15 yasinda gelin geldigim bu ev acılarımın başlangıcı olacağını kim bilebilirdi ki oysaki yaşıtlarım görücü uslu evlenirken ben sevdiğim adamla evlenmiştim onun beni bu hayattta herkesten koruyabilecegini düşünürken annesinden koruyamaycagini bilememişim , herkes gibi yanılmıştım belkide aşk gözümü kör etmisti . Ailem istememisti oraya gelin gitmemi bir tek nenem destek çıkmıştı bana her zaman koruduğu gibi yine korumuştu , dedim ya bu dünyadaki çilem ancak ölünce biterdi .
Kız Ayşe kalk sofrayı hazırla baban oduna gidecek !
Tamam ana
Sabahları erkenden kalkıp sofrayı kurardım . Sabah dedime bakmayın gün yeni aydınlanmaya başlamıştı bile güneşin ilk ışıklarını sobaya odun almak için çıktığım evimizin bahçesinden görünürürdüm. Karşı dağın arkasından yavaşça yukarıya doğru çıkardı. Elime aldığım bir kac odun ve çırpı ile ev girip sobayı yakardım.
Kahvaltı için peynir , zeytin ve birde olmazsa olmaz kuymak yapardı annem mis gibi kokardı. Sofrayı hazırladıktan sonra babamın gelmesini beklerdik. Saygıdan ve korkudan günaydın bile diyemezdik baba, kahvaltıdan sonra sofrayı kaldırıp hayvanların hizmetini yapmak için ahıra inerdik annemle , birimiz altlarını atardı , diğeri ise inekleri sagardi. Babamsa odun yapıp satmak için ormana giderdi . Hayvanların otlatmak için dışarıya çıkarır onları beklerdik . Saatlerce az bir şeyden huylansalar sağ sola kaçarlardı. İşte bu en kötüsüydü sıcakta arkalarından koşup duruman gerekirdi . Koşarken yere düşsende tekrar kalkıp peşlerinine koşarsın öğlen sıcağı hayvanlar olamaz bu sayede tekrar eve giderdim eve geldiğimde hayvanları yerine bağlayıp eve geldiğimde ise anam evde suyun olmadığını söyleyip dinlenmeden suyun başına giderdik bidonlarla yorgunluktan bitap düşmüş bir halde eve doğru yürüyordum . Komşulardan uzaktı evlerimiz ama seslensek sesimize cevap verebilecek kadar yakındı yolumuzu uzun olduğundan biraz dinlenmek için durup yolun kenarında oturdum biraz yanımda yeni olmaya başlamış böğürtlenden alıp yoluma devam ettim . Eve geldiğimde suları bir kenara bırakıp akşam yemeğini hazırlamaya başladık anamla sofrayı kurup babamın gelmesini beklemeye başladık babamda yorgun bir halde eve gelmisti . Sattığı odunların parasından eve erzak almış onları anneme doğru uzatmıştı . Çok beklemeden sofraya oturup yemek yemeğe başladık annem bir kac kaşık corba içip sofradan kalkmaya çalışsada babam sinirli bakmasiyla yerine oturması bir olmuştu biraz daha söylenip yemeğine devam etti. Babama kimse soramazdi çalıştığı parayı ne yaptığın diye ama biliyorduk parayı her zamanki gibi kumarda harcamisti . Ne beklenirdiki böyle birinde karısına sevgiyle bakmayan evlatlarını severmiydi belkide ben böyle düşünüyorum ama degil babam çok sert ve katı kuralları olan biriydi . Arkadaşlarım okula giderken ben sadece arkalarından bakmakla yetiniyordum babama okul konusunu açsam mutlaka terslerdi .
Baba !
Ne oldu yine söyle
Baba Arkadaşlarım okula gidiyo bende gitsem olur mu ?
Ya sabır! Okul mokul yok evde otur Ana yardım et seni okula verinde kocaya tez kaç dimi okul yok o kadar
Daha cevap veremeden anam gözümün içine bakmıştım sus artık dayak yiyeceksin der gibi el mahkum susmuş oturmustum yerimde sesimi çıkarmadan babam gidince babaannem yanıma gelip üzülme ben konuşurum komşumun kızıyla öğrendiklerini sanada anlatır o an çok mutlu olmuştum babaannem oğluna rağmen bana yardım ediyordu .
Bizi de okutmadi babalarımız eski kafalı işte kızım o da babasından ne öğrendiyse yapiyo iyi mi kötü mü yapıyorum diye soran yok sen üzülme ben sana yardım edeceğim merak etme



