Burak`ın beni aramasında sonra Alp`e daha bol bir tişört seçmiştim ve bavulları toplayıp beraber aşağıya inmiştik. Dışarı çıktığımızda polis herkesi otelden çıkarıyordu muhtemelen arama başlayacaktı bu saatten sonrası onların işiydi Alp`le beraber ekibimin yanına gittik.
-İyi iş başardık, ödül olarak herkese benden yemek İzmir`e giderken yol üstünde çok iyi bir kahvaltıcı biliyorum orada yeriz.
-Bizi buraya getiren araç başka bir görevde bu yüzden çiftler olarak kendi araçlarımızla gideceğiz.
Burak`ın bu sözlerinden sonra herkes aracına binmişti.
-Alp senden bir şey isteyebilir miyim?
-Tabii ki
-Bana lütfen beni sana nasıl anlattılar anlatır mısın?
-Kendi yaptığın şeyleri duymak hoşuna mı gidiyor neden benden sürekli bunu istiyorsun?
-Çünkü ben sana anlatılanları yapmadım yalvarırım anlat bana
-Peki
Alp anlattıkça şoka giriyordum gerçekten bunları mı anlatmışlardı, insan kaçakçılığı yaptığım insanları fuhuşa zorladığım ve daha birçoğu buna benzer şeylerdi.
-Ben bunları yapmadım.
-O zaman bana neden böyle söylediler.
-Sen hiç masum insanları veya dünyaya yararı olan insanları öldürdün mü?
-Hayır
-İşte bu yüzden sana bunları anlattılar eğer gerçek beni anlatsalardı sen beni öldürmeyi reddederdin.
-Doğru, ben özür dilerim Açelya seni birçok kez yapmadığın şeylerle suçladım affet beni
-Sorun değil senin bir suçun yok.
-Şarkı açsana
-Benim mükemmel listemi mi açayım?
-Evet
-Bir dakika yoksa sen de mi?
-Evet, bende bir k-pop dinleyicisiyim.
-Ay çok mutlu oldum bekle hemen telefonumu arabaya bağlayayım.
Hızlıca telefonumu arabaya bağlayıp müzik açmıştım ve sonrasında müziğin sesini kısmıştım.
-Neden sesi kıstın?
-Neden ajan olmayı denemiyorsun.
-Hayır, olmayacağım ayrıca bir sürü eğitimden geçmem gerek
-Sen yeterince yeteneklisin sana verecekleri eğitim en fazla bir yıl sürer.
-Hayır, istemiyorum zorlama beni Açelya
Bu sitem bana bir şeyleri anımsatıyordu.
5 Sene Önce
Alp yapmasına rağmen onu elemişlerdi ama bir şansı daha vardı onun gitmesini istemiyordum hemen arkasından koşup onun kolunu tuttum.
-Alp lütfen gitme bir şansın daha var ne olur sende ailem gibi beni bırakma
-Ben seni bırakmıyorum ilerde tekrar bulacağım.
-Yalvarırım
-Hayır, istemiyorum zorlama beni Açelya
Günümüz
-S-sen osun.
-Neyden bahsediyorsun?
-A-alp beni hatırlamadın mı?
-Neden seni hatırlamam gerekiyor?
-‘Alp lütfen gitme bir şansın daha var ne olur sende ailem gibi beni bırakma’ Peki bu sana bir şeyi anımsattı mı?
-B-bir dakika s-sen o Açelya mısın?
Onun ilk defa sesinin titrediğine şahit olmuyordum eskiden daha hassastı o zamanlar birçok kez şahit olmuştum.
-Evet Alp
Biranda frene basmıştı, iyi ki emniyet kemerimi takmışım.
-Şükürler olsun seni buldum.
Biranda bana sarılmıştı bende karşılık vermiştim.
-Seni bıraktığım için çok özür dilerim Açelya yapamadım o adama çok sinir olmuştum kendime sahip çıkamam ve yüzüne yumruk atarım ve atılırım diye korktum.
-S-sorun değil ben sana hiç kızmadım.
O kadar duygusallaşmıştık ki neredeyse ağlayacaktık.
-Seni ne kadar özledim anlatamam.
-Bende seni çok özledim Alp
-Burak, Ayşe, Oktay, Kübra, Yağmur, Mert ve sen hepinizi hatırlıyorum. Onlarda çok ısrar etmişlerdi kalmam için.
-Evet, hatırlıyorum. Sen gittikten sonra her şey zulüm gibi geliyordu, bizi eğlendiren sendin ama sen yoktun.
-Kendimden nefret ediyorum.
Demişti ve eliyle çok sert bir biçimde direksiyona vurmuştu.
-Dur ne yapıyorsun sen elini sakatlamak falan mı istiyorsun! Ayrıca neden kendinden nefret ediyorsun?
-Açelya ben seni öldürecektim ya ben özlediğim insan için öldürme planları yaptım seni hatırlamadım.
-Bende seni hatırlamadım Alp bende seni öldürmeyi düşündüm. Sen çok değişmişsin bende çok değiştim birbirimizi hatırlamamız çok normal o zamanlar çocuktuk karakteristik özelliklerimiz bile daha oturmamıştı huylarımız ve davranışlarımızın değişmesi çok normal.
-Sence diğerleri beni hatırlar mı?
-Eğer konuşma diyaloglarını anlatırsan hatırlarlar.
-Senin bu dediğin kahvaltıcı şurası mı?
-Evet
-Hadi inelim.
Beraber arabadan inmiştik onu sonunda bulduğum için çok mutluydum. Aslında onu çok fazla araştırmıştım ama asla bulamamıştım muhtemelen suikastçı olduğu için adını sürekli farklı veriyordu ve buda onu bulmamı zorlaştırıyordu.
-Ay kokusu bile aynı
-Ben burayı bir yerden hatırlıyorum.
-Daha önce buraya ekipçe gelmiştik.
-Hatırladım ve yine sen ısmarlamıştın.
-Evet, çünkü yine biz bir görevi başarmıştık ve ta o zamanlardan lideriniz olduğum için hepimizi ödüllendirmiştim.
Hep oturduğumuz masaya gitmiştik.
-Sen gittikten sonra bir daha buraya gelmedik. Senden sonra tesis üstleri senin gibi iyi bir çaylak bulamadı seni çok fazla aradılar ama bulamadılar.
-Benim yanımda bir miktar para vardı, uçak bileti almama yetince yurtdışına kaçtım.
-Neden?
-Beni bulamasınlar diye
-Zaten sen gittikten sonra biz bir şekilde üstlerimizin yanına gittik ve durumu anlattık onlar kamera kayıtlarını da inceleyince o eğitmen ve çaylak kovuldu.
-İyi olmuş.
-Peki, geri dönecek misin?
-Bilmiyorum, çok fazla suç işledim. Beni kabul ederler mi?
-Tabii ki de ederler. Hala seni arıyorlar.
-Ben bu kadar önemli miymişim ya
-Sen çok yeteneklisin, lütfen dene
-Peki, deneyeceğim.
-Seni çok seviyorum Alp
-Biliyorum.
-Açelya ne ara bu kadar yakınlaştın onla?
-Alp`i hatırlamadınız değil mi?
-Hatırlamamız mı gerekiyor?
-Kenan hoca kendi yeğenine torpil yapmıştı ve Alp yapmasına rağmen yapamayan yeğenini almıştı ve Alp çekip gitmişti yıllarca onu aradık ama bulamadık.
-S-sen o Alp misin?
Bunu Yağmur söylemişti, o fazla duygusaldı Alp gittikten sonra da hem çok ağlamıştı hem de o yıllarda çok fazla içine kapanmıştı.
Benim sözlerimden sonra herkesin gözleri dolmuştu, hem şaşkın hem de sevinç yaşıyorlardı. Gözlerimde hala eski zamanki minik ekibim canlanıyordu, Alp ayağa kalkıp yanlarına gitmişti bende arkasından gitmiştim.
-Sizi çok özledim kardeşlerim.
Demişti Alp ama bunları söylerken bana bakmamıştı. Sonrasında beni ortalarına almış ve birbirimize sarılmıştık, bu beni çok duygulandırmıştı bunu eskiden de yaparlardı beni hep liderleri olarak görür ve beni ortalarına alarak sarılırlardı unutmamışlardı.
-Çocuklar biraz daha fazla sıkı sarılırsanız aranızda ölüp gideceğim.
Bu sözlerimden sonra yavaşça birbirlerinden ayrılmışlardı ve ben onlar yüzünden nefes nefese kalmıştım.
-Unutmamışsınız.
-O anıları unutabilmek mümkün değil.
-Aramıza dönecek misin Alp?
-Döneceğim Yağmur ama beni kabul edeceklerini zannetmiyorum birçok insan öldürdüm.
-Sorun değil kardeşim öldürdüğün insanları üzerimize alırız.
-Şey artık yemek mi yesek yoksa ben açlıktan tam şuraya bayılacağım.
Bu sözlerime herkes gülmüştü. Buranın sahibi Meral abla gülerek bize doğru gelmişti.
-Çocuklar ne kadar uzun zaman oldu sizi görmeyeli, ne kadar büyümüşsünüz. Neden gelmediniz yıllarca?
-Alp aramızdan gitmişti. Bizde buradaki anılarımız yüzünden gelemedik abla
-Sizin masanızı hep ayırdım oraya hiç müşteri oturtmadım. Sizi özledim çocuklarım.
Meral abla hepimizin annesi gibiydi hepimiz onu çok severdik. Onun hiç çocuğu olmamıştı oda bizi çocuğu gibi görüp bizle bağ kurmuştu. Hiç beklemediği bir anda hepimiz ona sarılmıştık.
-Durun çocuklar düşeceğiz.
Hepimiz aynı anda
-Bizde seni özledik.
Ondan ayrılıp masamıza geçtik, Meral abla ne yiyeceğimizi bildiği için sormamıştı ve hemen mutfağa gitmişti.
-Tekrardan bir arada olmak çok güzel hissettiriyor.
-Sizi bıraktığım için özür dilerim.
-Sorun değil kim, senin yerinde olsa aynısını yapardı.
-Aslında sizi bulmak için çok uğraştım ama uluslar arası alanda ajanlar olduğunuz için bulamadım.
-Emin ol bizde seni çok araştırdık ama bulamadık.
-Gerçek adım çoğu yerde geçmez hep adımı değiştirdim.
Tahminlerim doğruydu.
-Evet, yemekleriniz geldi.
-Unutmamışsın Meral abla
-Unutur muyum hiç hangi anne çocuklarının en sevdiği yemekleri ve onları ne şekilde sevdiğini unutur.
Bu sözleri hepimiz gülümsetmişti.
Yemeğimiz yiyip Meral ablayla eskileri yâd ettikten sonra arabalara binip tesise geri dönmüştük.
-Alp heyecanlı mısın?
-Fazlasıyla yirmi yaşında bu kapıdan çıkmıştım ve şimdi yirmi beş yaşında geri giriyorum.
-Hadi ekip neden bu kadar yavaşsınız.
-Geldik Açelya hadi girelim.
Asansöre binip üstlerimizin olduğu kata çıkmıştık. Aslında üstlerimiz bizden iki kademe yukarıdaydı tabii ki onlarında üstü vardı ama onları onlar de dâhil olmak üzere hiç kimse bilmiyordu.
-Ben tekrar eğitim alacak mıyım?
-Zannetmiyorum sen gittikten sonra biz sadece bizim için düzenlenen seviye ölçme görevleri gerçekleştirdik ama tekrar ekip olarak bir araya gelmek istediğimiz için belki yine o görevlere girebiliriz ekip olarak nasıl çalıştığımızı ölçmek için.
-Oktay haklı
Asansörün kapısı açılınca hepimiz dışarı çıkmıştık ve hızlıca üstümüzün odasına doğru ilerliyorduk. Odasına varınca hemen kapıyı çaldım ve içeriden gelen ‘Gir’ sesiyle hepimiz sırayla odaya girdik, onların lideri olduğum için benim konuşmam gerekiyordu.
-Evet. Açelya ne oldu ve yanınızdaki kişi kim?
-Sayın üstüm yanımdaki kişi bir zamanlar buradan kaçıp giden Alp Demir.
Üstümüz bir anda kaskatı kesilmişti.
-Alp Demir mi onu nereden buldunuz?
-Kendisi bir suikastçı onunla olan anılarımız birbirimizi hatırlamamıza yardımcı oldu ve kendisi bir ajan olmak istiyor. Biz onun işlediği suçları üstleniriz.
-Açelya biraz da Alp mi anlatsa
-Peki efendim.
-Alp doğru mu bunlar?
-Evet, efendim ben bir suikastçı oldum ve fazlaca insan öldürdüm ama kardeşlerimi ve Açelya`yı geri bırakmak istemiyorum eğer izin verirseniz ajan olmak istiyorum.
Beni kardeşi olarak görmüyordu buna üzülmem mi yoksa sevinmem mi gerekiyordu of kafam karıştı.
-Peki, tamam zaten almam gereken tüm eğitimleri almıştın suçlarını ben üslenirim sadece ekip olarak bir görevden geçmeniz gerekiyor sonrasında sende bir ajansın.
-Teşekkürler efendim
-Ne demek pişmanlığın gözlerinden okunuyor.
-Evet, fazlaca pişman oldum yaptıklarımdan ve yapacaklarımdan.
-Çıkabilirsiniz.
-Teşekkürler efendim iyi günler
Demiştim ve odadan çıkmıştık ve hemen Alp`e sarıldım.
-Aramıza döndüğün için teşekkür ederim Alp
-Asıl ben beni tekrardan aranıza aldığınız için teşekkür ederim.
-Kardeşler birbirine küsmez.
-Tek kötü yanı bir kişinin daha sorumluluğu üzerimde
-Açelya sus.
-Yalan mı ben daha size sahip çıkamıyorum buna nasıl sahip çıkacağım hepinizden deli bu
-Hadi artık evlerimize gidelim.
-Alp nerede kalacaksın? İstersen senin için ev yaptırabilirim.
-Gerek yok Oktay ben Açelya ile kalırım.
-Peki, kendin bilirsin.
Hepimiz dağılmıştık herkes kendi arabasına binmişti.
-Sen neden benim arabama biniyorsun?
-Sevgili alık liderim benim arabam yok ayrıca zaten senin evinde kalacağım.
-Doğru
Benim mükemmel listem eşliğinde eve varmıştık.
-Hadi inelim.
-Ya sen bu kadar iyi araba park etmeyi kimden öğrendin.
-Oktay öğretti.
-Doğru hatırlıyorum çok iyi araba park ederdi.
Evin kapısını açmıştım ve eve girmiştik.
-Aç mısın?
-Hayır, sadece yeni bir oda istiyorum o lanet odada hiçbir şey yok.
-Peki, gel sana güzel bir oda bulalım.
Hemen merdivenlerden çıkmıştık.
-Şu oda senin odan mı?
-Evet
-Yanındaki odayı istiyorum.
-Peki
Hemen gidip odanın kapısını açtım benim odamla aynı büyüklükteydi.
-Al bakalım burası senin odan
-Gerçekten fazlasıyla güzel sanki bilerek benim zevkime göre yapılmıştı.
Evet, aslında gerçekten bu odayı onu zevkine uygun döşetmiştim evi ilk gezdiğimde bu oda bana sanki Alp`in odasıymış sanki gerçekten burada o kalacakmış gibi hissetmiştim.
-Evet, burayı bilerek zevkine uygun döşettirdim sanki burada gerçekten kalacaksın gibi hissetmiştim.
-Hislerin kuvvetliydi
-Evet, hep neler olacağını bilirdim, bekle bir şeyi unuttum.
-Ne oldu?
Hemen odama koşup onun için tasarladığım adının yazılı olduğu kapı süsünü getirdim.
-Bak
Elimle ona üstünde adı yazan kapı süsünü getirdim, gözleri hem şaşkın hem de mutlu bakıyordu.
-Hepimize yaptım bundan.
-Senin kapında niye yok.
-Çünkü kimseye evimi tanıtma fırsatım olmadı onlara teker teker verip onların kendi odalarının kapısına takmasını istiyorum.
-Bu görevi ilk ben mi yapacağım.
-Evet
-Peki, sen ne zaman takacaksın?
-Hepinizin odasının üzerinde adı yazınca takacağım çünkü siz olmayınca bende olmuyorum.
-Onları da çağıralım.
-Olur, bekle ben hepsini arıyım.
Hepsini tek tek arayıp eve çağırmıştım.
-Açelya ne yapacağız ve bu elimize tutuşturduğun süsleri ne yapacağız?
Bu anı tekrardan açıp izlemek için kayıt altına alıyordum. Aslında bir kişi eksikti oda Melis`di.
-Şimdi hepiniz önünde durduğunuz kapılara elinizdeki üzerinde adınızın yazdığı süsleri kapıya asacaksınız.
-Tamamda, bu kapılara neden asıyoruz?
-Çünkü kapıların arkasındaki odalar sizin odalarınız ne zaman isterseniz burada kalabilirsiniz ve o kapı süsleri de size odanızı bulmada kolaylık sağlayacak. Hadi asın
Hepsinin gözleri bu ince düşüncem yüzünden sulanmıştı, hepsi tek tek kapılarına süsleri asmışlardı.
-Ama sen asmadın Açelya
-Bir kişi eksik o olmadan asmayacağım.
-Melis mi?
-Evet
-İşlemleri geri başlattınız mı?
-Evet, hala yok.
Oktay daha fazla dayanamayıp koşarak aşağıya inmişti hemen arkasından koşmuştum diğerleri aramızdaki bağı bildiği için arkamızdan gelmemişlerdi. Oktay`la kardeş gibiydik eskiden beri aynıydı bu hepsi bu bağı bilir bize karışmazdı. Oktay çok yakın olmamıza rağmen sadece benim yanımda ağlardı.
-Oktay dur.
-Yapamıyorum Açelya bulamıyorum onu yok.
-Tamam, biliyorum ne kadar üzgün olduğunu ama merak etme bulacağız.
-Bulacağız değil mi? Yaşayamıyorum sanki o nefesimmiş ve o gidince nefes alamıyormuşum gibi geliyor.
-Tamam, bulacağız onu anlıyorum seni
-Anlayamazsın sen daha önce hiç kimseyi sevmedin!
Bu sözleri beni delirtmişti.
-Sevmedim mi bana bunları söylemezsin Oktay ben neden yıllarca Alp`i aradım zannediyorsun siz pes etmişken ben hep onu peşindeydim deliler gibi seviyordum onu nefes alamadım o gidince bittim, çöktüm senin yaşadıklarını yaşadım her gece ağlıyordum anlamayın diye neler neler yaptım ilk gördüğümde anladım onun sevdiğim çocuk olduğunu gözlerini unutamadım ama bekledim tekrar bir anıyı hatırlamayı bekledim ve oldu hatırladım onu, ama bir şeyi hiç bilemedim.
-Neyi?
-Onun beni sevip sevmediğini şelaleye gittiğimiz gün açıldım ama cevap alamadım küçükken birçok kez açıldım ama cevap vermedi hala bilmiyorum ve bu beni delirtiyor, sen en azından onun seni sevdiğini biliyorsun ben yıllardır bunu öğrenemedim ve hala da bilmiyorum lütfen olduğun duruma şükret ağlama demiyorum ama şükret
Yanından çekip gittim. Evet, anlamıştım gözlerinden anlamıştım ve o an çok korkmuştum aşkımın tekrar ortaya çıkabileceğinden olmuştu. İşte yıllardır unuttum sanıyordum ama unutmamıştım onu bulmak beni mutlu etmişti ama emin olmalıydım ve emin olmuştum artık oydu benim deliler gibi sevdiğim çocuktu o ama anlamıştım. Onunda beni hatırladığını eskiden de yapardı hep beni kıstırır aklımı başımdan alırdı hep sesim titrerdi ve bu onla eğlenirdi ona kızardım ama bu hareketini çok severdim. Gözyaşımı tutamamış ağlamaya başlamıştım hala bilmiyordum kahretsin ki hala bilmiyordum beni sevip sevmediğini…