Müzik sesi yüzümü buruşturmama sebep olurken abimi arıyordum. Şu saçma partiye gelmemin tek nedeni o ve arkadaşlarıydı. Şu anda da hiçbirini göremiyordum. Sinirle nefes verip elimdeki kadehi bitirdim.
Bir ev partisindeydik. Okulun son sınıfları ve başka okullardan tanımadığım öğrenciler vardı. Kimseyle konuşma, tanışma havamda olmadığım için kenardaki bar taburesine oturup başka bir içkiyi yavaş yavaş yudumladım.
"Selam!"
"Merhaba." Önümde durup görüşümü tamamen kapatan sarışın çocuğa göz devirmemek için zor duruyordum. Ne diye tam önümde duruyordu ki?
"Daha önce hiç görmedim seni. Bizim kolejde değilsin galiba."
"Bulut'tayım."
"Anladım. Sıkıldın mı, eğlenmemizi sağlayacak bir şeyler yapabiliriz."
Kaşlarım çatıldı, eğlenmemizi sağlayacak o şeyleri hiç ama hiç istemiyordum. "Almayayım ben. İyi şanslar." Diyerek yanından ayrıldım.
Midemin bulantısı dayanılmaz bir hal alırken kendimi gördüğüm ilk odaya attım. Bir kızı yüzünü göremediğim bir çocuğun kucağında otururken basmama rağmen bunun için özür dileyemeyip ebeveyn banyosuna doğru hızlıca adımladım. Tuvalete doğru eğilip içkileri tekrar çıkartırken göz yaşlarım akıyordu.
O sırada biri saçlarımdan tuttu. İçkiler bittiğinde nide bulantım da kesilmiş gibiydi. Lavaboya tutunarak ayağa kalktığımda tutan kişi saçlarımı bıraktı. Faslasıyla halsiz hissetmeme rağmen ağzımı çalkalayıp tükürdüm. Başım döndüğünde zorlukla lavaboya tutunmuştum, aynı zamanda biri de belimden yakalamıştı.
"Neyin var?" Bir müddet kendime gelmeyi bekleyip aynadan kim olduğuna baktım. Batu, abimin düşmanı olan.
"İçkilerde galiba bira vardı, bana fazlasıyla dokunuyor." Kafa salladı, rahatlamış gibi gözüküyordu. Sifona basıp kapağı kapattıktan sonra beni yavaşça oraya oturttu.
"Bir şey ister misin?" Başımı ovalayıp gözlerimi açtım, olumsuz bir mırıltı çıkarıp onu inceledim. Yüzündeki kırmızı ruj izlerine bakılacak olursa az önce kucağında kız olan çocuk Batu'ydu.
"Abin nerede?"
"Bilmiyorum." Başımı yorgunlukla lavaboya yasladım. Midem hâlâ hafif hafif bulanıyordu.
"Sikeyim ben onu. Seni nasıl yalnız bırakabilir burada?" Kendi kendine mırıldandıktan sonra bir müddet sessizce bekledi.
Daha iyi olduğumu hissettiğimde saçlarımı rastgele bir topuz yaptım. Beni izlediğini hissetsem de bir şey yapmıyordum. "Adın neydi senin?"
"Ahu." Gülümsedi. Bakışlarımı ondan çektim.
"Nasıl hissediyorsun?"
"Daha iyiyim." Sonra çekinerek O'na baktım. Bir şey isteyeceğimi anlamış gibi duruşunu dikleştirdi. "Bu olayı abime söyleme lütfen."
"Onu nereden çıkardın? Aramızda." Kafa salladım. "Bana iyi olduğunu haber ver. İnstagramdan yaz."
"Niye?"
"Merak ederim."
"Tamam, sağ ol. Ben artık gideyim."
Hızla yanından ayrıldım. Bahçeye çıktığımda abimi de görmüştüm. Rahat bir şekilde eve gidebilirdim.
