İçeriğe geç

AH BE HOCAM+18

Bölüm 17 · 11 dk okuma

AH BE HOCAM+18

Bölüm 17

Bölüm 16

İyi okumalar

...

Ben su samuru almaya karar verdim. Çok sevimli hayvanlar. Telefonumdaki reels videosuna gülerek baktım. Karşımda oturan sevile dönüp telefonun ekranını ona doğru çevirdim.

"Alalım mı sizin eve bir tane." Gözlerimi kırpıştırarak baktığım arkadaşım videoya iğrenir bir yüz ifadesi ile baktı.

"Alalım alalım hatta benimle birlikte uyusun. Kızım sen salak mısın? Napcam su samurunu evde. Hem ben onu nerde yaşatacağım."

"İşte bi küçük şişme havuz alırız. Yaşar orda." Kaşlarını kaldırıp bana baktı.

"Hıhı hayvan çoğalmak isterse nolacak-" sözünü kesip telefonu kendime çevirdim. Bence çok sevimli hayvanlardı.

"Bir tane daha alırız. Olmaz mı?" Sevil 'olmamış bu kız' gibi baktı bana. Ne yani bence güzel olurdu. Kafa dağıtmak lazım. Hayvanlarla ilgilenirken unuturdum işte dünyayı.

Başka hayvan kalmamış mıydı?

"Alcam ben sana ada merak etme yarına kargoya vereceklermiş." Telefon ekranını yukarı kaydırdım. Bu sefer at videosu gelmişti. At kadının üzerine yatıyordu. Daha doğrusu kadının yanında yatıp başını karnına koyuyordu. Üstte de 'bu atlar köpeklerin büyük hali.' Yazıyordu.

"Boşver su samurunu at alalım. Böyle simsiyah bir at." Sevil telefonundaki bakışlarını bana çevirdi. Reels videosunu ona attım.

"Çok pahalı olmasa alırdık." Bu kızın beni terslemeden yorum yapmasına bayılıyordum. Canım dostum.

Günlerden salı günündeydik. Pazar akşamı kıraç hocamla biraz konuştuktan sonra uyumuştum. Aslında uyumayıp onunla konuşmak istiyordum sabaha kadar ama uyumam için çok ısrar edince uyumuştum. Canım hocam. Pazartesi aşırı sıradan geçmişti. Okul, dershane, ev. Üçlüsü devam. Sevilin annesi annem ile yemek yemek isteyince salı akşamı bize gelmişlerdi. Neden yemek yemek istediklerini anlamış sayılırım.

Sevil benle konuşmak istediği için annesini ikna etmişti. Sonucunda benim odamda o yumuşak pufuma bende sandalyeme oturmuş muhabbet ediyorduk. İlk bir saat ben her şeyi baştan anlatmak durumunda kalmıştım. Sevil ise ses çıkarmadan beni dinlemiş arada kısa yorumlar yapmıştı. Anlattığım şeyler bitince de bütün küfürleri sıralamıştı.

"Onu bırak da. Sen fırat hocanın evinde başka hiç bir şey yapmadığına eminsin değil mi?" Sorgulayan bakışları beni buldu. Masadan çayını alıp sesli bir yudum aldı.

"Umarım sevil. Umarım herhangi bir şey yapmamışımdır. Adama da rezil oldum." Gözlerimi odamda gezdirdim.

"Senden her şeyi beklerdim de be ada. Fırat hocanın sınavları okurken kucağına oturmak kaçıncı seviye manyaklık." Kapı kapalıydı. Annemin kapı dinlemek gibi bir huyu yoktu. Olsa var ya.

Alo çocuk şube mi?

Ben reşitim bir kere. Derin bir nefes alıp sevile dik dik baktım. Benden bunu da beklemeliydi. Arkadaş ilişkimizi sorgulamalıyız sevil. Olmadı bu.

"Bende bu kadar ileri gideceğimi beklemiyordum." aklıma gelen şey ile elimi alnıma vurdum. "Sanırım uyudum kucağında." Sevil bilmiş bir havada tekrar yudumladı çayından. Bende bunun şerefine kulbu olmayan çay bardağını ağızından tutarak kaldırdım. Ilık sayılırdı.

"Bu kadar ileri gidip de sevişmemeniz beni bitirdi bebeğim." Gözlerimi belerttim. İçtiğim çayı püskürtmeme şu kadar kalmıştı.

"Hocamla fantezi mi sevil? Adam kaç yaşında."

"Yine de formdan düştüğünü sanmıyorum." Bıyık altından sırıtıyordu. Telefonunu masaya bırakıp çayını iki eliyle avuçladı.

"Ha birde kıvanç mıydı kıraç mıydı o hocan da onda da bir şeyler var benden söylemesi. En sevmediğin şey iki kişi arasında kalmak. Evren sana götüyle gülüyor güzelim." İki kişi ardında kalmak mı? Saçmalıyordu. Tamam iki kişi arasında kalmayı sevmezdim doğru ama onlar benim hocalarımdı.

İkisinin de kucağına oturduğun hocaların

Olabilir. Birinde sarhoştum sayılmaz. Diğeri de de ihtiyacım vardı. Ne güzel bahaneler. Geçen edebiyat dersinde fırat hocanın yüzüne zar zor bakmıştım. Tek benim mi başıma geliyordu böyle şeyler. Yazık bana.

"Seçim falan yapmama gerek yok sevil götünden atma." Sevil elindeki çayı bitirip masaya koydu. Ellerini dizlerine koyup öne eğildi.

"Sevgilin yok. Üstüne bu yaptıklarını hiç bir sevgilinde yapmadın. Bence fantazi dünyanı geliştirebilirsin." Kafasına çayı tutmadığım elimle bir tane yapıştırdım. Açık açık bana git ikisinden bir ile seviş diyordu. Değişik deneyimlere açığımdır da bu beni aşıyor.

"Ne dediğini kulakların duymuyor herhalde."

"Ben gayet açığım canım. Duygusuz sex, sex değildir. Hangisi ile kendini duygusal anlamda yakın hissediyorsan şansını denemelisin."

"Beni kötü yola sürüklüyorsun." Yakınarak söylediğim şeye kahkaha attı. Arkadaşıma ne olmuştu böyle. Ayarlarıyla oynamışlar. Ne güzel tatlış ponçik bir kızdı. Şimdi ise Dark Romance modunu açmış.

"Hayır sadece aklında kalmasını istemiyorum. Bide şu yeni gelen fizikçi olayından bahsetmiştin. Fırat hoca ve senin dershane hocan bir boklara bulaşmış olabilir. Kızım dizi gibi. Seninde olayların içinde olman lazım." Göz devirdim. Ben ve olayların içinde olmak. Olaylar benim içimde ayol.

"Bunu içinde ikisinde biri ile mi yatıyım. Nacizane fikrin bu mu?" Başını 'şöyle böyle' dercesine salladı.

"Fırat hoca ile yakınlık kurman iyi olabilir. Kıvançı tanımıyorum."

"Kıraç." Diye düzelttim onu. İkidir kıvanç diyordu.

"Böyle bişey yapmayacağım sevil. Hem onlara karşı yakınlık hissetsem bile bunu kendi içimde yaşamayı tercih ederim. Yaş farkının farkında değilsin herhalde." Omuz silkti.

"Ne varmış yani. Olgun erkeklerden hoşlanman çok normal." Duraksayıp devam etti. "Hem korkuyor musun?" Haylazca bana baktı. O yo yo yo. Meydan okuma bana sevil. Çayımı bitirip masaya koydum.

"Bana meydan okuma."

"Okuyorum. Ve kazanırsam birlikte direk dansı kursuna yazılacağız. Kaybedersem de onu da sen düşün." Bir yandan eğlenceli olabilirdi ama hocalarımı bu oyuna dahil etmek, oyun açığa çıkınca bana olan ilgilerinin nefrete dönüşmesi. Ah kesinlikle böyle bişeyi istemiyordum. Ama siktir, denemek de istiyorum. Ne demiştim ben 'böyle bir şey yapmayacağım mı?' Sil onu.

"Direk dansı mı? Daha yaratıcı bir şey bulamadın mı?" Omuz silkti.

"Bir ödül olmalı değil mi? Söyle bakalım kazanırsan ne istiyorsun?" Bir düşüneyim. Sağlam bir şey olmalıydı ki kazanmamı istemesin. Hmm düşün ada düşün. Parlat şu zekanı. Pisleşsem mi? Bence yapar.

"İki gün boyunca vibratör ile geziceksin ve kumanda da bende olacak sevil. İtiraz kabul etmiyorum." Sevil gözlerini büyütüp bana baktı. Yo yo bebeğim. Şaka yapmıyorum. Bana açık açık git hocaların ile yat diyen yakın arkadaşıma karşı kullanabileceğim en iyi kozu kullanmıştım. İçime sinmeyen bir şeyler vardı. Sanki sonu kötü bitecekmiş gibi.

"Hadi ama ada. Ben en azından insaflıydım." Gülümsedim. Bende insaflıyım.

"Bende. Ama anlamadın ben tam olarak ne yapacağım?" Sevil ellerini birleştirdi. Bir şeyleri düşündü tarttı ve başını kaldırıp bana baktı.

"Fırat hoca ya da kıraç hocan, seç birini ona oyna. Tercihim fırat hocamdan yana bunu unutma bana yaranmak istersen seçebilirsin. Yatabilirsin, sevişebilirsin, fantezine güveniyorum."

Başımı devam etmesi için hareket ettirdim. "Sonra oldu da oldu. Seviştim. Ya sonra tatmin olacak mısın?"

"Eğlenceli olacak ada. Yapamazsan da sorun değil direk dansını seversin. Ha şunu da ekliyeceğim. Madem pisleşiyoruz kardeşim. Direk dansı eğitimi aldıktan sonra sahneye çıkacaksın." Oha sevil. Hangi para ile alıcam da o dersi gidecem barda direğe cilve yapıcam.

"Abartıyorsun."

"Sadece ekliyorum." Bende eklemeliyim. Çok pisleşecek bu olay. Fazlasıyla.

"Vazgeçtim. Ne yap biliyor musun? Madem ben birilerini baştan çıkarıcam sende çıkarıcaksın ulan. Kazanırsam ali hocaya aşk mektubu yazacaksın yetmeyecek onu bir yere çağırıp onunla takılacaksın."

"Alemenyum ile kızım-"

"Şartlarım bu kadar. Eğer kabul ediyor isen kıraç ya da fırat hocam ile yatmayı kabul ederim." Elimi uzattım. Ben bir boklar yiyecektim ve sevile de yedirecektim. O başlattı.

Bir yandan bana iyi niyetle yaklaşan hocalarımı bir meydan okumaya feda etmek istemiyordum ama şu an çok fena bir fikir gibi görünmemişti.

Sen gerizekalısın

Sevil uzattığım elimi tuttu. Sert bir şekilde indirip kaldırmaya başladık elimizi, aynı zamanda birbirimize öldürücü bakışlar da atmayı eksik etmiyorduk.

"Hiç yatak tecrüben olmaması beni rahatlatıyor. Ne yapacağını biliyosun değil mi?" Ah sevil ah be güzelim.

"Ali hoca ile takılmak mı? Açığa çıkınca disiplin yer misin ki?"

"Elinden geleni ardına koyma ada. Pisleştin ve inadına seni direk dansı yaparken izleyeceğim." Bu anları görmek istemeyeceğim. Kesinlikle çok fena olurdu. Ya tanıdık görürse double double.

"Çok mu kendine güveniyorsun sen sevil hanım. El mi yaman bey mi yaman." Öldürücü bakışlarımız devam ediyordu. Sonunda ellerimiz ayrıldı.

"1 ay bilemedim 1.5 ay. Korun ama tamam mı yapabilirsen tabi?" 1 ay çok hızlı geçicek gibi.

"Kiminle uğraştığının farkında değilsin."

"Seni en iyi ben tanıyorum ada. Başarılar."

Sonrasında sıradan sevile dönüş yapmıştı. Havadan sudan arada okulun da dedikodunu kattığımız konuşmalar geçti aramızda. Biz aynı zamanda rakip-hepsi bu meydan okuma yüzünden-aynı zamanda en iyi arkadaştık. Sana fikrini sorduğumu hatırlamıyorum küçük iğrenç bulanık.

Kısaca özetliyim. Sevil bana meydan okumuş kıraç ya da Fırat hoca ile yatamayacağımı ve yahut sevişemeyeceğimi ima etmişti. Bende bunun üzerinde ona yaparsam eğer onun da ben kazandığım için bir şey yapması gerekiyordu bu da canım alemenyum hocamıza bir mektup ve takılma olacaktı. Eğer ben kaybedersem de ikimiz birlikte direk dansına başlayacak ben sahneye çıkacaktım. Ah söylerken bile yoruldum. Bir kerede yerinde dur be kızım. Kazanmam lazım. Kesinlikle.

Sıçtık

...

"Anladınız değil mi?" Şak diye tyt ye dönen kıraç hocama anlamsız bakışlarımı gönderdim. Geometri bile kabulümdür. Ama bu olasılık ne kadar da gereksiz. Fonksiyonlara sözüm yok tabi de bir diskriminant kadar gönlümde yerleri yok. Adı bile kazimatik. Ya da kısmi diferansiyel denklem. İsme gel isme.

"Biz niye bu konuya geri döndük hocam." Baranın sorusu ile bakışlar ona döndü. Aklımı okudun valla.

"Baran hani tyt ye de gireceksiniz ya. Bilin diye." Kıraç hocamın iğneleyici konuşması sonucu baran yerine sinmişti. Bu adamın bir sözünün altından o kadar anlam çıkardı ki. Aklıma geçen dün kucağına oturduğum gelince yanaklarım kızardı. Hadi ama bunu cidden yaptım mı ben ya?

Buradayım güzel kızım

Bacaklarımı birbirine bastırdım. Hocam soruyu tekrar anlatırken onu süzdüm. Krem rengi bir gömlek ve siyah bir pantolon giymişti. Bu adamdan yayılan güven ve koruma havasını buram buram alıyordum. Varlığıyla değil sınıfı dershaneyi dolduruyordu. Bu dershanenin onun olduğunu ilk duyduğumda şaşırmıştım ama farklı bir gözle bakınca hiç de göze batmıyordu. Keskin çizgileri ve sınırları vardı. Sevdiği kadını çok güzel sevecek bir adamdı. Bana yaklaşımından bunu çıkarmam hiç de zor olmamıştı.

Tapılırdı lan bu adama. Diz çöker yalvarırdın. Sana her ne vermesini istiyorsan onu vermesi için yapardın bunları.

Peki sen ne istiyorsun?

Kalkışacağım şeyin sonucunda ne olacaktı bilmiyordum. Belki iyi niyetini suistimal etmiş olacaktım. Ama hala tam bir seçim yapmamıştım. Fırat hocamda vardı. Altı üstü bir gün geçmişti sevil ile konuştuktan sonra ben düşünmeye başlamıştım.

"Ada dersi dinle." Bir anda irkilmiş gibi kıraç hocama baktım. Zaten ona bakıyordum. Ah hadi ama ona bakarken mi yakalandım ben. Aferin ada.

"Elbette." Gülümseyip kıraç hocama baktım. Gözlerini kıstı. Sorgulayıcı bakışları üzerimde gezindi ve sonra sanki kendi kafasında çözümlemiş gibi başını salladı ve dersi anlatmaya devam etti.

Önümdeki ceyda arkasını dönüp "O ne bakışıydı?" dedi. Omuz silktim. Ne bakışı olduğunu bilmiyordum. Zaten bu ders bittikten sonra odasında bana ders verecekti. Kucağında da verebilirdi. Sorun olmaz. No problem. Hem sevgilim yok dememiş miydi?

Bunu yapacağına inanmıyorum

Adam bana hep- of şefkatin canı cehenneme zevk lazım. Ve ben bu zevki kimde alacağımı biliyor gibiyim. Taslak olarak en azından. Kesin bir karar hala yok.

...

Kıraç hocamın elindeki kalemi eline temas ederek aldım. Sıcak eli soğuk parmaklarımla kısa bir anlığına birleşti. Kıraç hocama bakmadan aldığım kalem ile test kitabındaki soruyu az önceki anlattığı konuya dayanarak çözmeye başladım. Hocamın yanına geldiğimden beri kalp atışlarım normale dönmemişti. Bunun heyecandan mı yoksa adrenalinden mi olduğu tartışmaya açık bir konuydu. Ben böyle şeylerde çok heyecan yaparım ya of. Nefes al ver. İyisin ada.

Soruyu çözdüm ve hocam da bu sırada beni izledi. Değerlendirici bakışları ile bakışlarım buluştu. Bir kaşını havaya kaldırdı. "Doğru." İstemsiz mutlu olup gülümsemiştim. Gözleri gülüşüme takılan Kıraç hocam uzun sayılabilecek bir süre boyunca oraya baktı. Sonra kendini toparlayıp elimdeki kalemi benim ondan aldığım şekilde aldı.

"Ama çok düşündün. Aklında başka bir şey mi var?" Benden aldığı kalemi elinde bir tur döndürdü sonra bir kere daha. Bakışlarım eline kaydı. Çok mu düşünmüştüm. Olabilir.

"Çok şey var." Kalem bir tur daha döndü ve hocamın dudaklarının kenarı yukarı doğru kıvrıldı. Bu sefer benim gözlerim ona takılı kaldı.

"Yapabileceğim. İstediğin bir şey var mı?" Bakışlarım gözlerine çıktı.

"Çok şey var." Sesim bir fısıltıdan farksız çıkmasına karşın Kıraç hocam duymuştu. Aramızda bu kadar az mesafe varken duymaması mümkün müydü ki? Yan yana oturuyorduk.

"Birini söylesene." Kalemi bırakmıştı. Konumuz matematikten sapmış öylece savruluyordu. Ne dicektim. Sen ben ıslak çıplak-

Ben utandım

Biraz gerçekçi olalım. O kadar sevile hava attım da sanırım kaybedicem. Cidden bak. "Olmaz."

"Neden? Yapabileceğimi biliyorsun." Teninden yayılan sıcaklık üzerime hücum ediyordu. Adama temas bile etmiyordum. Burası biraz sıcakladı sanki. Öyle değil mi?

"Keşke bilmeseydim" Ellerimi kucağımda kavuşturdum. Başımı ellerime indirdim. Aynen kanka yatak. Ben niye böyle oluyorum. Bir an çok cesurum bir an da utanıyorum.

"Neyi bilmeseydin?" Hocam kalemi bırakmış. Sesi kulağımın arkasından gelmişti. Üzerime eğilmiş olsa gerek toprak kokusunu buram buram alıyordum. Başımı ona çevirmedim.

"Yapacağınızı." Ellerime sıcak bir el değdi ve geriye doğru bir el daha belime sarıldı. Beni kendine çevirmiş geriye düşmemem için tutuyordu aynı zamanda üzerime de eğilmiş hocama hayret ile baktım. Ellerim ne yapacağını bilemden öylece titredi. Tek elimi tuttuğundan diğer elimi yakasına çıkardım. Belki de biraz ani hareketinden kaynaklı heyecan yapmıştım. Adrenalin dopamin de olabilir.

Kim yapmaz ki

"Ne istiyorsun?" Nefesi dudaklarımı yaladı. Monoton ses tonundan çok boğazdan gelen bir hırıltıyı andırıyordu sesi. Kalbim heyecan ile tekledi. Bu pozisyon yanlıştı ama kazanmam gereken bir meydan okuma vardı. Belki de sevil haklıydı. Tam sırası ada.

"Seni." Biçimli kaşları çatıldı.

"Ne yapmaya çalıştığını anlamadım güzelim. Tekrar söyle." Benimle oynuyor muydu? Anlamamıştım.

"Sizi istiyorum hocam."

"Hala doğru cümle değil." Yüzüme biraz daha yaklaştı. Belimdeki eli beni desteklemese şurada yığılırdım. Neler diyordum böyle. Ay ateş gibi oldu buralar.

"Ne demeliyim?"

"Adımı." Kıraç. Bu anneme adıyla seslenmek gibiydi. Zor olamazdı. Kaç kere anneme adıyla seslenmiştim ki. Hiç.

"Seni istiyorum Kıraç." Elimdeki elini yüzüme çıkarınca yakasındaki elimi sıkılaştırdım ve diğer elimi de göğsüne koydum. Kıpkırmızı olduğuma eminim. Dudaklarımız değesiye kadar yaklaştı ve sonunda ağzından çıkan tek kelime ile dumura uğradım.

"Hayır." Benden uzaklaşmadı. Kolları hala bedenimin etrafındaydı. Ben sanırım rezil oldum. Hemde çok fena. Gözlerimi ayırmak istedim. Şu an başka bir yere bakmak daha iyi hissettirebilirdi.

"Ne için istediğini bilmiyorum ama ada, gözlerinde gram tutku yok."

...

BANA ÖYLE BAKMAYIN. FIRATIMI ÖZLEDİM. Onunla da böyle bir sahne patlatsam belki o ister. Bilinmezlik.

Ada biraz sıçtı sanki ama bilemedim yine. E canım yani insan heyecan ile yanlış adımlar atabilir çok normal.

Seviyorum sizi.

Görüşürüzzz.

Bölüm sonu

11 yorum