1.HAFTA 1.GÜN
"Türk Hava Yolları olarak önceliğimiz, siz değerli misafirlerimizin seyahatlerinin güvenli ve konforlu bir şekilde gerçekleşmesini sağlamaktır. Seyahatleriniz de kendinizi daha huzurlu ve güvende hissetmenizi istiyoruz. Ülkemizin bayrak taşıyıcısı havayolu şirketi olarak, Türkiye' nin Covid-19 salgını ile başarılı mücadelesindeki tecrübesinden yararlanarak, tüm süreçlerimizde sağlık otoritleriyle birlikte yeni kriterler belirleyip, önlemler aldık. Güvenli seyahat standartlarımızı sizlere sunuyor, sağlıklı ve keyifli uçuşlar diliyoruz . "
Uçus anonsu bitti. Herkes yerlerine oturdu. Uçak seferi Ankaradan Istanbula bir saat sürecekti. Bazıları çocuklarıyla ilgileniyordu , bazıları ise şimdiden uyumak için gözlerini kapatmışlardı... Ama uçağın içerisinde rahat olmayan bir yolcu vardı. Uçağın içerisinin serin olmasına rağmen cehennemdeymiş gibi hissediyordu. Derisini parçalamak istiyordu. Çok sıcaktı. Aniden kalktı ve tuvalete gitmek istedi. Uçak korkusu şimdiden etkisini mi göstermeye başlamıştı acaba ? Yavaş yavaş tuvalete doğru yürüdü ama bayılacakmış gibi hissediyordu. Gözlerini bir iki kere kırptı. Tuvaletin içine girdi ve kapıyı kilitlemeden klozetin kapağını açtı ve kusmaya başladı ama kan kusuyordu. Korkttu. Ne olduğunu kavrayamadı. Peçete aldı ve ağzını sildi.
Peçete kana bulanmıştı. Peçeteyi hızla yere attı. Kusma isteği hala durmuyordu. Ne yapacağını şaşırdı ve lavabonun iki tarafına da ellerini koydu. Haline bakmak için gözlerini aynaya cevirdi ama berbat haldeydi. Ağzının kenarlarında kan vardı, göz atları olduğundan hızlı bir şekilde koyulaşmıştı, saçları terden yüzüne yapışmıştı. Susamaya başlamıştı. Su istiyordu ve sanki bu isteği onu canavara dönüştürecek gibiydi. Kapısını kilitlemediği tuvaletten çıktı. Su bulmalıydı yoksa bayılacaktı.
Koltukların arasından hızlı bir şekilde oturduğu yere gitmeye çalıştı ama oturduğu yeri unuttu. Yakınında su var mı yok mu diye bakınmaya başlamıştı ki az ilerisinde küçük bir çocuğun biberonunda ki suyu gördü. Hızla oraya adımladı ve sertçe çocuğun elinden biberonunu aldı. Küçük çocuk biberonunun elinden alınmasıyla ağlamaya başlamıştı. Hasta kadın bunu umursamadı ve tek dikişte bütün suyu içti. Bu da yetmemişti. Başka var mı diye bakınmaya başladı. Ama çevresinde hiçte su yoktu ve çıldırıyordu.
Su içmezse kötü şeylerin olabileceğini hissediyordu ve durumu da pekte içler acısı değildi. Hostlar ve hostestler durumu fark etmiş ve kadını durdurmaya çalışıyorlardı. Erkek bir host gelip kadına arkadan saldırdı ve onu hareket edemeyecek duruma getirtti. Hasta kadın çıldırmaya başlamıştı. Çığlıklar atıyor,adamı itmeye çalışıyordu.
"Su verin bana " Hostlar ve hosteler ne yapacağını şaşırdı ve bir kadın hostes su alıp kadının yanına geldi. Erkek hosta kadını bırakması gerektiğini söylemişti. Erkek bunu güvenli bulmadı ama yolcular ve takım arkadaşlarının bakışları sayesinde kadını serbest bıraktı.
Hasta kadın serbest bırakılmasının ardından suyu içmek yerine ona su getiren kadına saldırdı ve onu boynundan ısırdı. Kadın hostes de dahil gören bütün insanlar bağırmaya başladı ama tiz çığlık hostes kadına aitti. O anda büyük bir kaos başladı ve hasta kadın, kanın tadını aldıktan sonra diger yolculara da saldırmaya başladı.
İlk hedefi ise gözlüklü genç bir delikanlıydı. Kaos ortamı, ısırılan hostes kadın ve gözlüklü çocuğun ayağı kalmasıyla birlikte daha da artmıştı. Uçagın icerisinde herkes birbirinden kaçmaya çalışıyordu ama bu kadar küçük bir alanda kaçmak nafileydi. Kısa bir sürede uçağın büyük bir bölümü salgın hastalığın pençesine düşmüştü.
Yeni bir hedef arayan bir sürü hastalıklı insan vardı. Bazıları koltukların altına saklanmış bazıları da bavulların konduğu yere tırmanmışlardı. Onları görmesinler diye dua ediyorlardı. Lakin canavarlar her yere bakıyorlardı. İnsan kanı arıyorlardı. Saklananlardan başka sağ kalan olmadığına göre hastalıklı insanlar da uçakta umursamazca ilerliyorlardı. Hedeflerini gözleriyle tarıyorlardı.
İlerlerken bir çok saklanan yolcuyu bulmuşlardi ve açlığının sıkıntısını onlardan gidermişlerdi. Artık insani hiç bir duyguları yoktu çünkü artık onlar insan değillerdi. İlerlediler ve kokpitti gördüler. Bazıları kafasını kokpitte vurmaya başlamıştı bazıları ise saçma hareketler yapıyordu. Tek dertleri şuan kandı. İnsan kanı arıyorlardı. Kaptan kokpitinin çelik kapısından bile bir sıkıntı anlamıştı. Isı dedektöründen kapının önünde birilerin olduğunu fark etmişti. Kapıya yaklaştı.
Kokpitin kapısının deliğinden kimin tıklattığını merak etti. Yolcular canavarlaşmışlardı. Sanki ölüm meleği son uçuşuna gelmişti. Korkmasına rağmen kuleyi aradı.
"Kule... Beni duyan var mı?" karşı taraftan ses gelmesini bekledi bir süre ama kuleden ses gelmemişti. Tekrardan konuştu.
"Kule... Kule beni duyan var mı? Burada çok kötü şeyler oluyor.Lütfen yardım edin!" yine ses gelmedi. En yakın ve güvenli yerin neresi olduğunu öğrenmeliydi. Kuleden yine ses gelmemişti. Neden kimse cevap vermiyordu.
"Güvenli ve yakın yere iniş izni istiyorum. Burada insanlar çıldırmış gibi." Uçağı otomatik pilota aldı ve ayağa kalkttı. Anons geçecekti. En azından cevap veren biri olana kadar.
" Sayın yolcular ! Uçuşumuzun güvenli bitebilmesi için bize en yakın güvenli yere iniyoruz. Sizden sabırlı ve metanetli olmanızı istiyorum. Iyi yolculuklar. "
Şuan orada normal insanlar olmasını umdu. Havanın güzel ve rüzgarsız olmasından dolayı hala yakıtı vardı. Tekrardan konuşmak için telsizi eline aldı.
" Iniş inzi istiyorum. Lütfen! yolculardan bazıları hastalanmış şuan kokpiti zorluyorlar. " umutsuzlukla telsizden bir ses gelmesini bekledi. Sonunda cevap veren biri olmuştu.
" Efendim durumunuzu açıklayabilir misiniz? " şükürler olsun.
"Hastalıklı insanlar var ve kokpiti zorluyorlar. Girmeleri imkansız ama içerdeki insanlardan bazılarının kurtulduğunu düşünüyorum. "
"Bahsettiğiniz hastalık insanları ne gibi gösteriyor? Tarif edebilir misiniz efendim ?"
"Gözleri bembeyazdı ve yüzleri kana kaplanmıştı. Temas etmedim. Ama onlarla temas eden insanlar hastalanmış gibi. "
"Efendim sakin olmanızı istiyorum ve size en yakın ve güvenli yeri sağlayacağımdan emin olabilirsiniz. İnişiniz gerçekleştiği yerde sağlık ekipleri de olacaktır. "
" Tamam. En uygun yeri söyleyin lütfen." Uçagı otomatik pilottan aldı ve manuel hale getirdi. Şimdi kulenin yardımıyla uçağı en güvenli yere indirmeye çalışıyorlardı.
Uçak Tayakadın ve Akpınar köyleri arasında Havalanına yakın bir yerde indirilmişti. Pilot kapıları açmalarını bekledi. Kabin memurları geldi ve güç kullanarak kapıları açmaya başladı.
Bölüm bugünlük bu kadar olacak.Vereceğiniz tepkiye göre 2. bölümü yayınlayacağım.lütfen paylaşın ve okuyun.Destek olun. Sizi çok seviyorum🧡
