İçeriğe geç

ADADAKİ DÜŞMANLIK

Bölüm 5 · 3 dk okuma

ADADAKİ DÜŞMANLIK

Bölüm 5

Farkediş

Selene, yaralı ayağını sürüyerek metal parçalarının arasında ilerledi. Enkazın parçaları arasında bir ceket buldu, tozlu ama sağlamdı. Omuzlarına geçirdiği anda, arkasından tanıdık bir ses duyuldu. Ragnar (sert bir tonla): “Bırak onu. O ceket benimdi.” Selene arkasına dönmeden cevap verdi: “İlk bulanındır. Nereden bileceğim senin olduğunu?” Ragnar yaklaştı, bakışları sertti. Tartışma sırasında gözleri Selene’nin boynundaki bir kolyeye takıldı. Gözlerinde kısa bir şaşkınlık belirdi ama hiçbir şey söylemedi. Sadece yüzünü buruşturdu ve arkasını döndü. Ragnar: “İyi. Tamam. Senin olsun.” Arkasını dönerken hızla gömleğini ilikledi, boynunda gizlediği kolyenin görünmemesi için. --- Selene, artan ağrıya rağmen enkazı bıraktı ve ormanın karanlığına doğru kararlılıkla yürüdü. Yol üzerinde bulduğu dallar ve sarmaşıklarla ayağını sardı. Bir süre sonra, şaşkınlıkla akan bir nehir gördü. Yanında yükselen palmiye ağacına baktı, ardından tüm gücünü toplayarak tırmandı.Hindistan cevizlerini düşürdü, sarmaşıkları çantasına dönüştürüp içine doldurdu.Arkasından bir ses duyuldu. Ragnar, kollarını bağlamış, onu izliyordu. Ragnar (alayla): “Hani ayağın yaralıydı? Bu çıkışı nasıl becerdin?” Selene (nefes nefese, aşağı inerken): “Çocukluktan kalma bir yetenek. Demek ki bazı yaralar bizi durduramaz.” Yere inerken gözlerini Ragnar’a dikti: “Orada dikilip beni izlemeye devam mı edeceksin? Yoksa gerçekten bir şey yapacak mısın?” Ragnar (soğuk bir tebessümle): “Düşmanına her zaman temkinli yaklaşmalı.” Selene (hırsla): “Sen burada olduğun sürece kendimi güvende hissetmeyeceğim. Git buradan.” Ragnar birkaç saniye sessiz kaldı, ardından omuz silkip uzaklaştı.

Ragnar, yiyecek ararken bir mağaraya rastladı. İçeriye doğru birkaç adım attığında, loş ışığın içinde derinliklere uzanan karanlığı gördü. Mağara belki de onların barınağı olacaktı. Ama Ragnar’ın zihninde başka bir şey vardı: Selene’nin kolyesi… ve kendi boynunda sakladığı aynı sembol.

Aklında bir düşünce belirdi

Hala saklıyor...

“Hâlâ saklıyor… Benim ona verdiğim kolye. Küçükken… Ona gülerek taktığım o anı hâlâ hatırlıyor muyum? Hayır! O artık düşman. Asla ona tekrar merhamet göstermeyeceğim.” Gözleri kısa süreliğine nemlendi ama hızla sildi. Sonra mağaranın derinliklerine doğru yürüdü. Duvarlarda çeşit çeşit resimler vardı: insan figürleri, hayvanlar, garip semboller. Hiçbirine anlam veremedi. Yine de burası barınak olabilirdi. Biraz soğuktu, ama ateş yakarsa geceyi geçirebilirlerdi.Tam kararını vermeye çalışırken dışarıdan bir çığlık sesi geldi. Ragnar irkildi. Mağaranın yerini aklında tutmaya çalışarak hızla sesin geldiği yöne koştu. --- Çığlık Selene’ye aitti. Yerde oturmuş, ayağını tutuyordu. Ragnar bir an tereddüt etti; gidip gitmemekte kararsız kaldı. Ama adımları onu istemsizce Selene’ye yaklaştırdı. Selene başını kaldırıp Ragnar’ı görünce geri çekildi. Selene (sert, gizlemeye çalışarak): “Ne oldu? Neden geldin?” Ragnar: “Çığlık duydum. O yüzden.” Selene bakışlarını kaçırdı.Selene :“Bir şey yok. Gidebilirsin.” Ragnar omzunu silkerek yanına çömeldi. Ragnar: “Mağara buldum. İçerisi serin ama ateş yakabiliriz. İstersen geceyi orada geçiririz.” Selene hemen karşılık verdi:Selene: “Gerek yok. Ben burada kalırım.” Ayağa kalkmaya çalıştı ama ayağının daha da şiştiğini fark eden Ragnar, bunu gizlememeye başladı. Selene büyük bir dalı baston gibi kullanarak kumsala doğru yürümeye koyuldu. Ragnar ise arkasından sessizce takip etti. ---Selene düşürdüğü hindistan cevizlerini eline aldı, ama defalarca denemesine rağmen kıramadı. Ragnar yaklaşıp cevizlerden birini elinden aldı, sert bir şekilde taşa vurdu. Kabuğu çatlayıp açıldı. Hindistan cevizini Selene’ye uzattı. Selene (inatla): “Gerek yok. Sende kalsın.” Ragnar gülümsedi, ikinci bir hindistan cevizini alıp aynı şekilde kırdı. Bu kez parçayı Selene’nin önüne koydu. Selene göz ucuyla baktı, sessizce aldı.Sonunda Selene yere oturdu. Selene: “Burada kalacağım.” Ragnar, kollarını kavuşturdu.Ragnar: “Ateş yakabilir misin?” Selene (alayla): “Sence?” Birkaç dakika sonra kuru dallar çıtırdayarak alev aldı. Karanlığı portakal rengi bir ışık doldurdu. İkisi de ateşin başında sessizce oturdular. Dalgaların sesi, kıvılcımların çıtırtısına karışıyordu. Her ikisi de kendi düşüncelerine gömülmüş, ama birbirlerinin varlığını fazlasıyla hissederek…

BÖLÜM SONU FOTOĞRAFI

Bölüm sonu

6 yorum