Bütün dersler bitince Daon ile Taemin beni zorla eve kadar bıraktılar ve partiye gelmem için defalarca uyardılar.En az 80.defa geleceğime söz verdikten sonra gittiler.Saat 5'ti ve parti için 8'de buluşacaktık,gece boyu açık olan bir lokantada rezervasyon yaptırmışlardı.8 aslında baya geç'ti fakat kabul ettim.Çantamı odama attım ve direkt banyoya girdim,en az yarım saat sonra çıktım ve üzerimdeki bornozu bile çıkartmadan yatağa atladım,uyumak istediğimden değil yorgunluktan gözlerimi kapattım ve tam o sırada zil çaldı.Gözlerimi açtım ve "hay böyle işin"deyip yataktan kalktım,bornozla olmamı umursamayıp anlık dalgınlıkla kim o bile demeden kapıyı sonuna kadar açtım.Karşımdaki kişi kargocuydu,benden büyük gözüküyordu ve bir erkekti.Şaşkınca "kargomu?ben birşeymi sipariş ettim"dedim.Adam bir süre birşey demedi ve sadece bana baktı,kısa bir süre sonra birden burnu kanamaya başladı.Şaşkınca "hey iyimisiniz?burnunuz kanıyor"dedim,adam gözlerime bakınca az önceden beri vücuduma baktığını yeni fark ettim fakat umursamadım ve hemen içeriye koşup bir peçete getirdim,adama uzatıp "burnunuz"dedim,adam hemen peçeteyi aldı ve "benim...hastalığım var bu yüzden"dedi ve peçeteyi burnuna tutup kargoyu bana uzattı.Koli'yi iki elimle tuttum ve yere koydum,üstündeki kartta benim ismim yazıyordu yani ben sipariş etmiştim.Yere dizlerimin üstüne çöktüm ve bantları söküp kolayı açtım.Evet bu benim birkaç hafta önce parasını zar zor biriktirip aldığım,hocanın zorla istediği kitaptı,gastronomi bölümüyle ilgili bir kitap olduğu için yanında hediye olarak bir kahve makinesi vardı,büyük kampanya olarak bana denk gelmişti,resmen enerjim yerine geldi ve gülerek kendi kendime "çok güzelll"diyip makineyi elime aldım.Bu sırada bornozun ipi gevşediği için omuzları dirseklerime kadar düştü,zaten beni gören tek kişi kargocuydu ve oda erkek olduğu için umursamadan incelemeye devam ettim ve kargocuya dönüp gülerek "çok teşekkür ederim"dedim.Kargocu ise başından aşağıya kıpkırmızı olmuştu ve dik dik bana bakıyordu,utançla "numaranızı...alabilirmiyim"deyince şaşkınca baktım ve "hayır"dedim.Adam utançla son kez dikkatle beni inceleyip "vücudunuz çok..."dedi,şaşkınca ne diyeceğini beklerken "baştan çıkartıcı"dedi,bu sırada yanlış yerlerine dokunduğunu farkettim.Şok olmuş şekilde baktım ve "sen ne saçmalıyorsun lan"dedim,ayağa kalkıp kapıyı sertçe kapattım.Bir süre kendi kendime hiçbirşey demeden durdum ve şaşkınca "ben az önce sözlü taciz mi edildim amk"diye düşündüm ve yine kendi kendime omuz silkip kargoyu alıp içeri götürdüm.
Saat 06:30'du ve ben lokantaya gelmiştim ki çoğu kişide buradaydı,Soobin de dahil.İçeri girdiğim de Soobin beni karşıladı ve masaya götürüp kendi yanına oturttu.Kısa süre sonra Taemin,Daon ve diğer herkeste gelince upuzun masaya hep birlikte oturduk,genel olarak içki ve masanın bazı yerlerinde atıştırmalık şeyler vardı.Soobin'in dün bizi tanıştırdığı Seojun herkesin bardağına içki koydu ve herkes kadeh kaldırıp "yeni üyelerin şerefine!"diye bağırdılar,bu asla alışkın olmadığım birşeydi fakat bende gülümseyerek bardağımı kaldırdım.Herkes birbiriyle sohbet ediyordu,Daon ile Taemin deli gibi içiyorlardı,ben ise ayıp olmasın diye ilk verdikleri bardağı zorla bitirmiş etrafı izliyordum.Soobin kolunu omzuma attı ve "eğleniyorsun değilmi?"dedi ve bu sırada önüme kocaman bir bardak koyup içini tamamen içki ile doldurdu ve göz kırpıp "yeni üyeler için adettendir"dedi.Şok içinde bardağa baktım,iki elimle zorla kavrayabileceğim kadar büyüktü,gülmeye çalışarak "ben...içemem"dedim,sanki herkes beni dinliyormuş gibi bir sessizlik oldu ve herkes oylamaya başladı,Seojun "hadi ama adettendir diyoruz içmek zorundasın"dedi.Zaten Daon ile Taemin çoktan hayvan gibi sarhoş olmuşlardı bu yüzden bu kadeh sadece bana özel gibi birşeydi ve bu çok gericiydi.Korkuyla bardağa baktım,herkes beni izliyordu,iki elimle zorla bardağı kavradım ve zorla kaldırdım,cidden ağırdı.Herkes bana bakarken yavaşça içmeye başladım,herkes gülerek bakarken normalce birbirleriyle konuşmaya devam ettiler,bu gerginliğimi azalttı fakat içkinin tadı korkumu arttırıyordu.Yarısını içtikten sonra bardağı masaya koydum ve nefes nefese "daha çok içemem"dedim.Soobin gülerek "kendini zorlama,bu kadarı yeterli"dedi.Bu sırada omzumdaki elini belime indirmişti.Zaten içmekte iyi değildim,bu ilk defa içişimdi ve bu çok fazlaydı.Soobin belimdeki elini karnıma doladı ve beni kendisine çekti.Başım hem dönüyordu hem de ağrıyordu,göz kapaklarım geriniyordu.Soobin elini tişörtümün altına soktu ve yüzlerimizi yaklaştırdı,o an hiçbirşey anlamıyordum ve tepki veremiyordum,sanırım bu sarhoş olmaktı.Soobin elini vücudumda gezdirirken Yüzümüzü daha çok yaklaştırdı,dudaklarımız neredeyse birbirine değicekti,zaten Soobin bunu istiyordu fakat bir anda birşey oldu.
Bir el beni tuttu ve kendine çekti,kapalı olan gözlerimi biraz araladığımda gördüğüm kişi beni kollarıyla sarmış olan ama bana değil,az önce beni öpmeye çalışan Soobin'e her an öldürecekmiş gibi bakan Hyunwoo'ydu.Soobin'e bakmak için kafamı hafif döndürdüğümde sarhoş olanlar dışında herkesin bize baktığını farkettim fakat o kadar sarhoştum ki umursamadım ve gözlerimi kapayıp kafamı Hyunwoo'nun göğsüne yasladım.Hiçkimse hiçbirşey demeden Hyunwoo beni önünde tutacak şekilde kucağına aldı,bende kollarımı onun boynuna doladım ve "çok uykum var"dedim,bu sırada Hyunwoo yürüyordu ve muhtemelen dışarıya çıkmıştık çünkü aniden üşümeye başladım."seni çok tatlı bir uykuya daldıracağım"dedi,gözlerimi hafif araladım ve omzuna koyduğum kafamı kaldırdım,yüzünde cidden sinirli bir ifade vardı,yüzlerimiz birbirine çok yakındı fakat umursamadan sadece ona bakıyordum,oda bir yandan yürürken bana baktı ve "sana gitmemeni söyledim değilmi?"dedi,sinirli ifadesinin aksine sesi gayet normal,hatta onun gibi birine göre nazikti.Gözlerim kısık bir şekilde bakarken "onu dün için söylemiştin ama"dedim,Hyunwoo güldü ve "sadece dün için değildi,genel olarak gitmemeni söyledim"dedi ve bana bakarken gülümsemesi büyüdü,"herneyse,sadece uyu"dedi,bende kafamı aşağı yukarı salladım ve yine omzuna koydum,zaten gözlerim kendiliğinden kapandı...
