Eurus,dışarı adımını attıgı anda yerde bir parıltı gördü.Bunu gören normal bir insan olsaydı eğer,bunu bir altın zannedip eğilerek onu almaya çalışır,göz yanıltıcı bu tuzagi farketmezdi bile.Fakat eurus, köklü ailesi sayesinde bunlardan oldukça fazla görmüs olmalı ki hem tuzagı farketmiş,hemde görür görmez altının kac ayar olduğunu anlamıstı.Bunu koyan o kadar fakir olmalı ki,eurus un bu ucuz altın numaralarına kanacagını zannetmisti.
"Hah,komik şey.Yemem ben bu numaraları." diyerek sırıttı.Montunun cebinden daima yaninda taşıdığı kulaklığını çıkardı ve kulagına taktı.Aniden,arkasında birşeyin olduğunu hissetmesiyle hızla arkasını döndü.Bu esnada kulaklığı kulağından cıkarak eurus un bulundugu bölgeden biraz uzak bir yere doğru fırladı.Arkadaki gölge,kızın reflekslerinin bu kadar gelişmiş olmasını beklemiyor olacak ki aniden koşmaya başladı.
O gizemli yabancıyı elinden kaçırmak istemeyen kız,arka kapıdaki korumalara "Tüm kapıları kilitleyin,eğer onu kaçırırsanız burdaki herkesi ölmüş bilin!"
diyerekten tehtidler savurarak insanlara emirler yağdıran kız,malikane çalışanlarının hepsini şoke etmişti.Herkes onu ilk defa böyle sinirli görüyordu.Fakat kimse olayı tam olarak bilmediği için ona sakin kalmasını söyleyemiyordu çünkü bu sefer daha da sinirleneceğini adları kadar iyi biliyorlardı.O bunu söyler söylemez alarmlar çalmaya başlamış,tüm kapılar otomatik olarak kilitlenmişti.
Alarmın çalmasıyla birlikte malikanenin en üst katında 7 tane keskin nişancı ortaya cıkmıstı.Tüm bu güvenlik önlemleri,eurus un gözlerinden ateş çıkaracakmış gibi bakması ortalığı birbirine katmıştı.Bu karışıklığın arasında emma ve daisy de dışarı çıkmıstı.Emma aşçıbaşının yanında ağlıyor,daisy ise ortalığa 'çüş ama yani' der gibi bakaraktan eurus un yanına geliyordu.Daisy ve eurus birşeyler konuştuktan birkaç saniye sonra alarm ve silah sesleri durdu.
Ardından malikanenin güvenlikleri kollarında simsiyah giyinmiş ve üstünde yine siyah pelerin olan bir adamla onlara yaklaştılar.İçlerinden en iri yarı olan güvenlik:"Efendim,onu arka bahçede kaçmaya çalışırken yakaladık,ona ne yapalım?" diyerek eurus a bir soru yöneltti.Eurus ise eliyle '1 dakika' işareti yaparak biraz soluklandı.Eliyle şakaklarını ovarken "bodrumdaki sorgu odasına götürün ve kelepçeleyin,ben birkaç dakikaya orda olurum."
dedi ve onları başından gönderdi. Yanındaki daisy ona sorgulayıcı bakışlar atarken ne zaman geldiğinden kızların haberi olmadığı , elindeki su şişesiyle ne yaptığı sorgulanmayan ve konuşmanın ne kadarına şahit olduğu bilinmeyen emma,onlara dikkat çekici ve 'ben buradayım' mesajı veren sorusunu yöneltti.
"Evimizde içinde kelepçeler ve daha neler olduğunu tahmin bile edemediğim,işkence odası tarzında bir sorgu odası var ve benim bundan haberim yok. Öyle mi sevgili arkadaşlarım?"
ikiside bu şaşırtıcı soru karşısında afallasa da eurus hızlı davrandı ve daisy den önce emma nın elindeki su şişesini aldı.Ardından "şuan su içiyorum,yani çok meşgulum ama yinede merak edersen eğer karşında biricik ikizin duruyor sevgili emma,bu yüzden ona sormalısın." dedi ve her zamanki sinsi sırıtışını takınarak nerde oldugu bilinmeyen bodruma doğru ilerledi.Arkadaşlarının arkasından geleceğini bildiği için sanki tüm ev halkına sesleniyormuş gibi yaparak "sakın arkamdan gelmeye çalışmayın,acımam." dedi ve daisy ye göz kırparak,bodrumun orda olduğu düşünülen arka bahçeye doğru ilerledi.
Herkes onun bu tehtidinin gerçekliğini bildiği için tek kelime etmeden işlerinin başına döndüler.Daisy bu işten pek memnun olmasa bile yanında naif ikizinin bulunduğunu unutmadı ve kolunu emma nın omzuna atarak malikaneye doğru ilerlediler.Bu olayı bir sürelik rafa kaldırsa bile işin ucunu asla bırakmayacaktı.
*
"Eveett.Nerdeymiş bakalim bizim küçük kaçak?" eurus un alayla sorduğu soru karşısında korumalar afalladılar.Fakat şaşırsalar bile ağızlarını açıp tek kelime etmeye cesaret edemediler.Çünkü şaşırdıkları şey eurus un canlı sesi değil,gözlerindeki öldürme arzusunun dizginlenmeye çalışmasıydı.Normalde ağzından çıkması gereken tek kelime "bitirin işini" olması gerekirken bu sevecenliği ordaki mahkumu bile şaşırtmıştı. Neyseki çabuk toparladılar.
"Yine ne istiyorsun amara?" Eurus a amara denmesi korumaları şaşırtırken onu sinirlendirmeye yetip de artmıştı bile.Kızın gözlerinden fışkıran ateş,orda bulunan iki korumayı korkudan tir tir titretirken,mahkumun ise keyifle sırıtmasına yol açmıştı.Eurus arka cebinden bir çakı çıkardı ve tek hamlede mahkumun arkasına geçerek çakıyı mahkumun boğazına yasladı.Kafasını mahkuma doğru biraz eğdi."Amara ha? güzelmiş.Söylesene marcos,ölmek mi istiyorsun?"
büyük bir soğukkanlılıkla söylediği şeyler korumaları bile korkutmuştu.Eurus konuşurken dudakları marcos un yanağına değiyordu.Korumalar bile marcos un adına çok korkuyordu fakat marcos un umrunda bile değildi.Hatta bundan bayağı keyif alıyordu diyebiliriz."Hadi ama amara.kim tarafından gönderildiğimi ve neyi istediğimi ikimiz de gayet iyi biliyoruz." dedi ve sırıtması genişledi.Korumalar ise bu konuya fransız kaldığı için kaşlarını çatmış olanları izliyorlardı.
En sonunda biri dayanamadı "Patron,izin ver şu gerizekalıyı tek hamlede kafasından vuralım da şu iş kökten çözülsün." dedi ve silahını çıkarıp marcos un kafasına doğrulttu.eurus bu tepki karşısında afallamıştı.Bu sessizlikte odadakilerin varlığını unutmuştu fakat hemen toparladı. "derhal kaybolun şurdan." korumalar gitmeye pek hevesli değil gibiydiler ama eurus un sabrı taşmak üzereydi artık. "size.derhal.kaybolun dedim!" tane tane çıkan sesi sonlara doğru gürleşmişti.
Kocaman depoda yankılanan gür ses onları korkuttuğu için hemen aradan sıvıştılar."Dedim ben,patronun ilgisini çeken o kız.Onu bana ver,bende gideyim.Bak,sorun çözüldü,artık rahatsın.Fakat şimdi boş verelim patronu falan.Onun ilgisini o kız çeksin." dedi marcos.Bunu der demez çevik bir hareketle çakıyı boğazından çekti. Hızla ayaklanarak ne zaman çözdüğü bilinmeyen kelepçeyi bir tarafa fırlattı ve eurus un kolundan çekerek onu az önce kendinin oturduğu sandalyeye oturttu.Kelepçeyi yerden aldı ve aynı hızla eurus un bileğine taktı.
Herşey saniyeler içinde gerçekleştiği için ağzını açmaya bile fırsat bulamayan kız tepki bile veremedi."Sende benim,değilmi?" diyerek göz kırptı.Eurus un sabrı kalmamıştı artık.O aptalın dediği şeye takılmamıştı aslında.Sadece arkadaşlarının eşya yerine konulması onu çıldırtıyordu.Sonunda patladı."Bana bak s#rtük,şu anda arkadaşımı bir eşya yerine koymuş bulunmaktasın.umarım bu işin sonunda ölüm olduğunu biliyorsundur.Şimdi,medenice söylüyorum.O s!ktiğimin patronuna de ki,sakın bir daha buraya adam yollamasın,o kızın peşini de bıraksın.Aksi takdirde,buraya giren her elemanı gözümü dahi kırpmadan öldürürüm.Bir daha ne sen,ne de bir başkası buraya o kızları rahatsız etmek için gelirse o lanet çetenizi çökertir,patronunuz olacak o şeref yoksunu insanı da işkence ederek öldürürüm.Daha öncede dedim,şimdi de diyorum.Acımadım,acımam!" dedi ve bileklerindeki kelepçeyi kopardı.
Ardından ayağa kalktı ve marcos un karnına sert bir tekme indirdi.Marcos karnını tutarak yere eğildiği sırada eurus onun ayagına çelme takarak yere düşürdü.O yere düşünce bodruma korumalar girdi.Eurus "ağır yaralayın ama öldürmeyin,sakın ölmesin.Sonra çete nin eline bırakın onu.Bi dayak da orda yesin.Sonra salın geldiği cehenneme.Buranın güvenliğini de sıkılaştırın.Korunmasız yer görmeyeyim" dedi ve bodrumdan çıkıp gözden kayboldu.Marcos ise arkasından afallayarak bakmakla yetindi...
Beğendiniz mi??