Kuzey beklediğim bir hamle yaparak dudaklarını dudaklarıma değdirdi.
Yaptığı şeyle mıh gibi hareketsiz kaldığımda hiç bir şey yapamadım.
Sıcak dudakları hala beni öperken bir karşılık beklemek için direniyordu. En sonunda pes edip geri çekildi. Yüzüne utançtan bakamadım bunu anladığında oda çok üstelemedi sadece kollarında olduğum bu huzurlu saatleri bitirmek için and içen Onur kapıdan içeri girdiğinde birbirimizden ayrıldık.
•••
İki gün sonra
"Alper dediğimiz gibi sen duygu ile birlikte haber vermek amaçlı batıda yerini alıyorsun." Kuzeyle son kez yerleri ayarlıyorduk. Endişemiz elbette vardı ama bunu kimse belli etmiyordu. Alper ve Duygu duracakları yeri teyit ettikten hemen sonra ekipmanlar için yanımızdan ayrıldılar.
~
Biz istedikleri yere gelmiş Kuzey ile bekliyorduk geleli bir on dakika olmuştu. Konumu attıkları yer dağlık bir bölgeydi şehrin dışında ve otobanın çok ilerisindeydik.
Belimde bir silah vardı. Bizi arabaya bindirmeden önce kontrol edeceklerini biliyordum ama yine de tehlike anı için önemliydi.
Siyah bir minibüs bize doğru gelmeye başladığın da biraz gerilmeden edemedim.
Yıllardır bu işi yapıyordum ve bunu yenemiyordum.
Minibüs önümüzde durduğunda kapısı açıldı. İlk önce iki tane siyah takım elbise giymiş koruma kapıdan çıktı.
Ardından beklediğimiz sadece dosyalarda yüzünü gördüğüm anne ve babamı şehit eden o katili gördüm.
Öyle çok kin tutmuştum ki şu an boğazına kadar yapışıp onu nefessiz bırakana kadar boğmak istiyordum. Kendime engel olmam gerekiyordu. Aylardır planladığımız bu planı suya düşürecek bir hareket yapmamalıydım.
Siyah kapıdan çıkan adamın yüzüne resmen tiskintiyle bakıyordum.
"Vay vay vay! Demek sonunda buluştuk. Siz sizi hatırlıyorum Yüzbaşım sizi görmek bir onurdur." Diyip önümüzde eğildi. Hayır dalga geçiyordu aşağılık herif!
Arabaya el işaretiyle binmemizi gösterdiği sırada binecekken korumalar bizi durdurup üstümüzü aradılar. Belimdeki silahı aldıklarında
"Çok yazık daha iyi bir saklama yeri bulman gerekiyordu." Diyip göğüslerimi işaret etti. O an ki sinirle tam bir şey diyecekken Kuzey adamın suratına yumruğunu savurdu.
O çatışmaya girdiğinde üstüme gelen korumaları alt etmek için harekete geçtim. Üstüme doğru yürüyen korumayı şaşırtarak çevik bir hareketle onun arkasına adım atarak erkekliğine tekme attım.
Adam kıvranarak yere yığıldığı da ondan uzaklaştım. Diğer koruma hızla koşarak arkadaşının intikamını almak istermiş gibi bana yumruğunu savurdu.
Refleksle kaçmasaydım yere devrilmem an meselesiydi.
Yana kaydığım da adamın belindeki silahı alarak ense ve kafasının arasındaki noktaya sertçe vurduğum da adam domino taşı gibi yere devrildi. Sevincimi kursağımda bırakıp Kuzeyi taradı gözlerim.
Yerde baygın bir şekilde yatıyordu karnından vurulmuştu eliyle tutsada bu işe yaramamış hızla kan çıkmaya devam ediyordu.
Başında ise silahla annemin ve babamın katili Mehmet Taş duruyordu. Silahın soğuk namlusunu Kuzeyin başına dayayıp bir şeyler söylüyordu. Beynim durmuştu endişe içinde elim ayağıma karışmıştı ama harekete geçmem gerekiyordu hemen!
Elimde ki silahı Kuzeyin başında bekleyen adama doğrulttum nişan aldım ve kafasına ardı ardına iki kurşun gönderdim.
Adam yere yığıldığın da hızlıca Kuzeyin yanina koştum.
"KUZEY! KUZEYYY!"
Bacaklarım tutmuyordu bayılacak gibi oluyordum.
"Hayır hayır hayır! Ölmemezsin! Şu an değil burda değil sensiz yapamam olmaz Kuzey! Hayır!"
Söylediklerim ve ardı ardına akan göz yaşlarım tek tek Kuzeyin yarasına doğru damlıyordu. Hafifçe öksürüp gözlerini açtığında.
" Akasyakokulu? "
"Buradayım yanındayım konuşma canın yanıyor."
"Son dakikalarım ama- biraz bekledi yutkundu. Adem elması hareket etti. Gülümsemeye çalışarak." -senin kucağında bir ölüm çok huzurlu. "
Gözleri kapandı. Göz yaşlarımı tutamadım. Kalbim durdu. Dünya durdu. Zaman durdu. Yaşam durdu. O saatler benim için yok oldu.
Emek vererek yazıyorum destek olur musun 🕯️🖤

