Alya'dan...
Özel Livali Koleji'nin büyük öğrenci konseyi odasında, sessizlik hâkimdi. Göz kamaştıran yapay ışıklardan süzülen parıltılar, masanın çevresinde oturan diğer konsey üyelerinin yüzlerini aydınlatıyordu. Okulun en prestijli topluluğu olan öğrenci konseyi, yeni dönemin ilk toplantısı için bir araya gelmişti. Masanın başında, liderlik duruşumla diğer üyelerin bakışlarını üzerimde topluyordum.
"Bu yıl bizim için sıradan bir yıl olmayacak," dedim sakin ama otoriter bir ses tonuyla. "Öğrenci konseyi üyeleri olarak Özel Livali Koleji'ni zirvede tutmak bizim sorumluluğumuz. Her birinizden bu beklenti doğrultusunda hareket etmenizi bekliyorum."
Masadaki herkes sessizce beni dinliyordu. Ancak bu sessizliği bozan, masanın diğer ucunda oturan Karan oldu. Kendine güvenen bir gülümsemeyle, sandalyeye yaslanarak konuştu.
"Her zamanki gibi kararlı bir konuşma, Alya," dedi alaycı bir tonla. "Ama sence de biraz fazla mükemmeliyetçi değil misin? Belki de herkes senin gibi okulda herkes tarafından alkışlanan ama bir yandan da ezikleri zorbalayan biri olmak istemiyordur."
Odadaki hava bir anda gerilmişti. Neva, kuzenim, bu gerilimi fark etmişti ve sanki bu gerilimden çok memnunmuş gibi gülümsedi. "Yapma Karan, Alya'nın kitabında o taraflar yazmaz."
Kuzenimin tıpkı kendisi gibi bu salakça yorumunu umursamayarak göz devirdim. Daha sonra Karan'a döndüm. "Bunu diyen kişi okulda sadece obez olduğu gerekçesiyle spor salonunda çocukları dövüyor ama?"
Karan'a bugünlerde özel duygular beslemeye başlamıştım ama nasıl oluyorsa her zaman bir anda bütün hislerimi mahvetmeyi beceriyordu. Karan bu dediklerime karşı sakinliğini bozmadı. "Sana tek bir şey söyleyeceğim, Alya. Bana karşı olan hislerini bu dönem unut, çünkü seni yıkmaya geleceğim."
Bir süre sonra...
Toplantı devam ederken yeni dönemde uygulanacak kuralları ve etkinlik planlarını detaylandırmaya başladım. Selin, başkan yardımcısı olarak notlarını dikkatle alıyordu. Yanında oturan biricik sevgilisi Tarık, masadaki gerilimden sıkılmış gibi görünüyordu ama Selin'i desteklemek için sessizce duruyordu.
Masada yer alan üyelerden Yelda, sözlerimi dikkatle dinliyor gibi görünüyordu ama emin değildim. Çünkü bu aralar gerek davranışları, gerekse hâl ve hareketleri beni kıskandığını düşünmeme sebebiyet veriyordu.
Toplantı sona erdiğinde, son bir kez masadakilere dönerek konuştum. "Bu yıl, yalnızca başarılarımızla değil, disiplinimizle de konuşulacağız. Herkesin bu beklentiyi karşılacağından yüzde yüz eminim."
Konsey üyeleri odayı terk ederken, Asmin nedense kapıda birini bekliyor gibi görünüyordu. Elinde taşıdığı dosyalar ve kitaplarla dikkatimi çekti.
"Ne yapıyorsun burada? Birini mi bekliyorsun?" diye sordum göz ucuyla ona bakarak.
"Y-Yelda Hanım dedi ki Alya'nın yanına git, bir işi varsa onu karşıla." dedi Asmin, sesi titrek ve çekingen bir tondaydı. Tam da ondan beklendiği gibi...
Dosyalara göz attıktan sonra başımı salladım. "İyi. Bunları odaya bırak, sonra da kızlar tuvaletine gel."
Asmin beklemediğim bir hızla kızlar tuvaletine geldi. Sonrasında sanki ne yapacağımı biliyor gibi yüzünü eğdi. Onun bu hâli gülümsememe neden oldu. "Alışmışsın, aferin sana." dedim yavaşça saçlarını okşayarak. Sonrasında o pis saçlarını çekerek kendisini duvara yapıştırdım ve diğer okulun popüler kızlarıyla ona tekme atmaya başladık. Kahkaha atmaya başlayarak telefonumla onun yerde kıvranmasını videoya aldım ve bütün okula gönderdim.
Neva'dan...
Toplantının ardından Özel Livali Koleji'nin geniş ve görkemli bahçesi, öğrencilerle dolmuştu. Alya, sahneye çıkarak öğrencilere kısa bir konuşma yaptı. Sahne arkasında, Karan ve ben onun konuşmasını izliyorduk.
"Bu kadar salak olmayı nasıl başarabiliyor?" diye sordum gözlerimi Alya'dan ayırmadan. Bu aralar Karan'a fena hâlde sulanıyordum ve şu an aslında onunla konuşma başlatmak için bunu söylemiştim.
Karan omuz silkti. "Salak ama taç taşımadığını söyleyemeyiz. Ama onun tacı camdan Neva, her an kırılabilir yani." Başımı çevirip bana karşı boş olmadığını düşündüğüm bakışlarını inceledim. "O tacı kıracak kişi sen misin?"
Karan gülümseyerek geriye adımlarını attı. "Bilmem. Belki biri kırmadan kendisi kırar tacını."
Karan bu dediklerinden sonra sahne arkasını terk etti. Ben de şimdi sahneye çıkan dayım, Muhammed Livali'yi izlemeye koyuldum.
"Sevgili öğrenciler," dedi dayım Muhammed Livali, derin ve etkileyici bir sesle. "Özel Livali Koleji, yalnızca bir okul değil, aynı zamanda geleceğin liderlerini şekillendiren bir yuvadır. Burada geçireceğiniz her gün, sizleri daha iyi, daha donanımlı bireyler hâline getirnek için planlanmıştır."
Kısa bir duraklamadan sonra, gözlerini öğrencilerin üzerinde gezdirdi. "Ancak, buranın bir ayrıcalık olduğunu unutmamalısınız. Bu ayrıcalığı korumak ve hak etmek için disiplin, çalışkanlık ve saygıdan ödün vermemelisiniz. Bu yıl, daha önce görmediğiniz bir başarı seviyesine ulaşmayı hedefliyoruz. Her biriniz bu hedef doğrultusunda katkıda bulunacağına inanıyorum."
Dayımın gözleri, ön sırada duran Alya'ya kaydı. Hafif bir gülümsemeyle ekledi: "Ve elbette, bu hedeflere ulaşmamızda öğrenci konseyi, özellikle de başkanımız Alya Livali'nin liderliği büyük bir rol oynayacak. Alya, sana güveniyoruz."
Alya, babasının bu sözleriyle göğsünü gururla kabarttı. Ancak kalabalığın arkasında, Karan'ın alaycı bir şekilde kaşlarını kaldırıp gülümsediğini fark etti. Dayım konuşmasını tamamladığında, öğrenciler alkışlarla karşılık verdi.