Ölümün ne demek olduğunu öğrendiğim günden beri nasıl öleceğimi düşünüyorum. En sevdiğim yazar olan Franz Kafka nın bir sözü vardır. Hayatın anlamı, bir sonu olmasıdır. diye bazen ara ara bu sözü düşünüyorum. Ölümün gerçek anlamda bir son olabilmesi ve hayatın anlamına gerçekten bu şekilde erişebileceksek hissetmek lazım diye düşünürüm, ama hiç bir zaman tam anlamıyla ir şeyler hissederken bulamazdım kendimi hep bir tam olamamışlık hissi sebebi olmayan derin bir boşluk, ne tam mutlu olduğum bir an yaşadım ne de üzgün olduğum. yasımı bile senelerce bastırdım ki hissedemeyim. Kendimi her seferinde hislerin peşinde koşanda bendim o hisleri hissetmemek için hep engeller koyanda bendim. Ne duygularımın bastırılmasından şikayetlenmeyi kestim ne de hissettiğim her şeyi baskılayan o kişi olmayı kestim. Hayattaki en büyük korkum hissetmeden ölmekti, belki de ben ölmemek için hissetmiyordum. Uzun zaman önce gitmeyi bıraktığım terapistim Belki de zihnindeki hissettin son duygu korkuydu onu da ölümle bağdaştırdın ve hayatta kalmak için hislerle bağını kestin demişti. Muhtemel durum buydu. Ölmemek için yaşamayı da seçmiyordum, ama içten içe bu durumun düzeleceğine inandığım bir kırılma vardı gün gelecek büyüyecektim. Ailemin katillerinin peşine düşecek ve onları benden koparıp yalnız bırakan kişiyi bulacaktım. içimde öfke be intikam hırsı açılacak, vicdan azabım dinecek ve ben hissedecektim başarılarımla gurur duyacaktım aşık olacaktım, korkacaktım heyecanlanacaktım yaşadığımı hissedecek ve bu dünyadan göçüp ailemin yanına gidecektim.
Ama işler tahmin ettiğim gibi gitmedi. Belki de olaylar çok hızlı gelişti, içimde yıllarca peşinden koşup karışık bir denklem olacağını sandığım sır bir kaç hafta içinde çözüldü suçlu demir parmaklılklar ardına girdi. Babam yerine oyduğum adam beni babasız bırakan kişi çıktı. Ama zihnimde bir şeyler oturmamıştı Mete evime bir dosya göndermiş davanın tüm detaylarını vermişti ama ben tenezzül edip bir kere bile açmamıştım o dosyayı, Emir benim gibi yapmamış Ayhan abiyle yüzleşmeye gitmiş yüzüne tükürmüş tüm sinirini kusmuştu suratına ama ben de eksik olan ben gerçekliği kavrayamamıştım bana hepsi hayalmiş gibi geliyordu sadece bir rüyaymış ve bitecekmiş gibi sır sanki bambaşkaymış gibi belki hissedememekten yakınırdım ama iç güdülerimin bana yalan söylemeyeceğini bilirdim. Ama içimden gelen sesin peşinden gitmek bu sefer delilik olabilirdi bunun için bir işarete ihtiyacım vardı.
Tekrar tekrar günlerdir düşündüğüm bu düşünceleri zihnimden geçirmeye devam ederken günlerdir aynı şekilde çıkmadığım yatağımdan yavaşça doğruldum. Aynı pozisyonda yatmaktan maffolmuş sırtımın ağrısıyla inledim ve iki elimi belimi tutarak parmaklarımı uzandırdığım sırtımı esnetmeye çalışarak yarı gözleri kapalı bir şekilde yatağımdan uzaklaştım. Hareketsizlikten ayaklarımı sürüyerek yürüdüğüm için evde terliklerimin parkelerle yaptığı sürtünme sesleri yankılanıyordu. Banyoya girdim ve yüzümü sog-ğuk suyla yıkamaya başladım. bır yandan da Allahım bana bir işaret göster. Bu iş burada bitmedi biliyorum. suratıma son kez buz gibi suyu çarptıktan sonra aynaya baktım ve aynada gördüğüm şeyle çığlık atıp arkamdaki duvara yapıştım. korkuyla sımsıkı kapattığım gözlerimi yavaşca araladığımda tüylerimi diken diken eden manzarayla karşılaştım. Bir not kağıdı aynada yapıştırılmış bir şekilde duruyordu.
Gökyüzü siyahtan kızıla döndüğünde
karadenizin hırçın dalgaları bir bir boğaza vurduğunda
Asırlık kalenin ışığında
Rumelifenerinin kalbinde
Tüm şüpheler sönecek
Bu ne böyle diyerek aynamda asılı bulduğum kağıdı elime kaldım ve kağıdı gördüğüm an tüylerim ürperdi. Emirin tatlı bir şakası sanarak üzerinde durmadığım eve döndüğümüz gece yatağımın üzerinde bulduğum kağıt....
Kalbim deli gibi çarpıyordu. Hızlıca yatak odamdaki çekmeceyi açmaya çalıştım ama ellerimin titremesinde kulpu çekemiyordum. ensemden omuzlarıma doğru akan buz gibi terleme tüylerimin daha çok diken diken olmasını sağladı korkuyla inleyerek son bir güç çekmecenin kulpunu açtım ve o topladığım hızımla çekmeceyi karıştırmaya başladım. biraz karıştırdıktan sonra kağıdı bulmuştum titreyen ellerle kağıdı aynalı makyaj masamın üzerine bıraktım, yanına ise bugün bırakılan kağıdı bıraktım. Eski kağıdı tekrardan okumaya başladım.
Gökyüzü bulutlara kavuşmuş,
Anka kuşu küllerini rüzgara teslim etmiş.
Her hikaye bitti sanıldığı anda başlarmış.
Ve bazı küçük kızlar böceklerden fazla korkarmış...
Allahım bunlarda ne böyle diye mırıldandım. Bunlar ne demekti, kim bırakmıştı,evime banyoma yatak odama kadar kim ruhum duymadan girmişti. İliklerime kadar hissettiğim ürperti sanki ruhu mu bedenden ayıracaktı. Ne kadar sürdüğünü anlamadığım ürperti dolu saniyeler telefonumun çalmasıyla yerimden sıçramama sebep oldu. O kadar korkmuştum ki iki adım ötemdeki telefonu elime alacak cesareti dahi bulamamıştım. Israrla çalan telefonumu titreyen ellerle aldım Arayan Emirdi
Alo tatlı kız daha uyanmadın mı öğlen oldu
Y- Yok K-Kalktım.
Bugün de mi şirkete gelmeyeceksin işler birikti başımızda da bir bela var biliyorsun. İhtiyacım var sana
sesimin titremesini durduramıyordum bedenimi biraz daha ayakta tutacak gücü bulmak için sırtımı duvara dayadım
Aybüşüm niye konuşmuyorsun sesin de ötü geldi bir şeyin mi var yanına geleyim mi
Boğazım, boğazım ağrıyorda konuşamıyorum fazla biraz üşüttüm sanırım sonra konuşalım olur mu sen işin başından ayrılma
diyerek suratına kapattım ve bacaklarım gücünü kaybetti ve yere attım kendimi iki bacağımı karnıma çektim. Bir şey yapmam gerekiyordu.
Elimdeki telefona bakışlarım kaydı sanırım ne yapacağımı biliyordum. Bana yardım edeceğine emin emindim.
"Alo."
"Mete yardımına ihtiyacım var. Bana gelebilir misin acil?"
"Tamam yarım saate ordayım."
💜
Mete söylediği gibi tam yarım saat sonra gelmişti. İçimden bir his bana yardım edebilecek ve güvenebileceğim tek kisi olduğunu söylüyordu.
"Aybüke şuanda herşeyden önce odaklanmamiz gereken bir şey varsa evine kimin girip çıktığı çünkü günlerdir evde olduğunu söylüyorsun ve birisi sen evdeyken evin içine girip kağıt bırakmış. Evin içinde dışında herhangi bir kamera var mı?"
"Evin içinde akıllı ev sistemi var. Sitenin içinde de kameralar var ama binanın içinde var mi bilmiyorum."
"Süper kayıtlara nerden ulaşabiliriz getirir misin?" Oturduğum kanepeden kalktım ve yatak odamda baş ucumdaki masanın üzerinde duran laptopu getirdim. Kayıtları açıp Metenin dizinin üstüne bıraktım. Mete büyük bir dikkatle hızlandırarak kayıtları izlemeye başladı. Belli bir yerden sonra başa sarıp sarıp boş koridora bakmaya başladı.
"Aybüke bu kayıtlara senin dışında ulaşabilen biri var mı?"
"Emir var. Seyahata gittiğim zamanlarda eve goz kulak oluyordu."
"Bu kayıt kesilmiş."
"Nereden anladın ki?"
"Işık yansımalarından evin baktığı cepheye vuran ay ışığı ve sokak lamlarin evdeki eşyalara yaptığı golgelere dikkat et." Ekrana daha dikkatli gözlerle baktım kamerada sadece 1snlik farkla golgelerin yer degistirdigini gördüm arada bir zaman atlaması vardı cidden birisi kirpmisti. oturduğum ayağa kalktım ve parmaklarımı kafama geçirip sağa sola yürümeye başladım.
"Ne yapacagiz şimdi bilmece gibi kağıtlar evime iz bırakmadan girmeler kim bu ve benden ne istiyor?"
"Sakin ol Aybüke baska bir sey düşüneceğim." Dedi ve etrafı gözleriyle taramaya başladı. Gözlerini birden istasyonunda duran robot supurgeme kitledi.
"Modeli ne süpürgenin?"
"Ne ne alaka?" Dedim anlam veremeyerek
"Robot süpürgenin kamerası kaydetmiş olabilir. Gece çalıştıysa özellikle etraftaki hareketliliği kaydetmiş hatta birseylere çarpmış olabilir diyorum."
Haklıydı sesinden vebildirimlerinden rahatsiz olduğum için robotu her zaman gece çalıştırırdım. Hemen telefonumu elime aldım ve uygulamasını açıp Metenin eline verdim. İncelemeye başladı.
"Görüntülerin ve seslerin kalitesi çok düşük lakin bunu yükseltecek hatta arka plandaki sesleri kayıt altına alabilecek gerekli programlarım var sadece bir tık zamana ihtiyacım var."
"Tamamdır ne gerekiyorsa yap." Dedim aceleci halimle
"Ama akşama kadar ugrasamayabilirim çünkü bugün Ayhanın sorgusuna katilacağım." Asla zihnimin kabul etmek istemediği o gerçeklik tekrardan bıçak gibi sağlanmıştı.
"Sence gercekten katil mi?" Diye sordum sorunun sacmaliginin farkında olarak.
"Sana bir sır versem tutar mısın?" Dedi ve gözleriyle tüm mimiklerimi incelemeye başladı. Tüm yüz hatlarımı analiz edercesine tekrar tekrar inceliyordu.
"Tutarım." Dedim.
Ayağa kalktı ve önümde durdu. Yüzünü görebilmek için başımı kaldırdım.
"Bence yapmadı, ama bunun olduğuna dair de kanıtım yok aksine de kanıtım yoktu." Dedi ve derin bir iç çekti ardından bana bir adım daha yaklaştı "sadece bir işaret istiyordum. Hislerimin doğru olduğuna dair tek bir işaret ve ben bu olayla isaretimi aldım kabul ediyorum." Dedi. Getirdiğim notları arka cebinden çıkardığı peçeteyle temas etmeden tuttuve başka bir pecetenin arasına koydu sonrada benden temiz bir poşet istedi ve bende getirdim o da içerisine koydu ve iki notu da yanina aldı.
"Belki DNA parmak izi birşey bulurum diye bunu laboratuvara goturucem. Ben bunları yaparken mümkün olduğu kadar bu evde kalma Emirde kalman daha doğru olur." Dedi.
"Emir'e bu konudan bahseymeli miyim?" Dedim.
"Beni yanlış anlamani istemem ama akıllı ev sisteminin emirde de olması profesyonelce yaklaşmam gerekirse, onu şüpheli durumuna sokar. O yüzden bu konunun en azından bir süre aramızda kalması iyi olur." Dedi.
"Tamam." Dedim her ne kadar Metenin gelmesiyle içimdeki korku biraz da olsa rahatlamış olsada sesimden gizleyemiyordum.
"Hazirlan istersen ben seni emirin evine bırakayım sende o süre hangi bahaneyle kalacağını düşün