Evet bu kişi dün kavgasına tanık olduğum ve beni tehdit eden kızıl saçlı adamdı.Sürücü koltuğuna oturup kapısını kapattıktan sonra hiçbirşey olmamış gibi el freninin yanındaki kutu türü şeyi açtı ve içinden bir sigara paketi ile bir çakmak çıkarttı.Paketi açıp içinden bir tane aldıktan sonra sigarayı ağzına koyup ucunu yaktı ve paketi ile çakmağı geri aynı yere koyup kapağını kapattı.Şaşkınca baktım ve "neden beni arabay getirdin?üstüne bir de hiçbirşey yokmuş gibi sigara yakıyorsun"dedim.Adam göz ucuyla bana baktı ve bir süre inceleyip kafasını tamamen bana çevirdi,kaşlarım çatık ama sinirli değil gergince adama bakıyordum.Adam sigarasını bir kere çekip kapısının açık camından dışarıya üfledi ve bana bakarak "kendin o velet'ten kaçmak istemedinmi?"dedi,şok olmuş gibi baktım ve "sen nereden gördünki bizi,izliyormusun gizlice"dedim.Adam sırıtarak "sana dün demedimmi gözüm üstünde diye...evinin içini bile görebilirim"dedi,anlık aklıma dün akşam sadece tişört ile yattığım geldi ve kendi içimden "o kadar da izlemiyordur"diye geçirdim şüpheyle.İç çektim ve "yani,tam olarak beni bu arabaya getirme nedenin ne"dedim.Adam bir yandan sigarasını içerken "seni...kimseye söylemeyeceğin konusunda uyarmak istedim"dedi.Şaşkınca baktım ve "bumu yani?"dedim,adam "bir neden için yeterli değilmi?"dedi.Şaşkınca "elbette değil,zaten kimseye söylediğim falan yok,bunu hareketlerimden anlayamayacak kadar aptalsan senden boşuna korkuyor olmalıyım"dedim.Adam ters ters bana baktı ve "ismin ne?"dedi,bir anda gergince "Jiwon"dedim,adam güldü ve "iyiymiş...Jiwon"dedi ve bir anda yüzüme doğru yaklaşıp "içerideki veletle baya samimisin sanırım he?ya beni ona şikayet edersen?"dedi.Bir süre şaşkınca bakıp Soobin'den bahsettiğini anlayınca iç çektim ve "yakın falan değiliz daha bugün tanıştık"dedim,adam sırıtarak "zaten şikayet etsende pek bir şey değişmezdi,sikimde bile değil"dedi.Derin bir nefes aldım ve "ee söyleyeceklerin bittimi..."dedim ve bir süre boş boş bakıp "senin adın ne ya?"dedim.Adam da bana boş boş baktı ve gülüp "Hyunwoo...ama istersen tehdit edildiğim adam diye de seslenebilirsin"dedi.Sinirle "bunda dalga geçilecek ne var tam olarak!?"dedim ve sakince derin bir nefes alıp "herneyse ben gidiyorum"dedim ve kapıyı açmaya çalıştım fakat kilitliydi.Adını henüz öğrendiğim,nam-ı değer tehdit edildiğim adam Hyunwoo sırıtarak "ben demeden gidebileceğinimi sanıyorsun"dedi.Sinirle ona döndüm ve "ne var?"dedim,Hyunwoo'nun gülümsemesi söndü ve ciddi bir şekilde "o hoşgeldiniz partisi denen halta gitmeyeceksin"dedi.Şaşkınca baktım ve "ne alaka be niye gitmeyecekmişim"dedim,kafasını camdan dışarı çevirip sigarasını son kez çekti ve attı,ciddi ve gerici bir ses tonuyla "Soobin veledi seni sarhoş edip sikecek de ondan"dedi.Gözlerim kocaman oldu ve şok içinde "NE SAÇMALIYORSUN SEN,SOOBİN'İ TANIMIYORSUN"diye bağırdım sinirle,daha önce Soobin'in ismini ona söylememiştim fakat o biliyordu.Benim bağırmama karşılık gayet sakince "peki sen onu tanıyormusun?"dedi,haklıydı ben de Soobin'i tanımıyordum.Hyunwoo koltuğunda eğilerek bana doğru yaklaştı ve "eğer itiraz edersen veya gizlice gitmeye çalışırsan seni siken kişi ben olurum"dedi.Şok içinde baktım ve "NASIL BU KADAR AÇIK KONUŞABİLİYOSUN YA!"diye bağırdım,gülmedi ve cevabımı beklercesine gözlerini gözlerime dikti.Bir süre gergince kaldım ve konuşamadım fakat sonradan gözlerimi kaçırdım ve "of...tamam"dedim,güldü ve "işte böyle,biraz büyüklerinin lafını dinle...şimdi gidebilirsin"dedi ve kilitleri açtı.Hemen kapıyı açtım ve arabadan inip kapıyı kapatmadan önce son kez ona bakıp "pislik"diye mırıldandım,gülerek "teşekkürler"dediği anda kapıyı sertçe kapattım ve arkama bir kere bile bakmadan seraya doğru yürüdüm.
Seraya girdiğim anda Soobin dibimde belirdi ve gülümseyerek "annen ne dedi?"dedi,şaşkınca baktım,evet annemle konuştuğum falan yoktu ama öyle olsa bile bunu sormak fazlaydı fakat gülerek "hiçbirşey"dedim,Soobin "anladım"dedi ve bitkilerin yanına gitti,bende onun yanına gittim ve "bu arada akşam sizinle gelemeyeceğim,bir işim çıktı da"dedim bitkiye yaptığı şeyi izlerken.Bir beze bir sıcı döküp çiçeğin yapraklarına sürüyordu fakat bir an durdu ve "ah bu üzücü oldu"dedi,sahte bir şekilde gülerek "aynen öyle"dedim.Soobin arkasına dönüp "Jiwon akşam gelemeycekmiş"dedi seslice diğerlerine.Herkes bir anda "of ya"türü söylenmeye başlayınca sadece şaşkınca baktım,buraya daha çok katlanabilecek gibi değildim,sanırım maskemi dışarıda düşürmüştüm ve vücudumun karıncalandığını hissettim."herneyse ben gidiyorum,kendinize iyi bakın"diye seslendim genel olarak ve hızla seradan çıkıp oradan uzaklaştım,Daon ve Taemin de beni durmuşlardı ve sadece arkamdan "hoşçakal Jiwon yarın görüşürüz"diye seslendiklerini duydum.
Otobüs ile eve gittim ve içeri girdiğim gibi çantamı bir kenara atıp yatağıma yattım,nedensizce çok yorulmuşum ve üzerimi bile değiştirmeden öylece yattım.Aklımdan Hyunwoo geçiyordu,ondan çok korktuğum söylenemezdi fakat elbette çok gericiydi,henüz ne olduğunu bile bilmiyordum,bir organ mafyasımı yoksa düz mafyamı?bir sapıkmı yoksa baba parası yiyen bir serserimi?.Bu düşünceler beynimi çok karıştırıyordu,aniden karnımın gururldamasını duydum,evet acıkmıştım,saat muhtemelen henüz 6 ya da 7 falandı.Derin bir nefes aldım ve yatağımdan kalktım,elbette evde yiyecek hiçbirşey yoktu,zaten her zaman marketten hazır şeyler alırdım.Çantamdan cüzdanımı aldım ve ev anahtarınıda alıp dışarı çıktım,zaten yakınlarda hep gittiğim bir market vardı,devamlı müşteri gibi olduğum içinde kasiyerleri bile tanıyordum ve onlarda beni tanıyordu.Markete doğru yürürken yanımdan geçen her bir insanın ayak sesi sanki büyük bir hoparlör ile çıkıyormuş gibi başımı ağrıtıyordu,kulaklığımı yanıma almayı unutmuştum ve bu yüzden bu işkenceyi çekmek zorundaydım.Neyseki markete hemen gelebilmiştim,markete girdiğim gibi yüzüme serin bir hava vurdu,klimalar çalışıyordu, neyseki sonbaharın başlarında olduğumuz için çok üşütmüyordu.Her zaman aldığım gibi hazır ramen ve yanına içecek olarak soğuk çay aldım.Kasaya doğru yürürken kasadaki kasiyerin Andrew olduğunu farkettim,Andrew buranın vatandaşı değildi ama tamamen kendi isteğiyle burada yaşıyordu ve ne zaman karşılaşsak hep flört etmeye çalışıyordu.İç çekerek kasaya geldim ve iki kişilik sıranın sonuna geçtim,önümdekilerin az şeyi olduğu için hızla işlerini bitirip marketten çıktılar ve sıra en sondaki bana geldiğinde aldıklarımı önüne koydum,Andrew gülümseyerek "ne kadar tuttuğunu biliyorsun"dedi,ifadesizce "boş yapma da okut şunları,başına bela açacaksın"dedim.Andrew güldü ve "benim tek belam sana karşı hislerime engel olamamam"dedi.Boş boş baktım ve "lütfen gidip flörtleşme videoları izle ve benim üzerimde uygulama"dedim,sırıtarak aldıklarımı geçirdi ve "ama ne hissettiğimi gayet iyi biliyorsun"dedi,sinirle "gay'liği bırak"dedim ve parayı uzatıp aldıklarımı az önce konuşurken çıkarttığı poşete koydum ve "kolay gele"deyip marketten çıktım.Gelirken çektiğim işkenceyi tekrar çekerek eve geldim ve hızla aldıklarımı poşetten çıkartıp masaya koydum ve bende oturdum.İkisinide açtım ve yemeye başladım,birkaç lokmadan sonra karnıma bir ağrı girdi.Sinirle "bir gün ölürsem hepsi hazır yemeklerin suçu"diye kendi kendime şikayet ettim fakat mecburen yemeye devam ettim.
Yemeyi bitirince çöpleri attım ve etrafı toparlayıp üzerime bir tişört ile şort giyip yattım,telefonumdan saate baktığımda 9'a geliyordu,henüz erkendi fakat hem yorgunluk hem de erken kalkmanın verdiği uykusuzlukla son hatırladığım tavana bakarak Hyunwoo'yu düşünmem oldu...