Babamla göz göze geldim elinde bir kemer ile..
Sesizce orada o köşede benim acılarıma eşlik eden köşede yerde oturuyordum bilmiyorum ne zamandır burdaydım.. bilmiyorum beni özleyen var mı? yada hatırlayan.
Üzerime yürüdü anlık gözlerimi kapadım ve karşımdaydı tek isteğim ölmekti ama onun elinden değildi ya kendi elimden ya bir başkasının yada Azrail’in ama onun asla.
Anlık saçımda bir el hissettim korktum ama belli etmedim “ biliyor musun” “ee söylersen neden bilmiyim değil mi” daha sert bir şekilde saçımı çekti çığlık attım “aynı annen gibisin” “ hangisi olduğuna bağlı bir? iki-“ “senin doğuran” “ ıyy midem bulandı” telefon çaldı beni gözleriyle süzmüştü ama fark etmemiş gibi davrandım.
Saçımı bıraktı ve öylece uzaklaştı.
Bişiyler mırıldan dı ama anlamadım sadece gitti.
4-5 dakka kapıyla bakıştım sonra araba sesi duydum gitmiş olmalıydı ayağı kalktım o küçük pencereden baktım ama hiç bişiy göremedim bilmiyordum kaç kere kaçmaya ve kaçmıştım fakat işe yaramadı hala burdaydım bu hafta kaçaçığıma yemin ettim kafaya koydum etrafa bakındım bodrumda olduğumdan taşlar vardı en büyüğünü buldum fakat çokta büyük değildi ama ağardı umutsuz bakışlar içinde çamı kırmayı denedim bir attım iki attım ve üç “çatladı!!” daha sert atışlar içinde çamı kırdım ve en küçük çam parçalarını seçtim ve sağ elime açımasız bir şekilde batırdım ardından en büyük ve en keskin olan parçaları aldım babamın gelmesini bekledim bekledim ve bekledim. Araba sesi geldi ardından kapı sesleri elimdeki çam parçasını koluma hızlı bir şekilde yarmıştım göz açıp kapayıncaya kadar her yer kan olmuştu babam gelmişti bir bana bir koluma bakıyordu “ne bok yedin lan sen” hızlı adımlar içinde yanıma geldi kolumu çekti canım açmıştı çığlık attım “yürü kalk hastaneye gideceğiz” kısa shortum ve sütyenimle bakıştım babam anlamıştı fakat umursamadı kapıdan çıktım titreye titreye merdivenleri çıktım arkama dönüp baktım kandı.
Kırmızı bir terlik vardı onu giydim biraz küçüktü eski olmalıydı arabaya bindim babam kolumu çekip bir bez parçası sardı kanamam azda olsa azalmıştı yaklaşık olarak 5 km sonra kapıyı açtım.
Öylece savruldum arkama baktım arabayla üstüme geliyordu ayağa kalktım orda kapalı kalkmaktan İstanbul’u unutmuştum ara sokaklara baktım.
Arabanın geçmeyeceği bir yer vardı oradan geçtim.
Garip garip adamlar vardı ordan geçmek ne kadar doğruydu bilmiyordum ama babamdan iyi olduğunu biliyorumdum.
Babamın sesini duydum “seni aptal kaltak hemen buraya gel” “çok beklersin akşama pilav yersin”
artık başım dönüyordu eğer saklanmaya çalışsam arkamdaki kan izleri benim nerde olduğunu gösterirdi.
Caddeye çıkan bir yol gördüm ve hızlı bir şekilde oraya gittim başım baya dönüyordu babam bana yakındı ağlamaya başladım “lütfen yardım edin yalvarırım” “bağır bağır belki sesini duyarlar”
3 araba ve 7-8 takım elbiseli adamlar gördüm.
Oraya koştum arkama dönüp baktım ve takıldım
”LÜTFEN YARDIM” “yolun sonu” “lütfen” bir adam geldi orada gördüğüm adamlardan biriydi
“ya kızı bırakırsın yada bırakırsın” demişti
“ya bırakmasam?” Adam silahını çıkarıp
“gidiyor musun yoksa tahtalı köye mi gidiyorsun?”
son kelime komik gelmişti gülmüştüm adamda bana bakıp sırtmıştı “bu burda bitmedi Afra” “bıdı bıdı”
”o adam olmasa-“ silahını doğrultu çekip gitti.
Kurtuldum mu? Bu adama bana zarar vericek miydi?
Yaşayacak mıydım? İyimi olacaktım?



