İçeriğe geç

Adı Bahar ama içi kış

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Adı Bahar ama içi kış

Bölüm 1

1. Bölüm:Sen Doğdun kış Biti

Adım Bahar.

Annem koymuş. “Sen doğdun, kış bitti” demiş.

Yirmi üç yıl inandım.

6 Şubat 2023, saat 04:17’ye kadar.

O saniye yer yarıldı.

Yatak odasının duvarı üstüme gelmedi.

Komodinin devrilmedi.

Avize düşmedi.

Ben düştüm.

Yatağımdan yere. Dizlerimin üstüne.

Ve o andan sonra bir daha hiç tam ayağa kalkamadım.

İLK 45 SANİYE

Sarsıntı değil, kıyametti.

Dolaplar yürüdü. Camlar patladı. Annemin çığlığı vardı. Babamın “çök-kapan-tutun” sesi vardı.

Ben tutunamadım.

Çünkü Meryem’i aradım.

Telefon elimdeydi. Şebeke gitti.

Dışarıdan bir ses: “Bina gidiyor!”

Bizim bina gitmedi.

Yan bina gitti.

Yan binanın sesi, bizim duvarlardan geçti.

Betonun kemiği kırılırken çıkan ses, insanın kemiği kırılırken çıkan sese benziyormuş.

O gece öğrendim.

Sarsıntı bitti.

Sessizlik başlamadı.

Çığlık başladı.

Mahalle çığlıktı.

Karanlık çığlıktı.

Toz çığlıktı.

İLK 1 SAAT

Merdivenler yoktu.

İnemedik.

İpten çarşaf yaptık. İkinci kattan atladık.

Ayağım burkuldu. Ağlamadım.

Babamın kafası yarıldı. Ağlamadı.

Annem Burak’ı aradı. Kardeşim. 11 yaşında.

“Burak evde yok. Halasındaydı” dedi annem.

Halasının binası.

Yoktu.

Artık yoktu.

O bir saatte Meryem’e 27 kere mesaj attım.

Gitti yazmadı.

28.’de “Enkaz altındayız. Can’la. AFAD ara” yazdı.

Can. Sevgilisi.

Benim de çocukluk arkadaşım.

Üçümüz aynı sokakta büyümüştük.

İLK 3 GÜN

Meryem’le Can’ı üçüncü gün çıkardılar.

Ben oradaydım. Tırnaklarımla kazıdım.

Meryem’in saçı toz içindeydi. Gözüme baktı.

“Burak?” dedi.

Başımı salladım.

O an anladım.

Meryem’in içindeki bir şey de o enkazda kalmış.

Sonra kusuruma kalmış.

Çadır bulduk. Tek çadır.

Ben, Meryem, Can.

Üç kişi, üç gün, bir battaniye.

Ben su buldum. Meryem ekmek buldu. Can ateş yaktı.

Konuşmadık.

Sadece titredik.

Soğuktan değil.

İçimizdeki 7.7’den.

DÖRDÜNCÜ GÜN

Burak’ın cenazesi kalktı.

Tabut küçücüktü.

O tabut, benim çocukluğumu da gömdü.

Mezarlıkta kar vardı. Şubat’a yakışır.

Meryem yanıma geldi. Gözleri kıpkırmızı. Uyumamış.

Herkes sustu. İmam dua etti.

Dua bitti.

Meryem bana döndü.

Otuz kişi vardı. Annem vardı. Babam vardı. Can vardı.

Herkesin içinde, mezarın başında, daha toprak kurumamışken:

“Burak’ı sen yaktın Bahar. Gece telefonun çekmedi. Bizi uyandırmadın. Sen yüzünden öldü.”

Zaman durdu.

Kar durdu.

Nefesim durdu.

6 Şubat’ta yer sarsıldı.

O cümlede ben sarsıldım.

Deprem 45 saniye sürdü.

O cümle ömür boyu sürdü.

Ne dedim biliyor musun?

Hiçbir şey.

Çünkü o gece sabaha kadar AFAD’ı aramıştım.

Sokak sokak koşmuştum.

Meryem uyuyordu. Can uyuyordu.

Ben uyumadım.

Ama suçlu bendim.

Neden?

Çünkü yaşayan suçludur.

Ölen haklıdır.

Kalan, herkesin günah keçisidir.

SONRAKİ 1 AY

Küs kaldık.

Meryem’le.

12 yıl.

Tek cümle.

Bitti.

O bir ayda 218 artçı oldu.

Ben 218 kere telefonuma baktım.

“Meryem aradı mı?”

Aramadı.

Ben de aramadım.

Çünkü insan, katil dediği kişiyi aramaz.

Ben de katil diye anılmayı kabul edemezdim.

Her gece aynı rüyayı gördüm:

Duvarlar üzerime çöküyor.

Ama acımıyor.

Meryem’in sesi acıtıyor.

“Sen yüzünden.”

Uyanıyordum.

Yataktan değil, hayattan uyanıyordum.

Ve diyordum ki:

*_“Keşke o duvarlar 6 Şubat’ta üzerime çökseydi.

Keşke enkazda kalsaydım.

Keşke Meryem’in ‘sen yüzünden’ cümlesini duymasaydım.

Çünkü beton öldürür.

Cümle yaşatır.

Yarım.

Eksik.

Ölüden beter.”__

31. GÜN

Kapım çaldı.

Meryem.

Zayıflamış. Gözaltları mor.

“Özür dilerim” dedi.

“Kafayı yedim o gün. Acımı senden çıkardım. Burak öldü, ben de dostumu öldürdüm. Affet.”

Baktım.

12 yıl geçti gözümün önünden.

Bisiklete bindiğimiz yaz.

Aynı erkekten hoşlanıp kavga etmediğimiz gün.

Üniversiteyi kazandığımda ilk ona sarıldığım an.

Ve bir cümle.

Tek cümle hepsini sildi mi?

Silmedi.

Ama üstünü çizdi.

Kocaman, kan kırmızı bir çizik.

“İçeri gir” dedim.

Girdi.

Sarılmadı. Sarılamadım.

Çay koydum. İki şekerli. Hep öyle içerdi.

İçti.

“Tadı yok” dedi.

“Çayın mı?” dedim.

“Hayatın” dedi.

Barıştık.

Dedi.

Dediler.

ŞİMDİ

Altı ay geçti.

Hâlâ görüşüyoruz.

Meryem kahve ısmarlıyor. Benim fotoğrafımı çekiyor. “Kankam” yazıyor.

Ben de gülüyorum.

Fotoğrafta.

İçimde 6 Şubat 04:17.

Hep 04:17.

Meryem “iyi ki varsın Bahar” diyor.

Ben “iyi ki mi?” diyorum içimden.

Çünkü bir kere güven kırıldı.

Bina gibi.

Kolon kesildi.

Sıvasan da belli olur.

Boyasan da belli olur.

Gülsen de belli olur.

Adım Bahar.

Annem boşuna koymuş.

6 Şubat’tan beri kıştayım.

Ve bir daha hiç bahar gelmeyecek.

Çünkü dost kazığı, mevsim değiştirir.

Kar yağdırır.

İçine.

Ömür boyu.

Duvarlar 6 Şubat’ta çökmedi.

Meryem’in bir cümlesiyle çöktü.

Üzerime.

Hâlâ altındayım.

Kurtaran yok.

Kurtulmak istemiyorum.

Çünkü enkaz altındayken umut vardı: “Biri gelecek.”

Şimdi biliyorum:

Kimse gelmeyecek.

Gelen de, o lafı geri alamayacak.

O yüzden hâlâ her gece dua ediyorum:

__“Allah’ım, ya duvar ver. Üzerime çökecek gerçek bir duvar.

Ya da Meryem’in sesini al kulaklarımdan.

‘Sen yüzünden’ demeyen bir sessizlik ver.

Çünkü ben yaşamıyorum.

Ben, 6 Şubat’ta kaldım.

Ben, o cümlenin enkazında kaldım.

Adım Bahar.

Ve ben, bir daha hiç açmayacağım.”_"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.