ADINI KALBİMDEN SİLDİM, İZİNİ SİLEMEDİM
1. Bölüm — Bir Yabancının Bakışları
Bazı insanlar hayatına sessizce girer. Ne bir ses duyarsın ne de bir işaret alırsın. Sadece bir gün, her şeyin eskisi gibi olmadığını fark edersin.
Ben Atlas'ı gördüğüm gün, hayatımın değişeceğini bilmiyordum.
Benim adım Lara. On yedi yaşındayım ve aşkın insanı mutlu etmekten çok yorduğuna inanıyorum. Belki de bu yüzden kimseye kolay kolay güvenmiyorum. İnsanlar gelir, sana güzel sözler söyler ve bir gün hiçbir şey olmamış gibi giderler. Geriye ise cevaplanmamış sorular kalır.
O sabah da diğer sabahlardan farksızdı.
Alarmımı üç kez ertelemiş, saçlarımı aceleyle toplamış ve kahvaltı bile yapmadan evden çıkmıştım. Hava kapalıydı. Gökyüzü sanki birazdan bütün birikmiş öfkesini sokaklara bırakacaktı.
Okulun kapısından içeri girdiğimde en yakın arkadaşım Ece beni kolumdan tuttu.
“Lara! Sana anlatmam gereken bir şey var.”
“Daha gün başlamadan ne oldu?”
Ece'nin yüzündeki ifade değişti. Gözleri okul bahçesinin diğer tarafına kaydı.
“Yeni biri geldi.”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Eee? Her gün yeni biri geliyor.”
“Bu farklı.”
Gözlerimi devirdim. Ece'nin birini görür görmez hikâyeler uydurmasına alışkındım. Fakat o gün, başımı çevirip baktığımda söyleyecek bir şey bulamadım.
Bahçenin köşesinde, siyah montunun ceplerine ellerini sokmuş bir çocuk duruyordu. Etrafındaki herkes kendi hâlindeydi ama o sanki bütün kalabalığın dışında kalmayı seçmişti.
Sonra başını kaldırdı.
Göz göze geldik.
Bir saniye.
Belki iki.
Ama o birkaç saniyede, nedenini bilmediğim bir huzursuzluk hissettim. Sanki onu daha önce bir yerde görmüştüm. Sanki hafızamda ona ait bir yer vardı ama hatırlayamıyordum.
İlk gözlerini kaçıran ben oldum.
“Adı Atlas,” dedi Ece. “Bugün sınıfımıza geliyormuş.”
“Beni neden ilgilendirsin ki?”
“Ben bir şey demedim.”
“Yüzün her şeyi söylüyor.”
Ece gülmeye başladı. Ben de konuyu kapatıp sınıfa doğru yürüdüm. Fakat aklım hâlâ bahçedeki o yabancıdaydı.
---
İlk dersin başlamasına birkaç dakika kala sınıfın kapısı açıldı.
Öğretmen içeri girdiğinde yanında o vardı.
Atlas.
“Arkadaşlar, bugün aramıza yeni bir öğrenci katılıyor. Umarım ona yardımcı olursunuz.”
Atlas kısaca sınıfa baktı. Bazıları fısıldaşıyor, bazıları onu baştan aşağı süzüyordu. O ise kimseyle ilgilenmiyor gibiydi.
Ta ki bakışları bana gelene kadar.
Yine aynı şey oldu.
Sanki söylemek istediği bir şey vardı. Ama dudaklarını aralamadı bile.
Öğretmen boş bir sıra aradı ve sonunda benim yanımdaki yeri gösterdi.
“Atlas, şimdilik buraya oturabilirsin.”
İçimden derin bir nefes aldım.
Harika. Bütün gün o garip bakışlarla uğraşacaktım.
Atlas yanıma geldi, çantasını bıraktı ve oturdu.
“Merhaba,” dedim, yalnızca nezaketen.
Bana döndü.
“Merhaba, Lara.”
Donup kaldım.
Adımı biliyordu.
Kaşlarımı çattım.
“Benim adımı nereden biliyorsun?”
Bir an sustu. Sonra önündeki defteri açtı.
“Bilmiyorum mu sanıyorsun?”
“Ne demek bu?”
Bana baktı. Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı ama gözleri hiç gülmüyordu.
“Boş ver.”
O an içimde bir şey kıpırdadı. Öfke miydi, merak mıydı, bilmiyordum. Bildiğim tek şey, bu çocuğun normal biri olmadığıydı.
Ders boyunca tek kelime etmedi. Ben de ona soru sormamak için kendimi zor tuttum.
Zil çaldığında kitabımı çantama koyup ayağa kalktım. Tam sınıftan çıkacakken sesini duydum.
“Lara.”
Arkamı döndüm.
“Ne var?”
Birkaç saniye yüzüme baktı. Sonra beklemediğim bir soru sordu.
“Hiç tanımadığın birine güvenebilir misin?”
Şaşkınlıkla güldüm.
“Hayır. Özellikle de benim adımı nereden bildiğini söylemeyen birine.”
Başını hafifçe eğdi.
“Güzel. O zaman bana güvenme.”
Yanımdan geçip gitti.
Arkasından bakakaldım.
Bu çocuk kimdi?
Ve neden sanki beni yıllardır tanıyormuş gibi davranıyordu?
---
O gün okuldan çıktığımda hava kararmaya başlamıştı. Kulaklığımı takıp eve doğru yürüdüm. Atlas'ı düşünmemeye çalışıyordum ama aklımın bir köşesinde sürekli aynı soru dönüp duruyordu.
Onu daha önce nerede görmüştüm?
Eve vardığımda odama çıktım, çantamı yatağın üzerine bıraktım ve telefonumu elime aldım.
Bilinmeyen bir numaradan mesaj gelmişti.
Bilinmeyen Numara: Bugün seni gördüm.
Kalbim hızlandı. Mesajın altındaki saate baktım. Henüz bir dakika bile olmamıştı.
Ben: Kimsin?
Mesajım görüldü.
Cevap birkaç saniye sonra geldi.
Bilinmeyen Numara: Sana güvenmemeni söyleyen kişi.
Elim telefonun üzerinde hareketsiz kaldı.
Atlas.
Numaramı nereden bulmuştu?
Yeni bir mesaj daha geldi.
Atlas: Bir şey soracağım. Beni gerçekten hiç hatırlamıyor musun?
Ekrana uzun uzun baktım.
Hatırlamak mı?
Neyi hatırlayacaktım?
Cevap yazmak için klavyeyi açtım ama o sırada üçüncü bir mesaj geldi.
Atlas: O zaman geçmişi öğrenmeye hazır ol, Lara.
Telefonu yatağın üzerine bıraktım.
O gece ilk kez bir yabancının kim olduğunu merak ettiğim için değil, beni neden tanıdığını öğrenmekten korktuğum için uyuyamadım.
Çünkü Atlas'ın son mesajında yazan bir cümle daha vardı.
Bazı hikâyeler tanışmayla başlamaz. Bazen her şey, unutulmuş bir anıyla başlar.
Ve ben, o anının ne olduğunu henüz bilmiyordum.
Bölüm Sonu.