Bu kitap da geçen kişiler, kurumlar ve olaylar tamamıyla hayal ürünü olup gerçekle hiçbir alakası yoktur.
Şiddet, korku. Vs. Bunun gibi öğeler içermektedir.
Yeni bir kurgu ile birlikteyiz dostlar.
Oy ve yorumlarınızı bekliyorum.
Keyifli okumalar♥️
Metrodan inince kulaklığımdan gelen yüksek sesli müzkle yürümeye başladım. Ellerim ceplerimde, gecenin bir yarısı aheste aheste yürüyorum. Canım çok sıkkın olduğu için kafamı dağıtmalıydım. Arkadaşlarımla buluşup biraz rahatlarım diye düşünmüştüm ama hiç bir şey değişmedi. Bir an önce Ömer savcım iyileşmeliydi.
Bir hafta önce özel koruması olduğum savcı Ömer Akın ve şoförü İsmail beyle makam arabasıyla seyir halindeyken suikastte uğramıştık. Ömer beyi korumak için can pahasına zorlu bir mücadeleye girsem de, onu ağır yararlanmaktan kurtaramadım.
İki yılı aşkın Ömer Bey'in özel korumalığını yapıyordum. İşimde çok başarılıydım. Biraz asi bir yapım olsa da hiç kusurum olmamıştı. Ta ki, o talihsiz güne yani saldırıya uğradığımız ana kadar.
Kimlerin olduğu hala meçhul olan kişiler tarafından silahlı saldırıya uğramıştık. Ömer beyi korumak için ani bir kararla arabadan inip İsmail beye "durma bas gaza savcım sana emanet" dediğim gibi İsmail bey hızla yola devam etmişti. Yaptığım bu hata, beni vicdanımla başbaşa bırakmıştı.
Ben silahlı çatışmaya girdiğimde makam arabası neredeyse gözden kayolmak üzereyken, tekerlerine isabet eden kurşunlarla şeranpole yuvarlanmıştı.
Ve sonuç olarak adamların hepsini indirmiştim ama kazanın önüne geçememiştim. Ömer savcım ağır yaralar alırken şoförü İsmail beyi olay yerinde kaybetmiştik.
Bir haftadır kendimi suçlayıp duruyorum. İkisi içinde çok üzgünüm. Bu olayda hiç yara almadan kurtulmam benim için iyi birşeymiydi, yoksa başıma gelecek bir felaketin başlangıcımı bilemiyordum. Tek dileğim Ömer Bey'in bir an önce kendine gelmesi.
Düşüncelere dalarken ne kadar yürüdüm bilmiyorum. Karanlık sokaklar çok ıssızdı. Bir haftadır bu sokakları yürüyorum hiç bu kadar ıssız olmamıştı. Tabiki bu da saatin çok geç olmasından kaynaklanıyordu.
Bir anda yanımdan bir gölgenin geçmesiyle irkildim. Duraksayıp kulaklığın tekini çıkardım. Derin bir nefes alarak etrafımı dönüp, çevreme baktım. Benden uzakta bir kaç kişi vardı sadece. Sanırım zihnimi çok yorduğum için bana öyle gelmişti. Umursamadan omuzlarımı silkip kulaklığımı taktım.
"Herşey düzelecek Yasmin sıkma canını. Ömer bey iyileşecek ve sen o çok sevdiğin görevine geri döneceksin." Dedim kendi kendime gülümseyerek.
......
Evime varmak için bir kaç sokak vardı daha. Ama beni rahatsız eden birşeyler hissediyordum. Takip ediliyordum. Az önce hissettiğim gölge veya gölgeler sessizce peşimden geliyordu. Sakinliğimi koruyarak kulaklığımın birini çıkarıp sağıma doğru hafif dönerek baktım. Evet tam da tahmin ettiğim gibi üç kişi neredeyse dibime kadar girmişlerdi.
Bunlar da kimdi şimdi? Şu anda başımı belaya sokacak hiç bir olay istemiyordum. Adımlarımı hızlandırınca onlar da hızlanmaya başladı.
Hızla solumdaki sokağa geçip köşede bekledim. Derin bir nefes aldığımda sokağa giren ilk adamın boğazına kolumu sararak onu ters çevirdim. Adamın sırtı göğsüme çarparken belimden çekip aldığım silahı başına dayadım.
Karşımda ki iki adamda hiç vakit kaybetmeden silahlarını bana doğrulttular.
"Kimsiniz lan siz? Bırakın silahları" dememe kalmadan karşımdaki adamlardan biri ateş edince, kolumda çırpınan adamı kendime siper ettim. Bu adamların hiç şakası yoktu. Resmen beni öldürmek için gelmişlerdi.
Adamlardan birini tam alnından vururken diğerinin eline attığım tekmeyle elindeki silah yere fırladı. Kolumdaki cansız beden yere yığılırken şimdi artık biri yaralı iki adamla dövüşüyordum. Elimdeki silah yediğim tekme ve yumruklarla elimden düşmüştü.
Bu adamlar eğitimli ve çok tehlikeliydi. Hızlı davranıp onları alt etmeliydim yoksa kısa sürede işimi bitirirlerdi. Tabi benimde onlardan geri kalır yanım yoktu ama beni çok zorluyorlardı. Bana doğru savrulan yumruğu tutarak adama sırtımı döndüm ve omzumun üzerinden koca bedenini önüme savurdum. Vay! Bu kadarını ben bile kendimden beklamiyordum. Onu iyice sarsmış olmalıyımki hemen yerden kalkamadı.
Diğer yaralı adamın arkadan bacaklarıma attığı tekmeyle diz üstü yere hızla düşerken, yerdeki koca cüsselinin üzerime nasıl atıldığını anlayamadım. Beni altına alarak yumruklamaya başladı. Yediğim yumruk darbeleriyle nefesim kesildi.
Yok, böyle ölmemeliydim. Bir kadın olarak yanlış bir meslek mi seçmiştim. Bu adamlar kimdi, benden ne istiyorlardı. Ben işimi çok seviyorum, ben bir korumayım. Bu işi alabilmek için çok uğraştım. Hemen pes etmemeliydim. "Kendine gel Yasmin".
Bütün gücümü toplayıp iki elimin baş parmaklarını adamın gözlerine bastırdım. Resmen böğürerek bağırıp dengesi sarsılınca, onu üzerimden atmayı başardım. Diğerinin bacağından tuttuğum gibi onuda yere serdim. İkisi birden üzerime saldırmaya çalışırken, yerde takla atarak biraz ilerideki silahı aldım. İçindeki bütün mermileri üzerlerine boşalttım.
Sırt üstü yere uzanarak derin derin nefesler alıp verdim. Feleğimi şaşırttılar şerefsizler. Gecenin karanlığını aydınlatan yıldızlara bakarak hem öksürüyor hemde nefesimi dengeliyordum.
Daha nefesim tam anlamıyla düzene girmeden bir firen sesiyle yolun başında duran siyah arabaya baktım. İçinden çıkan dört kişi bana doğru hızlı adımlarla hareket ettiklerini görünce, panikle yerimden doğrulup, ileride yere savrulmuş silahımı alarak ters yöne koşmaya başladım.
Kahretsin, bunlarda kimdi şimdi. "Kaç Yasmin kaç. Topuklara kuvvet. Yakalanırsan bunlar seni çiğ çiğ yer."
Ben deli gibi kaçarken onlarda hızla koşarak peşime takıldılar. Bir sokaktan diğerine koşuyor, saklanacak bir yer arıyordum. Bu gece yaşadığım adrenalin bana çoktu. Bu adamlar kimdi benden ne istiyorlardı hiç bir fikrim yoktu. Şu anda düşünme yetimi kaybetmiştim.
Koştuğum sokağın başına geldiğimde, caddeye çıkmıştım ki iki taraftan üzererime gelen kurşunlar durmama neden oldu. Sağımdan ve solumdan ateş ediyorlardı. Bulunduğum duvara iyice sinerken geldiğim yöndende kurşun yağmuruna tutuldum. Üç tarafımıda sarmışlardı.
Bu gece ya ölecektim yada hepsinden kurtulacaktım. Tabiki ikinci seceneği tercih ederim.
Silahımı belimden alıp onlarla çatışmaya başladım. Bir süre sonra sağımdan ses gelmeyince temkinli bir şekilde o tarafa koştum. Silah sesleri hala arkamdan geliyordu. Onlarla durup çatışmaya devam edebilirdim ama kahretsin ki kurşunlarım tükenmişti.
Bütün iş yerleri kapanmış, cadde de hiç insan yoktu. Aslında bu iyi bir şeydi. Çünkü kimsenin zarar görmesini istemiyordum. Bir süre koştuktan sonra kapanmak üze olan bir garaj kapısının altından hızla sırt üstü sürünerek içeri daldım. Kayarak durduğumda, karşımda orta yaşlarda bir adam elinde garaj kapısının kumandasıyla şaşkınca bana bakıyordu. Ben, bir elimde silah sırt üstü yerde boylu boyuna uzanıyordum.
Adamla kısa bir süre bakıştıktan sonra, "sende kimsin?" Diye sordu şaşkınca. Beti benzi atmaya başladı. Korkmakta haklıydı tabi. Gecenin bir yarısı elinde silahla garajına dalan bir kadın, elbette hiç normal bir durum değildi.
"Kusura bakmayın, sizi korkutmak istememiştim. Peşimde kötü adamlar var" dedim sahte bir gülümsemeyle. Yerden kalkıp, "buranın başka bir çıkışı varmı acaba?" dedim.
Adam bir elimdeki silaha bakıp, birde saç baş dağınık, yırtık perişan halime baktı. Hiç zorluk çıkarmadan bir süre geçtikten sonra evinin içinden geçip ön kapısından çıkmama müsade etmişti.
Tekrar yola koyulduğum da suratımın bir kaç yerinde şişlik ve kanadığını, vücudumun her yerinin ağrıdığını farkettim. Az önce tazı gibi koşan ben, şimdi topallıyordum. Peşimdeki adamlardan hiç bir iz kalmamıştı.
Ailemle yaşadığım iki katlı evimize geldiğimde zile basmamla bir kaç saniye içinde kapı hızla açıldı.
"Abla! Bu halin? N'oldu sana?" Kardeşim Toprak şaşkın ve korkulu gözlerle bana bakıyordu.
"İçeri girmem için yolu açacakmısın Toprak? Ayakta durmakta güçlük çekiyorum" dedim bitkin bir şekilde.
Şaşkınlığını üzerinden atamayan kardeşimi iterek içeri girdim. Annem ve babam beni gördükleri gibi, telaşla oturdukları yerden fırladılar.
"Kızım n'oldu sana böyle?"
"Telaşlanmanıza gerek yok anne ben iyiyim".
"Hiçte iyi değilsin kızım. Seni bu hale kimler getirdi?" Annem ağlamaklı gözlerle bana sarılırken, babam "Hülya, kıza biraz müsade et" diyerek bana döndü. Otur bir soluklan kızım" dedi.
Annem ve babam ikiside polis memuru. Babam anneme göre daha soğuk kanlı olduğu için duygularını fazla belli etmiyordu ama, benim için ne kadar endişelendiği gözlerinden belli oluyordu.
Nasıl endişelenmesinler ki. Suratım yediğim yumruklardan dağılmış, bütün vücudum ağrıyordu. Kendimi salondaki krem rengi koltuklara bıraktım. Tabiri caizse resmen üzerimden tır geçmişti.
Annem ilk önce yüzümü temizledi. Sonrada koluma destek vererek banyoya girmeme yardım etti. Üzerimdeki resman parcalanmış kıyafetlerimi çıkarıp banyo etmeme yardım etti. Vücudumun hemen hemen her yerinde morluklar vardı. Annemin daha fazla üzülmesini istemediğim için, canımın acısını belli etmemeye çalışıyordum.
Şimdi ise salonda oturmuş anem ve babam meslekleri gereği beni sorgu yağmuruna tutuyordu. Ben küçüklüğümden beri onlara özenmiş polis akademisinden mezun olmuştum. Sonra da özel koruma olmak için bir çok eğitimlere katılmıştım. Kardeşim Toprak ise benim aksime başka bir meslek seçmiş, üniversite son sınıfta ve ünlü bir gazeteci olmak istiyor.
"Sabah ilk işim bu konuyu araştırmak olacak. Savcı ile uğradığınız sardırıyla bağlantılı olmalı. Benim kızıma bunu kimler yaptırdıysa hepsi cezasını bulacak" dedi babam. Başıma gelenleri en küçük ayrıntısına kadar anlatmıştım.
"Baba lütfen, bu konudan uzak duracaksın. Ben kendim hallederim."
"Nasıl halletmeyi düşünüyorsun kızım. Bir haftadır adamlar bulunamadığı gibi birde sana saldırıp ne hale getirdiler." Sert çehresiyle kendinden hiç bir zaman ödün vermeyen babam, şimdi daha sert görünüyordu.
"Baba anlattım ya size. Tamam beni güzel hırpaladılar, ölebilirdim de, ama ölmedim karşınızdayım. Adamların çoğunu öldürmek zorunda kaldım. Savcılık bu konu üzerinde özellikle duracak. Ama annem ve senin bu konu dışında olmanızı istiyorum. Size zarar gelmesine dayanamam."
"Bende kızımı bu halde görmeğe dayanamam. Şimdi uyuyup dinlen. Bu konuyu yarın yine konuşuruz" diyerek ayağa kalktı. Odasına giderken bende arkasından bakakaldım. Yaşı neredeyse ellibeşe dayanmıştı siyah saçlarına aklar serpilmişti ama hala çok karizmatik ti. Ben babama çok benziyordum. Onun gibi mavi gözlerim ve siyah saçlarım vardı. Huyumda ne yazıkki ona çekmişti, biraz asi biraz öfkeli.
"Kızım baban haklı. Hiç birşey olmamış gibi davranamayız. Sen bizi düşünüyorsun ama biz de seni korumak istiyoruz."
"Anne bu konuyu artık konuşmak istemiyorum."
"Abla, sen harika bir şeysin. O kadar adamı nasıl hakladın hala anlayamıyorum." Toprak hala şaşkınlığını korurken annem, "ablan harika, harika olmasına ama bir kadın olarak yalnış bir meslek seçti."
Yaralarımın müsade ettiği kadar gülümseyerek, "bunu bana senmi söylüyorsun? Anne." Dedim.
İkiside gülerek bana sarıldı.
"Benim asi kızım" dedi annem.
...,......
Ertesi gün ve diğer bir kaç gün evden hiç çıkmadım. Çünkü dinlenmeye, yaralarımın iyileşmesine ihtiyacım vardı. Ben gereken yerlerle telefon ile görüşmüşken, babam ve annemde boş durmamış bu olayın üzerine düşmüşlerdi.
Bu gün artık evden çıkıp hastaneye Ömer savcımı ziyarete gitmeliydim. Hala uyanmamıştı yoğun bakım ünitesindeydi ama yinede gitmeliydim.
Evden çıkıp kendi arabamla hastaneye gelmiştim. Arabamı kapalı otoparka bırakıp içeri giriyordum ki telefonum çalmaya başladı. Arayan babamdı daha bir kaç saat olmuştu birbirimizi göreli.
"Efendim baba."
"Kızım sana saldıranlar ve suikasti düzenleyen kişilerin aynı örgüt olduklarını düşünüyoruz. Son zamanlarda faili meçhul bir çok olaylarla bağlantısı var gibi görünüyor."
"Baba, teşkilat zaten bu konuyla ilgileniyor. Bana da bahsettiler bu durumdan. Zaten bu bir örgüt işi. Öyle olmasaydı öldürdüğüm adamlar ortadan kaybolmazdı" Derin bir nefes aldım ve, "ben senin bu konudan ne kadar uzak durmanı istesem de sen daha çok içine giriyorsun baba."
"Bu konuyu seninle konuşmuştuk. Ben babayım, ne kadar kendimi korurum desende senin için endişeleniyorum. Nerdesin şu anda?"
"Hastanedeyim."
"Yasmin, örgüt bulunana kadar bir süre evde dinlensen mi kızım? He..? Sesi gittikçe yükselmişti.
"Baba" dedim bıkkınca. Ve, suratıma kapattı.
Ailem benim için endişelenmekte haklıydı. Ama karşımızdaki örgütün ne derece büyük ve arkalarında kimler vardı bilmiyorduk. Benimde onları korumam gerekiyordu. O gece bana sardıranların çoğunu öldürmiştüm ama, haber verdiğim ekipler olay yerine gittiklerinde adamları yerinde bulamamışlardı.
Telefonumu henüz cebime yeni koymuştum ki tekrar çalmaya başladı. Olamaz, yine babam olmalı. Ekrana baktığımda arkadaşım Defne'nin ismini görünce şaşırdım.
"Defne!"
"Yasmin'cim nasılsın güzelim." Sesi yine her zamanki gibi cıvıl cıvıldı.
"İyi olmaya çalışıyorum."
"İyi olmaya çalışıyorum....Bu ne kız bana soğukmu yapıyorsun sen?"
"Defne ben senin gibi ülkeler arası gezip tatiller yapmıyorum. Sana soğuk yaptığım yok. Sadece biraz yorgunum."
"Peki, nerede olduğunu söyle gelip seni kaçırayım. Malum çok sıkıcı bir mesleğin var. Ve evet ben geldim şekerim."
"Kusuruma bakma canım. Çok sevindim geldiğine. Biraz işim var sonra buluşmak için ararım seni." Defne'nin konuşmayı uzatacağını bildiğim için, hemen telefonu kapatmıştım.
Defne benim çocukluk arkadaşımdı. Babası ve ağabeyi asker, annesi öğretmendi. Kendi ise son yıllarda sürekli yurt dışına seyahatler ediyor, biraz uçarı bir kişiliğe sahipti.
Yoğun bakım ünütesinin önüne geldiğimde kapısında bekleyen polislere selam verdim.
"Hoş geldin Yasmin" dedi Uğur.
"Hoşbuldum. Savcımın durumu nasıl!" Ömer beyden gelecek güzel bir habere ihtiyacım vardı.
"Maalesef durumu hala aynı."
"Yine bir saldırıya uğramışsın. Geçmiş olsun" diyen Selçuk'a döndüm.
"Sağol. Sizler nasılsınız?"
"Bizde iyiyiz, birde savcım kendine gelse daha iyi olacağız."
.....
Hastaneden ayrıldığımda Defne'nin bana attığı konumda buluştuk. Bazı huyları bana uymasada onu çok seviyordum. O benim çocukluğum du. Kendimi bildim bileli ailelerimiz tanışıyordu. Evlerimizde yakın sayılırdı.
Birbirimize sıkıca sarılıp, buluştuğumuz restorantta bir masaya geçtik.
"Seni çok özlemişim şekerim" dedi Defne içten gülümsüyor elimi bırakmıyordu. Kahve rengi saçları ve aynı tonda gözleri vardı. Üzerinde hava soğuk olmasına rağmen ince rengarek kıyafetler vardı.
"Bende seni çok özledim Defne"m. Neredeyse bir yıldır görüşmüyoruz. Aklım hiç almıyor. Liseden sonra nasıl böyle değiştin. Tamam, önceden de böyle neşeli, gezmeyi seven biriydin ama, sencede son beş yılda bu kadar ülke gezmen normal mi?"
Her zamanki gibi yine yüksek sesli gülümseyerek, "şekerim sana demiştim bundan sonra bıkana kadar gezmek istiyorum."
"Peki... En son Güney Kore"deydin değilmi? Seni kaç defa görüntülü aradım ama açmadın" dedim kırılmış gibi surat ifadesiyle."
"Bir türlü denk gelmiyordu birtanem, bana kırıldınmı? Bende seni her görüntülü aradığımda müsait olmuyordun" dedi dudaklarını bükerek.
"Neyse, Kore dili öğrendinmi bakalım? Birde bu kadar uzun süre neden dönmedin? Hadi beni boş ver, anneni demi hiç özlemedin" dedim sitem eder gibi.
"Aa, bak şimdi beni üzüyorsun şekerim. Biliyorum çok hatalıyım. Ama uzun süre bir yere gitmeyi düşünmüyorum artık. Annemi, seni herkesi çok özledim. Hatta o sevimsiz abimide çok özledim. Kore çok güzeldi. Gezilcek müthiş yerler keşfettim. Belki bir gün birlikte gider gezeriz ha, ne dersin?"
Garson sipariş ettiğimiz yemekleri önümüze koyarken, derin bir nefes çekerek, "Defne, hayat sana güzel canım arkadaşım. Benim senin gibi gezmeyi düşünecek halim yok."
"Tabi öyle sıkıcı bir işle uğraşıyorsun ki gezmek sana göre değil. Görevin gereği kasıntı kasıntı öyle ortalarda geziniyorsun. Yoksa dikiliyorsunmu demeliyim?" Diyerek kahkaha attı.
"Defne ben işimi çok seviyorum. Biraz saygılımı olsan mesleğime. Hem benim başka bir sorunum var."
"Ne gibi?" Diye sordu şaşkınca. Kahve gözlerini irice açıp, meraklı gözlerle baktı.
"Ömer savcım, şoförü ve ben bir saldırıya uğradık. Savcım ağır yaralı yoğun bakımda. Beni aradığında onu görmeye gitmiştim. Şoförü İsmail beyi kaybettik."
"Çok üzüldüm Yasmin'cim. Haberim olmadı hiç. Yoksa seni sürekli arardım. Nasıl oldu olay? Saldırıyı yapanlar kimlermiş?"
Bütün olayı Defne'ye anlattığımda çok üzüldü. Yemeğimizi yiyip restorantdan çıkana kadar kaç defa sarılıp ağladı bilmiyorum. Beni bir anda çok şaşırtmıştı. Normalde Defne bu kadar duygusal biri değildi.
"Senin adına çok üzüldüm canım arkadaşım" dedi tekrar bana sarılırken.
"Defne beni çok şaşırtıyorsun. Bu kadar duygusal tepkiler vereceğini tahimin etmiyordum. Anlaşılan bu kadar uzun süre bizden ayrı kalmak sana yaramamış."
Yaşlı gözlerle gülümsemeye çalışarak, "neyse boş ver bak sana ne hediyeler aldım" diyerek yanında duran çantaları bana uzattı. Gezdiği ülkelerden benim için bir çok hediye almıştı.
Restorantdan kalkmadan önce, ertesi gün gelişinin şerefine evde küçük bir parti vereceğini söylemişti. Ne kadar gelmek istemiyorum desem de "sensiz kutlama yapacağımı düşünmüyorsun değilmi? dedi.
Ben bu durumdayken parti çekecek halim yoktu. Ama maalesef ki bu Defne"ydi beni ikna etmek için bütün şirinliğini kullanmıştı. Eğer gitmessem gelip evden beni alacağını söylemişti.
.........
Elime aldığım elbiseye bakarak, tekrar dolabıma astım. Bu gece için elbise giyecektim ama son anda vazgeçip siyah bir pantolon ve beyaz bir tişört giydim. Elbise havasında değildim şimdi.
Evden çıkarken deri ceketimi ve çantamı alırken annem, "kızım böylemi gideceksin partiye" dedi. Şaşırarak bana bakıyordu.
"Anne savcım bu durumdayken süslenecek durumda değilim. Zaten gitmekte istemiyorum. Gitmessem Defne'nin kapıya dayanacağını biliyorsun."
Yanaklarından öperken, "bari biraz makyajmı yapsaydın?" Dedi.
"Anne hadi görüşürüz" diyerek kapıya yöneldim. Arkamdan, "gerçi senin makyaj yapmana da gerek yok. O mavi gözlerin yeter" demesiyle, gülümseyerek öpücük atıp evden çıktım.
Defne'nin evine geldiğimde arabamı park edecek yer bulmakta baya zorlanmıştım. Neredeyse vazgeçip geri gidecektim. Normalde çok sakin olan bu site şu an arabadan geçilmiyordu.
Bahçeden içeri girmemle kaşlarım çatılmaya başladı. Evden gelen yüksek müzik sesi ve ev yetmezmiş gibi kalabalık, bahçeyide doldurmuştu.
İnsanların arasından geçerek içeri girdim. Burası dışarısından daha kalabalıktı. Gözlerim Defney'i ararken, "Yasmin." İlerideki bir gurupun arasından bana seslendi. Elinde bir bardak kokteyl, üzerinde pembe çocuksu bir elbise içtenlikle gülümseyerek bana doğru geldi.
"Hoşgeldin bitanem. Artık geleceğinden şüphe etmiştim. Neredeyse kapına dayanacaktım. Hem bu suratının hali ne? Yine sirke satıyorsun."
"Küçük bir kutlama derken bunumu kastetmiştin?"
"Bu suratsızlığının sebebi anlaşıldı. Aslında az kişi çağıracaktım. Sonra düşündüm ki kimse kırılmasın. Rehberimdeki bütün arkadaşlarımı çağırdım." Koluma girerek, "hadi şekerim sende bu gecenin tadını çıkar. Eylenmene bak. Zaten kimisini tanıyorsun. Gel seni bir arkadaş gubuyla tanıştıracağım" diyerek beni bir gurubun içine doğru çekiştirdi.
"Arkadaşlar bakın sizi benim için çok değerli biriyle tanıştıracağım. Yasmin. Çocuklumdan beri arkadaşım, kardeşim kısacası herşeyim."
Guruptaki sarı saçlı ve yeşil gözleri olan bir erkek, çapkınca gözlerini kısarak elini uzattı. "Merhaba ben Gurur" diyerek ona uzattığım elimi, başını eğerek dudaklarına götürdü. Kaşlarımı çatarak o daha öpmeden elimi geri çektim.
"Gerek yok" sesim olduğundan çok sert çokmıştı. Normalde insanlara karşı çok naziğimdir ama bu adamı hiç gözüm tutmamıştı.
"Ben de Selim." İçlerinden kahve rengi saçları ve gözleri olan, gülümseyerek uzaktan ismini söylerken, "bende Gizem" dedi ela gözlü çekingen kız.
"Ee.... Sıra bana geldi." Dedi mavi saçlı başka bir kız. Giydiği askılı siyah tişörtünden görünen boynu ve kolları dövmelerle kaplıydı. "Ben de Duygu. Tanıştığıma memnun oldum Yasmin. Seninle daha çok görüşeceğiz" diyerek burnunu çekti. Sanki bir bağımlı gibi. Uzattığı elini tutmadan, "ben çıkmalıyım dedim."
Arkamı dönüp bir iki adım attığımda, "Yasmin lütfen gitme. İstemediğin kimse ile muhatap olmak zorunda değilsin" dedi Defne kolumu tutarak.
"Tamam. Gitmiyorum. İleride tanıdık yüzler gördüm oradayım" dedim lafı uzatmayıp. İkimizinde ortak arkadaşlarımızı görüp yanlarına gittim. Bir süre sonra Defne"de yanımıza geldi.
"Şekerim biliyorum alkol kullanmıyorsun ama bu gecelik bir kadeh bir şeylermi içsen?"
"Ben böyle iyiyim Defne."
"O zaman sana kola getirmelerini söylüyorum" diyerek çalışanlardan birine işaret etti. Kısa bir süre sonsa gelen garsonun tepsisindeki büyük bir bardak kolayı önüme koydu.
"Afiyet olsun şekerim. Keyfine bak. Biraz rahat ol. Sanki bir partide değilde resmi bir toplantıda gibisin."
Kolamı yudumlayıp ona gülümsedim.
"Canım benim. İçinde bulunduğum durumu biliyorsun. Savcım iyileşsin, peşimizdekiler bulunsun o zaman daha iyi olacağım. Seni çok seviyorum. Sen kırılma diye geldiğimi biliyorsun." Bana tatlı tatlı gülümserken sarıldı.
Bir süre sonra bahçeden gelen bağırışmalarla, elimi önümde duran masadaki çantama attım. Defne elimi tutarak, "arkadaşlar şakalaşıyordur lütfen silah varsa çantandan hiç çıkarma. Hatta çantan masada dursun böyle" diyerek çantamı biraz benden uzaklaştırdı.
Bağırışma sesleri kahkahalara dönünce, "sana söylemiştim hadi gel" diyerek kolumdan çekiştirmeye başladı. Bütün misafirlerle bahçeye çıkmıştık.
Defne'nin bu gece beni tanıştırdığı tuhaf arkadş gurupu bağırarak şakalaşıyordu. Defne kalabalığa karışınca hafiften başımda bir uyuşma oldu. İçeri gitmek için geri döndüm. Bu gece benim için artık bitmeliydi. Çantamı alıp evime gitmeliyim.
Bir kaç adım attıktan sonra Defne'nin abisiyle gözgöze geldik. Her zaman ki sert surat ifadesiyle, "çık dışarı" dedi. Şaşkın bir şekilde gözlerim irileşerek ona baktım. Bu zamana kadar hiç azarlamamıştı beni.
"Devrim abi? Dedim sorar gibi. Ama başımın dönmesiyle beni neden azarladığını soramadım. Konuşmayınca tekrar eve doğru bir kaç adım atmıştım ki, biri koluma girip,
"Size yardımcı olayım güzellik." Sağ tarafıma dönüp koluma iyice sarılan kişiye baktım. Hiç tanımadığım bir çift kara göz bana gülümsüyordu. Kolumu ne kadar çekmek istesemde çekemedim. Bir süre bakıştık. O gülümsüyor, ben se gözlerimi ona kilitlemiştim.
"Artık bizimlesin. Seninle seve seve ilgilenirim güzellik." Başım artık öyle dönüyordu ki, dudakları oynuyordu ama ne söylediğini anlamıyordum. Bütün vücüdüm uyuşurken, kulaklarım uğuldamaya başladı.
Ve ben, beni tutan adamın kucağına yığılırken, aklımda bana tatlı tatlı gülümseyen yüzü kaldı.
Evet arkadaşlar yeni kurgumu nasıl buldunuz?
Umarım beğenmişsinizdir.
Yorumlarınız benim için kıymetli.
Yeni bölümde buluşmak dileği ile
Hoşça kalın♥️






