11.bölüm kısa olmuştu bu telafi olsun bakalım uzun bir bölüm sizinle canlar iyi okumalarrrr🖤🖤
##########################
Jax'in yüzü Hunter'ınkinden daha kötüydü. Hunter'ın kesikleri çok fark edilmese de Jax'inki kesinlikle farkedilebilecek seviyedeydi. Sol gözü maviydi ve kenarlarında biraz siyahlıklar vardı. Bir kan damarı patlamış, gözünün iç kısmında kızarıklığa neden olmuştu. Dudağı patlamış ve burnunda biraz şişlik vardı.
"Üç kişi üzerime atladı. Hunter iki kişiyle uğraşıyordu." dedi Jax. Geri önüne döndü. Gözlükleri gözündeki morluğu çok güzel bir şekilde saklıyordu.
"Yani? O senden daha iyi görünüyor. Onlardan kolayca kurtulabilirdim." dedim alayla.
Kahkahaları arabayı doldurdu.
"Daha düz yolda yürüyemiyorsun ve beş adamla başa çıkabileceğini mi düşünüyorsun? Komik." dedi Jax.
"Sonuçta abim senden daha iyi bir dövüşçü." diyip omuz silktim.
"Dediğimi duymadın mı?" Jax'ın aynadan doğruca bana baktığını hissettim. Bakıyor mu diye doğrulamak için aynaya baktım bakıyordu.
"Üç kişi ile uğraşıyordun, peki tamam." dedim.
Bana alaycı bir bakış attı ve dikkatini tekrardan yola verdi.
"Siz çocuklar bir gün olsun iyi geçinemez misiniz?" dedi Hunter. "Bugün okulun ilk günü ve buna sekiz ay daha katlanamayacağım."
"O zaman Jax'den kurtul."
"Benden kurtulmayı düşünmeden önce senden kurtulacak." diyip kıkırdadı.
Hunter sessiz kaldı. Uzandığım gibi ensesine bir tane geçirdim. "Ne abi ama."
/////////////////////////////////
Henüz Hunter'la hiç dersim yoktu ve çoktan öğle yemeği vakti gelmişti. Marissa'yla spor salonuna, Jax'le de İspanyolca dersine gitmiştim ki bir sonraki derste ispanyolcaydı.
Marissa'nın öğle yemeği sırasında yanında bir kızla beni beklediğini gördüm. Yanlarına doğru yürüdüm ve yanındaki kızı selamladım.
"Hunter'ı gördün mü?" diye sordum Marissa'ya.
"Evet az önce matematik dersinde beraberdik." dedi ve tepsisine biraz yemek aldı. "Öğle yemeğine inmeyeceğini söyledi. Sonra bir şeyler yermiş."
"Tamam, bize oturmak için yer bulmaya gidiyorum. Bana da bir tane muz alır mısın?" diyip ikisine de gülümsedim ve boş masa aramaya başladım.
Gözlerimi tüm masalarda gezdirdim belki bir tanıdık bulurum umuduyla. Gözlerim tüm kafeteryayı turlarken gözüme boş bir masa takıldı.
Herkese arkamı dönerek oturdum ve Marissa'ya mesaj attım nerede oturduğumla ilgili. Tam arkama bakacağım sırada bir çift el gözlerimi kapattı.
"Jax, sen olduğunu biliyorum." dedim sinir bozucu bir tonda.
İç çektiğini duydum. "Ben olduğumu nasıl anladın?" ellerini gözlerimden çekti ve yanıma oturdu.
"Bu yumuşak ve tatlı elleri nerede olsa tanırım." dedim şakayla.
"Ellerim yumuşak ve tatlı değil. Biraz saygı göster." dedi.
Kıkırdadım. Gözlerimi devirdim ve ona baktım. Para konusunu açmak için mükemmel bir zamandı. Umarım beni susturmaz.
"Ee" boğazımı temizledim. "Hunter bana tüm olayı anlattı."
Kafasi karışmış bir şekilde baktı. "Ne olayı?"
"Ricky olayı." dedim. Anladı be omuz silkti. "Paraya ihtiyacın olduğunu da söyledi."
"Evet, başka? Hallediyorum." dedi.
"Hallediyor musun? Kendini daha da bu bokun içine batıracaksın kendi yollarınla "halletmeye" çalışırken." diye isyan ettim.
"Lütfen, izin ver yardım edeyim." yalvardım.
"Abine çoktan hayır dedim, şimdi kapa konuyu." bana sert bir bakış attı.
"Ama-"
"Emma." diyerek sözümü kesti.
"Jax" dedim.
"Lütfen dur." bakışları ile yalvarıyordu.
"Neden sadece yardımımı kabul etmiyorsun?" diye sordum.
"Çünkü çoktan ona ödedim." dedi ve bir elini saçlarının arasından geçirdi.
"Nasıl?" O kadar parayı Ricky'e ödeme gibi bir imkanı olmadığını çok iyi biliyordum. Sanırım başını daha da çok belaya sokmuştu.
"Babamı görmeye gittim."
########################
Arkadaşlar sizce de bu bölüm çok güzel değil miydi? Ben çok sevdim bu bölümü unutmayın çevirirken bende sizinle beraber okuyorum hihihihi neyse hadi iyi okumalar 🖤🖤🖤🖤
