İçeriğe geç

Ahenkli çizgiler.

Bölüm 9 · 3 dk okuma

Ahenkli çizgiler.

Bölüm 9

Onsra.

Sabah olmuştu, fark ettim ki kucağımda beline sardığı havlum vardı sonra gülümsedim ve ona verdiğim söz aklıma geldi bana kıyafet getirecekti ve ben de oraya girecektim, onunla orada olacaktım. Sıramız gelene kadar.

Kahvaltımı yaptım ve depoya gittim, depodan bir adet kürek aldım ve önce camdan küreği attım, daha sonra camdan atladım ve Güneşimin yanına gittim. Oradaydi yanına elbiseler vardı, hava biraz kızmıştı, sanırım yağmur yağacaktı.

Yoongi: geldim sevgilim.

Jimin: bunu yapmak istediğine emin misin sevgilim?

Yoongi: evet.

Jimin: peki hadi hızlı ol askerler çağırmadan bitirmen lazım.

Hızlıca kazmaya başladım alttan. Demir tellere değmeden altından geçmem lazımdı, iyice kazdım ve derin bir çukur açtım Jimin elleri ile yapmaya başladı.

Yoongi: ne yapıyorsun?

Jimin: yardım ediyorum.

Yoongi: etme, ellerin zarar görmesin bitmek üzere zaten.

Bıraktı ve hafifçe gülümsedi ben ise devam ettim bitti ve aşağıdan değmeden yavaşça girdim. Girer girmez çizgili pijamaları giydim ve onu öptüm. Tam o anda askerler çağırdı ve gitmek zorunda kaldık.

Alice'den

Alice: Yoongi'yi göreniniz oldu mu?

Veronika: hayır efendim görmedim.

Alex: ben de görmedim efendim.

Alice depoya giden kapının açık olduğunu görür ve endişelenmeye başlar hızlıca Sherlock'un yanına gider ve toplantıda iken içeri dalar.

Sherlock: Alice toplantidayim.

Alice: Yoongi kayıp.

Sherlock: nasıl kayıp?

Alice: saatlerdir burada değil.

Sherlock: askerler hemen Yoongi'yi arayın.

Askerler: tamam komutanım.

Herkes kapıya çıkar ve onu aramaya başlar, daha sonra depoya giderler ve ararlar ama bulamazlar oradaki camı fark ederler askerler, Sherlock, Alice ve Emma oradan gider. Yağmur yağmaya çoktan başlamıştır. Hızlıca koşarak ormanın içinde giderler ve görünürde her yere bakarlar. Sonunda kampın önüne gelirler. Ve orada Yoongi'nin kıyafetlerini görürler, Alice yere oturur ve kıyafetlere sarılıp dalar, gözleri seyirir. Sherlock hızlıca içeriye girmek için etrafında gider ve ön tarafa dolanır.

Yoongi'den.

Sonunda yan yana beraberdik nazende sevgilim ile. Beraber yürümeye başladık ve daha sonra kuytu köşelerde bir yer bulduk ve oturduk sonra onu göğsüme yatırdım ve oturduk askerler çağırdı tekrardan ama bu farklı gibiydi. Gittik ve hepimizi sıraya koyup bir depoya aldılar herkes bağırışıyordu.

A: korkmayın sadece bir duş ölme sıramız daha gelmedi.

Ne acı bir cümleydi bu. Ölme sırası... Sanırım tırsmıştım biraz ama umursamadan kıyafetlerimi çıkardım ve depoya gibi yere girdik, Jimin ile dip dibe duruyorduk ellerimiz birbirine değiyordu ona yaklaştım ve yavaşça boynunu öptüm ve ince sesini duydum. Döndüm baktım , gözlerinden yaşlar akıyordu.

Jimin: elveda sevgilim. Ölümümüz bizi güneşe, yıldızlara, aya taşıyacak.

Yoongi: seni yeni bulmuşken bu kadar yakın sürede kaybetmek zorunda mıyım?

Jimin: üzgünüm bebeğim tanrının oyunuydu sanırım bu.

Yoongi: cennete seninle buluşacağım sevgilim.

Dedim ve gözümden bir damla yaş düştü. Ve ona sarıldım. Son kez o kokusunu içime derin derin çektim. Hayatım kahrolmus gibiydi. Gözlerim yavaşça karardı ve içeriyi iğrenç bir koku sardı kokusu yavaş yavaş gitti, sesini duyamadım ve bedeni ağırlaştı ve bacaklarımın vücudumu taşıyamadığını fark ettim, gözlerim karardi.

Şimdi her yer parlaktı, güneşim oradaydı beni çağırıyordu, gülüyordu, elini uzatiyordu, sonunda kurtulmuştu oradan, beraberdik işte, gittim yanına ve güneşe yürümeye başladık. Kimsenin görmediği, bilmediği, duymadığı, bambaşka bir diyarda artık güneşe koşuyorduk.

Ve bir bağırış sesi sardı etrafı anne evladını arıyor ve kokusunu kıyafetlerden alıyordu ama evlat artık sevdiğinin kokusuna hasret duymuyordu. Güneş her zamankinden daha parlaktı. Geride cenetten kareler kaldı.

Bölüm sonu

4 yorum