X,Y 06/03/2022
14 yaşındayken dünyaya geldim.
Daha doğrusu hayatta olduğumu hissetmemi sağlayan ilk cinayetimi o zaman işlemiştim, garipti ama ilk kez böyle hissediyordum.
Aslında, amacım öldürmek değildi. Sadece silahın sesini merak etmiştim ve bu merakımı arkadaşım Victor'a söyleyince korkaklık etmememi söyleyip kendince beni cesaretlendirdi, fakat beni aşağıladığının farkında olduğunu sanmıyorum,bende yaptım.
Nereden bilebilirdi ki hedefimin karşıdaki geyik değil de kendisi olduğunu? O arkasını dönmüş benim geyiği vuracağım anı beklerken sırtındaki kusursuz delik gözler önüne serilmişti.
Mükemmel manzaram.Muhtemelen şokun etkisinden ses bile çıkaramamıştı canım arkadaşım.
Ben muhteşem manzaramı ve süzülen yakut renkli kanı izlerken Victor'un birkaç balta darbesiyle yere devrilen bir ağaç gibi yere kapaklandığı ana kadar, suratımın ekşidiğine yemin edebilirim. Kanın o yoğun kokusu beni etkisi altına almışken çantamdaki boş şişeyi çıkarıp ayaklandım. Biraz çabalamama rağmen yüzüstü devrilen birinden kan alamayacağıma kanaat getirerek depoya dönüp babamın küçük ama en ince işlerde kullanmak için kenarda tuttuğu favori testeremi alıp, Victor'un kolunu biraz deşerek yaklaşık yarım şişe kan doldurmuştum.
Galiba korkak olmadığımı anlamıştır.
Gitmeden önce kendime bir hediye alsam en kötü ne olabilirdi ki? -mezara bir gözü eksik giderdi-
Ahh o mavi gözleri... Dürüst olayım hep kıskanmışımdır, artık sol gözü benim. Umarım geyik arkadaşım yemeğindeki bu küçük eksikliği mazur görür ve bana kızmaz, afiyet olsun :)
Gözü nereye koyacağımı çok düşünmedim,vakit kaybetmeyi sevmem. O an için kan dolu şişenin içine attım ve testereyi yerine koyup eve dönmeye başladım.
Komşulardan korkmuyordum çünkü babam zeki adamdı, silahın ağzına susturucu takmıştı.
Artık huzurluydum ve adlandıramadığım bir rehavet içindeydim. Annem ve babam sıklıkla Bodrum'a iner, onlar indikten dakikalar sonra kısmen adlandıramadığım çığlıkların ardı arkası kesilmezdi. Aşağıda kaldıkları süre çok değişken olurdu ve bu yüzden bazı akşam yemeklerini o büyük masada küçücük halimle geçirmiştim.
Geri geldiklerinde ise sakin ve huzur dolu yüzleriyle etrafa bakar, sinir krizi geçirmez ve kavga etmezlerdi, ve bu hallerine asla anlam veremedim.
Victor'u öldürene dek.
Ne yaptığımı biliyordum, o yaşta biri genelde ölümü kavrayamaz derler fakat ben küçüklüğümden beri ölümle iç içeydim. Alışkındım.
Annemlere bunu asla söylemedim, onlarda bilmedi,huzurlu hayatlarına devam ettiler.
Ta ki onların huzurlu yüzlerini görmeye dayanamadığım ana dek.
16 yaşındaydım.
Onların işini huzur buldukları yerde bitirdim.
Tabii, o acı ve çığlık seslerine dayanamayacağımı bildiğimden en başta ağızlarına bez tıkamıştım.
Daha öncesinde depoya girmemekle kesinlikle büyük hata yapmışım, o ana kadar duyduğum acı dolu çığlıkların bulunduğu tüm videoları kaybetmişlerdi. Günlerce onlara farkettirmeden hepsini izledim ve onlara aynılarını yaptım, pişman mıyım? Kesinlikle hayır.
Hediyelerimi unutmadım tabii ki. Annemin sol kulağının arkasına sıkıştırılmış sarı renkli kusursuz saç örgüsünü ve babamın bana söylediği kadarıyla yıllar önce ağaç budarken kopmuş olan sol işaret parmağı. Harika.
Hediyelerime hep sahip çıkarım.
Sonrasında bu iki et yığınını ortadan kaldırmam gerekmişti, başta yesem mi diye düşünmedim değil, hayır daha o kadar ileri gitmedim.Babam ve annem önceki komşunun deposunu da kullanabilmek için iki depo arasını yaklaşık 1 yıl uğraşarak küçük bir tünelle birbirine bağlamışlardı, kendi mezarları olacağının farkında değillerdi. Oraya en son gittiğimde bir fare kolonisi vardı, afiyet olsun.
İlk cinayetim ve 2. (aynı zamanda 3.) cinayetim arasında 2 yıl beklemek gayet uzun ve saçma bir süre, biliyorum. Fakat ben o 2 yıl içinde annem ve babamı, insanları gayet dikkatli inceledim ve tabii kendimde o özgüveni bulmam gerekliydi.
Öyle ki 2 yıllık özgüven kazanımı sanırım bana ömrümün sonuna kadar yetecek, hoş.Onları temiz bir şekilde yolumdan çekmek özgüvenimi de katladı tabii.
Onları kaybettiğimde* 8. Sınıftım. Ortaokulu dereceyle bitirdikten sonra Texas'ta iyi bir lise kazandım. En işlek şehirlerden biri.
4 yıl lisenin ardından 4 yıl da üniversitede İngilizce dil öğretmenliği okudum, iş imkanı her ülkede çok geniş bir bölüm olması da işime gelmedi değil. Sonraki iki yıl boyunca hem Amerikada seçtiğim eyaletleri ve diğer ülkeleri tanımak amaçlı 6 eyalet ve 18 farklı ülkeyi gezdim. Yorucuydu tabii, fakat edindiğim onca bilginin yanında yorgunluğum bir hiç kalır.
Daha sonrası için planım basit ve hazırdı :
Ülkelerin kültürlerini az buçuk öğrenmiştim ve her ülkede 2, en fazla 3 ay kalıp uzun yıllar yaşayacağım ülkeyi seçecektim. Çok da uzun sürmedi, gezi turumun 3. yılında istediğim ülkeyi çoktan bulmuştum 27 yaşımdaydım. Tek sorun yanımdaki, ölümünü sevdiğim kadındı.