İçeriğe geç

7 GÜN: DİRİLİŞ

Bölüm 3 · 3 dk okuma

7 GÜN: DİRİLİŞ

Bölüm 3

İLK YOLDAŞ

1. gün.

Sınav böyle başlıyordu. Uyanınca kendimi hiç bilmediğim bu yerde -ormanda- bulmuştum. Tam tamına 7 günüm vardı. 7 gün içinde pusulanın götürdüğü yerlere gitmek zorundaydım. Peki ya sonra? Bir çıkış mı bulacaktım? Bir kapı? Charon, bu konu hakkında hiçbir şey söylememişti. Nereye varmam gerekiyordu bilmiyorum. Onu görürsen demir suratına bir tane indirecektim. Tanrı'nın bile yüz vermediği bu ormanda tek başıma ne yapacaktım şimdi! Pusulam neredeydi benim?

Etrafa bakındıktan sonra cebimde olduğunu fark ettim. İğnesi dönüp duruyordu.

"Hay ben böyle işe.." O Charon'u bir bulsam varya! Beni getirdiği yere bak. Olacak şey değil.

Burada saatlerce boş boş duramazdım. Pusulayı cebime geri tıkıp yürümeye başladım. İlerlemekten başka seçeneğim yoktu.

Bir süre yürüdükten sonra -tahmini 15 dakika- bir adam gördüm. Tam karşımda duruyordu.

"Hey!" Cevap vermedi. Kıpırdamadan durması da ilginçti.

"Hey! Sana diyorum." Kafasını kaldırıp bana baktı. Aman Tanrım. O ölüydü. Tamam bende ölüydüm ama o daha çok ölüydü. Morarmış bir suratı ve ağzından akan kanlar vardı.

Bu da ne böyle?! Bir zombi mi? Hadi ama dostum, gerçekten mi? Tamam sakin ol Kirel. Sakin ol. Bu çok saçma. Aynı Şu anda beklemem gibi. Koşsana aptal!



Kendime geldikten sonra koşmaya başladım. Aslında kendime gelmemiştim. Sadece ikinci bir şok dalgası vurunca yaklarım otomatik olarak hareket etmişti. Zombi adam sürüsünüde getirmişti. Sanırım arkamda en az 50 ölü vardı.

Ne kadardır koşuyorum bilmiyorum ama çamlar yerini binalara bırakmıştı. Hala peşimdelerdi. Saklanmam gerekiyordu. Ara sokaklardan geçerek izimi kaybettirmeye çalıştım. Ordan rasgele bir binanın içine girip kapısını kapattım. biraz soluklandıktan sonra kulağımı kapıya dayadım. Gidiyorlardı. Derin bir nefes verdim. Sesler kesilince rahatlamıştım. Arkamı dönüp nerede olduğuma bakayım derken silahla burun buruna geldim.

Karanlık olduğu için yüzünü göremiyordum.

"Sen ne halt ettiğ-"

"Kes sesini!" Korktuğumdan değilde şaşkınlığımdan susmuştum. Yani önümde bana silah doğrultan adamdan korkacak değildim herhalde.

"Sen ne yaptığını zannediyorsun?" Sol elimi gösterip sağ elimle bileğine vurdum ve silahı kaptım. Bunu yapabildiğimi bilmiyordum. Silahı ona doğrulttum. Afallamış görünüyordu.



"Nesin sen böyle?" Pekala, bu günlük bu kadar garip soru yeterliydi.

"Kimsin sen ve neden bana silah doğrultuyorsun?"

"Aslında şuan sen bana doğrultuyorsun." Güldü mü o?!

"Ukalalığı kes ve cevap ver!"

Ne oluyo be! Silah.. aniden kayboldu. Biri sihir yapmış gibi bir anda yok oluverdi. Kahretsin! Üzerime gelmeye başladı. Şimdi b*ku yedin Kirel. O yaklaştıkça ben geri gidiyorum ama kapı hemen arkamdaydı. Kaçacak yerim yoktu ve o gelmeye devam ediyordu. Camdan sızan ışık yüzüne çarpınca gördüm onu. O bakışlar.. tanıdık geliyordu. Çok fazla yakınımdaydı. Ben onu izlerken o da beni izliyordu. Yavaş hareket ederek elini kaldırdı. Ellerini saçlarımda gezdirmeye başladı. Hızlanan kalp atışlarımın duyulmasından korktum. Var olan tüm gücümle onu ittim. "Kimsin sen?"

"İlk ben sordum."

Daha fazla sinir bozucu olamazdı. "Kirel, sen?"

"Balaam. Kirel görevin ne?"

Göz devirdim. Tanımadığım birine görevimi söyleyecek değildim. Belinde duran silahı gördüm. Az önce elimde olan silah. Oraya nasıl gitmişti o? "Hey! O silah nasıl oluyorda birden kaybolup sana geri dönüyor?!"

"Bilmem. Bir çeşit kural olmalı. Charon verdi. Demekki benden başkası kullanamıyor olmalı."

Balaam'ın yere yığıldığını gördüm. Her şey çok hızlı gelişmişti. Önce cam kırılmıştı ve maskeli bir adam ordan Balaam'ın üzerine atlamıştı.

"Balaam! Seni o** ç**!"

Bir süre yerde boğuştular. Maskeli adam elindeki bıçağı ona saplamak üzereydi.

'İğne yakınlarında biri öldüğünde duracak. Bu yüzden adı ölüm pusulası'

Ne yapacaktım? Onu öylece öldürmesine izin veremezdim. Bir şey yapmam lazımdı.

BÖLÜM SONU

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.