilenmiş yılan vardı. Burasını kitaplardan okumuştu. İçerisinde yaşayan kişiyi de biliyordu.
Tom kapıyı iki kez çaldı.
Bir süre ne seslenen ne de kapıyı açan oldu. Tom bir kez daha kapıyı çalarken sonunda kapıyı gözleri ayrı taraflara bakan , üstü leş gibi yıpranmış ve pis kokan . Sakalları beyazlamış ve karışmış. Yeşil gözlü kötücül bakışlı bir adam açmıştı. Freya , adamın parmağının ortasında ki yüzüğü görebiliyordu. Aklına buraya gelmeden önceki elde ettiği önemli hazineler geldi. Özellikle Tom bu hazineleri görse heyecandan yerinde tutamazdı. Freya elindekileri Tom'u sınadıktan sonra hediye amaçlı vermeyi düşünüyordu.
Tom'da gözü adamın parmağındaki yüzükten çok adamın yüzünü incelemekteydi. Yüzü duygusuz olsa da kız Tom'un hayal kırıklığı yaşadığını biliyor ve hissediyordu.
" Sende kimsin neden buradasın yabancı !" Freya adamın normal İngilizce konuşmadığının farkındaydı . Çatal diliyle konuşuyordu. Freya , çatal dilini öğrendiği için minnettardı yoksa bu konuşmaya şahit olamayabilirdi.
Kız , adamın zihnine girdiğinde aklında Tom'un babasının yüzü ve birkaç görüntü belirdiğini gördü 'Lanet orospu Riddle'a ne kadar da benziyor tipine tükürdüğüm..'
"Buraya seni rahatsız etmeye gelmedim..."
" Sende çatal dili biliyorsun ha! Nasıl olur bu ? "
"Ben sizin kardeşiniz Marope Gaunt'un oğluyum."
Adam pis pis gırtlaktan gelircesine güldü. Gözleri şimdi kıpkırmızı parlıyordu. Bu , eğlenceli gülüş değildi , gaddarca bir gülüştü bu. Freya Marope'un nasıl dayandığını merak ediyordu. Aslında dayanamamıştı , aşık olduğu adama zorla iksir içirerek kaçmıştı. Özgürlüğünün anahtarı olmuştu .
Tom , adamın son cümlesiyle babasını bulma umudu artmıştı. Freya , olacaklar konusunda piyanonun telleri kadar gergindi. Bırakılacak son atışı bekliyordu.
" Demek aptal kardeşim başarmış ha ! kendini .." Freya dayanamayarak araya girdi. Konuşmaya girmemesi gerekiyordu ama dayanamayacaktı artık. Tom'un tehditkar parlayan gözlerini dahi onu durduramazdı.
"Özür dilerim bayım ama buraya uzunca sohbet etmeye gelmedik. Size sormamız gereken sorularımız var ve cevapları almadan gitmeyeceğiz. Cevaplarsanız çok memnun oluruz."
Morfin Gaunt kızın sert çıkışmasından hoşlanarak kıkır kıkır güldü. Gözleri daha önce görmezden geldiği kıza çevirdi.
" Evet , hanım efendi . Birlikte uzunca sohbet etmesek daha iyi olacak ." sinsi sinsi geri geri yürüyerek evin karanlığına doğru geriledi Morfin. Freya adamın ne yapacağını anladığından adama büyü söyleyemeden kaldırdığı asasını elinden uçmasını sağladı ve göğsünün ortasına bayılmasını sağlayacak bir büyü yolladı.
Tom şok , öfke karışımı duygularla kızın yüzüne baktı. Freya ise hiç pişman olmadan asasını cebine yerleştirmiş adamın yanına gelmiş ve elindeki yüzüğü alarak direk cebine atmıştı. Böylece yapacağı hortkuluklardan birine daha sahipti. Tom'un ruhunu bölmesini geciktirmiş oluyordu böylelikle .
Tom , şokla donduğu yerinden saniyeler sonra büyük bir hınçla kızın yanına geldi.
"SEN KİM OLDUĞUNU SANIYORSUNDA SÖZÜMÜ BÖLÜP BİRDE ADAMI BAYILTIYORSUN! SEN ARAYA GİRMESEN ADAMI KONUŞTURUYORDUM!"
Freya da sinirle Tom'un önüne dikildi.
" Öyle mi beyefendi. Ben o herife lanet yollamasam bize öldüren lanet atacak birimizi öldürecekti! Ayrıca o adamın bize söylemek istediği bir şey yok!"
" ÖYLE Mİ?! BU MORUK AZ ÖNCE BANA BABAMIN KİM OLDUĞUNU SÖYLEYECEKTİ! AYRICA SEN NEREDEN BİLECEKSİN Kİ!"
Freya alayla gülümsedi .
" Senin bile bilmediğin sırlarım olduğunu söylemiştim Tom Morvolo Riddle." diye heceledi ismini bilerek.
Tom , öfkeden kıpkırmızı olmuş yüzü ile patlayacak bir bombaya benziyordu. Kızı davet ederek çoktan pişman olmuştu . Kızın sırlarının olması öfkeli olduğu için umurunda değildi.
"KANITLA !"
"Öyle mi?!"
"ÖYLE ! KA NIT LA!!!!"
Bu sefer Freya da sinirlenmişti. Hınçla elini kaldırdı ve birikmiş suyu bükerek tek hamlede havaya kaldırdı ve yerinde buz kesmesini sağladı. Bu sıcaklıkta.
Tom şokla gözlerini açarken siniri yavaş yavaş soğuyordu ama yine de geçmemişti.
"Nesil sen böyle ?"
Freya omuz silkti. " Ben Freya Azura , bana güvenmediğin ve benim güvenimi kazanmadığın taktirde sana yardım edemeyecek yetenekli cadıyım. Babanın ve ailenin ne olduğunu başlarının ne geldiğini neler olduğunu bulabilecek hırslı zeki bir cadı . Aile meselesine karıştığım için özür dilerim ama bana güvenmek zorundasın. Bu salak seni sadece gaza getirecek ama ben bu adam sayesinde babanı bulacağım."
Tom'un sıklaşmış nefes alışları yavaşlarken kıza inanamazmış gibi bakıyordu. İçinden kıza zerre güven duymamıştı ama böyle ciddileşeceğini de düşünmemişti. İçinden hiç istemediği duygular beliriyordu. Kıza güvenmek istemiyordu . Hem de hiç ama başka seçeneği de yoktu.
" Birbirimize olan güvenimizi zamanla kazanacağız. Bana yaşadıklarından tecrübelerin yüzünden güvenmediğinin farkındayım. Bende çok şey yaşadım. Ama biz takımız ve birbirimizi tanımaya çalışmalıyız. Benden sonsuza kadar kaçamazsın! Babanı bulmaya çalışıyorum adi köpek !"
Tom hakareti görmezden gelerek elini çenesine koyarak boynunu esnetti. Sonrada ortama uymayan biçimde güldü.
" Hadi ama Freya gerçekleri biliyoruz! O adam beni annemi terk ettiği gibi terk etti."
"Nereden biliyorsun?"
"Beni yetimhaneden bir kez bile almadı Freya ! Çocuğu olarak yanına almadı ! Görme zahmetine bile katlanmadı ! Başka ne kanıt bekliyorsun?!" Tom sinir yerine şimdi duygusal olarak yüzü koyu bir kırmızı ile kaplanmış gözleri dolmuştu . Freya Tom'un bu haline sarılarak teselli etmek istedi.
" Özür dilerim. Biliyorum ama Tom Muggle dünyasında değiliz ! Baban annenleydi ve cadıydı! ya başkası ona büyü yaptıysa ! Hiç başkasının ona büyü yapma ihtimalini düşünmedin mi?!"
Tom acı acı gülerek kirli olmasına aldırmadan sırtını duvara yaslayarak yere oturdu.
"Kim bunu yapacak ? Dedemin Azkaban da olduğunu biliyorum. Bu salak dayımda hapisteymiş . Kim ona zarar vermek isteyecek ki zaten ? Başka düşmanları mı var ?"
Tom'un dolan gözleri artık taşarak yanaklarında süzülüp gömleğine inmişti. Sesi çatallaşmıştı. İçindeki birikintileri tutmakta zorlanıyor bu halini kıza gösterdiği için de kendisinden nefret ediyordu.
Freya , hızla Tom'un hizasında durarak ellerini onun elleri ile sardı. Tom şaşkınca akan göz yaşlarına rağmen kızın yüzüne bakıyordu.
Freya sağ elini oğlanın yüzünü yıkayan yaşlarıyla temizledi. Yüzü şefkatli bir anne gibiydi. " Biliyorum , ama biz o zamanda değiliz. Ailenin ortamına bakılacak olursa her şey olmuş olabilir . Ben görülerim ile savaşan biriyim. Sen teklif ettiğinden beri ailene odaklıyım ve hislerim böyle söylüyor. Lütfen bana inanır mısın?"
Tom , cevap vermedi. Onun yerine ateş basan göz yaşı ile ıslanmış yüzünü kızın eline bastırdı. Bu haliyle bir kediye benziyordu. Sonra kendi eliyle kızın yüzünde olan elinin üzerine bastırdı. Gözlerini kapattı. Derin bir nefes aldı. Freya Tom'un bu kadar hızlı yakınlığına karşı yanakları kızardı.
Birkaç dakika sonra Tom ani hareketle kızı çekerek sarıldı ve yüzünü kızın saçı ile omzu arasındaki boynuna gömdü.
Freya , Tom'un hızlı çekip sarılmasına karşın kalbinin ritim hızını yavaşlatmaya çalışıyordu.
"Bu güçsüz halimi göstermekten nefret ediyorum."
"Şu anda güçsüz müsün?"
Tom , daha da kıza sarıldı. Yüzünü kızın boynunda sakladığı için sesi boğuk çıkıyordu.
" Ağlamak her zaman zayıflıktır. Yetimhanedeyken , bana hiçbir fayda kazandırmadı."
Freya bir elini kurtararak Tom'un kuzgun karası dalgalı saçlarını okşadı.
" Ağlamak hiçbir zaman bir zayıflık olmamıştır Tom. Aksine bütün çekilen zorluklara karşın rahatlamak için bedenin gösterdiği bir tepkime bu. Ve bu tepkime senin bu zorlukları kaldıracak kadar güçlü biri olduğunu gösterir."
Tom , kimsenin duyamayacağı ama Freya'nın duyabileceği yükseklikte sesle ağlayarak hıçkırdı. Kız Tom'un omzunda sinir krizi geçireceğini bekliyordu ama ağlayacağını düşünememişti. Tedavinin işe yaraması ve böyle patlamalar onları daha da yakınlaştıracak gibiydi.
Tom ile sarılı uzun birkaç dakika geçirdi kız. Yarım saat bile olduğunu düşünüyordu. Sonunda Tom kıpırdanarak kollarını hafifçe gevşetti kafasını kızın boynundan hafifçe çekerek yüzünü kızın yanaklarının hizasına getirdi. Bir süre tereddütle bekledikten sonra yapacağı şeyin ne kadar utandırıcı olduğunu bilse de teşekkür etmenin duygusal açıdan böyle yapıldığını görmüştü. Dudaklarını kızın yanaklarının üzerine koyarak kızın yanağını öptü. Freya üst üste beklenmedik olayları yaşayan insanlar gibi sona kalarak bembeyaz kesildi. Sonrada kıpkırmızı oldu. Aklında bin bir türlü soru işaretleri geçiyordu. ' Bugün bu hız ne?!' diye bağırmak istiyordu.
Tom kızın donmuş ifadesini görerek yaptığını açıklama gereği hissetti.
" Yetimhanede iken böyle teşekkür edildiğini görmüştüm . Yanlış bir şey mi yaptım ?"
Freya başını iki yana salladı.
" H h hayır h hayır sa sadece bekle lenmedik şekilde şaşırdım. Alışık olmadığım bir şey."
Tom anlamış şekilde başını sağladı.
" Bende öyleyim..." diye geceledi ağzının içinden.
Kız , hafifçe dengesini korumaya çalışarak aniden ayağa kalktı . Tom kızın bu haline şaşkınca baktı.
" Sanırım şu konağa gitmemiz lazım! Babanı orada olması lazım ve sana anlatmak istediklerim var !"
Tom ayağa kalkarken kız hızla Morfin'in yanına gelmiş onu iplerle bağlamıştı. Tom ise kızın söylediklerini tartıyordu.
" Ne söyleyeceksin ?"
Kız hızla kapıdan dışarı çıkarak geldikleri yönün tersinde olan ama çalılık olmayan ve Riddle konağı gözüken yoldan ilerlemeye başladı. Tom kıza yetişerek sorusunu tekrarladı.
" Benim planım şu. Olayları bilmiyoruz ve söyledikleri yalan olabilir bu yüzden şu evdeki babanı ve onun annesi ve babasını bayıltarak bu eve taşımak . Çünkü o evde istediğimizi yapamayız her neyse . Sonra onları taşıyarak bu eve getirmek . Zihinlerinde benim bulduğum sihir ile anıları bölüm bölüm çıkararak düşünselinde izlemek ."
Tom kızın yanında ilerliyor ve dediklerini tartıyordu.
"O anıları nasıl seçeceksin? Gereksiz anıları izleyecek vakit yok."
" Biliyorum. Bu yüzden zihinlerine girerek anıları hızla gözden geçireceğim seçtiklerimi teker teker çıkaracağım. Sonra onu onlar için özel tüplere koyarak tılsımladığım kilisede düşünselinde izlemek . Elbette onların hafızasını da sileceğiz ama ben babanı geri bırakma taraftarı değilim." dedi kız nefes bile almadan.
Tom bu çılgınca planı saçma bulsa da kızın bu bilerek yaptığına güvenmeye karar verdi.
" Ya bakanlık bizim sihir yaptığımızı tespit ederse ?"
" Bir şey olmayacak Riddle , eskiden çok ... iyilerle dolu bir yere düşmedim ve taktikleri biliyorum bizi kimse yakalayamaz özellikle bu gibi özel durumlarda asla yakalanmam . Bana orda sinsi yılan derler. Çılgın hırsız diyen de oldu ama sinsi yılan en iyisi. Pamuk elden iyidir.."
Tom kızın hızlı ve heyecanlı konuşmasına gülmeden edemedi. Neden böyle heyecanlı olduğunu da . Sanırım beklemediği hareket karşısında aklı bulanıyordu. Kıza yandan bir gülüşle yan yan bakıyordu. Sanırım kıza alışabilirdi.
Riddle malikanesine varana kadar kıza bir şey sormadı . Geldiklerinde de beklentiyle kıza baktı.
" İlk önce , kapıyı sen çal seni görünce tepkilerini merak ediyorum ona göre babanı alacağım. Sana bakarlarken zihinlerini okuyacağım."
Tom anlamasa da kızın dediğini yaptı ve kapının ziline bastı. İçeriden , ince sesli bir kadının ' Geldim!' sesi duyuluyordu.
Kapıyı uzun boylu , yaşlılığa girdiğini belli eden yüzü kırışıklıklarla dolmasına rağmen hala genç ve güzel görünen , kısa sarı saçlı mavi gözlü bir kadın açtı. Kapıyı güler yüzle açan kadın Tom'u görür görmez dona kalmıştı.
Freya saliseleri bile kaybetmeden kadının hafızasına girerek düşüncelerini okudu . Kadında Tom'a benzeyen birisinin görüntüsü belirmiş ve tek bir kelime vardı ' Eyvah .'
Freya tereddüt etmeden asasıyla kadını bayılttı . İçeriden karısına seslenen ve gazete okuyan yaşı bay Riddle sesini duyduklarında Tom bayılan kadını kucaklamış hızla kapıdan girip adamı bayıltan Freya'nın peşinden gitmişti . Tom , kadını kanepelerden birini yatırarak hızlı hareket eden Freya'yı izliyordu. Freya etrafa hızla gözden geçirdi ve aceleyle merdivenlerden çıkarak bütün odalara girdi en sonunda ikinci katta son odayı açtıktan sonra kısa bir duraksamadan sonra içeri girdi ve oda da her kim varsa onu da bayılttığını söyleyen mor ışık yayıldı odada . Tom nefes nefese hızla kızın hızına yetişmeye çalışıyordu. Planı hiç böyle olmamıştı. Tom'a kalsa Morfin'i konuşturur annesinin intikamını almak için babasını ve onun ailesini öldürürdü .
Freya bayılttığı genç adamı kucaklarken Tom donup kaldı. Kızın bayılttığı adam aynı ona benziyordu.
"Tom yardım eder misin lütfen?"
Tom bakışlarını kızın üzerine çevirerek düşüncelerinden sıyrıldı ve adamın bir kolundan girerek taşımasına yardımcı oldu.
Sonunda Riddle ailesini salona koyduklarında Freya hızla çantasını çıkardı.
" Şimdi ben hepsinin hafızasına gireceğim. Babanın hariç . Babanı kiliseye götürüyoruz. Sonra ben bu ikisinin hafızasını değiştiriyorum. Oğulları iş gezisinde oluyor yani döndü sanıyorlar . Kaybolduğunda böyle anlayacaklar yani. Sonra da bu adamı sihirle Morfin'in evine taşıyacağız Morfin in de düşünseli için anılarını alacağım sonra babanla kiliseye gidiyoruz. Yoksa büyüsüz bu iki evde yakalanırız."
Tom kulağa dehşet çılgınca gelse de kızın bu büyük anlamsız motivasyon ve ciddiyetine uyarak başını salladı.
Freya , Tom'un babası hariç dedesi ve büyük annesinin hafızasına girdi. Olayları tam anlamasa da Tom'un dedesinden tam yirmi altı anı büyük annesinden de tam otuz altı anı toplamıştı . Sonra ikisinin de hafızasına oğullarının iş gezisine çıktığını yerleştirdi. Koltuğa yerleştirerek on dakika sonra uyanacakları bir büyü fısıldadı. Tom'un babasını da alarak Tom malikanesinden uzaklaştılar.
Morfin'in evine Tom'un babası ile birlikte geldiklerinde Freya Morfin'i baygın olarak bekliyordu ama Morfin uyanmış sinirle bağlı duruyordu. İçeri girdiklerinde özellikle lanet ettiği Muggle ile girdiklerinde çıldırmış gibi bağırmaya başladı Morfin.
"SİZ BENİM EVİME NE HAKLA BU LANET OROSPU MUGGLEI VE ONUN KÜÇÜK P-" Freya sinirle Morfinin suratının ortasına konuşmaması için çene kitleme büyüsü yolladı. Morfin şimdi konuşma yeteneğini kaybettiği için daha da çıldırmış zayıf bir öküze benziyordu. Aslında fare daha uygun olurdu diye geçiriyordu Freya ama Peter gelince aklına Morfin'in en azından bir sıfata sahip olduğunu düşünüyordu.
Tom babasını tuhaf şekilde eli beline sarmış düşmemesi için tutuyordu . Freya hiç vakit kaybetmeden Morfin'in hizasına geldi ve düşüncelerini görmezden geldi.
'GERÇEKTEN BİR HALT ÖĞRENEBİLECEĞİNİZİ Mİ ZANNEDİYORSUNUZ! HAYIR O LANET HERİF DE KARISI DA CEHENNEMLİK!! ÖLMEYİ HAK EDİYORLAR! ONUN YÜZÜNDEN NELER YAŞADIK BİZZ! ÖZELLİKLE O OROSPU KARDEŞİM BİR MUGGLE'IN ALTINDA YAT-" Freya dayanamayarak sol elini adamın çenesini kaparcasına sımsıkı sıkarak ne kadar kötü kokarsa koksun yüzünü daha da yaklaştırarak tehdit edercesine gözlerini adamın gözlerine dikti.
"Bana bak lanet safkan bozuntusu . Kendini bilmez döl yumağı . Marope senin kılın dahi olamaz. Anlıyor musun beni ? Kardeşine eziyet etmiş olabilirsin ama yaptığınız lanet şeyi ben ortaya çıkaracağım ve Tom hak ettiği yeri alacak !! Sizin yüzünüzden kötü biri olup kendini mahvetmeyecek ve kendine bir aile kuracak!! Seni alt tabakaya bile lazımlığı olamayacak bok parçası!!" diye tısladı fısıldayarak . Morfin bu saygısızlığa karşı bir şey düşünemedi bile . Freya daha fazla katlanmak istemediğinden Morfin'i bayıltarak diğerlerinden daha fazla anıyı Morfinin hafızasından çıkardı. Kurutana dek . Sadece önemli anıları değil ailesi hakkında da ütün anıları çıkardı. Hafızasında ziyaretlerini ve yüzüğü sildi. Onun yerine yüzüğü babası gömülürken koyduğuna dair bir anı yerleştirdi. Sonra da bütün anıları toparlayıp diğerleri gibi arı çantaya koyarak kilisenin yolunu tuttular.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------
Freya , Tom'un babasının anısını çıkarmadan önce kilisenin şöminesinde ateş yakmış su ısıtıyordu . Onun içinde ateşin üzerine demir ızgara koymuştu. Hem su kaynatabilir hem de yemek yapabilirdi. Anılarla dolu çantasını masanın üzerine koyarak çantasında su gibi altı olmayan düşünselini çıkardı.
Tom kızın her hareketini büyük şaşkınlıkla izliyordu.
"Ne yapmayı düşünüyorsun?" diye sordu Riddle.
Kız gözlerini ovuşturarak esnedi.
" Anıları anlamak için ilk önce önemli noktadan başlamak istiyordum aslında."
Tom kaşlarını çattı. "Ne o önemli nokta?"
" Babanın terk edip etmediği o nokta . Onun ile ilgili bir anı olmalı."
Tom gerilerek babasının yattığı yere baktı.
" Aklındaki sorunun seni tek edip etmediği olduğunu sanıyorum değil mi Tom?"
Tom onaylarcasına kafa sallamakla yetindi.
" O zaman sen düşünselinin yanına gel bende babanın anılarını alayım.
Tom yağa kalkarak şöminenin yanındaki düşünselinin önüne geçti ve bir sandalye çekerek oturdu.
Freya , hastanın yaralarını acıtmadan tedavi eden bir hemşire gibi nazikçe asasını adamın şakaklarına yerleştirdi ve anıları çıkarmaya başladı.
Freya , diğerlerine nazaran bu adamın anılarını çıkartırken yüz ifadeleri değişiyor ve daha da düşünceli bir hale alıyordu. Sonuna doğru dehşetten yüzünde soğuk terler akmaya başlamıştı. Düşündüklerinin gerçekleştiğine sevinse mi üzülse mi bilemiyordu ? Anılara bakmadan yani uzun uzun bakmadan hızla almaya karar verdi. Yoksa bitiremeyecekti.
Neredeyse yirmi dakikadır anılarını alıyordu. Bitirdiğinde surat ifadesini belli etmeyecek bir ifade yerleştirdi. Adamın çıkardığı anılardan o anıyı çıkardı ve Tom'un yanına geldi.
" Hazır mısın Tom?"
" Hazırım Freya ."
Freya , anıyı elinde tutarak kapağını açarak dökmeden önce son kez konuşmak için dudaklarını araladı.
" Seninle gelmem gerekli Riddle , olayları bilmem ve senin yanında olmam için..."
" Benim için sakıncası yok Azura hadi şu anıları izleyelim."
Freya derin bir nefes alarak saydam kıvrımlı su gibi anıyı düşünseline boşalttı . Sonra Freya düşünselini ortaya alarak kafalarını düşünselin içine soktular ve onu çeken anıya kendilerini bıraktılar .
------------------------------------------------------------------------
Anı ,Freya ve Tom'u nemli küçük bir mağaranın içinde yağmurlu sular akıtan bir mağaraya indirmişti. Etraf karanlık olsa da ileride tek ışık kaynağı vardı. Tom ve Freya merakla o ışık kaynağına doğru ilerlerken üzerinden çıkarmadıkları okul üniformasına - cüppesine- sıkı sıkı sarıldılar . Işığın sonunda gördükleri kişi karşısında daha iyi görmek için yakınlaştılar ve konuşmaları dinlemek için duraksadılar.
Kuzgun karası saçları sudan inmiş bir kadın mutluluktan ağlar gibi karnını sıvazlayarak ona sarılan adamın kollarını başını yaslıyor ve bebeğine fısıldayarak karnını okşuyordu. Yanındaki Tom'a benzeyen adam ise kadının akan göz yaşlarını siliyordu. Tom bu manzara karşısında tek bir salise bile kaçırmadan izliyor gözünü başka yerden ayırmıyordu.
Tom yani Tom Sr. Marope'un yüzünü çenesini eliyle hafifçe kaldırarak dudaklarını kadının dudağına bastırdı. Freya , bu sahnenin çok duygusal olduğunu ve önceki gördüğü görüntülerden daha da önce yaşandığını düşünüyordu.
"Mer...ben..." dedi adam.
"Çok üzgünüm. Tam bir pisliğin önde gideniyim. Sana onca yaşadıklarından sonra bunu yapmamalıydım . Bunu hak etmiyordun . Ama ben yine de yaptım . Hiçbir şeyin farkında olmayan aptalın tekiyim. Duygular konusunda... olgunlaştığımı düşünürdüm hep ama yanılmışım ben bir hiçim . Hayır hayır ağlama . Sen bana en büyük dersi verdin. Bana aslında neyin olması gerektiğini onca zorlukların arasından sevgiyi öğrettin ve beni , pis bir muggle'ı sevdin. Çok şanslı bir adamım ben..."
Genç kadın bir yandan ağlayarak gülüyordu. İşaret parmağını adamın dudaklarının üzerine koydu.
" B- bende büy-yük hatalar yaptım. Seni ... seni sözde ailemin içine sürükledim. S- seni rızan o-olmadan el-el de etmeye çalıştım. Suç-"
Şimdi adam gülümseyerek kızın dudaklarının üzerine işaret parmağını koymuştu. Suçluluk duygusu ve aşkın üzgünlüğünü göz yaşları ile dışarıya akıttı.
" Benim minik sevgilim bana el koyarak beni elde ederek ne kadar suçlu olsa da bana büyük bir iyilik yaptığının farkında değil. Bu yüzden artık bu suçlamaları ve acıları bırakalım. Şu anda yoğunlaşmamız gereken şey.." elini kadının şişmiş karnının üzerine koymuştu.
".. Bizim minik oğlumuz. Ne senin ailen ne de benim ailem bu huzurlu yuvayı bozabilecek..." kadının minik kafasını eliyle göğsüne yerleştirerek sözlerine devam etti." .. Sana söz veriyorum."
Genç kadın ve genç adam birbirlerinin suratına büyük bir sevgiyle baktıktan sonra dudaklarını dudaklarına değdirdiler. Öpüşmelerin uzunlukları ve daha da sokulmaları birbirlerinden ayrı geçiren zamanın acısını çıkarmak ister gibi bağırıyordu.
Tom , bu sahnenin etkisiyle donakalmıştı. Freya , Tom'un bu hassas anıyı bozmamak için elini Tom'un eline koyarak tuttu. Tom kafasını çevirmese de kızın elini ters çevirerek parmaklarını kızın parmaklarına geçirdi ve sıktı. Freya bu anıda görülebilecek bir şey olmadığı için anıdan çıkmalarına yardımcı oldu.
------------------------------------------------------------------
Düşünselinden çıktıklarında Tom bembeyaz kesilmişti . Parmaklarını kenetlediği elini Freya'dan kurtararak kilisenin içinde döndü. Düşünüyor düşünüyordu. Sonra bembeyaz kesilen yüzü kızarmaya başlayarak sanki dayanamıyormuş gibi fenalaşmaya başlamıştı. Freya hemen Tom'un yanına gelerek destek verircesine sarıldı oğlana . Tom artık kızın ne düşündüğü veya kendisinin ne düşündüğünü umursamıyordu. Dayanamıyordu artık. Gizlemek için de uğraşmayacaktı . Uzun zamandır ağlayamamanın hıncını çıkartır gibi kızın sarılmasına karşılık verilerek kızı kucakladı ve başını kızın boynuna gömdü. Hiç ağlamadığı ve ondan beklenmeyecek şekilde hıçkırarak ağladı. Her ağlayışında kızla beraber yere çöküyordu . Sonunda yere oturdular.
Yıllar önce Tom birisi çıkıp gelip böyle çocuklar gibi dakikalarca hüngür hüngür ağlayacağını söylese dalga geçtiğini sanıp o kişiyi lanetler ve tehdit ederdi. Şimdi ise içinde birikmişliği atmaktan çekinmeden ağlıyor her ağlamasında rahatlamadan edemiyordu. Yaşadıkları , insanların sembolleştirdikleri , acıları göz yaşlarıyla dışarı akıtıyor gibi hissediyordu . Ağlaması durduğunda bir saat olduğunu düşünüyordu. Ağlaması dursa da yerine hıçkırıklar almış sonra da yarım saat içinde dinmişti.
" Rahatladın mı Riddle ?" dedi Freya oğlanı rahatsız etmemek için çekingen bir sesle .
" Evet , rahatladım Freya ."
İkisi birbiriyle sarılı dururken uzun süredir fark etmedikleri kişi Tom Sr. yanlarında yatağında yatarak uykusunda konuşuyordu. Freya ve Tom başlarını konuşan adama çevirmişti şimdi.
"Merr... Mar... Oğlummm. hmmm.."
Tom, gözlerini kırpıştırarak uykusunda annesinin ismini fısıldayan ve onca zaman kin beslediği babasını izliyordu. Sonra bu kinini değiştirmesinde ısrarcı olan kızı.
Tekrardan kıza sarılmasını sıkılaştırarak kızın yanağına bir öpücük kondurdu ama bu öpücük öncekine göre daha uzun ve biraz daha sertti. Sesli biçimde dudaklarını kızın yanaklarından çekti . "Teşekkür ederim.
" Önemli değil Tom. "
Bazı olaylar vardır , dostluklara yol açar uzun yıprandırıcı bu yolculukta öyle bir olaydı işte...
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Evet , biliyorum finallerimden sonra demiştim ama dayanamadım . Hıncımı çıkarmak içinde up uzun bir bölüm yazdım . O yüzden bol bol yorum yaparsanız yıldız verip paylaşırsanız bana büyük destek olursunuz. Zaten destek olanları biliyorum hepinizi yerim sizi gidi tatlı şeyler. Geçiktiği için özür dilerim. İyi geceler ve iyi okumalar.
