Saat 06.00 yani sabah olmuştu. 14.00 zoraki evliliğim vardı. Yataktan kalktım ve kulaklığıma uzandım. Telefonuma bağladıktan sonra Mavi Gri- Aklımı Kaçırdım açtım. Şarkı çalarken yatağı yapıyordum. Şarkılar bana enerji veriyordu. Yatağı yaptıktan sonra havaya baktım güneşliydi. Üstüme kısa kollu, biraz uzun, yeşil tonunda bir t-shirt giydim, altıma koyu yeşil tonunda paraşüt pantalon giydim. Makyaj masama doğru gittim hafif bir makyaj yaptım. Bu güzel kombini daha sonra gelinlikle değişecektim. Kapıyı açıp alt kata indim. Sağ odaya girdiğimde sadece annem vardı. "Abim nerede?" babamı sormamıştım çünkü umrumda bile değildi. "Babanla birlikte şirkete gitti." dedi. Sandalyeyi çekip oturdum. Biraz olsada bir şeyler yedikten sonra masadan kalkıp tuvalete gittim. Ellerimi yıkadıktan sonra odama gidip çantamı hazırladım. Birazdan kuaföre gidecektik. Pencerenin kenarına geçip Açelya Çiçeği'ne baktım. Düğün çiçeğimin Açelya Çiçeği olmasını istemiştim. Çiçeğe bakarken dalmış olmalıyımki telefonumun çaldığını daha sonra fark ettim. Kumsal'ım arıyordu. Kumsal: - Günoooooooo bebikim. Nasılsın? - Sanada günaydın ballikom. Zoraki evliliğim için kuaföre gidicem. Kendini camdan aşşağıya atmamak için zor duruyorum. -Ay sakın ha atma valla ben kalpten giderim. Tövbe neyse düğünde yanında olucam hiç merak etme. Aha benim daha saçımı yapıp, giyinip, makyajımı yapıp, çantamı hazırlamam gerekiyor çok işim var çok hadi ben kapattımm. Baayyyy - Bayy Arama bitmişti. Son kez pencerenin kenarının yanına gidip Açelya Çiçeği'nden şans diledim. Kuaför bana nasıl bir saç istediğimi sordu. Benim saçlarım orta boyda, hafif dalgalı, kahve renginde saçlardı. Topuz bana çok yakışıyordu bu yüzden arkadan topuz yaptırdım ve öndeki perçemlerimi düzleştirmesini istedim. Çok hoş bir saç olmuştu. Aynada kendime bakarken buz mavisi gözlerime hayran kalmıştım. Ben şimdi o gelinliğin içinde nasıl durucaktım ya boğularak ölürsem? Kesinlikle o gelinliği bir katil tasarladı. Eve döndüğümüzde bile annemle konuşmamıştım. Neyse şuanki konumuz ben o gelinliği nasıl giyecektim, nasıl içinde duracaktım? Zayıf biri olmama rağmen dıştan sıkmıyormuş gibi dursada içten çok fena sıkıyordu. Dua ede ede giydim. BOĞULUYORUM İMDAT! Bune yarabbi ölüyorum resmen. Düğün değil cenazem. Aynada kendime bakınca minik bir tebessüm belirdi yüzümde, neden belirmişti bilmiyordum. Saat 13.00 çıkıp düğün yerine gitmem gerekiyordu. Çantam zaten hazırdı telefonumu alıp odamdan çıktım. Gelinliği kirletmeden, saçımı bozmadan düğün alanına ulaşmalıydım. Sanki Survivor'dayım. Annemle kısa bir bakıştıktan sonra evden çıkıp arabaya bindik. Yolda hiç annemle konuşmadım belki ben cesaret edemedim belki o. Bu gün güzel olan şeyler gökyüzü, abim ve ben ha birde Kumsal'ım. Düğün alanına gelmiştik, içimden besmele çekerek hareket ediyordum. Kumsal beni bekliyordu. Onu gördüğümde yanına gidip sarıldım. Her zaman, her ihtiyaç duyduğumda yanımda olan insanlardan biriydi. Diğeri zaten abimdi başka kimse yoktu. "Güzele bakmak sevaptır derler. Şuan ne kadar sevap kazandım acaba bebikim?" dediğinde güldüm. "Acaba ben ne kadar sevap kazandım ballikom? Çok hoşsun." dediğimde Kumsal da güldü. Abimi görünce gülümsedim. Çok güzel bir takım giymişti. Takımın içinde daha da yakışıklı olmuştu. Minik bir nikah tekrarı yapacaktık. Nikah masasında Kaan'ı gördüm. En son 2 hafta önceki nikahta görmüştüm. Damatlığın içinde dahada bir yakışıklı olmuştu. Nikah masasına doğru yol aldım. Abim arkadan "Tu es très belle(çok güzelsin)" dediğini duydum. Bazen insanların ne konuştuğumuzu anlamamasını isteyince Fransızca konuşuyorduk. Hafif bir tebessümle ona döndüm. "Tu es aussi très beau(sende çok yakışıklısın)" dedim. İkimizinde Fransızca'sı iyiydi. Nikah masasına gelince sandalyeyi çekip oturdum. Benim şahidim Kumsal'dı. Kaan'ın şahitliğinde bir erkek oturuyordu. Kim olduğunu bilmiyordum. Kaan'a bakamıyordum çünkü utanıyordum. Zoraki evleniyorduk sonuçta nasıl konuşacağımı dahi bilmiyordum. Misafirler yerlerine geçmeye başlamıştı. Nikah şahidi de gelmişti. Düğün artık başlıyordu. "Adınızı ve soyadınızı alabilir miyim?" diye sordu nikah şahidi. "Açelya Veran" dedim. "Baba adı?" diye sordu. "Eşref" dedim. "Sizin adınız ve soyadınızı alabilir miyim ? " diye sordu Kaan'a. "Kaan Arsoy" dedi. "Baba adı? "." Şenol" dedi. Nikah şahidi bana dönerek "Siz Eşref kızı Açelya Veran, Şenol oğlu Kaan Arsoy'u eşiniz olarak kabul ediyor musunuz? ". Biraz durakladım " Evet" dedim ciddi ve kalın bir ses tonuyla. Benim hayatım zorakiydi bunu burdan çok iyi anlamıştım. Nikah şahidi Kaan'a dönerek "Siz Şenol oğlu Kaan Arsoy, Eşref kızı Açelya Veran'ı eşiniz olarak kabul ediyor musunuz? " O an Kaan'ın bana baktığını hissettim ama ben bakamadım. "Evet" dedi ciddi bir ses tonuyla. "Şahitler kabul ediyor mu? " diye sordu nikah şahidi. İkiside evet dedi ama ben masadaki Açelya Çiçeği'ne odaklıydım. O çiçeğin hayatı beyazdı, benimkisi ise siyahtı. "Bana verilen yetkiye dayanarak sizi karı koca ilan ediyorum. " dedi. Evlilik cüzdanını imzaladık. Sonra herkeste bir mutluluk vardı fakat ben ne olduğunu bile kavrayamamıştım. Müzik sesleri yükseldi ve insanlar dans etmeye başladı. Kaan'ın bakışları üstümdeydi. Bense Açelya Çiçeği'ne bakıyordum şuan tek odağım oydu. Abim geldi ve şahitlerin yerine oturdu. Kumsal ve o çocuk nereye gitmişti onu bile fark etmemiştim. "O çiçeğe bakmaya devam edersen çöpe atacağım." dedi. Klasik abi lafları. "O çiçeğe elle asıl ben seni çöpe atarım ayrıca şuan neden yanımdasın? Kumsal nerede? Ve ben bu gelinlikle boğuluyorum birazdan ölürsem şaşma." dedim. Biraz fazla gergindim sanki. "1. Sorunun cevabı abin olduğum için, 2. Sorunun cevabı annesinin yanına gitti gelir şimdi yanına ve gelinlikle boğuluyorsan ben napıyım?" dedi alaylı bir ses tonuyla. Allah'ım sabır ver. "Şuan şakanın sırası değil. Sinirim bozuk uğraşma benle hiç utanmam seni burda döverim." dedim. Aşırı sinirim bozuktu. Arkadan Sezen Aksu-Rakkas çalıyordu. "Biraz relax mı olsan abicim. Şuan boks yapasın var bende farkındayım ama ortam öyle bir ortam ki yapman imkansız." dedi. Evet boks yapasım vardı. "J'ai tellement honte et je suis en colère que je ne peux même pas parler à l'homme à côté de moi.(Yanımdaki adamla konuşamayacak kadar utanıyorum ve sinirliyim) " dedim. Abim Kaan'a baktı. Kaan bizim ne konuştuğumuzu algılamaya çalışıyordu sanırım. "Ne t'inquiète pas de parler, sois juste heureux.(Boşver sen konuşmayı felan mutlu ol) Si tu n’es pas un peu plus heureux, je vais te battre.(Biraz daha mutlu olmazsan seni ben döveceğim) dedi Fransız aksanıyla. Sesli bir şekilde güldüm. "He şöyle. Seni güldürmek bu kadar kolay." dedi. "Hadi ben gidiyorum. Buarada istediğin zaman düğünü terk edebilirsin zaten misafirler eve dönüyorlar. Aileler size arkadaki otelden bir oda tutmuş oraya gideceksiniz. Hadi görüşürüz." dedi ve gitti. Kaan ve ben hala nikah masasında oturuyorduk. Çantamı açıp telefonumu çıkardım. Kumsal bana mesaj atmıştı. "Annem sağolsun eve döndük. Özür dilerim yanında olamadım. Kızgın değilsin dimi bir şey olduysa lütfen söyle. Gerçekten çok özür dilerim bebikim." yazıyordu. "Sorun değil. Zaten bende şimdi dönüş yoluna çıkacağım görüşürüz ballikom." yazıp telefonu kapattım. Artık evliydim.
Bölüm 2
2. Bölüm: Zoraki Evlilik
Bölüm sonu
6 yorum
MÜKEMMEELL
1YanıtMÜKEMMEELL
MÜKEMMEELL
Mükemmellllll💐💐💐
1YanıtMükemmellllll💐💐💐
Mükemmellllll💐💐💐

