İçeriğe geç

Ajanın İzinde

Bölüm 11 · 8 dk okuma

Ajanın İzinde

Bölüm 11

10.BÖLÜM

Üstümüz Mehmet beyden gelen mesajı Alp`e ve ekibin geri kalanına bildirmiştim. Hepimiz hızlıca hazırlanmış ve aynı anda yola çıkmıştık.

Zorlu bir operasyon bizi bekliyordu, korkuyu ilk defa iliklerime kadar hissediyordum en ufak bir hataya bile yer olmayan bu operasyonda ekibimi korumak benim görevimdi ki eğer öbür ekibin lideri ölürse de onların sorumlulukları da benim üzerimde olacaktı. Zaten beni asıl geren şeyde buydu kardeşim dediğim insanları ve diğer ekibin kardeşim dediği insanları kaybetmek istemiyordum.

Ben düşüncelerle boğuşurken tesise varmıştık.

-Merak etme sen herkesi koruyabilirsin ki unutma ben her zaman yanındayım.

Alp sanki beynimdekileri okumuş gibiydi bu sözleri bana cesaret vermişti.

-İyi ki varsın Alp

-Sende iyi ki varsın Açelya

Bu sözler ikimizin de gözlerinde hasret oluşturmuştu o beş yılı birbirimizin hayatından çalmıştık ama daha dolu bir şekilde verecektik.

Arabadan indiğimizde tesisin kapısının önünde diğer ekip vardı iyi insanlara benziyorlar umarım anlaşırız yoksa bu görev çekilmez. Birbirimize ihanet etmeyiz ama görev sıkıcı olacak zaten çok da eğlenceli değil ama neyse.

Hızlı bir şekilde yürüyerek tesisin kapısına varmıştık.

-Merhaba biz Asil Aslanlar ekibi galiba sizler de görevdeki öbür ekipsiniz.

-Evet bizler diğer ekibiz ben liderleri Ayça sırasıyla adları; Melih, Sanem, Ali, Uras, Fatma, Ece ve Eren

-Tanıştığıma memnun oldum Ayça bende Açelya bende senin gibi bunların lideriyim adları ise; Alp, Ayşe, Burak, Mert, Yağmur, Kübra ve Oktay. Ya ekip adını takmayın bize isimlerimizle hitap edin adları küçükken belirlediğimiz için saçma.

-Ay evet bizimki de Atom Karıncalar mı ne saçma sapan nereden bulduk biz bu ismi?

-Sanem çok seviyordu bizde onu kırmadık.

-Keşke beni kırsaymışsınız hep utanıyorum bu isimden. Açelya`ların ki güzel ayrıca atom karıncayı neden seviyor muşum ya

-Neyse en iyisi üstümüzün odasına gidelim fazla kızgın biri azar işitmek istemiyorum.

-Peki olur.

-Beni takip edin. Şu asansöre bineceğiz.

Cümlemi bitirmemle beraber herkes asansöre koşmuştu ve asansörü çalıştırıp gitmişlerdi. Dışarıda kalan sadece Alp ve bendim.

-Ya on iki kat çıkılır mı ya

Alp bir anda beni kucağına almıştı.

-Alp ne yapıyorsun?

-Liderimizi yormamalıyız değil mi?

-Tamam da böyle de sen yorulacaksın.

-Sevdiğim kadın için yorulmaya razıyım. Ayrıca benden kaçmak neymiş sana göstereceğim.

-Tekrar kaçamayacağımı kim söyledi.

-Bir otel odasında benden nasıl kaçmayı planlıyorsun.

-Ben bulurum bir yolunu.

-Sana bu imkânı verdirtmeyeceğime emin ol.

-Göreceğiz.

-Ama neyi

-Sapıksın

-Hayır, sen fesatsın.

-Yorulduysan inebilirim.

-Sorun yok zaten çok ağır değilsin.

-Mecburen çünkü öbür türlü çevik olamam.

-Aynen öyle ama zaten ağır olsan da sorun olmazdı. O çok sevdiğin kaslarım seni her türlü taşır.

-Bir kere ben senin kaslarını sevmiyorum.

-Tabii ki de sevmiyorsun yoksa neden geceleri uyurken ellerini kaslarımın üzerine koyasın ki.

Söyledikleri yanaklarımın kızarmasına yol açmıştı.

-Utanma hemen.

-Utanmadım.

-Evet evet utanmadın.

-Ben sadece

-Sen sadece ne?

-Tamam ya utandım o kadar bağırmasan sıkıntı olmazdı ama sen resmen anırdın.

-Sen üstümüze söylerken iyiydi.

-O farklı bu farklı orada sadece üstümüz ve ekip vardı bu kocaman tesiste çok insan var. Belediyeden anons yaptırsan daha az insan duyardı.

-Konuşmayı bırakıp artık şuraya mı gelseniz!

Duyduğum ses irkilmeme sebep olmuştu ve gördüğüm manzara beni korkutuyordu. İki ekipte yan yana durmuş ve kızgın bir biçimde bize bakıyorlardı. Oğlum Alp kaçarlı çıkmış bu basamakları ne ara on ikinci kata geldik.

-Alp biliyordun değil mi?

-Neyi?

-Salağa yatma on ikinci kata geldiğimizi biliyordun oradakileri de gördün ama bilerek söylemedin.

-Ne diyebilirim ki fazla zekisin. O zaman hadi üstümüzün odasına gidelim.

-Alp indir beni.

-Hayır.

Beni daha sıkı tutmaya başlamıştı. Aslında kurtulabilirdim ama çok yorulacağım bir de burası çok rahat. Artık bebeklerin ve çocukların neden kucağa çıkmak istediklerini anladım.

Oktay kapıyı tıklatmıştı ve sonrasında sırayla odaya girmiştik, herkese normal bakan piç Mehmet bize şaşırmıştı. Muhtemelen böyle bir şey görmeyi beklemiyordu.

-İndirmedi beni.

Bu sözleri piç Mehmet`e bakarak söylemiştim.

-Alp liderini kucağından indir.

-Hayır.

-Bana karşı mı çıkıyorsun?

-Evet.

Galiba Alp kafayı yedi bu aşırı sinirli adama resmen meydan okuyor. Millet deliye hasret biz akıllıya.

-Beyler sakin olun. Alp sende indir beni!

-Hayır indirmeyeceğim.

-Alp indir şu kızı.

-Ya bu sizi neden ilgilendiriyor.

-Neden bu kadar ısrarcısın?

-Bir kere bıraktığım eli tekrar bırakmam.

Belki sadece biz anlamıştık sözlerini gözlerim dolmuştu eskiyi hatırlamıştım.

Beş Yıl Önce

-Alp indir beni kucağından ben çıkarım merdiveni.

-Hayır indirmeyeceğim.

-Ama sen yorulacaksın böyle

-Senin için ölmeye bile razıyım.

-Sus be tövbe de

-Alp indir Açelya`yı

-Hayır.

-Sen eğitmenine karşımı geliyorsun!

-Evet!

Eğitmen Alp`in yüzüne çok sert bir tokat atmıştı hatta eğitmenin attığı tokat yüzünden Alp ile beraber yere düşmüştük.

-Açelya iyi misin?

Yüzünde eğitmenin beş parmağının izi vardı.

-Asıl sen iyi misin canın çok acıdı mı?

-Bana bir şey olmaz. İyiyim ben.

İyi değildi yalan söylüyordu. Gözleri dolmuştu, benim yüzümden tokat yedi onunla konuşmam ona zarar bir daha onunla iletişim kurmamalıyım.

Hızlıca odama koşmuştum Alp`in bağırışları takmamış gibi yaptım ve odaya gidip yatağımın içine girip ağlamaya başladım.

Şimdiki Zaman

Tam üstümüz tokat atacaktı ki elini tuttum.

-Eğer ona vurursan her şey biter ona elini bile kaldıramazsın!

Alp`in dolan gözlerini görmüştüm ve ona küçük bir cümle fısıldamıştım.

-Eski Açelya geride kaldı kimse sana tokat atmayacak ve seninle her daim konuşacağım merak etme.

Sonrasında beni usulca kucağından indirmişti.

-Alp cezalısın.

-Ne cezasından bahsediyorsunuz ya siz o sizin değerli ajanlarınızdan biri buradaki her birimiz öyleyiz ki ayrıca sizin bize tuttuğunuz o eğitmen denilenler birer gizli ajan üzerlerinde tesisimize ait olmayan dinleme cihazları vardı her birimiz bu yüzden belirli bir uzvunu felaket derecede yaraladık evet birinin penisindeydi.

-Bana yalan söyleme Açelya.

-Peki, alın buda mı yalan.

Ona cebimdeki benim aldığım eğitmen denilen şeylerin birinden düşen dinleme cihazını verdim.

-Bir dakika sen doğru söylüyorsun. Bu şey kırık değil.

-İçindeki kabloları kopardım ve diğerlerininkine de bu şekilde yaptık onlar revirdeyken bizde bununla uğraştık.

-Peki, nasıl geri verdiniz?

-Çok basit hiçbir şey olmamış gibi davrandık ve onlar fark etmeden farklı yerlerine koyduk ama bizim aldığımızı anlamaları mümkün değildi çünkü üzerlerinde ya düşerse diye çok fazla cihaz vardı yani sonuç olarak anlamadılar ve burada hala bilgi toplamaya çalışıyorlar ama bilmiyorlar ki cihazlar çalışmıyor.

-Neyse ben onların işini hallederim şimdi konumuza dönelim. İki grubunda lideri kadın olduğu için size kızlar diyeceğim. Telefonlarınıza operasyonun detaylı bilgilerini attım ama yineden minik bir özet geçeceğim.

Üstümüz kısaca bize operasyonu özetlemişti. Aslında fazla basit duruyordu ama detayları çok fazlaydı buda aslında onu zor kılan şeydi.

Tesisten çıkıp eve gitmiştik ve kendimize birer bavul hazırlamıştık çünkü yine bir yerlere gideceğiz ve yine arabayla, uçakla gidemememizin sebebi tehlikeli olması uçakları bombalayarak bizi öldürebilirler ama sıradan arabalara bir şey yapmazlar çünkü sıradan.

Hazırlanıp evden çıkmıştık. Sonrasında Oktay ile karşılaşmıştık ve yalnız gitmek istemediğini bizimle gelmek istediğini söylemişti bizde kabul etmiştik. Sonrasında arabaya binip yola çıkmıştık.

-Araba yolculuklarını çok seviyorum.

-Ben nefret ediyorum galiba tüm yol boyunca uyuyacağım bir şeyler yiyeceğiniz zaman beni kaldırın.

-Ya Oktay bir dur hemen uyuma ya biraz zaman geçsin.

-Peki

-Müzik açayım mı?

-Hayır, senin k-pop şarkılarını dinlemek istemiyorum Açelya.

-Açayım mı Alp.

-Aç ben seviyorum.

-Eğer açarsan tam şuanda uyumaya başlarım.

-Çok kötüsün Oktay senden nefret ediyorum.

-Bende seni seviyorum Açelya

Yolculuğa çıktıktan on beş dakika sonra beni üstümüz Oktay`ı ise tesisteki bilişimci biri aramıştı.

(Açelya ile Üstleri Mehmet Bey`in konuşması)

-Efendim

-Açelya çabuk geri dönün şuanda orada karışıklık var bunun üzerine gitmeniz iyi olmayabilir ben diğer arkadaşlarına ve öbür ekibe haber verdim.

-Peki, tamam Mehmet Bey

(Oktay ile tesisteki bilişimcinin konuşması)

-Ne oldu Ahmet?

-Bulduk Oktay Melis`i bulduk.

-S-sen ciddi misin hemen bana konumu at.

-Tamam abi

-Alp sana attığım konuma git çabuk.

-Ne oldu Oktay?

-Melis`i bulduk bu konumdaymış.

-S-sen ciddi misin inanamıyorum.

Duyduklarım karşısında gözüm dolmuştu, sonunda küçük yeğenimi bulmuştuk. Alp hızlı bir şekilde Oktay, ın ona attığı konuma varmıştı. Arabadan indiğimizde yıkık dökük bir ev vardı karşımızda ve bu ev bana fazla tanıdık geliyordu.

-B-burası Melis`in ilk kaçırıldığı ev

-Sen burayı zaten biliyorsundur Alp

-Ne alaka niye bileyim ki

-Bir dakika sen Melis`i daha önce kaçırmadın mı?

-Hayır, ben aylardır senin peşindeydim hatta anlama diye hiç böyle bir girişimde bulunmadım.

-O zaman Melis ilk kaçırılışında kim kaçırdı?

-Sen bana ‘Bekle’ diye bir notta mı yazmadın?

-Hayır

-O zaman Melis`i kaçıranlar aynı kişiler.

-Tamam da kim bunlar neyse şuan başka önemli şey var buda Melis`i oradan çıkarmak.

-Açelya sen bizim arkamıza geç biz gireceğiz önce.

-Peki

Oktay ile Alp öne geçip ellerine silahlarını almışlardı bende arkalarına geçip silahımı elime almıştım yavaş yavaş içeri girmiştik önce tüm evi aramıştık sonrasında ise hayatımda görüp görebileceğim en kötü şeyi görmüştüm. Melis bir sandalyeye bağlıydı yüzünde bir sürü kan lekesi vardı, çok zayıflamış teni solmuştu. O an öldüğünü düşünmüştüm ama inip kalkan karnı beni rahatlatmıştı, Oktay`ın bakışları solmuştu sevdiği kadın çok kötüydü gidemedi yanına bir adım attı ama devamını getiremedi koşarak dışarı çıktı. Bense Melis`in yanına gittim ve ağlayarak iplerini çözdüm sonrasında Alp onu kucağına aldı ve arabaya bindirdi.

Arabaya gittiğimizde Oktay`ı yüzü kıpkırmızı bir biçimde bulduk, Alp Melis`i Oktay`ın kucağına koydu ve sonrasında hastaneye doğru yola koyulduk.

Hastaneye vardığımızda Melis`i direk yataklı odaya aldılar. Hastaneye vardıktan birkaç saat sonra Melis uyandı.

-N-nerdeyim ben.

-Hastanedesin bir tanem.

-Y-yine rüya görüyorum.

-Hayır güzelim tut elimi bak gerçeğim bulduk seni

-H-hala ben çok kötüyüm.

Gözlerim dolmuştu ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.

-İyileşeceksin.

-O-oktay nerede?

-Tuvalete gitti, Alp hadi çağır onu.

-Tamam.

Aslında tuvalette falan değildi sevdiği kızı bu halde görmek onu mahvettiği için arabadan gelmemişti.

-S-sana her şeyi anlatacağım ama Alp neden hala burada o seni öldürmek istemiyor muydu?

-Sen bir düzel ben sana tüm olup biteni anlatacağım.

-P-peki

Bir süre sonra Oktay ile Alp gelmişti. Alp muhtemelen Oktay`a çekidüzen verip öyle getirmişti çünkü arabada onu bıraktığımızda böyle değildi. Melis kimin geldiğine bakmak için kafasını çevirdiğinde gözleri parlamıştı, aylardır görmediği sevgilisini görmek onun solgun tenine birazda olsa renk vermişti.

-O-oktay seni çok özledim.

Demiş ve sonrasında gözyaşlarını tutamayıp ağlamaya başlamıştı. Oktay yanına koşup ona sarılmıştı ve oda ağlamaya başlamıştı.

-Özür dilerim Melis seni bulamadım çok aradım ama bulamadım affet beni.

-Sorun değil sevgilim ben sana hiç kızmadım.

Bana göre klişe olan sahne yaşanmış ve ikisi öpüşmüşlerdi. Alp`in bana baktığını hissediyordum ona doğru kafamı çevirdiğimde dudaklarıma baktığını gördüm ve sonrasında dışarı çıktım arkamdan da Alp geldi.

-Sen bir sapıksın Alp.

-Neden?

-Ya sen sıkıntılı mısın onlar orada öpüşürken bizde bir tarafta mı öpüşeceğiz çok saçma.

-İlla içeride öpüşmek zorunda değiliz, istersen hemen şimdi burada da öpüşebiliriz.

-Ağzına sıçmamı istemiyorsan bu fikirleri sadece aklından geçirir dışarı vurmazsın.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.