İş yerine nihayet vardığımda motoru park ettim, kaskımı bileğime taktım ve iş binasının otomatik kapısına doğru yürüdüm. İçeri girdiğimde personel beni sıcak bi gülümsemeyle karşıladı, nazik bir ses tonuyla "𝙎𝙞𝙯𝙚 𝙣𝙖𝙨ı𝙡 𝙮𝙖𝙧𝙙ı𝙢𝙘ı 𝙤𝙡𝙖𝙗𝙞𝙡𝙞𝙧𝙞𝙢 𝙗𝙖𝙮ı𝙢? " diye sordu. Samimiyetsiz bi gülümsemeyle karşılık verdim. Tam ne için geldiğimi söyleyecekken kendi kendine cevap verdi, "𝘼𝙙𝙤𝙡𝙛 𝘽𝙖𝙪𝙢𝙖𝙣? " Evet anlamında başımı salladım. Şaka yapmıyorum adım gerçekten Adolf,ahmaklar. Babam Almanya'da bir askerdi, annem ise... Bi dakka, sizene lan benim hayatımdan? Personel beni görüşmenin gerçekleşeceği odaya doğru yönlendirdi, bana yolu tarif ederken gözüm personelin isimliğine takıldı, "𝘽𝙚𝙮𝙡𝙞𝙣 𝙆𝙖𝙧𝙖𝙘𝙖" Bu isim bana bi yerden çok tanıdık gelmişti. Çok umursamadım ve personeli geçiştirip üst kata doğru yürümeye başladım. Merdivenlerden çıkarken sağ dizim zonkluyordu, dikişlerimi zorlamıştım. Yavaş yavaş çıktım merdivenlerden, neyse ki çok uğraşmadan buldum müdürün odasını. Kapıyı tıklattım, ses yoktu. Tekrar tıklattım, yine bi ses alamadım. Üçüncü için sabrım kalmamıştı, kapıyı açtım. İçeride kimse yoktu, bütün odayı baştan aşağı süzdüm. En sonunda vazgeçip tam arkamı dönüp gidicektim ki masanın altından simsiyah giyinmiş bi adam zıpladı, elindeki silahı bana doğru tuttu ve bi el ateş etti. Adamı görür görmez duvara yaslandığım için ıskaladı, acemi. Belimdeki tabancayı yavaşça çıkardım ve ani bir hareketle odaya daldım. Adam hala odadaydı ve gördüğüm gibi bacağına bi el ateş ettim. Tetiğe bastığım gibi bi çığlık sesi yankılandı. Bu herif gerçekten bu kadar kırılgan mıydı? Hayır. Bu bi kadın sesiydi. Adam yerde kanlar içinde kıvranırken göz göze geldik. Korku dolu gözlerle olduğum yerin biraz aşağısına bakıyordu. Gözlerini takip ettim ve baktığı yere doğru yavaşça döndüm... 𝘽𝙚𝙮𝙡𝙞𝙣?
Bölüm 2
Bölüm 1: Yalancı öğretmen