Selamlar bu arada texting olacağıda belliydi ama daha hemen texting yazmak istemedim ve sıkıcı bir başlangıçta ben kendimde sıkıldığımdan hızlı bir giriş yaptım.
Yorum atmayı unutmayın lütfen.İyi okumalar.
Hâlâ mesajıma cevap yoktu. Beni aldatan birine karşı , her şeye rağmen şefkat duyabileceğimi mi düşünüyordu.Altay abinin gözünde şuan tam bir gurursuzdum. Aldatılmış ama yinede ihanete uğradığı erkekten vazgeçemeyen gurursuz bir kadındım.
Bu düşünce beni sinirlendirmek için yeterliydi. Bir mesajıma baksa utana sıkıla diyecektim seni bu işe bulaştırdığım için sordum abi diyecektim. Ama yok mesaj yoktu.
Kafamda susturamadığım düşünceler vardı. Hepside Altay abinin düşündüğü muhtemel düşüncelerdi. Bana içinden ne diyordu acaba .Boran'ın kardeşi , abisinin aksine tam bir gurursuz mu diyordu ki?
Daha fazla dayanamadım bu düşüncelere. Evet ben ve benim zayıf noktam gururum , sözlerim . Gururum ve verdiğim sözler benim ince çizgimdi. Belki erkek değildim ama yiğit olmak için erkek olmaya gerek varmıydıki.
Üstüme bu kez vestiyerde montumu alıp giydim. Şimdi ne mi yapıyordum ? Evi bizim eve 7-8 dakikalık uzaklıkta olan Altay abiye gidiyordum. Belki abarttım. Ama dayanamadım. Ha birde mesajlara bakmayışı beni dahada sinirlendirmişti.
Ayrıca onu bu Serkana bulaştıran dolaylı yoldan bendim kavga ettmişmiydi , ne olmuştu öğrenmeliydim. Ve özür dilemeliydim.Gurursuz olmadığımda o arada belli olurdu yani anlardı bence.
Yüzüme çarpan Ankara ayazı beni ürpertmişti. Ankaranın her bir kaldırım taşı benim çocukluğum , dünüm ,bugünüm... Ve belkide yarınım. Ankaralı olmayanlar , Ankarada yaşamayanlar anlamaz Ankara aşkını. Ankara sen neysen oydu. Ben şuan neysem Ankarada oydu. Hüzünlü olanlara yağmurlu , kasvetli Ankara ,aşıklara romantik bir ev. Düşüncelerimi sakinleştirmek hatta susturmak için Ankarayı düşünmeyi seçtim.
E işede yaramıştı. Ne de olsa Ankara'm.
***
Yol çabuk akmıştı. Ve şuan Altay abinin kapısının önündeydim. Derin bir nefes aldım. Diyeceklerimi kafamda otutturdum.Ve elimle zile bastım. Umarım uyumamıştı . Eğer uyuduysa ... neyse düşünmek istemiyorum bu ihtimali.
Kapının ardından bir kaç adım sesleri yükseldi ve kapıyı açtı. Uykudan uyanmışa benzer hali yoktu. " Beliz ne işin var bu saatte " kaşları çatılmıştı. E tabi bu satte alacaklı olanlar birinin kapısına dayanırdı bir tek.
Başımı indirdim ve konuştum. " Parka geri dönünce bir şeyler oldumu diye merak ettim ve..." cümlemi bitiremeden yüzüne baktım. Kaşı yarılmıştı ve dudağında ufak bir kan vardı."Altay abi bu ne "dedim elimle kaşını göstererek . Eli kaşına gitti . "Çok bir şey yok Beliz" dedi.
" Niye yara bandı takmadın abi " dedim. Gözleri gözlerime odaklanıp yutkundu." Çok önemli değil, sen bu saatte tek mi geldin buraya kadar ?" Sorusuna karşılık başımı salladım. "Abi özür dilerim Serkan yüzünden olmuş tahmin edebiliyorum " dedim.
"Serkan senide rahatsız ediyordu Beliz , kendini suçlama ve geldiğin gibi evine gidiyoruz bırakıyım seni " dedi." Bari yarana pansuman yapayım , kendimi mahcup hissediyorum" dedim. Bunları biz konuşurken ben evin dışında o ise içindeydi gece gece bu vakitte bir komşu çıksa bizi görse yanlış anlardı.
Tam itiraz edecek gibi olmuştuki onu dinlemeden kapıdan içeri geçtim o buyur etmemişti ama bunu önemsiyecek kadar önemli biri değildi. Sonuçta kaç yıldır bana soğuktu.
" Beliz , gerek yok " onu dinlemeden salonuna geçtim . İlk gelişim değildi ama ilk defa tek gelişimdi. " Çanta nerde , pansuman için" dedim . Oysa kabullenmiş salondaki koltuğa oturmuştu. " şuracıkta ikinci çekmece" dedi. Hemen dediği yerden gidip aldım ufak bir çantaydı. Ardından yanına geldim.
Onun boyu benden fazlasıyla uzundu o yüzden o oturuyorken bende ayayktaudım.
Çantadan batikon alıp bir pamuğa damlattım. Saçlarını bir elimle geriye alarak bir elimlede pamuğu nazik nazik dokundurdum. " Serkanı sorunca yanlış anladın abi " dedim. Pamuğu bir kenara koyup , yara bandı kestim ve nazikce yapıştırdım. " Senin iyi olup olmadığını merak ettiğimden sordum yani bi hışımla gidince o kalabalığın arasına " dedim. " Kendimi sana karşı kötü hissettim yani" diyede ekledim.
" Açıklamana gerek yoktu Beliz " dedi. Yani ben o kadar kötü hissedeyim kendimi. Gece gece geleyim e birde yanlış anlamasın diye Altay abiye açıklamaya yapayım o da gerek yoktu desin. Göz devirmemek için kendimi zar zor tuttum. Pansuman bitince bandı , pamuğu toplayıp , çantaya koydum.
" Beliz evine bırakayım seni " dedi . Başımla onaylayıp kapıya gittim. Hızla terliklerimi giydim. Altay abide ayakkabısını giymişti. " Bir daha ne olursa olsun ben dahil hiç kimsenin kapısına gece gece gitme Beliz .Özellikle tek başınaysan hiç gitme bu kişi bende olsam " dedi. Bir yandanda yan yana binadan çıkmıştık.
Ayaz iyice ortalığı dondurmuştu . Neyseki bu kez montumu giymiştim.Yan yana sesizce yürümeyi tercih ettik . Zaten şu son iki günde dört yılda konuştuğumuzdan fazla konuşmuştuk. Arada düşünüyordum neden bir anda bana abiliğini yapmayı bırakmıştı. Önceleri Boran abim neyse Altay abide oydu.
Zaten kendisi soğuktu eskisine bakarak ve ya ben yakın olmadığımdan bana öyle geliyordu. Bir ara durup saate bakmıştım saat gece iki buçuktu. Yarın sabah dersim olduğunu hatırlamamla yüzümü buruşturdum. Sabah umarım kalkabilirim diye geçirdim içimden.
Yol bitmişti. Altay abi bir şey demeden bana bakmış apartmana girmemle gitmişti.
***
Üstümdeki eteği düzelttim ve sonrada krem v yaka kazağımı. Şuan metroda derse yetişmeye çalışıyordum. Şansızlığım üzerimdeydi bugün . Çünkü ilk ders , derse geç kalırsam beni almıyacak , amfinin ortasında bana saydıracak bir hocaylaydı. Sabahda zaten geç kalkmış , makyaj yapmak için kahvaltımı feda etmiştim.
Duragın gelmesiyle metrodan koşar adımlarla indim. Saatime baktım. Adımlarımıysa iyice hızlandırmıştım. Telefonumu çantamdan hızla çıkardım ve Zeynebi aradım. " Alo, Zeyzey yer tuttun de mi" dedim. Zeyebin adı bence Zeyzeydi. Yıllardır arkadaşımdı aynı mahallede degildik ama yinede yakın oturuyorduk. Dershane ye beraber gitmiştik ve o dönem bir hocamız Zeynebe Zeyzey demiş ve adı öyle kalmıştı. " Tuttum tabi , ne sandın beni"
Güldüm telefonda konuşurken.
" Tamam Zeyzey geldim iki dakikaya oradayım." Telefonu kapatım hızla girdim kampüse. Koşarcasına gidip amfiyi buldum. Ve evet başarabilmiştim . Hocadan önce girmenin mutluluğuyla tebessüm ettim. Tebessüm ederkende sıkça nefes alıp vermiştim. Hızlı gelişim nefesimi kesmişti. Zeyzeyi görmemle adımlarımı o tarafa çevirdim. " Asolistimizde gelmiş" dediZeyzey. " Assolistler sonra gelir canım unuttun mu?" Dedim ve yerime oturdum.
Amfi kalabalıktı ama diğer derslerdeki kadarda değildi." Çıkınca hemen bir kahvaltı edelim" dedim " aGideriz , geçen okulun yanına yeni açılmış bir yer görmüştüm oraya gideriz hem" dedi. Ve hoca geldi.
***
" Kafam şişti " başımı salladım. " Benimki patlayacak gibi" dedim . Metronun gelmesiyle Zeyneple hemen bindik ve mekana doğru gitmeye başladık . İki durak sonra inmiş ve biraz türümüştük . Şuansa mekanın önündeydik. Dışardan şım görünüyordu. Hemen içeri geçtik ve cam kenarında bir masaya oturduk. " Makyajım için kahvaltı zevkimden vazgeçtim ve bu yüzden şuan çok çok açım " " Ne yiyelim şimdi" biraz düşündüm. " Börek yiiyelim ya şimdi sıcak sıcak çayla off çok güzel gider " dedim. " Olur o zaman börek yiyoruz" dedi Zeyzey.
Börekleri ve çaayları sipariş etmiş camdan dışarıya bakıyorduk arada. Bi anda telefonuma bildirim geldi. Telefonumu çantamdan alıp bildirime baktım. Annem mesaj atmıştı.
'Erken gelirmisin canım kızım'
Bu mesajda ki canım kızım beni şüphelendirmişti.
' Olur anne ama bir şey mi oldu ?'
"Beliz , Beliz acil dışarı bak acil !" Başımı kaldırıp önce Zeynebe sonra camdan dışarı baktım. Dışarda mahalleden Esra abla ve tanımadığımız bir adam vardı. Şaşırmıştım " Esra abla değil mi bu " dedim, Zeynebe döndüm " Ah Beliz ah evde kaldı diye dedikodusu yapılan Esra abla bile gelin olmuş gidiyor " dedi Zeynep. Güldüm . " Gelinlikle nikah dairesine gitmiyorlar Zeynep abartma " dedim gülerek.
Yanımıza gelen garsonla önümüze döndük. Böreklerimiz gelmişti. Enfes duruyorlardı. Telefonuma yeniden bildirim geldi. Annem mesaj atmıştı .
' Mukaddes ile Ayşe bize geliyor kızım , iki bir şey yapalım'