Toplantı kapısından çıktıktan sonra hızlı adımlarla odama geçtim. Olanlar için sadece kafamı toplamaya çalıştım. Onların buraya geleceğini ve yüksek rütbe de olduklarını aklımın ucundan geçirmezdim.
Bir hafta sonra...
Kuzey yanıma gelip
"Komutanım! Herkes hazır sizi bekliyoruz."
Diyip selam verdi.
"Geliyorum."diyerek kısa bir cevep verdim
Bir haftadır aynı yerde sabahtan akşama kadar birlikte çalışıyorduk. Ama bir kere iş dışında bir şey konuşmamıştık. Bu durum canımı sıksa da bir şey yapmayı düşünmüyordum.
Hızlıca siyah paltomu alıp bodrum kattan çıktım.
Dışarda siyah ceketli korumalar ve yanlarında bizim tim vardı. Ben dışarı çıktığım an Kuzeyle göz göze geldim. Hızlıca gözlerimi kaçırıp bizi Türkiye'nin doğu sınırına götürecek siyah sivil arabaya bindim.
İki saat sonra bitmek bilmeyen yol bitmiş, ayaklarımızı yere basmıştık.
Kuzey önden çıkıp arabadan inmem için yardım etmeye çalıştı.
Uzattığı eli tutmadım. Evet ya da hayır bir kararsızlık içindeydim ne olduğunu bilmiyordum bile.
Kuzeye olan hislerim yalan değildi kişiliğim yalan değildi.
Ama onun ve timin karşıma çıkışı beni geriyordu.
Yıllardır ensesinde olduğum bu örgütü bitirmek için and içmiştim ve bunu onunla yapmak aslında güven vericiydi.
İyi hissettiriyordu bir nebze de olsa.
Çatışma alanından çok uzakta değildik. Tim korumlar ve ben bizim korunmamız için örülmüş tel örgülü duvarların arkasından geçip atış ve yer yer odaları olan konteynırların olduğu alana adım attık.
İçeri girdiğimiz ilk an bizi buradan sorumlu olan baş asker yanımıza geldi. Arkamı dönüp " siz geçebilirsiniz." Diyip onların rahatlamasına izin verdim. Baş asker yanıma yaklaştığında "hoşgeldiniz komutanım."
Başımla selamlıyarak "hoşbuldum-" sözümü kesip göğsünün altında duran kartda ki yazıya baktım. "Demir." Gülümseyerek yürümem için kenara geçti.
Birlikte timin olduğu alana geçtik. Gerilmek istemediğim için elimden geldiğince sakince masaya oturdum. Demirin bizim için getirdiği planı duvarda asılı olan büyük ekrandan açtı.
Daha önce baş komutanla masaya yatırdığımız plan gözlerimin önüne serildi.
Demir planın üzerinden geçmek adına tekrardan özetledi.
" İki gün sonra yapacağımız baskında her şey tamı tamına hazır durum da aslında, esir alınmış bir kadın ve iki tane çocuk var onun karşılığında ise istedikleri şey devletle alakalı üstü kapalı bilgiler-" prosedür gereği üstü kapalı bilgi veriyordu çünkü zorunluydu.
Gizli bilgilerdi. "-içeren bir flasbellek. Riskli bir duruma girmemiz gerekecek Akasya ve Kuzeyden bilgileri buluşma yerlerine getirmelerini istedikler. koruma gönderemeyiz.
Fark ederlerse kadını ve iki çocuğu koruyamayız. Eğer bir şey olursa extra ekip hazır olacak. Alper Onur Duygu ve Ceyda yakınınızda olacak iki ye ayrılarak dağdan sizi kontrol edip bize bildirecekler.
Biz bilgisayardan en iyi hizmet veren kişilerle çalışıyoruz riskli bir durum olduğunda müdahale edeceğiz. En önemlisi sizi arabaya bindirdiklerin de flasbelleğin sahte olduğunu çaktırmamanız. Oyalarsanız kötü bir durum da biz harekete geçmek için zaman kazanırız."
"Akasya hanım sizin katmak istediğiniz bir şey var mı?"
Bütün planı Demir eksiksiz ve kusursuz anlatmıştı.
Ama bir şeyler söylemek içimden geliyordu. "Elbette. Ne olursa olsun her şeye ve herkese dikkat edeceğimi bilmenizi istiyorum.
Zaten beni en azından tanıyorsunuz vatan uğruna intikam uğruna halkım uğruna annem ve babam uğruna yapmayacağım şey yoktur bunun teminatını vermek isterim " dedikten sonra sözümü bitirdim. Ardından Kuzey atılarak"samimiyetinden şüphem yok Akasya."
Akasya diyişi beni rahatsız etmedi aksine içimde bir şeyler sönüp yandı.
Emek vererek yazıyorum destek olur musun 🐚🍸
