Çünkü kimine göre intihar tek kaçış yoluydu. Paradise Purgatory'nin ikinci intiharı, saat 23.57 itibariyle işlendi. Evet, işlendi. Hayattan kaçışı olmayan insanlar, diğer hayatta edebi yangını göze alarak intihar ederler fakat insan asla kendi isteğiyle ölmez, intihar etmez. Onu sadece hayattan nefret edenler zorlar, cinayete yön vermiş olurlar. Dolaylı yoldan cinayet işlerler.
Aslına bakarsan kasaba, birkaç aya varana kadar klişe denilebilecek kadar sakin ve normaldi. Aşıklar, arkadaşlar, kötüler ve iyiler. Sadece sokaklarda yürür, merkezde alışveriş yapar ve ormanlarda kamp yapar, müziğin sesini sonuna kadar açıp eğlenirlerdi. Bunlar çok normal ve oldukça keyifli aktivitelerdi. Yine birkaç aya kadar.
Buradaki tek ve normal olarak en iyi olan üniversitenin voleybol takımında benimle aynı mevki olan orta oyuncuydu ilk intiharı başlatan. Nasıl öldüğü hakkında tek bir bilgimiz yok, dedektif bürosu bu bilgiyi gizlemişti. Fakat benim için asıl soru, iki intihar için neden dedektif bürosu bu kadar zahmet edib de dört dedektifi bu intihar davasına atamıştı?
Evet, kızların nasıl öldüğünü bize söylemediklerine göre gerçekten korkunç bir şekilde intihar ettiklerini anlayamayacak kadar saf değildim ama hangi intihar şekli dört dedektifi uğraştıracak olabilirdi, işte asıl sorum buydu.
Ashley ve Kylie, intihar eden kızlardı. Kylie ile muhabbetim yoktu. Ashley ile arkadaştım. Çok samimiliğimiz yoktu fakat yine de severdim çünkü kimseye zarar vermeyen kendi halinde bir kızdı Ashley. Bildiğim kadarıyla babası çok zengin fakat sevgiden de bir o kadar uzak bir adamdı. Annesi ise hep babasının tarafında olup Ashley'e yaptıklarına göz yumardı. Ayrıca okulda az sayıda arkadaşı ve çok sayıda zorbası vardı. Tüm arkadaşlıklarının çıkar ilişkisi olması bir yana onu okulun aptal zorbalarına karşı korumayı çok kez denedim ama kendisi hep tek başına olmayı seçti. Kısacası ölüme koştu.
İkinci intihar eden kişi ise dediğim gibi Kylie'ydi. Onun hakkında çok bir şey bilmiyorum fakat onun aptal zorbalardan olduğu kesindi çünkü bana birden fazla kez zorbalık yapmayı kendisi gibi aptal grubuyla denemişti fakat Yazel ve Lavinya ile bu aptallarında üstesinden gelmiştik. Kylie o zorba üçlünün başkanıydı ve en kibirli olanıydı. Aramızdan en çok Yazel'den nefret ederdi çünkü genellikle yenildikleri voleybol takımımızın lideri Yazel'di. Kylie ise karşı tarafın lideriydi fakat bizimle uğraşmaktan genellikle takımına ayıracak vakti kalmazdı.
Ashley'in intihar ettiği vakit herkes okuldaydı. O gün bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu ve herkes giriş katında olan kafeteryadaydı. Birkaç kişi dışında, onlar ise futbol takımında olanlar çünkü o gün antrenman vardı. Onu en son gören kişi ise bizim gruptan Furkan'dı. Bu yüzden intiharın gerçekleştiği günden bu yana birçok kez sorguya alındı. Huysuz dedektiflerden önce bize söylemişti onu en son yangın merdivenlerinde gördüğünü.
Saat şuan 00.17'yi gösteriyordu ve herkes merkezde olan süs havuzunun başında toplanmış neredeyse yarım saattir oradan oraya koşturan dedektif bürosunun gönderdiği ekip ve onu geçkin ekip arabasının ortasındaydı. Aslında bu intihar detaylarınında birinci intihar gibi gizli kalması hedeflenmişti fakat intihar tam Paradise Purgatory'nin merkezinde olduğu için bilgiler sızdırıldı. Peki ben bunları nereden mi biliyorum? Lavinya'nın babası davanın şefi ve en ilgili kişilerden. Fakat ekip yine de hızlı davranıp çoğu detayı insanlar gelene kadar yok etmeyi başardı. Kan, kan kokusu ve kanlı süs havuzu dışında.
"Almina!" diye seslendi Lavinya, "Gelsene, burada işimiz kalmadı!" buz gibi sesi uzaktan geliyordu. Arkamı döndüğümde gerçekten de uzakta olduklarını gördüm. Süs havuzunun etrafına çekilen şeritlere ve yerdeki kanlara son kez bakarak onlara doğru yürümeye başladım.
Yazel'in gözleri hüzün doluydu. Lavinya ise tamamen donuk. Yazel ortamıza geçip kolumuza girdiğinde yürümeye devam ettik. Tek kelime konuşamaz olmuştuk çünkü üçümüzde farkındaydık kederin. Herkes korkudan evlerine çekilecek, bir kişi bunu fırsat bilecek ve evden çıkıp olanaklı her yerde intihar edebilecek, bunu üçümüzde biliyorduk.
Veya üçümüzde bilmiyorduk, belki tesadüftür bunlar. Bir kişinin intiharı kurtulmak isteyen diğer kişiye cesaret vermiştir.
Yazel bizi kasabanın arkasında kalan ve etrafa resmen, "Ben tehlikeliyim." enerjisi saçan ormanın girişine götürdü. Yazel, "Burası oturup düşünmek için güzel bir yer, bir olay olduğunda veya üzüldüğümde hep buraya gelirim." dedi. Ne Lavinya ne ben şaşırdım çünkü biliyorduk. Hepimiz birbirimizden gizli buraya geliyorduk. Daha doğrusu gizli sandığımız bir şekilde. Hepimiz buradayız çoğu zaman.
"Gelin," dedim ikisine doğru, "Şuradaki kütüğe oturalım." Biraz yürüdükten sonra uzun, bir tarafı yosun tutmuş kütüğe üçümüz birlikte oturduk. Ortaya ben oturdum sağımda Yazel, solumda ise Lavinya vardı. Yazel başını omzuma yasladığında gözlerim boşluğu izlemeye koyuldu.
Ekip arabasının yanıp sönen ışıklarını gördüğümde ne zamandır orada olduğumuza bakmak için bile uzanmadım telefonuma. Fakat yine de ekipten birkaç kişinin bizim olduğumuz kütüğün önüne kadar geleceğini düşünmemiştim. "Almina Hell, Lavinya Güneş ve Yazel Alin. Sorguya götürüleceksiniz." dedi. Sürpriz! Ne kadar mutlu oldum, çok teşekkür ederim hanımefendi. "İyi misiniz siz?" diye çıkıştı Lavinya, "Biz intihar ettiğini bile görmedik!" Eğer intihar ettiğini veya intihara teşebbüs ettiğini görseydik gıkımızı çıkarmadan giderdik o sorguya.
Ayrıca eğer tam şuanda sesimi çıkartmazsam hiç çıkartamayacağımı biliyordum. "Siz bizi aptal mı sanıyorsunuz? Diğerleri aptal olabilir ama biz değiliz. Bunun sadece intihar olmadığını biliyoruz." diye döktüm içimi, "Bir intihar için bu kadar sorguya ihtiyaç duymazsınız. Ölüm nedenini ailesine söyleyip çeker gidersiniz." diye zehrimi akıtmaya devam ettim. "Bakın hanımefendi, intihar etme sebepleri illa ki hayattan bıkmışlık olmayada bilir. Onları zorlayan, bilerek ölmesini isteyen insanlar sayesinde intihar girişiminde bulunmuş olabilirler." diye savunmaya geçti yandaki huysuz dedektif.
"Peki, tabii ki sorguya gideriz. Ama doğruları söyleyeceğimize nasıl inanabileceksiniz?" dedim. Huysuz dedektifin cevabı gecikmedi "Peki sizler bizim sorguda söylenilenlerin tek bir cümlesine kadar araştırmadığımızı falan mı sandınız?" dedi, "Uzatmayın da binin şu arabaya. Kaçışınızın olmadığını biliyorsunuz." Evet, maalesef biliyoruz. "Gelin, daha fazla uzatmayalım. Erken yapıp erken kurtulalım hiç yoktan." dedi Yazel.
Arabaya bindiğimizde bizimle konuşmak için dışarıya çıkmayan dedektiflerin olduğunu gördük. "Bu arada hatırlatayım, hâlâ bunun normal bir intihar olmadığı düşüncesinden vazgeçmedik," dedim, "Sadece sineye çekmek zorunda kaldık çünkü hepinizin bellerinde silah var." Arabayı süren dedektif gülecek gibi oldu fakat çabucak toparlandı.
"Eğer böyle bir durum söz konusu olsaydı sizi bilgilendirirdik." dedi yolcu koltuğunda oturan dedektif. "Haa öylemiymiş? Benim niye haberim yok bundan?" yine susmuyorum fakat ya şimdi, ya hiç, "Bizleri bilgilendirmeniz için hiçbir sebebiniz yok çünkü biz sadece sıradan öğrencileriz." Dedektif arabayı süren dedektife döndü. Sanki aralarında sözsüz bir anlaşma geçti. Sürücü dedektifin kaşları çatıldı.
"Aslında bir bakıma haklı Kaya, hiçbir sebebimiz yok." İşte bundan bahsediyordum. Neyse, iki arada bir derede yolcu koltuğunda oturan kaslı dedektifin soyadının Kaya olduğunu öğrenmiş bulunmaktayım. "Ama bizimde bilgileri kendimize saklamamızı gerektiren bir durum yok. Aksine güvenlik önlemleri artar." dedi Dedektif Kaya. "Endişe de bir o kadar artar ama." dedi sürücü dedektif.
"Peki, söyleyin ikinci intiharın sebebi nelerdi?" diye sordum. Dedektif Kaya ile dikiz aynasından gözgöze geldim. "İkinci cinayet," dedi Dedektif Kaya, "Bıçak ve tecavüz."
SON



