Yeni bir yaz gününde rengarenk boyalı evinin yatak odasında güneşin ağaçların arasından yüzüne vuran sıcacık his ile gözlerini kamaştırarak açan ilker, dışarıya doğru hafif aralanmış pencerenin ardındaki kuş sesleri ve ılık rüzgarın eşliğiyle doğaya can veren evinin hemen yanındaki akan nehirin muhteşem sesiyle kocaman gerinleştikten sonra yattığı yerden kalkıp yatağa oturur ayaklarını ahşap zemine koyar ve başını yukarı kaldırıp şükürler olsun Rabbim bu güzel doğayı sevmeyi ve sevilmeyi ikram ettiğin için diyerek ellerini yüzüne kapatıp Amin dedikten sonra aklına tabiki ilk gelen Nehir olur ve arkasına dönüp pencereden dışarı gözleri dalarak huzurluca bakar.Yeni bir güne başlamak için yatağını topladıktan sonra yüzünü yıkamak için lavobaya giden ilker, tam yüzünü yıkayacağı sırada aralanmış lavabo penceresinin kenarında kendisine bakan sincap'ı görür ve donakalır. Muhteşem kahverengi tonları ve kusursuzca bedene yerleştirilen büyüleyici gözleri ile ilker'e bakan sincap bianda gözden kayboluverir.Yüzünü yıkadıktan sonra plak tan şarkı açan ilker evinin dış kapısını aralar ve gözlerini kapatıp derin bir nefes alır ve sabah kahvaltısından önce en sevdiği sütlü kahveyi yapmak için mutfağa gider.Çalan plaktan hafifçe gelen ses eşliğinde çalan türküye mırıldanarak eşlik eden ilker suyun ısınmasını beklerken dışarıya çıkar ve doğa ana ya merhaba doğa annemiz günaydın diye haykırarak içini çeker ve bugün Nehir'i bana getir onu çok seviyorum der ve kahve fincanına suyunu koymak için tekrar evin içine adım atar, mutfağa gider sıcak suyu kahve koyduğu fincana döker ve ardından sütü ilave eder ve tekrar dışarıya huzurlu doğaya döner.Nehir'in bugün gelip gelmeyeceğinden emin olmadığı için evdeki eksikleri tamamlamak için aklından planlar geçiren ilker ilk olarak doğal vahşi yaşamın içerisinde barındırdığı vahşi doğa hayvanlarından evini korumak için gerekli tedbirleri almaya başlayacağına karar verir.İlker çalıların arasında uzaklardan gelen çıtırtı seslerine pek aldırış etmeden kahvesini keyiflice yudumlar ve ılık yaz havasının güneşle buluştuğu huzurlu doğal sesler ile birleştiği ânın tadını çıkartır.İçeriden gelen müzik sesi İlker'i duygulandırmıştı o an, aklına sevdiği, değer verdiği beraber unutulamayacak anılarını ve sırlarını paylaştığı Samsun Huzur Evi'nde çalışmakta olan Yusuf Çakır ismindeki dostu gelmişti.Çalan türkü bu iki arkadaşın beraber dinlediklerinde ikisinin arasında güçlü bağlar kurduran bir türkü idi.Sanatçı "NEŞET ERTAŞ" ve unutulmaz türküsü "Yolcu".İlker doğal yaşamda ve tadilat vb. işlerde tecrübe sahibi olan doğuştan yetenekli dostu Yusuf'a ev işlerinde yardımcı olması için danışmaya karar verir o an.Arkadaşı Yusuf'u arar ve kendisine ulaşan İlker yardıma ihtiyacı olduğunu tek başına üstesinden gelemeyeceğini ev vb işlerde yanında olmasını ister Yusuf ise müsait olduğu en kısa sürede yardıma geleceğinin sözünü vererek bikaç kısa konuşmanın ardından telefon kapanır ve İlker'in kafası Yusuf arkadaşı geleceği için hem rahatlamış hemde çok sevinmişti çünkü birbirlerini uzun zamandır görmüyorlardı.Aradan bikaç gün çektikten sonra Yusuf çıkagelmişti tabiki yanında vazgeçilmez usta aletleri ile. İlker ile Yusuf sıkıca sarıldıktan sonra taze demlenmiş vazgeçilmezleri çay eşliğinde etrafı gezip fikir alışverişi yapan iki dost nereden nasıl başlayacaklarını tartışırken o anda deniz mavisi gözleri ve altın sarısı saçları ile İlker'in yâri Nehir gelmişti ve o an ikili gözleri sulanarak aynı anda seni çok özledim diyerek birbirlerine doğru koştular ve sarıldılar. Nihayet iki aşık geçen birkaç günün ardından kavuşmuşlardı.İlker in arkadaşı Yusuf durumu anlamış ve o da İlker ile Nehir'in sevinçlerini paylaşarak göz yaşlarını tutamadı. Beraber oturup tanıştıktan sonra sohbete başlayan İlker, Yusuf ve Nehir yapacak oldukları ev çevresi düzenlemesi için kolları sıvayarak bu zorlu işe başlamak için harekete geçmişlerdi. Yusuf bir yandan arabasından malzemeleri indiriyor bir yandan Nehir çayları dolduruyor İlker ise etrafa göz atıp nereden başlayacaklarının planını yapıyordu.Akşam a doğru iyice yorulan İlker, Yusuf ve Nehir, bayağı bir yoğun çalışmanın ardından evin bahçesi etrafına yaptıkları çit, teller ve pencere korumalıklarına bakarken muazzam bir iş çıkardıklarının farkına vardılar.Akşam hepimiz birlikte kalıyoruz diyen İlker,Yusuf'un çocuklarım beni çok özlemiştir bensiz durmazlar ama birgün mutlaka beraber kalacağız söz diyerek gitmek için müsade istedi, İlker dostu Yusuf'a Nehir'imide eve bırakırmısın bu saatte senden başkasına güvenemem diyen İlker Nehir'e,Yusuf benim en iyi arkadaşım,dostum, sırdaşımdır seni eve bıraksın dedikten sonra Nehir İlker'e Yusuf arkadaşın ile o kadar iyi anlaşıyorsunuzki bu zamanda böyle bir iki dostu müzeye kapatmak lazım dedi Nehir ve hep beraber gülüştükten sonra İlker, Nehir ve Yusuf günün bu anlamlı akşamında birbirlerinden ayrılıp evlerine gittiler ve İlker bugüne şükrederek tekrar bahçenin dışından evine baktı ve huzur dolu bir şekilde daha güvenli hissederek istirahate çekilmek için evin kapısından adımını içeri attı ve tabiki günün anlam değerlerini, yaşadıklarının yorgunluğunu bi nebze atabilmek için plakta takılı olan o meşhur "NEŞET ERTAŞ"'ın "Yolcu"türküsünü çalarak yeni bir güne merhaba demek için huzur dolu evinde gözlerini kapatıp başını yastığa koydu ve Nehir'in masmavi gözlerinin hâyaline dalarak uykuya daldı.
Bölüm 3
Doğal yaşam ve zorlukları
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.