
Lara sabahları hep aynı şekilde uyanırdı.Alarmın sesi değil...
Işığın perde arasından odaya süzülme şekliydi onu uyandıran.Odaya Dolan O soluk sabah ışığı, Sanki her gün aynı hikayeyi baştan başlatır gibi.
Lara bunu sever miydi, sevmez miydi farkında bile değildi. Sadece alışmıştı.
Yatağından kalktığında ilk yaptığı şey pencereyi açmak olurdu soğuk hava yüzüne vurunca da tek yaptığı şey gözlerini kapatıp serinlemekti.
Okul forması giyerken de aynı ya öyle uzun uzun bakmazdı. Zaten kendini izlemeyi de sevmezdi. Insanlar Onun için hep biraz sıkıcı,biraz yorucudur çantasını hazırlarken parmakları bir an duraksadı
Defter.
Onun için en güvenli yer.
Çünkü insanları konuşurken anlamazdı ama yazarken...
Okula vardığında koridorlar yine aynıydı
Kalabalık.
Sesli.
Gülüşmeler.
Bağırışlar.
Ama Lara'nın içinde hepsi aynı tonda akar. Ne yüksek ne az. Sadece vardı. Adımlarını yavaşlatmadan yürüdü.
Kimseyle göz teması kurmadı. Ve bunu bilinçli yapmazdı alışkanlıktı.
Sınıfa girdiğinde kendi yerine geçti. Pencere kenarıydı. Defterini açtı ama yazmadı. Sadece sayfaya baktı. Bir kaç dakika sonra Edebiyat öğretmeni içeriye girdi. Yine ve yine ders boyu hoca sürekli Lara'yı derse katmaya çalışmıştı.
Teneffüs zili çalınca sınıf rahatladı. Ama bu her zaman ki rahatlamalardan değildi. Herkes aynı anda ayağa kalktı. Sandalyeler sürtündü,konuşmalar arttı,kapıya doğru bir akış başladı.
Lara yerinden kalkmadı. O kalabalığın içinde bulunmak istemiyordu. Ama dışarıdan gelen sesler bugün farklıydı.
Bir şey konuşuluyordu
"Yeni çocuk gelmiş..."
"Yan sınıfa mı?"
"Evet...Ama normal değilmiş"
"Kim demiş?"
"Herkes."
Lara için bu kelime boştu. Çünkü herkes genelde çok şey bilmez sadece tekrar ederdi. Yinede başını kaldırmadı.
Yan sınıfın kapısı açıldığında koridorda kısa bir hareketlilik oldu.
Lara istemsizce başını kaldırdı. İlk gördüğü şey kalabalık değildi.
Sessizlikti.
Bir insan etrafı bu kadar doluyken bile nasıl bu kadar sessiz olabileceğini anlamadı.
Sonra onu gördü.
Siyah saçlı bir çocuk.
Saçları özenli değildi,ama dağınık da değildi. Sanki ne çok umursanmış ne hiç umursanmamış. Üzerindeki okul formasına gelirsek düzgündü ama sanki ona ait değildi. Sanki formayı o giymemiş biri üstüne koymuş gibi gözüküyordu.
Yürüyüşü dikkat çekiciydi
Ne hızlıydı ne yavaş. Ama her adımı... netti. Sanki nereye gideceğini tek bilen kişi oydu.
Yüzü...
En garip olan yeri orasıydı.
Hiçbir ifade yoktu.
Öfke yok. Gülümseme yok. Merak yok.
Sadece...Boşluk.
Ama boş bir yüz bile bazen insanı rahatsız ederdi.
Çünkü o boşluk çok şey saklıyor olabilirdi.
Sanki herkes oradaydı ama o başka bir yerdeydi. Koridorun ortasında durdu.
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra gözlerini yavaşca hareket ettirdi.
Etrafa değil bir noktaya.
Lara o an başını kaldırmıştı.
Ne bakmak için ne fark edilmek için...
Sadece öyle olmuştu.
Ve gözleri buluştu.
O an çok uzun sürmedi. Ama kısada değildi.
Lara ilk kez bakışlarını kaçırmadı.
Ama içi...tuhaf bir şekilde hareketlendi. Sanki biri kalbine dokunmuştu. Adını koyamadığı bir his.
Ne korku.
Ne heyecan.
Sadece başlangıç hissi.
Çocuk ifadesini değiştirmedi. Şaşırmadı,duraksamadı sadede baktı ve normal bir şekilde yürüdü ve geçti.
Ama Lara için hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı.