Memur Can beni aradığında uyuyordum. Elime telefonu alıp aramayı açtım ''Ne oldu?'' soruma cevap alamadan kapı çaldı bir elimde telefon diğer elimde kahvem ile kapıya doğru yürüdüm. Kapıyı dirseğimin yardımı ile açtım ve Memur Can'ı ıslak ve ağlamış bir şekilde gördüm hemen elimdeki telefonu ve kahve bardağını bırakıp Memur Can'a bir içki ısmarladım onun ağlaması beni de ağlatacak kadar içtendi..
''Neler oluyor Can?'' dediğimde bir süre cevap bekledim yaklaşık bir dakika sonrasında cevap geldi ''karım.. biricik karım.. o ormana yürüyüşe çıktı ve bir daha geri dönmedi..'' dedi ağlamaklı bir ses tonu ile bende bir
kadın olduğumdan gözlerim doldu kim neden yapardı bu eziyeti bir kadına?...
Can ''içimde bir boşluk var defne.. dolduramıyorum o gittikten beri'' deyip masaya sızdı içimden o an içim içimden geçmişti ve tam o an yemin ettim o katili bulacaktım..
Sonraki günler bu kadın cinayetleri artmaya ve çocukların annesiz kalması baya bir artmıştı
Bende harekete geçip en çok cinayetin bulunduğu o ormana gittim her yer çok karanlık ve sessizdi
birden bir ağacın dalında kesik bir kol gördüm içimden bir küfür geçirdim kalbim de bir boşluk oluştu bu bir kadın eliydi.. bir kadının ki kadar narin ve zarif el ve kolda asılı kalan bir sonsuzluk kolyesi vardı karşımda hemen o kolu ve kolyeyi poşete koydum eldivenlerimin de yardımı ile birlikte ağacı ve etrafını kontrol ettim herhangi bir şey yoktu sadece kan vardı. bu katil değildi seri katildi çünkü bu kol testere ile ustaca kesilmişti testerenin parça parça izleri hala koldaydı. fazla ileri gitmeden poşetin içindeki kolu karakola götürdüm Can bir an kendisini tutamayıp ağlamıştı bu onun eşinin kolundaki bilezikle aynı bilezikti kafam artık hiçbir şeyı almıyordu..
Canın evine sık sık gitmeye başlamıştım canın çocuklarına anneleri gibi bakmaya çalıştım can her seferimde ağlıyordu
ben defne ve bu olayı çözmeden bir yere ayrılmayacağım!
